Son dakika: İsveç ve Finlandiya’nın NATO adımı... AK Parti Sözcüsü Çelik: Ambargo kabul edilemez, terör örgütüne desteği kesin

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Çelik, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği için başvurusu hakkında "Terör örgütlerine desteği kesmelerini istiyoruz. Hem NATO içindeyiz hem de bize silah ambargosu uyguluyorsunuz. Böyle bir şey kabul edilemez" dedi.

Haberin Devamı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti’nin MYK toplantısı sonrası basın toplantısı düzenledi.

İşte Çelik'in açıklamasından önemli satırbaşları:
Böylesi önemli günü, İstiklal mücadelesi için kilit taşı önemindeki günün gençlerimize atfedilmiş olması da ayrı bir kıymete sahiptir. Bu büyük bayramımızı kutluyoruz. Atatürk'ün ve milli mücadelenin o gün için gösterdiği kararlılığın bugün içinde aynı yol göstericiliğe sahip olduğunu görüyoruz. 

ÖZLEM SARIKAYA YURT'UN VEFATI

Çok değerli bir meslektaşınızı kaybettiniz. Özlem Sarıkaya Yurt'u kaybettik genç yaşta. Bu hepimizi çok üzdü. Allah rahmet eylesin.

18-20 Mayıs günleri tarihi açıdan çok önemli bir gün. Kırım Tatarlarının yaşadıkları trajedinin yıl dönümü. Bugün de verilen mücadelenin aynı şekilde devam ettiğini görüyoruz. Kırım Tatarı kardeşlerimizin hepimizin şehidi olan kardeşlerini rahmetle anıyoruz. 

Haberin Devamı

İSVEÇ VE FİNLANDİYA'NIN NATO'YA ÜYELİK BAŞVURUSU

Bugünlerde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği tartışılıyor. Tabii AK Parti açısından NATO sürecinin ilkelere, prensiplere, kurallara bağlı olarak yürütülmesi her zaman önemli oldu. Burada ilkelere bağlı olarak NATO’nun genişleme vizyonuna her zaman destek verildi. Ama müttefiklerimizden bazıları başta olmak üzere bir NATO üyesi olan Türkiye’nin düşmanı olan terör örgütlerine verilen askeri ve siyasi destekleri Cumhurbaşkanımız hem Birleşmiş Milletler kürsüsünde hem de başka kürsülerden yüksek sesle ifade etti. 11 Eylül olaylarından sonra Washington Anlaşması’nın 5. maddesinin ilk defa uygulanması ile ortaya çıkan tabloda terörizm net bir şekilde bir küresel tehdit ve mücadele hedefi olarak ele alınmıştı. Ama Türkiye’nin terörizm ile mücadelesinde aynı desteğin verildiğine hiçbir zaman şahit olmadık. Hatta Türkiye bu terör örgütleri ile en güçlü mücadeleyi verirken müttefiklerimizden bazıları burada ‘Patriot’larını kendi ülkelerine götürdüler. 

 Tabii net ve açık bir şekilde şunu söylüyoruz; sizin bu terör örgütlerine verdiğiniz destekler, bizim askerimize, polisimize, sivil vatandaşımıza dönük bir saldırı olarak ortaya çıkıyor. Dolayısıyla düşmanlarımıza verilen bu destek hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunun müttefiklik bağlamında izah edilmesi de asla mümkün değildir. PKK/YPG terör örgütüne verilen desteğin DEAŞ ile mücadele ediyor diye bir bahaneye oturtulması da her şekilde ilkesiz ve siyasi açıdan gayriahlaki bir yaklaşımdır. Zaten defalarca da görülmüştür. Sürekli olarak Türkiye’ye Suriye’nin şu bölgelerinden çekilin diyenler, Türkiye’nin bulunduğu diğer bölgelerle ilgili hiçbir tartışma yapmıyorlar. Çünkü diğer bölgelerde DEAŞ var. Oradan çekilmemizi istemiyorlar. Oradan DEAŞ’ı temizlediğimiz için. Ama PKK/YPG’yı temizlediğimiz bölgelerden Türkiye’nin sürekli olarak çekilmesini ifade ediyorlar.

