GeriGündem Sirkeci kamuflajı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sirkeci kamuflajı

DÜNYA Optik Tarihi'nin (Tabii varsa böyle bir şey. Eminim yoktur) gördüğü en çirkin güneş gözlüğünü kullanıyorum bir aydır filan.Görenler, tuhaf bir uzay yaratığıyla karşılaşmış gibi bakıyorlar.Hani, eski, sapı delikli ve yaklaşık 250 gram ağırlığında dede gözlükleri vardır ya, işte onlardan.Çukurcuma'da tezgahta gördüm.Görür görmez de vuruldum. Yok, aslında vurulmadım, gözlüğün vurulacak bir durumu yok.Artık, ‘‘Yazık yahu, bu gözlüğü kimse almaz, ben alayım bari’’ şeklinde kendimden ummadığım bir acıma duygusunun esiri mi oldum, ‘‘Bu çirkinlik abidesini bir çocuk filan görür, karakter yapısı kafadan ıskartaya çıkar. Alayım da gelecek nesiller kurtulsun’’ diye pek de normal olmayan bir bilinç şoku mu yaşadım hatırlamıyorum.Ama aldım. 1 milyon lira verip aldım o çirkin şeyi.Almakla da kalmadım, kullanıyorum.* * *Geçen pazar, akşama doğru Riko evden aradı.Ben sabah saatlerinde Hürriyet'in hemen her sayfasında fotoğrafını görmek suretiyle sarsılmış bir insan olarak, cep telefonumu kapalı tutuyorum zaten.Riko ve Topesto'nun böyle güzel bir ortayı (Muz da tabir edilir bu tür ortalar) gol yapmamaları imkansızdı zaten.Riko direkt ‘‘Caney caney caney/ İşte meydaney/ Delikanlı yazar/ Nerdesin haney/ Nerdesin haneeey’’ diyerek konuyla ilgili hislerini öncelikli olarak belirtti.Sonra da çok kibar bir şekilde ‘‘Çıkmıyor muyuz ayı!’’ dedi.Ben de ‘‘Dışarı çıkma konusunda geçici olduğunu ümit ettiğim bir problem yaşıyorum...’’ dedim.Akıllı insandır, çaktı köfteyi.‘‘İlla Beyoğlu'na çıkmak gerekmiyor herhalde birader’’ dedi.Ben de Maria Rita Epik üzerinden ‘‘Neşeli gençleriz biz/ Şiribiribim şiribiribimbim/ Yaşamayı severiz/ Şiribiribim (Uzatmayalım bu yıpratıcı nakaratı)/ Yaşamayı severiz/ Bir pantalon bir gömlek/ Şiribiribim/ İstediğimiz yere gideriz/ Hahhaaay hava ne güzel/ Gel seninle buluşalım...’’ cevabını verdim.Bu güzel şarkıyı daha da uzatmak isterdim ama manasızlaşıyor giderek.* * *Çirkin gözlüklerimi ve en az onun kadar çirkin şapkamı takarak Riko'yu beklemeye başladım.Neyse, uzatmayalım, geldi bu ve evden çıktık.‘‘İstikamet?’’ dedi.‘‘Sirkeci’’ dedim.‘‘Uyar usta’’ dedi.Vurduk kendimizi yola.Tophane, Karaköy, Köprü derken vardık varacağımız Eminönü'ne. Hatta gelmişken biraz daha yürüyelim diye, Sultanahmet ve Cağaloğlu'nu içeren minik bir daire de çizdik.Döndük geldik Sirkeci'ye...Bu arada Köprü'den önce, Karaköy'de -çok afedersiniz- kıymalı börek yemiştik.Riko yine acıkacağımızı öne sürmüştü, ben de ‘‘Yok deve! demiştim.Ama hakikaten yine acıktık.Sirkeci'de süper bir Karadeniz pidecisi var. Kıyma kürümüze orada da devam ettik. Yine çok afedersiniz, kıymalı pide yedik. Yanında da sivri biber ve domates veriyorlar. Güzel bir şey.Sonra güzel mi güzel bir mekan bulduk ve biralanmaya başladık.Mekanın ikinci katında oturduk. Manzara olarak pek bir şey yok.Tramvay yolunun dibinde olduğundan, hızlı tramvay denen nesnenin tepesini seyrediyorsun.Biz oradayken maç vardı.Takıldık işte, maçı seyrettik, lafladık vesaire.Maç bitince müzik yayınına başladılar.Tarz olarak; hardcore, başka bir deyişle dalak yaran türden arabeski benimsemişler.Beni bozmaz, Riko'da şerbetlidir bu konuda.Dikkatimizi en fazla çeken şey, duvarda asılı likör kılıcı oldu. Şöyle bir tasarımdı: Bildiğimiz kılıç formatında bir şişenin içine tahminimce nane likörü doldurmuşlar. Sonra da onu duvara asmışlar.Olsa ben de eve asarım, o kadar şahane bir şey.İnsanlar geldi, insanlar geçti.Sonra değer verdiğimiz bir arkadaşımız daha katıldı bize.Herhalde üç-dört saat kadar oturduk orada.Laf lafı açtı.Sirkeci'nin, hele de bu mekanın kesinlikle dolaşım güzergahımıza eklenmesi gerektiği konusunda fikir birliği sağlandı.Sonra kalkıldı, eve gidildi, yatıldı filan falan.Rüya görsem onu da anlatacakmışım gibi bir hava doğdu nedense.Niye anlatayım canım rüyamı.

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False