GeriGündem Türkiye'nin tarih hazineleri dünyanın 1 numarası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye'nin tarih hazineleri dünyanın 1 numarası

TÜRKİYE her kazı mevsiminde insanoğlunun geçmişine ışık tutan yüzlerce keşife sahne oluyor. New York Metropolitan Müzesi'nin araştırmacılarından Oscar White Muscarella, ‘‘Anadolu Türkiye'si belki de arkeolojik çeşitlilik açısından en zengin ülkesi. Taş Devri'nin erken döneminden Osmanlı'ya kadar uzanıyor’’ diyor.

Arkeologlar, eski aletlerle yeni cihazları buluşturarak, tarihin izlerini yakalamaya çalışıyorlar. Kürek, spatula ve fırçaların yanı sıra DNA testleri, tarama cihazları, uydu fotoğrafları, sualtı kameralarıyla eski toplumların sırları deşifre edilmeye çalışılıyor. İstanbul'daki Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün Başkanı Harald Hauptman, ‘‘Bu sayede bizden önce yaşamış insanlara daha çok yaklaşıyoruz. Sanat ve heykeller bize yardım ediyor’’ diyor. Vakit ilerledikçe paradoksal bir şekilde günümüz insanı atalarına daha çok yaklaşıyor. Hayatlarıyla ilgili bulmacalar çözüldükçe, geçmiş de giderek aydınlanıyor.

YAĞMA VAR!

Dergiye göre, her yıl milyarlarca dolar değerindeki arkeolojik parça, yabancı koleksiyonlara gidiyor. Bilkent Üniversitesi'nden Marie-Henriette Gates, ‘‘Büyük bir ticaret sözkonusu. Ne kadarlık bir pazar olduğunu tahmin etmek bile mümkün değil’’ diyor. Genellikle köylülerin bu eserleri çıkarıp sattığını anlatan Gates, ‘‘Ödül o kadar büyük, ceza o kadar küçük olabiliyor ki, insanlar bu riski göze alıyor’’ diyor. Ancak bu paha biçilmez parçaların özel koleksiyonlara girmesiyle tarihi değerlerini kaybettiğini belirten Bronz Çağ uzmanı Gates, ‘‘Bu eserler, bulundukları yerden çıkarıldıkları an, tarihi açıdan değerlerini kaybediyor’’ diyor.

Oscar White Muscarella da ‘‘Dünya müzelerinden Türk eserlerine yönelik yoğun bir talep var. ABD, Almanya, İngiltere ve Japonya bu nadide zaman kapsüllerini yok edenlerin başında geliyor.’’ diyor. DIŞ HABERLER SERVİSİ

Time Dergisi, son sayısında ‘Türkiye’nin hazineleri' başlığı altında ülkemizin arkeolojik zenginliklerini kapak yaptı. Türkiye'nin eski kültürleri buluşturan zengin çeşitliliğiyle açık hava müzesini andırdığına işaret eden Time, arkeologların kazılarla taş devrinden bu yana sıradan insanların nasıl yaşadıklarını çözmeye çalıştığına işaret etti. Time, bir yandan da Türkiye'nin en büyük tarihi eser hırsızlıklarına sahne olduğunu yazdı.

Neler bulundu

Taş devrinin inşaat tekniği

Şanlıurfa'nın 15 km kuzeydoğusundaki Göbekli Tepe'de tarihöncesi dönemlere ait 4 adet kireçtaşından yapılmış anıt taşlar bulundu. 7 metre yüksekliğindeki muhtemelen 50 ton ağırlığındaki taşlar, eski Mısır'da piramitler inşa edilmeden yaklaşık 6000 yıl önce dikildi. Harald Hauptman'a göre cilalı taş devri insanları büyük taşları dikecek inşaat tekniğini biliyordu. Hauptman, ‘Buradaki bulgular Fransa’da bir mağarada keşfedilen M.Ö. 14 bin yılına ait çizimler kadar önemli' diyor.

Arkeolojik heykel koleksiyonu

Menderes Vadisi'ndeki Afrodisias antik kentinde de kazılar sürüyor. Tanrıça Afrodit için yapılmış, 30 binlik kişilik stadyumu, açık hava tiyatrosu, hamamlarıyla Afrodisias en iyi korunmuş eski Yunan-Roma miraslarından biri. Depremler yüzünden çamur altında kalmış olan Afrodisias'taki çalışmalar liderlik eden Oxford Üniversitesi'nden Prof Berth Smith, ‘Türkiye’de kalan en büyük arkeolojik heykel koleksiyonu' diyor.

Torosları Babil'e bağlayan köprü

Şanlıurfa'nın güneybatısındaki Fırat Nehri'nin geçtiği Belkıs yakınlarında eski antik Selucia ve Apamea kentlerinde de kazılar yapılıyor. Selucia Apamea'nın ortak adı eski Yunanca'da ‘köprü’ anlamına gelen Zeugma. Gaziantep Müzesi Müdürü Rıfat Ergeç ile birlikte kazıları yürüten Nantes Üniversitesi'nden Fransız arkeolog Catherine Abadie-Reynal, ‘İki taraf arasındaki bağlantıyı çözmeye çalışıyoruz’ diyor. Fırat'ın sağ yakasında olan Apamea'da Roma dönemine ait bir evde mozaik ve cerrahi aletler bulundu. Buranın bir doktorun evi olduğu sanılıyor. Selecia'da ise Romalı askerlerin burada garnizon kurduğuna dair bulgular elde edildi.

Doğu'dan Batı'ya göç

Malatya yakınlarındaki Arslantepe'deki 5000 yıllık sarayda yapılan kazılarda da bakır ve gümüş hazinelerin yanı sıra bol miktarda silah bulundu. Arkeologlara göre, hükümdarın mezarında çıkarılan Mezopotamya'ya ve Batı'ya özgü siyah cilalı aletler, hükümdarın bir göçer olduğunu ortaya koyuyor. Mezarda ele geçirilen aletler, kuzeydoğudan batıya doğru göçün ilk kanıtı ve bu göç sonucunda Orta Anadolu'da Hitit İmparatorluğu doğdu. Roma Üniversitesi'nden Marcella Frangipane, ‘Mezarın yapıldığı zaman itibariyle tarihin akışı değişti’ diyor.

Nasıl ibadet ediyorlardı

Göbekli Tepe'nin 45 km kuzeydoğusunda Nevala Çori'de yapılan kazılarda çıkarılan kireçtaşı ve kilden yapılmış küçük ve gerçek boyutlardaki figürler, İsa'dan 8000 yıl öncesinde insanların nasıl ibadet ettiklerine ışık tutuyor. Yarı-insan, yarı-hayvan figürler, insanların taptığı totemleri andırıyordu.

Roma'nın Teksas ve California'sı

Burdur bölgesindeki Sagalassos Roma İmpatoru Ceasar tarafından imparatorluğa katıldı. Arkeologlara göre çanak-çömlek ihracatı ve tarımsal zenginliği açısından Sagalassos, M.S. 1 ve 2'inci yüzyıllarda Roma İmparatorluğu'nun Teksas ve California kentleri gibiydi.

İlk tekerlek ve ilk mobilya

Şanlıurfa'nın doğusundaki Hacınebi Tepe'de yapılan kazılarda Urukların ilk tekerleği M.Ö. 3700 yılında, ilk yazma sistemini ise M.Ö.3100 yılında buldukları yönünde işaretlere ulaşıldı. Ayrıca Frigya'da yapılan kazılarda dünyanın ilk mobilyaları bulundu. Mobilyaların M.Ö.800 yılında yapıldığı tahmin ediliyor.

Neler aranıyor

GÖBEKLİ Tepe'de yapılan kazılarda Harald Hauptmann ve Klaus Schmidt liderliğindeki kazı ekibi Urfa Müzesi'nden meslektaşlarıyla eski bir sırrı çözmeye çalışıyorlar.

Münih Üniversitesi'nden Angela von den Driesch, 10 bin yıl önce burada yaşayan insanları araştırdıklarını ve ‘avcı-toplayıcı toplumdan tam olarak ne zaman tarım topluma geçtiklerini bulmaya’ çalıştıklarını söylüyor. Ne oldu da insanoğlu ilk devrimine imzasını attı ve sık ağaçlı dağlardan, aşağılara verimli topraklara indi?

İnsanların doğa olaylarına ve problemlere tepki verdiğini belirten Driesch, belki de iklim yüzünden insanların dağlardan inmiş olabileceğini söylüyor.

Türkiye'de hala iklimin hem siyasi hem de demografik açıdan değiştiğine işaret eden Time Dergisi, GAP Projesi yüzünden antik kentlerin sular altında kaldığına ve Gaziantep'de Birecik Barajı'nın inşaasının sürdüğünü, su depolanmaya başlandığında Zeugma antik kentinin de sular altında kalacağına işaret etti.

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False