TESTUS DURMUS

Ezilme sendromu

Türk hekimleri felaket bölgesine yardım etmek için sıra bekliyor... Bir çoğu da organizasyondaki ve görevlendirmedeki yetersizliği görerek gönüllü olarak özveriyle bölgeye gidiyor... Örneğin, geçen hafta pazar günü bir büyük hastanenin başhekimi, dört doktor arkadaşı ve iki hemşire, felaketi görmek, anlamak ve yardım sağlamak için yarısı ilaç yüklü bir otobüsle deprem bölgesine gittiler... Gördükleri manzara onları dehşet içinde bıraktı... Sağlık ocaklarının çoğu çalışamaz durumdaydı çünkü hemşirelerin çoğu depremde ölmüştü veya yaralıydı... Hastanelerde olması gereken uzman doktorların çoğu eksikti... Organizasyon yoktu, koordinasyon yoktu, görevlendirme yetersizdi, rotasyon yani doktorların daha sağlıklı hizmet verebilmeleri için dönmeli çalışma sistemi sağlanmamıştı... Sağlık bakanlığı stratejik hata içindeydi... Çoğunun yakınları depremde ölmüş olan mahalli personelle hizmet verilmeye çalışılıyordu... Örneğin, görüşünü aldığım bölgeden yeni dönen Türk Tabipler Birliği başkanı Dr. Füsun Sayek'e göre Gölcük hastanesinde gerçekte 244 kişi olan yerel sağlık personelinin hayatta ve ayakta kalan ancak 68'i görev başındaydı... Perişan vaziyette çalışmakta olan bu personele deprem izni verilebilirdi... Kendilerine gelmelerinden sonra göreve çağrılabilirlerdi... İyi işler gibi gözüken bazı sivil sağlık birimlerinde bile giderek yorulma gözlemlenmekteydi... Halbuki, göreve çağrılmayı bekleyen ülke ölçeğinde binlerce hekim mevcuttu... 'Kriz masaları'ndaki mahalli görevliler de aynen mahalli sağlık personeli gibi yitirdiklerinin yangısıyla perişan vaziyetteydi, onlardan kriz yönetimi beklenemezdi... Yardım çoktu; görünüşte her şey var gibi gözüküyordu ama hiç bir şey doğru yerinde ve doğru kişinin hizmetinde değildi... Gerçekte, afetzedelerin temel gıda ihtiyacı fasulye, nohut, bakla, makarna ve peksimetti... Bölgeye domates ve yaş meyva gibi gıda değeri az veya koruması zor yiyecek gönderilmemeliydi... Peynir göndermek anlamsızdı... Korunamazdı... İlaçları, aşıları muhafaza edecek soğuk dolaplar yoktu ya da çalışmıyordu... Çünkü su ve elektrik genelde yoktu... Başhekim ve arkadaşları götürmüş oldukları ilaçların heder olacağını anladıkları için yüzde seksenini İstanbul'a geri getirdiler!!! Bu satırlar aynen onların bana anlattıklarından... Buyur ola facianın tamamen dışında kalmış olan sağlık bakanlığının ibret dolu testusuna bu kez de...

1 Sağlık bakanlığımızın internetteki 'www.saglik.gov.tr' adlı sitesinden bir alıntı sunuyorum... Bu alıntı, sitede yer alan 'Dünya Sağlık Örgütü Basın Bülteni'nin çevirisinden... Allah aşkına, bu çeviriyi okuyun ve sağlık bakanlığımızın ciddiyetine bir kez daha tanık olun!!! Sizce, aynen aktardığım bu alıntı ne demek istiyor?..

'Deprem, sonraki geçirme önlemlerinin kolayca yaralanmayı azaltmak için mevcut olmadığı şehir birimlerinde gece yarısı olmuştur. Çöken binalarda uzun tuzak ile uzatılmış yaralıların sayısı ezilme sendromu (katılmayan travmalı yaralanmaları takip eden ciddi tıbbi komplikasyan) önemli ölçüde kurban sayısına sevkedebilir.'

a. İngilizcesi: 'The earthquake occurred in the middle of the night in urban settings where retrofitting measures are not present to reduce vulnerability. The toll of injuries prolonged by long entrapment conditions in collapse building may induce in a significant number of victims a crush syndrome (serious medical complication that follows unattended traumatic injuries).'

b. Yukardaki çeviriyi yapana mı kızmalısınız yoksa onu sağlık bakanlığı gibi çok önemli bir kurumun internet sitesine, okumadan ve düzeltmeden koyana mı kızmalısınız?.. Ya da yayını denetlemeyenlere mi kızmalısınız?..

c. Bu da benim çevirim: 'Deprem, zarar ziyanı azaltmaya yönelik önlemlerin bulunmadığı kentsel alanda gece yarısı meydana geldi. Çökmüş binalarda uzun süre sıkışıp kalmış yaralıların çoğu 'crush syndrome' denen ezilme sendromuna(derhal müdahale edilmemiş travmaları takip eden ciddi komplikasyon) maruz kalabilir.'

d. Başlıkta ve üstteki (a) ve (c) şıklarında geçen 'crush syndrome' yani 'ezilme sendromu' nedir, detaylı bilgi için lütfen 11. soruya bakınız...

2 1983'te yayınlanmış olan kanun hükmünde kararnameye göre sağlık ve sosyal yardım bakanlığının görevleri neymiş?.. Aynen, 'Herkesin hayatını bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan tam iyilik hali içinde sürdürmesini sağlamak için fert ve toplum sağlığını korumak ve bu amaçla:

a. Ülkeyi kapsayan plan ve programlar yapmak, uygulamak ve uygulatmak,

b. Her türlü tedbiri almak,

c. Gerekli teşkilatı kurmak ve kurdurmak...'

d. Hepsi

3 Meğer sağlık bakanlığının afetlere karşı hiç bir hazırlığı, planı, programı, tedbiri yokmuş... Kararnamede yazılı olan kanuni gerekliliklerin hiç biri yapılmamış... Hazırlık yok!!! Bunu sadece medya değil, bölgeyi gezen başhekimler, profesör doktorlar, uzmanlar da söylüyor... Türkiye Tabipler Birliği söylüyor... Peki, bakan Osman Durmuş'a göre bakanlığının asıl görevleri nelerdir?..

a. Türk kanına Yunan kanı karıştırmamak!!!

b. Türkiye'deki yabancılara Türk usulü abdest bozdurmak!!!

c. Gönüllüleri kovmak, hatta haklarında dava açmak...

d. Türk hastaları yabancı hastanelere kesinlikle kaptırmamak!!!

4 Süleyman Demirel'in 31 Mart 1975'te AP(Adalet,) MSP(Milli Selamet,) MHP(Milliyetçi Hareket) ve CGP(Cumhuriyetçi Güven) partilerinden oluşturduğu birinci MC, yani Milliyetçi Cephe hükümetinde sağlık bakanı olan politikacıyı soruyorum...

12 Mart darbesinden sonra Ferit Melen, daha sonra Sadi Irmak hükümetleri sırasında da bakanlık yapmış olan bu zat, sahneye ilk kez 1963'te onuncu İnönü hükümetinde sağlık bakanı olarak çıkmıştı... Yaklaşık 54 ay sağlık bakanlığı yapmış olan ve 1977'den bugüne yaklaşık 22 yıldır Kızılay'ın başkanı sıfatını taşıyan bu zat kimdir?..

a. Psikiyatrist politikacı Prof. Dr. Yıldırım Aktuna

b. Psikiyatrist politikacı Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay

c. Kulak burun boğaz'cı politikacı Prof. Dr. Mete Tan

d. Bugün kendisine medyaca 'dinozor' adı takılan müzmin Kızılay'cı Dr. Kemal Demir...

5 21 Temmuz 1977'de kurulan ikinci MC hükümetinden bugüne en uzun süre sağlık bakanlığı yapmış olan kimdir?..

a. İkinci Özal hükümeti sırasında 1988 ve 1991 arasında yaklaşık 36 ay sağlık bakanlığı yapmış olan MHP kökenli Halil Şıvgın

b. Cengiz Gökçek

c. Bülent Akarcalı

d. Osman Durmuş

6 Peki, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en uzun sağlık bakanlığı yapmış olan kimdi?..

a. İlk sağlık bakanı Adnan Adıvar

b. Kemali Beyazıt

c. 1921'de, 1923 ve 1924'te yaklaşık 20 ay, ikinci dünya savaşı öncesi İnönü hükümetlerinde de yaklaşık 152 ay olmak üzere toplam 172 ay yani yaklaşık 14 sene ile rekor Refik Saydam'da...

d. İkinci dünya savaşı sırasındaki Bayar ve Saracoğlu hükümetlerinde Hulusi Alataş yaklaşık 7 yıl...

7 İsraillilerin tam teşekküllü sahra hastanesini anlata anlata bitiremiyorlar... Bizim sağlık bakanlığının sahra hastanesi yok... Düşünülmemiş!!! Misafir Mısırlılar getirdikleri sahra hastanesini Sakarya'nın stadyomuna kurmuşlar, sezaryenle doğumlar gerçekleştiriyorlar, çevrenin içsel gereksinimi olan hayat ve motivasyon kaynağı oluyorlar... Mısırlılar sahra hastanelerinin yanında bir de depremzedelerin koşup geldiği bir 'şey' daha kurmuşlar... Ne olduğunu kestirebilecekmisiniz, acep?..

a. Mısır çarşısı

b. Kaynamış mısır kazanı

c. Patlamış mısır ocağı

d. Mis gibi mısır ekmeği pişirilen fırın

8 Sahadan gelen hekim ekiplerinin saptamalarına göre en elzem dört ihtiyaç neymiş?

a. SU

b. ELEKTRİK

c. BARINAK

d. Hepsi, hepsi en acil olarak... Su ve elektrik olmadan hastane, soğuk hava üniteleri, ameliyathane olamaz... Barınaksız yaşam olamaz... Çadırkentlerin kurulması gerek... Acil durum var...

9 Sahadan gelen hekim ekiplerinin saptamalarına göre tehlike arzeden hastalıklar neymiş?..

a. TİFO, TİFÜS,

b. KOLERA

c. HEPATİT A ve B

d. Hepsi

10 Deprem bölgesine ilk yetişen Akut grubu kurtarmada olağanüstü çaba sarfetti... Sağlık bakanlığı gibi çöken kurumlardan olan sivil savunma ve afet işlerinin görevlerini onlar yaptı... 'Doctors Without Borders,' yani 'Sınır Tanımayan Doktorlar' adlı uluslararası sivil sağlık örgütü ise, acil mahalli sağlık hizmeti sunuyordu... Çok sayıda yerli ve yabancı gönüllü sağlık ekibinin arasında bir örgüt daha belirmekteydi enkazlar arasında... Dr. Füsun Sayek'in verdiği bilgiye göre, 8 yıl önce başlattıkları bir olağanüstü koşullara hazırlık çalışmasıyla, Türk Tabipler Birliği, Türkiye'de bir grup hekimi özel olarak eğiterek disiplinli bir 'felaket birimi' oluşturmuştu... Deprem bölgesinin beş merkezinde görev yapan yüz kadar doktordan oluşan bu yepyeni örgüt, sağlık bakanlığının istese hazırlık olarak neler yapabileceğine güzel bir örnekti... Adları neydi bu yepyeni örgütün?..

a. Nizamı Cedit

b. AH(Afet Hekimleri)

c. 'Olağanüstü Koşullarda Hekimlik' grubu

d. BUDABİDO, yani 'Bu da bize ders olsun' grubu

11 Deprem bölgesinde dört alanda faaliyet gösteren 'Sınır Tanımayan Doktorlar' adlı uluslarararsı sağlık ekibi özellikle 'ezilme sendromu' konusunda uzlmanlaşmış... Nedir bu 'ezilme sendromu,' Allah aşkına?..

a. Enkaz altında kalanlarda ezilmeye bağlı olarak dokulardan zehirli maddelerin açığa çıkması sonucu gelişen böbrek yetmezliği... Depremler de kendilerine özel hastalıklar doğuruyor... Bu sendrom 1988 Ermenistan depreminde farkedilmiş...

b. Yabancı yardıma hem ihtiyaç duyup hem de sağlık bakanımızın bu yardımlara karşı söylediklerini dinlerkenki eziklik...

c. Yabancı televizyonların su geçirdiğini işaret ederek gösterdikleri Kızılay çadırlarında çamur içinde debelenen insanlarımızı görürken duyduğumuz eziklik...

d. Müteahhitlerin, belediyelerin ve devlet kurumlarının bizi bu duruma getirmelerine izin verdiğimiz için beliren iç ezikliği...

Yanıtlar: 1) c, 2) d, 3) ?, 4) d, 5) a, 6) c, 7) d, 8) d, 9) d, 10) c, 11) a

Haberle ilgili daha fazlası: