Sevgili Cumhuriyet Yoksa ‘‘sayın’’ mı demeliydim?

Güncelleme Tarihi:

Sevgili Cumhuriyet Yoksa ‘‘sayın’’ mı demeliydim
Oluşturulma Tarihi: Ekim 28, 2003 23:00

Cumhuriyet'cim, cüretimi mazur gör. Ayak topuklarım bitişik, kollarım vücuduma yapışık, kıpırdamadan durduğum törenlerin acısını çıkarıyorum. Vallahi sana bir kastım yok. Zaten sen hancısın, biz yolcu... İdare et artık şu fani dostlarını.

Sevgili Cumhuriyet,

Yoksa ‘‘sayın’’ mı demeliydim?

Çünkü sana dair ilk öğrendiğim şey ‘‘ciddiyet’’ olmuştur.

İlkokul çağlarıydı... Yok yok daha sonra... O yaştaki çocuğun Cumhuriyet'i idrak edemeyeceği düşünüldüğünden 23 Nisan'larla idare etmek durumunda kaldık bir süre.

29 Ekim'ler ortaokulda girdi hayatımıza. Dediğim gibi, en ciddi haliyle... Marşlar, kahramanlık şiirleri, uygun adım yürüyüşler...

Bizim kuşak görmedi öyle cumhuriyet baloları falan... Hani şık beylerle şık hanımların vals yaptığı... İlk hevesmiş demek o danslı eğlenceler.

Zaman zaman coşmuyor da değiliz ama...

50. yılda mesela...

Şerefine marş bile yaptık. Gerçi bir satırını hatırlayan varsa ben kendi imkánlarımla uygun bir yere büstünü koyduracağım kendisinin...

* * *

Bu yıl 80 yaşındasın.

Yine atağa kalktık. Artık nedenini bilmiyorum, ‘‘Hálá yaşıyor’’ şaşkınlığından olabilir.

Bir ara ‘‘İkincisini kuralım’’ diyenler oldu. ‘‘Birincinin suyu mu çıktı?’’ diye itiraz etti çoğunluk. ‘‘Evet suyu çıktı’’ dedi ötekiler. Neyse, asabını bozmayayım şimdi.

Ben bilmem zaten. Geldiğimde kurulmuş buldum seni. Başka cumhuriyetlerde de yaşamak kısmet olmadı. Diyeceğim yokluğun nasıldır, cumhuriyetin iyisi kötüsü nasıl olur, bilmiyorum.

Zaten farkındaysan ‘‘Cumhuriyet’’ deyince aklıma bayramdan başka bir şey de gelmiyor.

Ha, bir de Cumhuriyet Gazetesi... Türkiye'nin en renksiz, en resimsiz, en mankensiz, en ilavesiz gazetesi.

Bak ‘‘ciddiyet’’ dediğimde inanmadın belki bana... Seni ciddiyetle özdeşleştirmesek kalkar bir magazin dergisine takardık adını.

Gerçi Balıkpazarı'nda bir meyhaneye de takmışlığımız var. Nasıl oldu bilmiyorum. Hoş gör. O kadarcık sapıtma da olur artık.

Fakat derin düşünürsen işin içinde yine bir ‘‘ciddiyet’’ meselesi var. Belki de ‘‘Atatürk içki severdi’’ dedikodusunu ciddiye aldı meyhanenin isim babası. E, direkt Atatürk'ün ismini verse olmayacak... Onca bulvar, meydan, köprü, kütüphane, okul, kültür merkezi, vs.'nin yanında...

* * *

Aslında 80. yıl şerefine senin ilkelerinden falan söz etmek isterdim. Ama bir Allah'ın kulunun okumayacağını bildiğimden hiç kalkışmadım.

Kanaatimce sen bile doymuşsundur artık ‘‘Vatan, Millet, Sakarya’’ muhabbetine. Bize çoktan ‘‘kus geldi.’’ Bak sen bu tabirleri bilmezsin. Atatürk'ün seni emanet ettiği gençlerin dili bu.

Kötü, biliyorum. Ama oturaklı lakin söylene söylene içi boşalmış laflardan iyidir yine de. Samimiyet var hiç olmazsa.

Cumhuriyet'cim,

Cüretimi mazur gör. Ayak topuklarım bitişik, kollarım vücuduma yapışık, kıpırdamadan durduğum törenlerin acısını çıkarıyorum. Vallahi sana bir kastım yok.

Zaten sen hancısın, biz yolcu... İdare et artık şu fani dostlarını.

Hadi payidar kal!
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!