GeriGündem Turizmin sefaleti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Turizmin sefaleti

Yıl 1965. Bodrum'a genel seçim araştırması için gelen rahmetli Mustafa Ekmekçi'yi bir iskele ve bir çardaktan ibaret Gümbet'e götürüyoruz. Bodrum-Gümbet arasında çalışan bir mazotlu Mercedes var, onu kiraladığımızı anımsıyorum. Şoförün adı Sami miydi?Gümbet kumsalında Mustafa, Ülker ve ben... Bir de kıyıda kitap okuyan bir İngiliz kadın... Çardakta kahvecilik yapan genç, öğle yemeği için balık, ahtapot, tavuk, zeytinyağlı pilav ve salata öneriyor. 'Tavuk' dersek, çevrede dolaşan tavuklardan birini yakalayacak...* * *Mustafa Ekmekçi dönemin Bodrum Kaymakamı Tevfik İmsel'i tanıyormuş. Kilise Meydanı'nın deniz kıyısında, bir dernek lokalinde 7 Temmuz 1965 akşamı yemek yediğimizi anımsıyorum. Tevfik İmsel müthiş bir edebiyat okuru idi. Bize Halikarnas Balıkçısı'nın 'Mavi Sürgün'ünü armağan etmişti. Kitabın üzerindeki tarih 7.7.1965. Sonra da evine, kahve içmeye davet etmişti.Evinde bütün eşyalar toplanmıştı.'Turizme inanmadığı' ve bunu Muğla ili 'Turizm' toplantısında dile getirdiği için Konya'nın Cihanbeyli ilçesine atanmıştı.O gün bu gündür, 'Turizm politikası'ndan söz edildiği zaman, gözümün önüne, Bodrum'dan Cihanbeyli'ye sürülen kaymakam Tevfik İmsel'in eşyaları toplanmış evi gelir.* * *O yıllarda Bodrum öncüleriydik. Konuktuk, mutluyduk, eğleniyorduk. Ayıptı, aklımıza mal-mülk edinmek gelmedi. Tanığımız ünlü sandaletçi Ali Güven, 'Han Meyhanesi', Nalbantoğlu Kral ve kardeşi Hüseyin, 'Mavi' Orgül, 'Meyhaneler Sokağı'nın kurucusu rahmetli Orhan ve Nevra...1977 yılında Bodrum'dan kaçıp Türkbükü'ne sığındık. 1995 yılında da Türkbükü'nden boşandık.* * *Ecnebiye yönelik turizm, her yıl olduğu gibi, bu yıl da kendine özgü geleneksel krizle başladı. Çünkü yağmur yağar turizm etkilenir, yağmaz gene etkilenir. Nazenînin etkilenmediği 'olay' yoktur.Bu yılın krizinden sonra, 'Turkish lira' yüzde yüz düşüp, Avrupa'nın varoşlarının züğürt ahalisi 'Turkey'imize hücum edince, Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Türgen Şevki Bulut emir buyurdular: 'Avrupa'da bu yıl Türkiye ve Antalya çok moda. Talebi karşılamak için her yıl yerli turistler için ayırdığımız yüzde 35'lik kontenjanı da yabancılara verdik. Artık, ‘çat kapı ben geldim’ devri bitti. Yerliler şimdiden rezervasyon yaptırmazsa Antalya'ya gelemez.' (Posta, 23.3.2001)Başkan'ın sözünü ettiği sanki Avrupa'nın en züğürt kesimi değil de jet sosyete mensupları. Her biri çok pahalı tur ücreti ödedikten sonra adam başı 5 bin dolar harcama yapıyormuş gibi.* * *Mersin dönüşü, sokakta yatmayı göze alarak Antalya'ya gittik. Öğrendiğimiz şu: Pek değerli ecnebi müşteriler her türlü masraf dahil (uçak, ulaşım, oda, yemek, sınırsız yerli içki) haftalık konaklama ücreti olarak 400-500 dolar ödüyorlar. Yani hem tatil yapıp hem para biriktiriyorlar. Bunlardan biri sabit masrafların dışında 10 mark (yanlış okumadınız 10 mark) ekstra harcama yaptığını söylemiş. Turizmde fiat kırmanın sonu yok. Fiyat kıran bir daha yükseltemez. Tunus ve Fas, Türkiye'den sonra fiyat kıracak, Türkiye de rekabet edebilmek için önümüzdeki yıl fiyat kırmak zorunda kalacak. Ecnebiler bizim sırtımızdan, ödediğimiz vergilerle neredeyse beleşine keyf çatarken, Türkler ulaşım hariç, haftalık 900-1000 dolar ödeyecek.Posta gazetesine (17.6.2001) göre Türkler işin kolayını bulmuşlar: Tatil rezervasyonlarını yurtdışındaki akrabalarına yaptırıp tatili ucuza getiriyorlarmış. Turizmcilik için utanç verici, sefil bir durum. Antalya'nın turizm için aldığı krediler tarım ve sanayi işletmelerine yönlendirilseydi durum çok daha kötü mü olurdu? Gerçekler nedense gizleniyor. Bazan Tuğrul Şavkay gibi aklı başında insanlar gerçeği dile getiriyor: 'Sezon başında sık sık Türk turizminin ucuzcu yaklaşımından şikayet etmiştim. Dünyanın en güzel kıyılarında, beş yıldızlı tesislerde elin insanını üç kuruş paraya ağırlamanın bir çözüm olmadığını yazıp durdum' diyor.Türk turizmini ucuza pazarlayacaksın, Türklerden üç misli para isteyeceksin... Kafası bozulan Türkler de yabancı ülkelere gidecek... Ucuz etin yahnisinden güya 10 milyar dolar kazanacaksın, Türkler de dışarıya en az o kadar milyar dolar ödeyecekler. Bundan kárın ne? Oysa yabancı ülkelerde bunun tam tersi, herkes kendi ülkesinde yabancılara oranla daha ucuza tatil yapıyor.* * *Turizm, bu durumuyla bir aldatmacadan başka bir şey değil. Bu işin bir yanı.Elin züğürdünün olmayan parasına güvenip turizm hayalleri kurmaya son verip gerçekçi kalkınma hesapları yapmanın artık zamanı geldi.En azından, tur operatörlerinin şantajından, çevre kirlenmesi ve çöpçülükten kurtuluruz.

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

False