GeriGündem Son 40 yılda sulak alanların yarısını kaybettik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Son 40 yılda sulak alanların yarısını kaybettik

Abone Olgoogle-news

Dünya ortalamasına göre su fakiri olan Türkiye'de yaklaşık 2,5 milyon hektarlık sulak alanın yarısı son 40 yılda insan etkisiyle kaybedildi.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye (WWF-Türkiye) Su Programı Alan Koordinatörü Çağrı Deniz Eryılmaz, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçmişte birçok sulak alanın yeni tarım alanlarının açılması, aşırı su kullanımıyla müdahale gibi etkenlerle kuruduğunu söyledi.

Türkiye'de sulak alanların geçmişte yok edilmesinin temelinde sıtma hastalığının yattığını vurgulayan Eryılmaz, bu hastalıkla mücadelede farklı teknikler olmasına karşın ülkede 1990'lı yıllara kadar sulak alanların kurutulmaya devam edildiğini belirtti.

Ülkede, drenaj, sulak alanları besleyen su kaynakları üzerine barajlar yapılması veya sistemden aşırı miktarda su alınması, kirlenme, sürdürülebilir olmayan balıkçılık ve avcılık, yabancı türlerin aşılanması gibi nedenlerle önemli sulak alan kayıplarının yaşandığını dile getiren Eryılmaz, şunları kaydetti:

“Birçok sulak alan kurutuldu ve sonucunda bulunduğu bölgedeki iklim değişikliğe uğradı. Hatay'daki 75 bin metrekarelik Amik Gölü, 1968'de başlatılan ve 6 yıl süren ıslah çalışmaları sonucu kurutuldu ve kuruyan yer tarıma açıldı. Amik Gölü'nün kurutulması ile birlikte Hatay'ın iklimi değişti. Bölgede yağışlar düzensizleşti ve seller yaşanmaya başladı. Burdur'daki Kestel Gölü de 1965 yılında yine tarımsal üretim için kurutuldu. Kahramanmaraş'taki 7 bin 125 hektar alana sahip Gavur Gölü, 1950'li yıllardan itibaren sıtma ile mücadele ve tarım alanı elde etmek amacıyla yok edildi.”

EN FAZLA KONYA KAPALI HAVZASI ETKİLENDİ

Konya'daki binlerce hektarlık Suğla Gölü'nün de tarımsal amaçlı kurutulduğunu ve yerine su depolaması yapıldığını vurgulayan Eryılmaz, Suğla Depolaması'nın sulak alan özelliğini taşımadığını, artık kuşların bölgeye uğramadığını söyledi.

Eryılmaz, Konya'daki bir başka sulak alan olan Samsam Gölü'nün de tarımsal amaçlı olarak kurutulduğunu belirterek, üzerinden yıllar geçmesine karşın burada toprakların tuzlu olması nedeniyle tarım yapılamadığını bildirdi.

Konya'da Türkiye'nin önemli gölleri arasında yer alan Akşehir Gölü'nün 15 yıl önceki 350 kilometrekarelik alanının adeta çöl haline geldiğini ifade eden Eryılmaz, şöyle devam etti:

“Gölü besleyen akarsuların çeşitli nedenlerle kuruması, yer altından kontrolsüz su çekilmesi Akşehir Gölü'nün sonunu getirdi. Şimdi o bölgede iklim değişmeye başladı. Afyonkarahisar'daki Eber Gölü, 30-40 yıl öncesine kadar kuş cenneti olarak biliniyordu. Önemli bir geçim kaynağı olan kamış ve sazlıklarıyla da ünlü Eber Gölü'ndeki kirlilik, kuş ve balık türlerinin yanında ekonomik olarak bölge halkını da tehdit ediyor. Yağmur yağmadığı için yeterince beslenemeyen bu göl de kurumak üzere. 1997'de 260 bin hektar alanı kaplayan Tuz Gölü, 7 yılda 100 bin hektar azalarak 160 bin hektara düştü. Bu gölde giderek küçülüyor. Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü de, aşırı su çekilmesi nedeniyle tehdit altında bulunuyor. Hotamış Sazlığı, su rejimine yapılan müdahaleler sonucu kurudu. Konya Kapalı Havzası'ndaki Eşmekaya Sazlığı da baraj çalışmaları çerçevesinde kurudu, bu nedenle baraj da tamamlanamadı.”

KURAKLIK DEĞİL, İNSAN ELİ...

Ereğli Sazlıkları'nın da sulak alan işlevini kaybettiğini ve büyük ölçüde kuruduğunu dile getiren Eryılmaz, “Kısacası Türkiye'deki toplam 2,5 milyon hektarlık sulan alanın yaklaşık yarısını kaybettik. Elimizde çok az bir alan kaldı. Sulak alanların kuruduğu yerlerde iklim bozuldu, ılıman iklim kayboldu, yerine don geldi. Bir bölgede önce suyu, sonra kuşları sonra da insanları kaybettik. Büyükşehirlere göçün en önemli etkileri arasında suyun geldiğini kimse bilmiyor. Göçle ilgili sorunlar araştırılırken suyun üzerinde fazlaca durulmalı” dedi.

Türkiye'de sulak alanların kuraklıktan değil tamamen insan yüzünden kaybedildiğini ifade eden Eryılmaz, kaybedilenlerin adeta mumla arandığını, eldekilerin korunması adına da bir şey yapılmadığını söyledi.

Suyla birlikte bölgedeki suya dayalı ekonominin de yok olduğunu ifade eden Eryılmaz, sulak alanların yer altı suyu dengesi, tarımsal sulama, atık suyu depolama ve temizleme, balıkçılık, sazcılık, iklimi ılımanlaştırma gibi birçok olumlu yönünün bulunduğunu anlattı.

Eryılmaz, sulak alanlarla ilgili mevcut problemlerin sadece su sorunu olarak ele alınmaması gerektiğini, bunun büyük bir toplum sorunu olduğunu vurgulayarak, ”Su kaynaklarının akılcı kullanımı ve yönetimi sağlanmalıdır. Sulak alanları içine alan havzalar bazında akılcı su kullanımı sağlanmalıdır. Entegre havza yönetimi gerekiyor. Tünel açıp dışarıdan su getirmek çözüm olmaz. Eldeki suyun bütçesini çıkarıp ihtiyaçlara göre planlama yapılmalıdır. Kalan suyun iyi kullanılması gerekiyor” diye konuştu.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle