GeriGündem Uçakta: Kemal Bey’in kalmasında Fayda var / Grupta: Kemal Bey’den daha ideali olmaz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Uçakta: Kemal Bey’in kalmasında Fayda var / Grupta: Kemal Bey’den daha ideali olmaz

Uçakta: Kemal Bey’in kalmasında Fayda var / Grupta: Kemal Bey’den daha ideali olmaz
Abone Olgoogle-news

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Katar ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin “Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başından gitmesini mi istiyorsunuz” sorusuna şöyle cevap verdi: “Kemal Bey’in kalmasında fayda var.” Erdoğan, aynı görüşü partisinin grup toplantısına da taşıdı. Hiçbir CHP’liye genel başkan olması gerektiği yönünde telkinde bulunmadığını söyleyen Erdoğan, “Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha ideal bir genel başkan olmaz” dedi.

CUMHURBAŞKANI Erdoğan Katar dönüşü uçakta gazetecilerin soruları üzerine özetle şu mesajları verdi:

Kemal Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu bir CHP’den memnun musunuz? Yoksa o gitsin yerine başka biri mi gelsin istersiniz?

Bizim için artı değer kazandırıyor. Kemal Bey’in kalmasında fayda var. Görüldüğü gibi bu CHP, siyaset değil yalan üretiyor. Çözüm değil, sorun üretiyor. Bay Kemal CHP’yi yalan üretme merkezi haline getirdi. Şu anda kendi kumpasları çok açık ve net ortada. Bir gün söylediğini ertesi gün inkâr ediyor. Önce “Niye olmasın?” diyor. Sonra böyle “bir şeyin olmadığını, olabileceğini” söylemek gibi garip yaklaşımları var. Bir adam çıkardılar, ben o adamı hiç tanımam. Şimdi ismini duydum. Yalan yanlış plakalar uydurdu. Zavallı, Külliye’ye giren her aracın künyesinin tutulduğundan bilgisi yok. Hangi araç girerse girsin hepsinin kaydı tutulur. Girişlerinde fotoğraf çekimleri vardır. Bunların hepsi ortaya konunca da savunacak hali kalmadı.

İSTİHBARATIN İŞİ YOK DA CHP İLE Mİ UĞRAŞACAK?

Kılıçdaroğlu, istihbarat birimleri tarafından CHP’nin karıştırıldığını öne sürdü. Böyle bir şey söz konusu mu?

İstihbaratın öyle büyük işleri var ki... Böyle basit işlerle uğraşacak vakti mi var? Şu anda istihbarat örgütümüz Barış Pınarı harekâtı ile uğraşıyor. Türkiye’yi dışardan kuşatan bütün o malum çevrelerle uğraşıyor. Bir de şimdi CHP’nin işiyle uğraşıp CHP’nin içinde ne var ne yok onlarla mı zaman geçirecek? Bay Kemal buradan kendine çıkış yolları arıyor. Bunları söyleyerek “Bizim içimizde kumpas yok” demeye getiriyor. Bay Kemal sen bunu git Muharrem (İnce) Bey’e anlat. Muharrem Bey senin içini gayet iyi anlatıyor. İstihbaratımıza gerek yok, Muharrem Bey yeter zaten.

Bir süredir Kılıçdaroğlu, tank palet fabrikasıyla ilgili iddialarda bulunuyor. Altay tankının seri üretiminin yapılamayacağını da ileri sürüyor...

Bay Kemal tankı görse herhalde başka bir şeye benzetir. Ben, Başbakanlığım sırasında Altay tankının (prototipini) Arifiye’de gördüm. Orada test sürüşü yapıldı. Gayet etkindi. Ayrıca bir de Almanya’dan alınan tanklar ve modernizasyonu konusu var. Onun için bizim kendi kendimize yetmemiz zorunlu. Öncelikle Arifiye’nin baştan aşağı elden geçmesi lazım. İlk etapta 50 milyon dolarlık yatırım yapılmalı ki Arifiye’yi yeniden ayağa kaldırmış olalım. “Arifiye’ye acaba Savunma Bakanlığı 50 milyon dolarlık yatırım yapabilir mi?” diye konuştuğumuz süreçte, Altay tankı ihalesini kazanan BMC Grubu yatırıma talip oldu. O aşamada Arifiye’de hassas adımlar attık. Burada personel çıkarma diye bir şey söz konusu değil. 50 milyon dolarlık harcamayı BMC yapacak, belli bir süre burada kalacak.

BMC bir şey daha yaptı. Sakarya Karasu’daki arazisine, İzmir’deki fabrikalarını taşıma kararı aldı. Buranın temel atma törenini yaptık. Burada satış yapmadık, tahsis yaptık. Bu tahsis süresi içerisinde aynı zamanda 50 milyon dolarlık yatırımı da oraya yapacak. BMC ayrıca tank bakımlarına başladı. Bunlar, Almanya’dan geçmişte alınan 600 kadar Leopard tankı.

Altay tankı üretiminin olmayacağı gibi bir şey söz konusu değil. Biz tankın geliştirilmesine neredeyse 500 milyon Euro harcamışız. Böyle bir yatırım yapılmış şimdi çıkıp birileri diyor ki “Altay tankı üretilemeyecek”. Bunu sana kim söyledi? Ben bizzat testlerini izledim. Altay tankı başarılı şekilde orada havuzlardan tutun da çukurlara giriş çıkışına varıncaya kadar gayet iyiydi. Bay Kemal sen şu ana kadar hiç gördün mü? Altay tankı nedir haberin yok. Kalkıp sadece oradaki işçiyi, vatandaşı tahrik ediyorsun. Yalandan başka bir şeyin yok. Fabrikanın satışı da söz konusu değil.

BU KONUTLAR DÜNYAYA ÖRNEK TEŞKİL EDECEK

3-4 Aralık’ta NATO Zirvesi sonrasında Türkiye, İngiltere, Almanya, Fransa dörtlü toplantısı olacak. Güvenli bölgedeki altyapı yatırımları için uluslararası bağış konusu gündeme gelir mi?

Uluslararası donörler toplantısını biz gündeme getireceğiz. Sayın Trump’a, Sayın Putin’e ve Sayın Temim’e bu konuları açtım. Katar NATO ülkesi değil ama bu konularda hassas. Bu konutları yaparsak dünyaya örnek teşkil edecektir. Özellikle Tel Abyad ile Resulayn arasında bir adım atabiliriz. 120 kilometre uzunlukta, 30 kilometre derinlikte konutların yapımının başlaması bile gerek Suriye’de gerekse tüm dünyada mültecilerle ilgili gelişmelerde bir örnek haline gelecektir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir proje yok. Özellikle konutlar, hastane, okul, ibadethane, sosyal donatılar görenleri büyülüyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, FETÖ elebaşı Gülen’in vatandaşlıktan çıkarılması kararının sizin imzanıza kaldığını söyledi. Konu hangi aşamada?

Daha benim önüme gelmedi. Bunun istişaresini yaparız. Eğer vatandaşlıktan çıkarmak hayırlıysa hemen imzayı atarız.

KANLI EYLEMLERİNİN HADDİ HESABI YOK

m Barış Pınarı harekâtı gelinen aşamada bitiyor mu? Bu süreç ne kadar devam edecek?
Barış Pınarı harekâtına tarih belirlemek yanlış olur. Bizim buradaki mücadelemiz belli bir takvime bağlı değil. Bugün itibarıyla etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1230. Bizim de 13 Mehmetçiğimiz şehit. Suriye Milli Ordusu’ndan da 241 şehit var. Sivil kayıp sayısı da 22. Bu mücadeleyi kararlı şekilde sürdürmemiz lazım. Bizim önceliğimiz şu an, terör örgütünün tacizlerini ortadan kaldırmak. Şu anda kısmen ABD’yi ve genelde rejimi rahatsız eden bizim oradaki varlığımız. Bizim mücadelemiz Kürtlerle değil, teröristlerledir. PYD, YPG, DEAŞ teröristtir. Bu örgütlerin hepsi ile mücadele ediyoruz. Bakıyorsun bir terörist Mazlum Kobani adını kullanıyor. Bu adam Ferhat Abdi Şahin, Şahin Cilo kod adını kullanan terörist. Bu adamın katıldığı kanlı eylemlerin haddi hesabı yok. Yüzlerce insanın kanına girdi. Bunu Sayın Trump’a, Sayın Putin’e görsellerle anlattım.

Uçakta: Kemal Bey’in kalmasında Fayda var / Grupta: Kemal Bey’den daha ideali olmaz

DİŞİME GÖRE BİR ANA MUHALEFET YOK

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, ‘Beştepe’de gizlice görüştüğü bir CHP’liye genel başkanlık telkininde bulunduğu’ iddialarını bir kez daha yalanlarken, “Hiçbir CHP’liye genel Başkan olması gerektiği yönünde telkinde bulunmadım, çünkü Sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha ideal bir genel başkan olmaz. CHP’nin başında kimin olduğundan bize ne?” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin dünkü Meclis grubunda şöyle konuştu:

ŞİZOFRENİK VAKALAR PARLAMENTO’DA

“Önce bir grup başkanvekili Meclis Genel Kurulu’nda AK Parti’yi temsil eden bir grup başkanvekilimize, ‘Bu hanıma haddini bildiriniz’ diyerek imalı bir sataşmada bulunuyor. Bir de ‘ulan’ ifadesini kullanıyor. Dün Katar’dan dönerken basın mensupları şöyle bir soru sordu: ‘Şizofrenik vakalarla caddeler dolu. Bu durum ne olacak Sayın Başkan?’ dediler. Ben de kendilerine dedim ki, ‘Şizofrenik vakalar sadece caddelerde değil, Parlamento’nun içinde de var’. Önce bu şizofrenik vakaları Parlamento’dan temizlemek lazım. Bu şizofrenik vakalardan Parlamentomuzu temizleyemezsek Türkiye Cumhuriyeti’nin bu Parlamento’suna yazık olur. Bu temizliği yapmamız lazım. Sokaklarda başörtülülere kendi anlayışlarına göre had bildirmeye kalkanlar gözaltına alınıp tutuklanabiliyor. Bunlar ise dokunulmazlık zırhına sarılarak bu ifadeleri kullanıyor. Hadi bakalım, dokunulmazlık zırhı olmasa acaba bu şizofrenik vakalar bu adımları atabilir mi? Gidecekleri yer bellidir. O da akıl hastaneleridir. Hukuk devleti sınırları içinde bunların hepsinin hesabı sorulmuştur. Özürmüş mözürmüş filan bunlar geçiştirme. Yüreği varsa, ‘Benim dokunulmazlık hakkımı kaldırın, hukukta bu mücadeleyi verelim’ desin. CHP yöneticilerinin bu tavrı bu partinin 28 Şubat zihniyetinden bir milim öteye geçmediğinin işaretidir.

Bir CHP’linin casus filmlerine taş çıkartacak bir senaryoyla Külliye’ye gelip gizlice benimle görüştüğü iddia edildi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi milletin evidir. Herkes gibi CHP’lilerin de buraya gelme hakkı vardır. Nitekim çeşitli vesilelerle CHP’lilerden de Külliye’ye gelenler olmuştur. Mesela 15 Temmuz’un ardından Bay Kemal de gelmiştir. Sayın Bahçeli gelmişti. Mesela Cumhurbaşkanlığı adaylığı döneminde Muharrem İnce bizimle görüşmek için Külliye’ye değil ama partimize gelmişti. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İmamoğlu da geldi. Seçim sonrası tüm büyükşehir belediye başkanlarını kabul ettik. Başka vesilelerle gelenler arasında da mutlaka CHP üyesi olanlar mevcuttur. Külliye benim şahsi malım değildir, milletin varlığıdır. İddiaya göre bu görüşmede biz gelen kişiye ‘Senin CHP Genel Başkanı olman gerekir’ demişiz.

Uçakta: Kemal Bey’in kalmasında Fayda var / Grupta: Kemal Bey’den daha ideali olmaz

BAŞINDA KİMİN OLDUĞUNDAN BİZE NE?

Her şeyden önce böyle bir görüşmemiz olmadı. İddia edildiği gibi gizli saklı hiçbir CHP’li yanımıza gelmedi. Hiçbir CHP’liye genel başkan olması gerektiği yönünde telkinde bulunmadım; çünkü Sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha ideal bir genel başkan olmaz. CHP’nin başında kimin olduğundan bize ne? Konu CHP’lileri alakadar eder. Olmayan görüşmeyi ve olmayan bir konuşmayı ortaya atan gazeteciyi, siciline binaen bir parça mazur görmek mümkün. Nitekim bugünkü yazısında galiba özür diliyor, bizden de dilemiş, teşekkür ederiz. Peki, bu iddianın üzerine ‘doğrudur’ diyerek adeta tüy diken Genel Başkan’ı ne yapacağız? İddia öyle saçmaydı ki ilk duyduğumda cevap vermeyi kendime zûl addettim. Meselenin dallanıp budaklanması üzerine ‘Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum’ diyerek yalanladım. Buna rağmen kendisi çıkıp delikanlıca ‘Hata ettim, özür dilerim’ diyemedi.
Bunca yıl Başbakanlık yaptım, Cumhurbaşkanlığı yaptım en çok hayıflandığım konulardan biri, şöyle dişime göre bir ana muhalefet bulamayışımdır. Kendilerince en güçlü oldukları zamanda düştükleri durum ortada.”

PARAYI YÖNETME SANATINI ORTAYA KOY

MAHALLİ seçimlerde kazandıkları birkaç belediye bunların dengesini iyice bozdu. İşte görüldüğü gibi aradan 7 ay geçmeden kendilerini yerden yere atmaya başladılar. Şimdi, ‘Biz bu şartlarda Ankara’yı yönetemeyiz’ diyorlar. Çok enteresan. Niye yönetemiyorsun? Kazandın ya hadi bakalım yönet. ‘Ben, Ankara’nın suyundaki kiri gideremem’ diyor. Devletten alman gereken parayı alıyor musun? Alıyorsun. Öyleyse şu andan itibaren parayı yönetme sanatını ortaya koyman gerekir. Eğer parayı yönetme kabiliyetin varsa, o zaman bu adımı atarsın. Kredi bulmak, o senin işin. Krediyi de bulacaksan bul. Aynı şey İstanbul için de geçerli. Şu anda yok fakat gelen haberler çok hayra alamet değil.

HAVA BÖYLE GİDERSE İSTANBUL SUSUZ

İstanbul’da 3 ay gibi bir süre sonra, havalar böyle giderse, İstanbul susuzluğa doğru yürüyor. Benzer şey Ankara için de geçerli. Ankara’da şu an söylenen, özellikle atık su noktasındaki sıkıntılar... Yapacaksın arkadaş, çözeceksin bu sorunu. Bu konuyla ilgili olarak, ‘Bana borçlanma noktasında Meclis müsaade etmiyor’... Borç yiğidin kamçısıdır. Borçlanma noktasında da meclis, belli sorumlulukları üzerine alamaz. ‘Biz, bu işi çözeriz.’ Bunu görürse, meclis de bu noktada size gerekli desteği verir. Bunu görmüyorsa, bu desteği de veremez.

TAHT OYUNLARINI GEÇTİ

Ve şimdi yeni bir senaryo daha çıktı: Yatta bir aradaydılar. Yatta bir araya gelenler birbirini suçluyor, ‘Ben yatta yoktum’ diyor, öbürü ‘Ben de yoktum’ diyor. Fakat bu iddiayı ortaya atan Sayın İnce de diyor ki ‘Onlar kendini gayet iyi bilir’. CHP Genel Başkanı’na, bu konuları ortalama bir insan idrakiyle anlatamayacağımızı sayısız tecrübeyle öğrendik. En sonunda işi ‘yandı bitti kül oldu’ya getirdiler. Maalesef günlerdir televizyon film ve dizilerindeki taht oyunlarını, güç savaşlarını, iktidar kavgalarını, komplo teorilerini gölgede bırakan bir oyun seyrediyoruz. Onurlu bir siyasetçinin yapacağı iş, gelinen noktada, önce bizden sonra itham ettikleri kişilerden özür dilemek olmalıdır. (Turan YILMAZ - ANKARA)

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle