GeriGündem Süpürge yedi yıldır uçuyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Süpürge yedi yıldır uçuyor

Uçan Süpürge, adı üstünde cadı -yani akıllı, becerikli, bilge- kadınların, kadın kuruluşları ve kadın hareketine duyarlı kişiler arasında iletişim, işbirliği ve dayanışmayı artırmak, deneyimlerini genç kuşaklara aktarmak, ulusal ve uluslararası bir iletişim ağı oluşturmak amacıyla Ankara'da kurmuş olduğu kadın grubu.

Cinsiyet ayrımcılığına karşı projeler üzerinde çalışan grup, bugüne kadar kadınlararası bölge toplantılarından ‘‘Uçan Haber’’ bültenine, Uluslararası Kadın Filmleri Festivali'nden, radyo ve TV programlarına, konferans, atölye çalışması ve panellerden ucansupurge.org sitesine kadar pek çok faaliyete imza attı.

Son süpürgeli proje ise Yerel Kadın Muhabirler ağı. Neden yerel ve kadın muhabir derseniz, Uçan Süpürge ulusal gazete ve televizyonların, hem bölgelerden, hem de özellikle bu bölgelerdeki kadınlardan yeteri kadar ve doğru haber verdiğini düşünmüyor. Bu ilgisizlik nedeniyle, Türkiye'nin dört bir köşesindeki milyonlarca kadın, birbirinden habersiz yaşıyor. Dile gelmeyi bekleyen talepler, paylaşmak istenen deneyimler, uçurulacak binlerce haber de ortada kalıyor.

YA CANAVAR ANNE YA SEKS SEMBOLÜ

Uçan Süpürge Genel Koordinatörü Halime Güner, ‘‘Ne İstanbul'la Anadolu, ne güçlü bir kuruluşla güçsüz bir kuruluş, ne de ulusal medya ile yerel muhabirler arasında bir eşitsizlik olsun. Suyun seviyesini yükseltirsek biz de yükseliriz’’ mantığından yola çıktıklarını söylüyor: ‘‘Dünyadan haber akışında bir problem yok. Ama ulusal gazete ve televizyonlarda çıkan haberler, bize ait değil ve yabancılaştırıcı... Kadın iki uç noktada ele alınıyor. Ya canavar anne, ya seks sembolü, güzel kadın. Ya cinayet vakası ya da Çankaya önünde soyunduktan sonra şarkıcı olanlar. Oysa bu iki nokta arasında çok kadın var ve bir sürü iyi şey yapıyorlar.’’ Birkaç ay önce başlattığı projeyle kadınların yerel gündeminin kapılarını aralayan ve onlara iletişim olanağı sunan Uçan Süpürge'nin şimdilik sekiz ilde kadın muhabiri var: Çanakkale, Samsun, Eskişehir, İzmir, Ankara, Mersin, Diyarbakır ve Gaziantep. Hepsi Ankara Üniversitesi'nden akademisyenlerin eğitiminden geçiyorlar. Hedef 81 ilde en az bir kadın muhabir.

Uçan Süpürge'nin üç ayda bir gerçekleştirdiği yerel muhabirler toplantısı geçtiğimiz hafta Kazdağları'ndaki Küçükkuyu'da gerçekleşti. Tesadüfen toplantının yapıldığı günler, Küçükkuyu tarihinde bir ilk olan Kadın Kıraathanesi'nin açılışına denk geldi. Küçükkuyu Kadın Dayanışma Grubu'nun Uçan Süpürgeli muhabirleri ve Mor Çatılı kadınları kadın kahvesinde ağırladığı açılışın tek erkeği, kahvenin kütüphane bölümünün kurdelesini kesen Belediye Başkanı Cemal Burnaz'dı.

ANTALYA MUHABİRİ HANDAN SEMA CEYLAN (23)

Antalya en çok kadın haberi üreten şehir ama uzun bacaklarla arka sayfada

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümü üçüncü sınıf öğrencisi. Uçan Süpürge'den önceki gazetecilik deneyimi Anadolu Ajansı'nda staj. Gazeteciliğe dair gözlemleri şahane değil. Bir keresinde bir kadının intihar ettiği haberini alan muhabirin ‘‘Kadın güzel miymiş, düğün fotoğrafı nasıl?’’ diye sorduğunu hatırlıyor.

‘‘Antalya ulusal basına hep kadın haberleri verir, ama uzun şahane bacaklarıyla arka sayfayı süslerler. Antalya moral şehridir. Çünkü turizm var. Ama bütün o turizm canlılığının arkasındaki, seradaki, pazardaki, sigortasız işçilerin çoğu kadın. Ve bir sürü sorun yaşarlar. Kış gelip de biz bize kalınca Antalya'nın gerçek yüzü ortaya çıkar. Kadına yazın iyi gözle bakılır Antalya'da, çünkü o zaman para getirir eve. Kışın şartlar zorlaşır. İşte ben bu haberlerle ilgileneceğim.’’

DİYARBAKIR MUHABİRİ NAŞİDE BULUTTEKİN (33)

Kızdım, bu toplantıya aşiret kararıyla katıldım, dedim

‘‘N.Ç. davasının sanıkları serbest’’, ‘‘Diyarbakır 450 Evler Toplum Merkezi yeniden doğdu’’, ‘‘Recm cezası verilen kadın yoğun bakımda’’, ‘‘Başörtülü tarih öğretmeninin toplantı yorumları’’ gibi haberlere imza attı. Daha önce köylerde öğretmenlik yapmış; şimdi Diyarbakır'da kadın projelerinde çalışıyor.

Ulusal basında Diyarbakır'ın sadece kötü yüzüyle tanıtılmasından şikayetçi. O sorunlar yanında, iyi şeyleri, başarı öykülerini de aktarmayı tercih ediyor. Ama Güneydoğu'nun yanlış imajı her yerde karşısına çıkıyor. İşte bir örnek:

‘‘Bursa'da Yerel Gündem toplantısına gitmiştim. Ciddi kurumların başında kariyer yapmış kadınlar, ağa dizilerini konuşuyor ve şöyle diyorlardı: 'Ya işte böyle şeyler var hálá orada.' Söze karıştım, çünkü o dizilerde anlatılanlar asla gerçeği yansıtmıyor. Hatta ikna etmek için, ‘Ben de aşiret kızıyım, onlar 100 yıl önceydi, varsa bile çok çok az' dedim. 'Aaa aşiretin seni buraya nasıl gönderdi?' dediler. Yani bana değil, dizilere inanıyorlar. Bu dizi bilgileriyle hüküm vermelerine çok kızdım: 'Aşiret reisi benim abim, Ankara'da üniversite okumuştur, aşireti topladı benim buraya gelmeme karar verildi' diye cevap verdim. 'Yaaaaa' dediler.’’

SAMSUN MUHABİRİ TANE ALPER ÜNVER (27)

Erkek hálá yük taşıyan kadının önünde yürüyor

Ankaralı. İngiliz Filolojisi mezunu. Eş durumu nedeniyle bulunduğu Samsun’da hem İngilizce Öğretmenliği mastırı yapıyor, hem de Uçan Süpürge'ye muhabirlik: ‘‘Karadeniz tutucu. Ekonominin temeli olan tütün, fındık, çay üretiminde kadınlar çalışıyor daha çok. Devamlı çalışıyorlar ve ücret almıyorlar. Çünkü iş babalarının, kocalarının işi. Sırtında kendi kadar bir yük taşıyan kadınla, ondan üç metre önde, elleri cebinde yürüyen adam görüntüsü hálá yaygın. Ayrıca burada şiddetin her türü çok olağan karşılanıyor, bu yüzden kadın şiddet gördüğünü fark etmiyor bile. Konuşmak da istemiyor. Geçenlerde bir gelin, kaynana baskısı yüzünden intihar etti. Bunlar Türkiye'de duyulmuyor.’’

ESKİŞEHİR MUHABİRİ FATMA AKKAYA (26)

Kadınları konuşturmak zor

Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde Sosyoloji mastırı yapıyor. ‘‘Eskişehirli kadınların emeği gelire dönüşüyor’’, ‘‘Kadınlar kahvede buluşuyor’’, ‘‘Çalışan kadın doğum izni ve kreş istedi’’ gibi haberlere imza attı. Kadın muhabir olmaktan dolayı bir sorun yaşamadığını, ancak her habere yetişmenin ve kadınları konuşturmanın zor olduğunu söylüyor.

MERSİN MUHABİRİ ZOZAN DAĞDARTAN (28)

Kadınlar içlerine kapalı

Serbest avukat. Bağımsız Kadın Derneği yöneticisi. ‘‘Mahalle toplantılarımız oluyor. Ama kadınlar elinizde kamera, teyp varken konuşmak istemiyorlar. Çok içlerine kapalılar. Böyle bir sorun yaşanıyor. Kadın olarak ne sorun yaşıyorsanız, muhabir olarak da onu yaşıyorsunuz’’ diyor.

FIbresci ödülü veren ilk kadın filmleri festivali

1996 Kasımı'nda şirket olarak kuruldu.

web sitesi, bülten, paneller, konferanslar dışında, radyo ve televizyon programları hazırladı.

Altı yıldır uluslararası bir Kadın Filmleri Festivali düzenliyor. Festival'de Sezer Sezin, Hülya Uçansu, Leyla Özalp, Nilgün Abisel, Mine Vargı, Annie Pertan, Keriman Ulusoy'a ödül verildi.

Bu yıl ilk kez yarışmalı bölüm eklendi. Dünyada FIbrescI (Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu) Ödülü veren ilk kadın filmleri festivali oldu.

Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği tarihindeki ilk kadın jürisini Uçan Süpürge için oluşturdu. Yeşim Tabak, Daniela Sannwald ve Cristina Corciovescu'dan oluşan jüri bir hafta boyunca 12 yarışma filmini izledi ve Arjantinli yönetmen Sandra Gugliota'nın filmi Şanslı Bir Gün, En İyi Film seçildi.

ucansupurge.org'da, kadınlara dair her türlü haber, yorum, tartışma var. 6 Mayıs tarihinden bu yana üç bine yakın ziyaretçisi oldu.

Kahve işleten Ayşe hanım kadınlar kıskanmasın diye kafasını usturaya vurdurmuş

Ayşe Burak, Küçükkuyu'da Piyano Cafe'nin, nam-ı diğer kadın kıraathanesinin işletmecisi. Kahvede sahiden bir piyano ve kitap rafları var. Birkaç ay önce açıldı, ama kütüphane bölümünün kurdelesi, geçtiğimiz hafta sonu kesildi.

Erdek, Ocaklar doğumlu olan Ayşe Burak, İzmir'de büyümüş. 26 yıl önce, -üçüncü eşiyle- av bölgesi diye geldikleri Adatepe'yi çok beğenip yerleşmeye karar vermişler. Ancak dördüncü eşi, bu kahve meselesi yüzünden kendisini terk etmiş. Ev kadınıyım diyor ama Küçükkuyu'ya üç kilometre uzaklıktaki Adatepe köyünde pansiyon işletiyor. Önceki işi ise 10 yıl boyunca yaptığı bildiğimiz köy kahvesi işletmeciliği. Nasıl olduğunu soruyoruz, ‘‘Başlangıçta zor oldu, hatta kadınlar kocalarını kıskanmasın diye kafamı usturaya bile vurdurdum. Ama sonra alıştılar’’ diyor.

TEK ERKEK GİREMİYOR

Kadın kahvesi fikri ise alışveriş için indiğinde Küçükkuyu'da oturacak rahat bir mekan, gidecek medeni bir tuvalet ihtiyacından doğmuş. Kahveye sadece kadınlar mı alınacak, hayır. Ailesiyle, erkek arkadaşlarıyla kadınlar gelebilir, sadece tek erkek alınmıyor. Kahvede kitaplardan yararlanmak, çay, kahvenin yanı sıra, gözleme, çiğ börek, tost, krep yemek de mümkün. Ayrıca zaman zaman yapılan seminerlere katılmak da. Çünkü Ayşe Burak, Küçükkuyu Kadın Dayanışma Grubu'nun üyesi. Mesela geçen yıl nihayet değiştirilen Medeni Yasa'daki yeni mal rejimi uygulamasının sadece Ocak 2002'den sonra yapılan evlilikleri kapsaması, ondan öncekilerde geçerli olmamasına ilişkin yeni kampanya, geçtiğimiz hafta orada start aldı.

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False