Haberin Devamı

Net bir tablo var o da şudur: Türkiye, Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi açık bir talepte bulunuyor. NATO’ya yeni üye olacak devletlerin her halükarda terörle bağını kesmesi gerekir. Aslında bunu sanki NATO ittifakı içerisindeki konsensüse (uzlaşı) karşıymış gibi göstermeye çalışıyorlar.  Lüksemburg Dışişleri Bakanı'nın açıklamaları meseleyi hiçbir şekilde anlamadığını gösteriyor. Sanki Türkiye, bir konsensüs varmış da bu uzlaşıya aykırı hareket ediyormuş. Tam tersine Türkiye NATO içerisindeki konsensüsün korunması bakımından bu hassasiyetlerini dile getirmiş oluyor.

Çünkü yarın bir gün bir NATO üyesi ülke, şu ana kadar İsveç ve Finlandiya’nın yaptığı gibi NATO üyesi olan Türkiye’yi tehdit eden bu davranışlara devam ederse NATO içerisinde hiçbir karar alınmaz. Türkiye bunları veto eder. Oy birliği ile karar alınabildiğine göre NATO herhangi bir şekilde karar alamaz hale gelir. O yüzden kurallara ilkelere prensiplere uygun bir şekilde bu yeni üyeliklerin ele alınması gerekir.  Avrupa Polis Teşkilatı’nın raporları da açık ve net bir şekilde gösteriyor ki İsveç’in Suriye’nin Haseki kentinde PKK/YPG irtibat ofisi aracılığıyla örgütün altyapı çalışmalarına destek verdiği net bir şekilde görülüyor.

Haberin Devamı

NATO güvenlik örgütüdür. Bu güvenlik örgütünün en büyük mücadele alanlarından birisinin de küresel terörizmdir. Siz ise doğrudan NATO üyesi bir ülkenin terör hedefi olarak gösterdiği terör yapılarıyla bir temas içerisindesiniz ve onlara destek veriyorsunuz. İkincisi; bu örgütler sizin ülkenizin içinde para topluyor. Bu toplanan paralar silah olarak örgüte dönüyor. Daha sonra da NATO ittifakının en önemli ülkelerinden olan Türkiye’nin askerine, polisine ve sivil vatandaşlarına karşı bir tehdit uyguluyor.  İkinci ilkesizlik ve tutarsızlık şudur: Hem NATO içerisindeyiz, hem de bize silah ambargosu uyguluyorsunuz.  Gerçek güvenlik tehditleri karşısında sağlıklı bir değerlendirmeleri yok. Türkiye, NATO içinde görevlerini en üst düzeyde yerine getirmiş devlettir. Bize karşı ambargo uygulanması gibi tavır kabul edilemez. Türkiye, NATO'ya üye olmak isteyenlerin NATO'nun prensiplerine uygun olarak davranmasını istiyor. 

Haberin Devamı

İsveç ve Finlandiya, 'Biz açık olarak bizden ne istendiğini anlayamıyoruz' diyor.  Açık olarak istenen şu: İnsanlığa karşı suç işleyen bu terör örgütlerine destek vermeyi kesmenizi istiyoruz. Bu kadar net. Dolayısıyla Türkiye’nin NATO’dan izole olacağı gibisinden saçma sapan yorumların NATO’ya zarar vermekteyken başka hiçbir manası olmayacaktır. Kendilerinin terör örgütleri ile ilişkisini kesmesi gerekenler, Türkiye’nin bu itirazını bir izole tehdidi ile ortaya koymaya çalışıyorlar. Yine bu ülkelerden birinin Dışişleri Bakanı’nın açıklaması, son derece utanç vericidir. Diyor ki, ‘Bizim ülkemizin, NATO’ya üyeliğini destekleyen ülkelerle Türkiye’nin iyi geçinmesi kendi yararınadır.' Yani böylesine bir saygısızlık olabilir mi? Terör örgütleri ile geçinmek için Türkiye’yi birtakım NATO ülkeleri ile tehdit etmeye çalışıyor. Halbuki mesele son derece merttir. Türkiye prensip olarak, devlet politikası olarak, İlkesel olarak NATO’nun gelişmesine karşı çıkmadı. İsveç ve Finlandiya ile de bu bağlamda onların NATO üyeliğinde Türkiye’nin bir problemi olmadığı, problem burada, onların terör örgütlerine verdiği desteklerle ilgilidir

Haberin Devamı

Net bir tablo var ama AK Parti kürsüsünden verdikleri desteği, fotoğraları paçavralarını göstermeyi uygun görmedik. Fransa'nın çimento firması var. Bu firmanın hem PKK/YPG'nin yeraltı sığınaklarını yaptığı ortaya çıktı, hem de bu firmanın DEAŞ terör örgütü ile bağlantıları çıktı. En son Paris Temyiz Mahkemesi, bu firmanın insanlığa karşı suç işlemek bakımından karşı karşıya olduğu soruşturmanın devamına karar verdi. Bu ülke NATO ülkesi, DEAŞ'la işbirliği ortaya çıkacak. Bize saldıran bir terör örgütünün sığınaklarını bir NATO ülkesinin firması yapacak. Biz Suriye'deki Türkmen kardeşlerimize yardım yaparken o zaman arşivlere bakmak lazım yardımların DEAŞ'a gittiğini söyleyenlerin şimdi bu özeleştiriyi yapması lazım. Hepsinin arkasında bu firmalar çıkmış oldu. 

ATATÜRK HAVALİMANI TARTIŞMASI

En son 10 binlerce vatandaşımızın katılımıyla Rize-Artvin Havalimanı’nın açılmış olması, etrafımızda ya da içimizde hangi gündem saptırma ile karşı karşıya olursak olalım bu eser siyasetinin aynen devam edeceğini gösteriyor. Yeni bir eser siyaseti söz konusu. Bu da Atatürk Havalimanı’nın oraya yapılacak Millet Bahçesi. Bunlar defalarca açıklandı.  Kılıçdaroğlu daha önce ‘Bu benim projemdi. Telefonlarımı dinleyerek fikri çalmışlar’ diyordu. Şimdi seferberlik halinde buna karşı çıkıyor. Böylesine çelişkili, tutarsız, çevre bilincinden kopuk herhangi bir yaklaşım olabilir mi? Bunu tutup Atatürk’ü istismar ederek Atatürk’ün isminin verildiği yerin yıkılması olarak gösteriyorlar. Siyasette bugüne kadar Atatürk istismarcılarının yaptığı kötülüğün haddi hesabı yoktur. Taksim’in ortasına muhteşem eser yapıldı ve adı Atatürk Kültür Merkezi'dir. . Kimse kendi yaptığı kötülüğe Atatürk'ü kalkan yapmaya kalkmasın. Oraya 132 bin 500 ağaç dikilecek. Yürüyüş yollarıyla her türlü vatandaşımıza hizmet edecek yaklaşımla bu hayata geçirilecek.

ADANA'DA YAPILACAK GENÇLİK ŞÖLENİ

İki günden az zaman kaldı. Bütün Türkiye'deki gençleri Cumartesi günü Adana'ya bekliyoruz. Gençlik şöleni gerçekleştireceğiz. 8 yıl ara vermiştik. 81 ilden genç arkadaşlarımız gelecek. Saat 17:00 gibi başlayacak. Genç kardeşlerimizi Cumhurbaşkanımızla buluşmaya bekliyoruz. 

EN ÖNEMLİ MESELE TERÖRE VERİLEN DESTEK

En önemli mesele teröre verilen destek. Bir güvenlik örgütünün içerisine üye olacak devletlerin teröre destek konusundaki tutumlarının net olması lazım. Teröre destek vermemeleri lazım.  Ama İsveç ve Finlandiya’da öteden beri terör örgütüne yoğun bir şekilde finansman sağladığı, yoğun bir şekilde faaliyet yaptığı, Türkiye odaklı faaliyetlerin merkezi haline geldiği, hem PKK’nın hem FETÖ’nün üst düzey yöneticilerini barındırdığını açık ve net. Ayrıca burada hiçbir şekilde Avrupa hukukuna da uymayacak şekilde rahatça teröristler istedikleri terör propagandasını, istediklerinde faaliyetleri yapabiliyorlar. PKK’ya gönderilen silahların bir kısmının mali kaynağı buradan karşılanıyor. Daha da ötesini söyleyeyim; doğrudan İsveç hükümetinin gönderdiği silahlar PKK’dan ele geçirilen cephanelerde ortaya çıkıyor. Daha önce 120 milyon dolar civarında gönderdikleri desteği 326 milyon dolara kadar çıkartacaklarını söylüyorlar. Biz PKK’nın herhangi bir yerini yok ettiğimizde ve cephanesini bulduğumuzda Avrupa ülkesinin silahlarını gördüğümüzde buradaki ilkesizliğin ve tutarsızlığın adını koyarız. Hele bunun bir NATO ülkesi olması asla kabul edilemez. Bu konuda ABD’yi de uyarıyoruz, Fransa’yı da uyarıyoruz. Bu yanlışlığa bir yenisinin daha eklenmesine müsaade edemeyiz. Siz kendi ülkenizin vatandaşlarından silah toplayacaksınız benim ülkemin vatandaşlarını öldüren terör örgütüne yollayacaksınız. Ondan sonra da bizden ‘Biz şöyle bir karar aldık’ diyerek buna katılmamızı bekleyeceksiniz. Burada çelişkiyi gidermesi gereken onlardır

MESELE TÜRKİYE'NİN İKNA EDİLMESİ DEĞİL

(Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’ın “Türkiye’yi ikna ederiz” ifadelerinin sorulması üzerine) Biden’ın Türkiye’ye gelip gelmemesi kendi takdiridir. Ama müttefikler arasındaki bu meselelerin yoğun bir şekilde gerek telefon trafiği gerek yüz yüze konuşulmasının her zaman faydalı olduğu açıktır. Ama bu onun kendi takdiridir. Fakat şunun bilinmesi lazım; mesele Türkiye’nin ikna edilmesi değildir. Herhangi bir devlet başkanı Türkiye’nin ikna edilmesinden bahsediyorsa mesele Türkiye’nin ikna denkleminin içerisine alınamaz. Mesele yeni üye olmak isteyenlerin terör örgütlerine verdiği desteğin kesilmesi için o ülkelerin ikna edilmesidir. İkinci mesele ise mevcut ülkelerin de terör örgütlerine verdiği desteğin kesilmesidir. Zaten şimdiye kadar yanlış yapmışlardır. Mesela şöyle bir şey düşünün; İsveç Savunma Bakanı terör örgütünün üst düzey yöneticileri ile muhatap oluyor.  Diyelim ki İsveç NATO üyesi oldu. Bu şahıs NATO toplantısına katılacak, oradan çıkacak ondan sonra da terör örgütünün üst düzey yöneticileri ile toplantı yapacak. Böyle bir şeyi NATO’nun kabul etmemesi lazım. Eğer bir genişlemeden bahsediliyorsa buna aday olan ülkelerin terör örgütlerine verdikleri desteği kesmeleridir. Türkiye’nin haklı güvenlik gerekçeleri tatmin edildiğinde zaten mesele yoktur.

MİÇOTAKİS'İN ABD KONGRESİ'NDEKİ KONUŞMASI

Miçotakis'in orada kendi ulusal tarihini Amerikan tarihine referans verilerek anlatma biçiminin Yunan medyasında da nasıl eleştirildiğini gördük. Hangi kongrede kim, ne için alkışlanmış bu çok önemli değil. Ama burada bazı çelişkiler var. Biz tabii Amerikan senatosunu önemsiyoruz. Bir kongrede bir müttefikinizin başka bir müttefikinize söz söylediğinde alkışlanması çok doğru değil. Herhangi bir komşumuz utanç verici bir şeydir, gidip de başka parlamentolarda Türkiye'ye silah vermeyin diye yalvarmak hiçbir şekilde saygıdeğer bir durum olarak görülemez. Adalar üstünde uçuş dediğiniz şey sizin hava kuvvetlerinizin yaptıkları karşısında hava kuvvetlerimizin verdiği cevaptır. Yunanistan Sahil Güvenliği ve FRONTEX göçmenlerin botlarını şişleyerek Akdeniz'de bu kadar insanın ölmesine yol açtı. Bu sorgulanmış mıdır? Kıbrıs meselesinde de hakkı gasp edilen KKTC'dir. KKTC egemen bir devlettir, onlar duymasa da bu böyledir. Türkiye ile konuşacaklar, Türkiye ile meselelerini çözecekler. İsterse dünyanın bütün parlamentolarında alkışlansınlar. 

ASGARİ ÜCRETE TEMMUZ'DA ZAM GELECEK Mİ?

Bunu Çalışma Bakanımız düzenli olarak açıklıyor. Düzenleme yapıldıktan sonra hemen bir çalışma başlamıyor. AK Parti açısından emeklimiz, esnafımız, çiftçimiz genç arkadaşlarımız bunlardan gelen talepleri takip ediyor ve değerlendiriyoruz. Vatandaşımızın ezilmemesi için stratejiler üretiyoruz. Sabah da toplantımız vardı. Onların zamanlaması içeriklendirilmesi henüz Çalışma Bakanlığı tarafından hangi takvimde yapıyorlar, onlar için bir şey söylemek için erken. Onlar olgunlaştığı zaman bizdeki bilgileri paylaşırız. Vatandaşlarımız şunu bilsinler ki çeşitli sosyal kesimlerden bize iletilen talepler sistematik şekilde değerlendiriliyor.

 

 

Haberle ilgili daha fazlası: