Şeftalideki ısırık tartışması

Güncelleme Tarihi:

Şeftalideki ısırık tartışması
Oluşturulma Tarihi: Ekim 10, 2004 01:29

Bircan Başak, cinayet suçlamasıyla yargılanıyor. İki yıldır devam eden davası sona yaklaştı, 26 Ekim’de duruşması var. Bu davayı diğerlerinden daha ilginç kılan, dosyadaki diş izi raporu. Bircan Başak, savcının isteği üzerine bir şeftaliyi ısırdı, bir adli tıp uzmanı da meyvedeki bu izin, maktulün yanağındaki diş iziyle aynı olduğu yolunda rapor verdi.

Eğer bu dava mahkumiyetle sonuçlanırsa, sadece diş izini bilimsel kanıt kabul eden dava olarak kayıtlara geçecek. Oysa dünyada diş izi karşılaştırmalarının ne kadar sağlam bir kanıt olup olmadığı hálá tartışmalı.

İki yıl önce kış aylarıydı. Gazeteler, Zeytinburnu’nda 82 yaşında bir kadının ısırılarak yaralandığını ‘Yerli Hannibal’ başlıklarıyla duyuruyordu. Üzerinden henüz birkaç ay geçmişti ki, ikinci ısırık olayı Kumkapı’da meydana geldi.

Mustafa Çelik (70), Kumkapı’da yaşadığı metruk binanın alt katında ölü bulundu. Ölümü boynundaki tek bıçak darbesinden kaynaklanmıştı, ama yanağında da ısırık izleri vardı. Onu ilk gören apartmanın sabıkalı sakini, firari Cemal Başak’tı (41). Olayı polise haber vermek eşi Bircan Başak’a (32) düştü.

KAN VE SPERM TESTİ FARKLI ÇIKTI

Apartmanda sadece maktul ve Başak çifti yaşıyordu. Polis Bircan Başak’tan şüphelendi. Savcı, ölünün fotoğraflarında yanağında ısırık izleri olduğunu görmüştü. Polise bunu araştırmalarını söyledi. Polis de Bircan’dan bir şeftaliyi ısırmasını istedi. Şeftali üzerindeki diş izleri, fotoğraftaki maktul Mustafa Çelik’in yanağında görülen diş izleri ile karşılaştırıldı. Adli Tıp Uzmanı Diş Hekimi Hüseyin Afşin rapor verdi: ‘Üstten üç, alttan 4 diş izi, Mustafa Çelik’in yanağındaki izlerle uyum içindedir.’

İşte bu rapor üzerine Bircan Başak tutuklandı, hakkında dava açıldı.

Oysa Mustafa Çelik’in ölümüyle ilgili tek ipucu diş izleri değildi. İç çamaşırlarının üzerinde kan ve spermler bulunmuştu. Sol elinin tırnakları arasında kan ve üç kıl vardı. Odada bir tencere işinde söndürülmüş sigara izmaritleriyle parmak izleri tespit edilmişti.

DNA incelemesinde spermler, kanlar, sigara üzerindeki tükürükler ve kılların Bircan Başak’a da, kocası Cemal Başak’a da ait olmadığı anlaşıldı. Sperm, ölen Mustafa Çelik’e ve bilinmeyen bir başka kişiye atti. Kurbanın tırnağındaki kan ile spermin DNA yapısı da uyuşmaktaydı. Yani Mustafa Çelik cinayetinin tam aydınlatılması için kan ve spermin esrarengiz sahibinin ortaya çıkması gerekiyordu.

Ancak dava, Bircan Başak’ın şeftalideki ısırık izleriyle, maktulün fotoğrafındaki ısırık izlerini karşılaştıran adli tıp raporuna dayanarak devam etti. Acaba diş izi bir insanın suçlanması için yeterli miydi? Mahkemelerde kanıt sayılıp insanı hapse götürebilir miydi?

ISIRIK YÜZÜNDEN İDAM EDİLECEKTİ

Aslında bu tartışma bütün dünyada sürdürüyor. ABD’de 8 Nisan 2002’de ölüm cezasının infazını 10 yıldır bekleyen Ray Krone’un Arizona Eyalet Cezaevi’nden özgür bir adam olarak yürüyüp çıkması, ısırık tartışmalarının bir sonucu.

Ray Krone, Kim Ancona’yı öldürmekten suçlu bulunmuş ve ölüm cezasına mahkum edilmişti. Bu karara yol açan tek delil de, CBS binasının erkekler tuvaletinde tecavüze uğramış ve 11 yerinden bıçaklanmış olarak bulunan Kim Ancona’nın boynundaki ve sol göğsündeki ısırık izleriydi. Göğüsteki diş izleri, süveterinin üzerinden ısırılarak gerçekleşmişti.

Dişhekimi Dr. Rawson, verdiği raporda tüm ısırıkların Ray Krone’un diş izlerini kesin olarak tuttuğunu belirtmişti. Bu rapora dayanılarak ölüm cezasına mahkum edilmişti Krone. Ancak avukatları bu delile karşı çıktılar ve yıllar süren bir mücadeleden sonra maktulün süveterinin incelenmesini sağlayabildiler. Dişlerin oluşturduğu deliklerin çevresinde tükürük bulundu. Tükürük DNA’sı, Ray Krone’unkiyle uyuşmuyordu. Ancak çocuk istismarı nedeniyle mahkum edilmiş Kenneth Phillips adlı bir başkasınınkiyle aynıydı. Bunun üzerine Ray Krone, idam edileceği yerde özgürlüğüne kavuştu.

Amerikan Adli Dişhekimleri Derneği’nin 1999’da yaptığı araştırma da ilginçti. Dernek, mahkemelere bilirkişi olarak defalarca rapor veren 26 diş hekimine kalite kontrol uygulamış, ancak bu diş hekimlerinin deney için yaptığı karşılaştırmaların yüzde 63’ü hatalı çıkmıştı.

Bu araştırma, ardından da Ray Krone davası, Amerikan mahkemelerinin tutumunda değişikliğe yol açtı. Mahkemeler, sadece diş izleri ve ısırık incelemelerine dayalı hüküm vermekten kaçınmaya başladı.

ELMA, ARMUT ISIRTILARAK BU İŞ OLMAZ

Adli Tıp Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy da tek bir diş izinin kesinlikle delil olarak kabul edilemeyeceğini söylüyor: ‘Isırık izinden pozitif identifikasyon yapılamaz. Yani ısırığın o kişiye ait olmadığı söylenebilir, ancak ona ait olduğu söylenemez. Sadece DNA delilleri yüzde 100 doğruluğa yakın bilimsel delildir. Onda bile milyarda bir oranında hata olabilir. Elma, armut ısırtılarak bu iş olmaz. Diş izinin olduğu yerdeki tükürükten DNA analizi yapılması şarttır. Isırılmış meyve olay yerinde bulunulursa, şüphelilerle karşılaştırmak için kullanılabilir.’
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!