GeriGündem Tahran harab-ül Bağdat olmasın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tahran harab-ül Bağdat olmasın

Tahran harab-ül Bağdat olmasın
refid:9680208 ilişkili resim dosyası

2003’te Başbakan’ken Irak Devlet Başkan Yardımcısı Ramazan’a "ABD ile kazanamayacağınız savaşa girmeyin" diyen Abdullah Gül 5 yıl sonra İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ı Irak örneğini vererek uyardı: "Komşumuzun başına bir şey gelmesini istemeyiz. Tahran’ın harab-ül Bağdat olmasını arzulamayız."

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül’ün, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a ABD ile yaşanan nükleer krizle ilgili yaptığı uyarılar, Irak Savaşı’nı önlemek için 2003 Şubat’ında dönemin Irak Devlet Başkanı Yardımcısı Taha Yasin Ramazan’a yaptığı uyarılarla benzerlik içeriyor.

Harab-ül Bağdat ifadesi Gül, Ahmedinejad’ı uyarırken Ramazan’ın adını vermedi ama Irak örneğini hatırlatarak, "Komşumuzun başına bir şey gelmesini istemeyiz. Tahran’ın harab-ül Bağdat olmasını arzulamayız" dedi. Bu uyarıya Ahmedinejad’ın tepkisi, Ramazan’ın tutumundan farklı olmadı. İran Cumhurbaşkanı, Ramazan gibi olumlu olarak algılanabilecek herhangi bir şey söylemeden Gül’ü dinlemekle yetindi. Sadece nükleer faaliyetlerin barışçıl amaçlı olduğunu birkaç kez tekrarladı.

İşte benzerlikler Gül’ün, 3 Şubat 2003 tarihinde 58. dönem hükümetinin Başbakanı olarak gizlice Ankara’ya getirttiği Ramazan’la Atatürk Orman Çiftliği’nde MİT’e ait Marmara Köşkü’nde yaptığı görüşmede söyledikleri ile 14 Ağustos 2008’de Çırağan Sarayı’nda Ahmedinejad’a uyarıları arasındaki benzerlikler şöyle:

Ramazan’a: Barışçı bir çözüm bulunabilmesini sağlayacak siyasi alan giderek daralıyor. Vahim gelişmelere doğru yol alıyoruz. Biz Türkiye olarak savaşı önleyebilmek için elimizden gelen her şeyi yaptık. Savaşı önlemek artık yalnızca sizin elinizdedir.

Ahmedinejad’a: BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ile Almanya’nın size sunduğu son paketi olumlu buluyor ve biz de destekliyoruz. Bunu bir fırsat penceresi olarak görüyoruz. Zaman daralıyor, bu fırsatı kaçırmayın.

Ramazan’a: Irak BM denetçilerinin incelemelerine yardımcı oldu. Ancak hazırlanan raporda kitlesel imha silahlarının varlığı konusunda pek çok soru işaretine yer verildi. Şimdi Irak’a düşen, bu soru işaretlerinin tümünü hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortadan kaldırmaktır. Belirsizlik gösteren konulara açıklık getirin. Dünya kamuoyunu ikna etmek sizin elinizdedir.

Ahmedinejad’a: Nükleer faaliyetlerinizin barışçıl amaçlı olduğunuzu söylüyorsunuz. Ancak uluslararası toplumda sizinle ilgili çok ciddi kaygılar var. Bu kaygıları ortadan kaldırın. Söylemlerinizde retorik yerine gerçekçiliği tercih edin.

Ramazan’a: ABD ile kazanamayacağınız bir savaşa girmeyin.

Ahmedinejad’a: Bush giderayak vurabilir. ABD vurursa fena vurur. Komşunuz olarak Tahran’ın ’Harab-ül Bağdat’ olmasını istemeyiz.
/images/100/0x0/55ea95fcf018fbb8f8899dfb


Dinlemediler, asıldılar O dönem Başbakan olan Gül’ün Ankara’daki gizli buluşmada yaptığı bu uyarıları Irak ciddiye almadı. ABD 20 Mart 2003’te Irak’a yönelik operasyonu başlattı ve Saddam rejimini devirdi. Hem Saddam hem de Gül’ün uyardığı Ramazan yakalanarak idam edildi.

Deyimin aslı ’Harab-ül Basra’dır

"Ba’de Harab-ül Basra" ya da "Ba’de Harab’il Basra" şeklinde yazılan arapça bir deyimdir. "Basra yıkıldıktan sonra" yani "iş işten geçtikten sonra" anlamına gelmektedir.

Şifalı su içti karadut yedi


CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, tören öncesinde Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Kayserili hemşerisi TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile Hacı Bektaş Veli Müzesi’ni ve külliyesini ziyaret etti. Yetkililerden bilgi alan Gül, külliyenin içinde bulunan ve şifalı olduğuna inanılan Aslanlı Çeşme’den su içti. Külliyenin içindeki aşevi

ve meydanevini gezen Gül, Hacı Bektaş-ı Veli’nin türbesini de ziyaret etti. Türbe çıkışında Gül, kendisine ikram edilen karaduttan geleneklere göre üç tane yedi. Cumhurbaşkanı Gül’ün gelişiyle Hacıbektaş İlçesinde olağanüstü güvenlik tedbirleri alındı ve ilçede bulunan binaların çatılarına keskin nişancılar yerleştirildi.
False