GeriGündem Siyaset, artık yaratıcı gençlerin eline geçmeli
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Siyaset, artık yaratıcı gençlerin eline geçmeli

Abone Olgoogle-news


Bilir misiniz ki, 1948 Şarkışla doğumlu DSP Sıvas Milletvekili Prof. Dr. Cengiz Güleç, Aşık Veysel'in ustası Aşık Serdari'nin torunu ve Aşık Efkari'nin oğludur. Bilir misiniz ki, baba Güleç icra memurluğu yaptığı Şarkışla'dan hemşerilerinin ihbarıyla CHP'li olduğu gerekçesiyle 1959'da Kaman'a sürülmüştür. Bilir misiniz ki, baba Güleç 1966 yılında Şarkışla'da TİP'i kurup başkanı olmuştur. Bilir misiniz ki, annesinin babası ünlü Nakşi şeyhi Mustafa Ziyaettin Efendi'dir. Prof. Dr. Cengiz Güleç'in Tunalı Hilmi'deki muayenehanesinin bir odası Anadolu kültür müzesi gibi. Eşsiz güzellikte rengárenk kilimlerden bastonlara, bakır sinilerden bağlamalara kadar. Milletvekili lojmanlarındaki evi ise bir başka dünya. DTCF Paleontoloji Bölümü öğretim üyesi eşi Prof. Dr. Erksin Güleç bir bahçe uzmanı. Etiyopya'da Amerikalılarla birlikte kazı yapan tek Türk bilim adamı. Erksin hoca kazı için gittiği ülkelerden evinin bahçesine çiçek taşıyor. Mesela Arizona'dan parfüm yerine kaktüsler getirmiş. Laf aramızda, Cengiz hocanın soyadının Güleç olduğuna bakmayın; aslında güleç olan, yüzünden tebessümü hiç eksik olmayan 29 yıllık eşi Erksin hoca. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş. Kültür antropoloğu koca ile insan evrimi uzmanı karısı keyifle yaşıyorlar, oğulları Kerem ve kızları Bahar'la.

Bülent bey, Türkiye'ye bir yol haritası sundu

Ekrandaki konuşmalarından da bilirsiniz ki Cengiz Güleç'le sohbet muhteşemdir. Gece oldu, bizde laf bitmedi. Bu gidişle kesin sabahçıyız, sakın bizden ayrılmayın.

- Eğer söylendiği gibi Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşadıysak bunun sorumluluğunu yüklenip hükümet başkanının istifa etmesi gerekirdi. Bu davranış büyük prim getirirdi ayrıca. Sayın Ecevitler, DSP'yi kurarak bize ana hatlarıyla müthiş bir yol haritası sundular. Bu çerçevenin içini somut olarak doldurmak, bundan sonra mensuplarına düşüyor. Dünyada bütün siyasi hareketler gençleşiyor. Kamil bir yaşta olabilirsiniz ama, gençlerle diyalog kurup organik bir ilişki içinde mükemmel olabilirsiniz. Önemli olan yaratıcı gençleri keşfetmek, bunları koordine etmek, ama o projeleri bizzat üretecek insanlar olarak onlara güvenmek. Bizde bunların tam olarak yapıldığını söyleyemem. Bu konuda içten içe rahatsızlıklar var, ben bunu mertçe itiraf eden bir adamım. Bu demek değil ki parti içinde hizipler, klikler var. Hiçbir siyasi parti özeleştiri yapmadan rüştünü ispat edemez, olgunlaşamaz. Hem öğrencim, hem meslektaşım olan Sema Pişkinsüt'ün adaylığını çocukça buluyorum. Bu davranışı, Ecevitler'e başka nedenlerle öfke duyanların arayıp da bulamadıkları bir fırsat oldu. Sema'nın arkasında ne bir ideoloji, ne bir kadro, ne bir hazırlık var. Liderleri genellikle nankörlük, vefasızlık gibi kavramlarla eleştiriyoruz. Siyasi programlarında söz verdikleriyle yaptıkları arasındaki tutarsızlıklara bakmıyoruz. Eğer öyle bakarsak, rahmetli Atatürk'ü insanlık açısından yargılayıp ipe çekeriz. Atatürk gerektiğinde kendi hayatını emanet ettiği Topal Osman'ın bile ortadan kaldırılmasına göz yumabilmiştir. Bu Atatürk'ün zalim olduğu anlamına mı gelir? Buna inanılmaz tarihi bir zorunluluk ve bu kararı alabilen inanılmaz bir basiret gözüyle de bakabilirsiniz.

Milletvekili adayı olmamı Ecevit istedi

Cengiz hocanın DSP milletvekil-liğinde komşuluk hatırı olup olmadığını merak edenler olur.

- 11 Ocak 1999 Pazartesi gününü hiç unutamam. Bir gece önce Mülkiyeliler Lokali'nde bir dost meclisindeydim. Saat 03.30'da kafam iyi durumda eve gittiğimde hanımdan azarı işittim. Cep telefonumu kapattığım için beni merak etmiş. Birkaç saat uyuyup önce Hacettepe'ye gittim, oradan da muayenehaneme geldim. Sekreterime ilk hasta gelinceye kadar beni uyandırmaması için not bırakıp dinlenme odamdaki divana yattım. Saat 11.00'de sekreterim hararetle odaya girip ‘‘Hocam, Bülent Ecevit sizi arıyor’’ dedi. Şaşkınlıkla telefona koştum. Bülent Bey hatırımı sorduktan sonra ‘‘Gençlik, eğitim, kültür alanlarındaki birikimlerinizden ülkenin ve partimizin yararlanması lazım. Sıvas'tan aday olmanızı istiyorum, o yaralı coğrafyada sizin uzlaştırıcı tarzınıza çok ihtiyaç var’’ dedi. Şaşırıp kaldım, kafam karıştı. O dönem Hacettepe'nin rektör adayıydım, ayrıca maddi olarak da siyasete hazırlıklı değilim. Tereddüte düştüğümü fark edince eşimle konuşup kendisine iki saat sonra cevap vermemi istedi. Eşimi arayıp durumu anlattım, tahminimin tersine teklifi kabul etmemi istedi. Bülent Bey tam iki saat sonra beni aradığında teklifini kabul ettiğimi söyledim, çok mutlu olduğunu belirtti. Konvoylarla kahve kahve dolaşmadan, köylere gitmeden bölgesel televizyon ve radyo yayınlarına çıkarak seçimi kazandım. Hem de kimseye boş vaatte bulunmadan, terfi, tayin, torpil için bana gelmeyin diyerek. Siyasetteki ilk altı ay yeni bir kulvara girmenin heyecanıyla geçti. Ondan sonraki altı ayda ilk hayal kırıklığını yaşadım. Bu kadar birikimim var ama, etkin ve verimli değilim, benden yararlanmıyorlar diye. Birinci yılı tamamladıktan sonra kurumu, ilişkileri daha gerçekçi olarak tanımaya başladım. Şimdi siyaset bana inanılmaz uygun geliyor. Türkiye'nin gelecekteki siyasi kaderinde etkili olabilecek bir kadronun içinde bulunmayı kendime layık ve gerekli buluyorum.

Ecevit hem lider hem genel başkan

Güleçler'le Ecevitler arasında uzun yıllar öncesinden komşuluk bağı vardır.

- Ecevitler'le Oran'daki 69 no'lu apartmanda altlı üstlü oturduk, 1982'den 1998'e kadar. Onlar 5 numarada, biz ise 8 numaradaydık. Ecevitler'le komşuluk elbette bildiğiniz türden olmadı. Ecevitler inanılmaz ölçülü, ilişki tarzlarını kendileri belirleyen insanlardır. 1989 yılında Alman hükümeti beni Türk işçilerinin 2. ve 3. kuşaklarının kültürel kimlik sorunlarını araştırmak üzere davet etti. Bunun üzerine hemen Ecevitler'e inip görüşlerini aldım. Çünkü Bülent Bey’in oradaki birtakım üniversitelerle akademik anlamda sıkı bağlantıları vardı, hocalık yapmıştı. 1983'ten 1989'a kadar yoğun olarak Osmanlı tarihi okuduğunu biliyordum. Ayrıca siyaset ve ordu ilişkileri, laiklik, sol ve din ile ilişkili birçok önemli konuda konuşmalarımız oldu. DSP'nin kuruluşunda daktiloyla yazılmış ilk programını verdiği insanlardan biriyim. Bülent Bey’e birçok açıdan hayranım. Bence hem lider, hem de genel başkan. Şu anda mevcut siyaset içinde bu özellikleri taşıyan bir başkası yok.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle