GeriGündem Toto ve ben
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Toto ve ben

Serdar TURGUT

Benim için konu önemli değildir. Aklınıza gelebilecek her türlü konuda yazı yazabilirim. Bunun ispatı bugünkü yazımdır. Bu yazı ispattan da ötedir, çünkü bu yazıdaki konuyu normal bir insanın aklına bile getirmesi imkânsızdır.

Baştan beri söyledim, hatta yalvardım onlara. Bana yazı yazacağım bir köşe açmayın yoksa pişman olursunuz dedim...

Dinlemediler beni.

Sonra tabii ki iş işten geçti... Yazı yazmama yolu açanlar büyük bir yanlış yaptıklarını çok geç anladılar.

Ancak geri dönüşü pek de olmayan bir yola girilmişti bir kere, hatanın düzeltilmesi imkânı artık yoktu.

Sonuçta onlar da, ben de kaderlerimize razı olduk.

Benim kaderim onları rahatsız, irrite edecek yazılar yazmak, onların kaderi de bana tahammül etmekti.

* * *

Bu lüzumsuz ve aslında olmasa da olur bu girişi yaptım ki, pazar sabahı aniden konuya başlayarak normalden daha fazla rahatsız edici olmayayım istedim.

Çünkü büyük tuvalet sonrasında temizlik konusuna takmış durumdayım ve belki inanmayacaksınız ama ben bile bunun pazar sabahı için akla gelebilecek en keyifli yazı konusu olmadığının farkındayım.

Hatta belki de haftanın hiçbir günü için uygun değil bu yazı bilemiyorum.

Ne uygundur ne değildir diye düşünmeyi dört yıl önce bıraktığımdan içim çok rahat.

Sizin neler hissettiğinizi ise bilemem ve bu aslında pek de umurumda değil açıkçası. Çünkü umurumda olsa yazarlığı bırakmam gerekecek ve ben böyle bir şeyi yaparak insanları sevindirmeyi katiyen istemiyorum.

* * *

Büyük tuvalet sonrası temizlik konusunda bugüne kadar ideolojik hakimiyet kurmak için çarpışan iki zıt ekol vardı. Bunlar:

1- Büyük tuvalet sonrasında suyla yıkanma ekolü.

2- Büyük tuvalet sonrasında sadece kağıtla silinme ekolü.

Bunların ikisinde de avantajlı ve dezavantajlı yanlar vardı.

Şöyle ki:

1- Teorik ve pratik bilgiler göstermektedir ki suyla yıkanma durumunda insan kendisini daha temiz hissetmektedir.

2- Zımpara kağıdı kullanılmadığı takdirde kâğıtla silinmenin tam temizlik sağlaması mümkün değildir. Zımpara kağıdı ise bu iş için çok da pratik olmadığından pratikte yapılabilecek fazla bir şey de yoktur.

Şimdi üçüncü tespit de yapılmamış olsaydı sadece bu ikisine bakarak ‘‘Hangi yöntemi kullanalım?'' sorusuna kesinlikle suyla yıkamak cevabını vermemiz gerekirdi.

Ancak üçüncü tespit hemen böylesine bu sonuca atlamanın pek de doğru olmayacağını göstermektedir. Çünkü:

3- Suyla yıkama durumunda işlemi yapan kişinin kolera, sıtma, sarı humma, mayinge tipi ebola virüsü türünden temelde son derece sevimsiz olan hastalıkları kapması ihtimali vardır. Bu bilimsel tespittir. Ayrıca bir Türk'ün neden dünyaya bedel olduğunun sırrı da burada gizlidir. Çünkü suyla temizlikte bunca ısrardan sonra Türkiye nüfusunun 30 değil de 60 küsur milyon olmakta ısrar etmesi akıl hafzala alacak bir durum değildir.

* * *

Belki farkındasınız bilemiyorum ama yazının buraya kadar olan bölümlerinde di'li geçmiş kullanmaya dikkat ettim.

Dikkatimden kaçan bölümler de olmuştur mutlaka ama şu anda böylesine önemli teorik bir konuyla uğraşırken gramer kuralı gibi temelde banal olan bir işe hiç kafa yoramam, kusura bakmayın.

Eğer medeniyet bunca ilerlemesine rağmen büyük tuvalet sonrasında temizlik konusunda sadece bu iki yöntemle yetinmek durumunda kalsaydı, hapı yutmuştuk.

Düşünsenize, ya hayat boyu poponuzda bir kirlilik hissiyle yaşayacaksınız, ya da öleceksiniz.

Açıkça söyleyeyim, iki alternatif de bana çekici gelmiyor ve çözümsüzlük nedeniyle yeni bir ruhsal dengesizlik eşiğine doğru gidiyordum yavaş yavaş.

Ancak her zaman olduğu gibi Japonlar bana kurtuluş yolunu gösterdiler.

Bunu ikinci kez yapıyorlar. Daha önce de porno film seyretmekten bıkmıştım. Sonra Japon porno filmlerini keşfederek ufkumu yeni alanlara geliştirmiştim.

* * *

Japonlar'ın dünya medeniyetine son hizmetlerinin adı TOTO.

TOTO, otomatik popo temizleme adeti. (Bu son cümlede müthiş bir şiirsellik var, buna dikkatinizi çekmek istiyorum.)

Bu otomatik makineyi tuvaletin üstüne monte edip üstüne oturuyorsunuz.

İnanılmaz derecede rahat ediyorsunuz. Makine önceden programlanan ısıya gelerek rahat ettiriyor sizi.

İsterseniz masaj da yapıyor. İşiniz bitince de bir düğmeye basıyorsunuz ve TOTO sizi en gizli noktalarınızda temizleme işlemine başlıyor, yıkıyor, parfümlüyor ve de kurutuyor.

Yakında ben eminim ki bunun prostat masajı yapan türünü de geliştirecekler ve işte o zaman gerçekten hapı yutacağız. Neyse, bu sonra düşünmemiz gereken bir sorun.

* * *

Ben sadece Japonlar'ın buna kafayı taktıklarını düşünüyordum.

Ancak Cem Ceminay TOTO'sunun küçük bir bölümünü bozan ailesinin iki ferdini gerçekten öldürmeye teşebbüs edince, bazı Türkler'in de en az Japonlar kadar kafayı yemiş olduklarını gönül rahatlığıyla gördüm.

Cem Ceminay, TOTO'sunun nasıl çalıştığını İtalyan lokantasındasında ben spagetti yemeğe çalışırken anlattı. Yani anlayacağınız zamanlaması pek de güzeldi.

Yemek sonrasında tuvalete gittik.

Hyatt Regency Oteli'nde çok Japon kalıyor. Onlardan da vardı tuvalette.

Cem içeriye girer girmez, ‘‘Keşke şurada da TOTO olsaydı'' diye bağırdı.

Size yemin ediyorum, Japonlar o anda ne yapıyorlarsa -ki yapılacak şeyler iki haydi taş çatlasın üçü geçemez- o anda yarıda kesip, şok oldular,

Sanki içeriye o anda Godzilla girmişçesine bir ifade geldi suratlarına.

Anlaşılan onlar da Cem gibi TOTO'larını özlemiyle yanıp tutuşuyorlardı.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle