Güncelleme Tarihi:

Büyükçekmece'de denizde elleri ve ayakları bağlanmış, halıya sarılı halde cesedi bulunan Sedef Güler'in (24) öldürülmesine ilişkin davada karar duruşması görüldü. Mahkeme, Yavuz Güngör için 'Kadına karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Fırat Baykara'ya ise 18 yıl hapis cezası verilmesine hükmetti.
Olay, 7 Haziran 2024 günü Büyükçekmece Mimarsinan Sahili'nde meydana geldi. Sahilde elleri ve ayakları bağlandıktan sonra halıya sarılmış ve ağırlık bağlanarak denize atılmış halde kadın cesedi bulundu. Polis ekiplerinin çalışmalarında hayatını kaybeden kadının Sedef Güler (24) olduğu tespit edildi. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklardan Fırat Baykara hazır edilirken, Yavuz Güngör ise SEGBİS (Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi) ile katıldı. Duruşmada Sedef Güler'in annesi Gülüzar Sezer, maktulün kardeşi Sevda Güler, taraf avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları duruşmada hazır bulundu.
‘ADALETİN SAĞLANMASINI İSTİYORUM’
Sedef Güler'in annesi Gülüzar Sezer mahkemede, "Dosyadaki tüm deliller göz önünde bulundurularak adaletin sağlanmasını istiyorum, sanıkların gün yüzü görmelerini istemiyorum. Duruşmaya kızımın hakkını almaya geldim" dedi.
Sanık Fırat Baykara, "Kimseyi öldürmedim, yapmadığım bir şeyi kabul etmeyeceğim. Suçsuzum ve pişmanım" dedi.
‘SEDEF’İN SAÇINA BİLE ZARAR VERMEDİM’
Sanık Yavuz Güngör ise, "Maktule bir şey yapmadım, Sedef Güler'in saçına bile zarar vermedim, tekrar cezaevine girmemek için korkuyla saçma hareketler yaptım, suçsuzum" dedi
YAVUZ GÜNGÖR'E AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Yavuz Güngör hakkında 'Kadına karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti. Sanık Fırat Baykara ise 'Kadına karşı kasten öldürme' suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Öte yandan, firari sanık Yiğit Hüseyin Ayvalık'ın dosyasının ise ayrılmasına ve sanıklarının tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.
'BEN BUGÜN EVLADIMIN RUHUNUN YARISINI GÖKYÜZÜNE GÖNDEREBİLDİM'
Karar duruşmasının ardından açıklamalarda bulunan anne Gülüzar Sezer, "Ben bugün evladımın ruhunun yarısını gökyüzüne gönderebildim. Adaleti tam sağlanmadı. Aynı halde, iştirak halinde olan kişilerin birkaçı dışarıda. Adaletin tam sağlanmasını istiyorum ve hepsinin bir an önce içeriye girip, o cezayı almalarını ve bütün gerçeklerin ortaya çıkarak, benim evladımın hakkını bana yarım değil, tam olarak vermesini istiyorum. Yavuz Güngör bugün bir daha dışarıya çıkıp da, bu toplumun evladını zehirleyemeyecek. Bugün ben burada Yavuz Güngör’ün karşısında sadece evladımın hakkını değil, zehirlediği, ticaretini yaptığı, girdiği her evde nasıl çocuklarımızı yok ettiyse, kaç ocak söndürdüyse, ben bütün evlatlarımızın hakkının hesabını ondan sordum. O bir daha gün yüzü göremeyecek. Fakat dışarıdakilerin de ben aynı şekilde yargılanmasını istiyorum. Bana o adaleti verdiler, teşekkür ediyorum fakat geri kalanını da yapsınlar. Adalet Bakanı Akın Gürlek’e teşekkür ediyorum, Can Tuncay Bey’e sesimi duyduğu için çok teşekkür ediyorum, ama benim çocuğumun adaleti hala yarım" diye konuştu.
'KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR'
Duruşmanın ardından açıklama yapan Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) avukatlarından Sinem Ermiş, "Sedef’in hunharca katledilmesi, yalnızca bir kadının yaşam hakkının elinden alınması değildir. Bu cinayet, insan onurunu, toplumsal vicdanı ve kadınların güven içinde yaşama hakkını hedef alan ağır bir şiddet eylemidir. Bakırköy 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada verilen bu karar, kadınlara yönelik ağır şiddet olaylarında ve kadın cinayetlerinde cezasızlık algısının önüne geçilmesi bakımından çok önemli. Kadına yönelik şiddetle mücadele, yalnızca belirli kurumların değil; toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Şiddeti besleyen her söylemle, cezasızlığı güçlendiren her yaklaşımla ve kadınların yaşam hakkını değersizleştiren her anlayışla kararlılıkla mücadele edilmelidir" dedi.
İDDİANAMEDEN
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 7 Haziran 2024'te Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi Gülcemal Sosyal Tesisleri önündeki balıkçı barınağının bulunduğu mevkideki incelemede, elleri koli bandıyla ayakları ise zincirle bağlanan maktulün cesedinin sarıldığı halının çuval ve perde parçalarıyla çevrildiği belirtiliyor.
Maktulden alınan parmak iziyle cesedin Sedef Güler'e ait olduğunun tespit edildiği kaydedilen iddianamede, cesedin sarılı olduğu halının sahibinin ise etiketteki yıkama fabrikası aracılığıyla Z.E'ye ait olduğunun anlaşıldığı, emlak işiyle uğraşan bu kişinin de halının bulunduğu daireyi sanık Fırat Baykara'ya kiraladığı anlatılıyor.
İddianamede, dairenin sanıklar Fırat Baykara ve Yavuz Güngör tarafından kullanıldığı ifade edilerek, incelenen kamera görüntülerinden Güngör'ün 4 Haziran 2024'te siteye girdiği, ardından Onur Özbey'in Güler'i adrese getirdiği, maktulle buradakiler arasında tartışma yaşandığı, 5 Haziran'da Yavuz Güngör'ün Sedef Güler'le siteden ayrılıp Fırat Baykara'nın evine gittikleri ve bir süre sonra Baykara'nın da eve geldiği kaydediliyor.
Sanıkların tespit edilemeyen bir nedenden dolayı Güler'i öldürdükleri, cesedi yok etmek için plan yaptıkları aktarılan iddianamede, sanıkların 6 Haziran 2024'te tekrar buluştukları, cesedi Mimar Sinan Köprüsü'nün bulunduğu yere atmaya karar verdikleri, cesedi koyacakları valizi, zinciri ve ağırlığı aldıkları belirtiliyor.
Sanık Yavuz Güngör'ün, sanık Yiğit Hüseyin Ayvalık aracılığıyla Yunanistan'a gönderildiği bildirilen iddianamede, ancak Güngör'ün daha sonra ülkeye iadesinin sağlandığı kaydediliyor.
İddianamede, sanıklar Yavuz Güngör ve Fırat Baykara hakkında "çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor. Sanık Yiğit Hüseyin Ayvalık hakkında ise "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Meteoroloji uyardı: 3 gün sürecek: Sağanak yağış geliyor