Salgın hastalık tehlikesi

Deprem bölgelerinde sağlık konusunda yeterli önlem alınmaması yeni bir sorunu gündeme getiriyor

Depremin ardından yaşanan kaos sürüyor. Depremzedeleri şimdi de bekleyen en büyük tehlike sağlık sorunları. Şu ana kadar bu konuda yeterli önlem alınmadığı görülüyor. Oysa devletin yayımladığı halk sağlığı kitaplarında bile ne yapılması gerektiğine ilişkin bilgiler yer alıyor. Yani birdenbire geldiği sanılan deprem ve yarattığı sorunlara karşı hazır olmak için bilgi var, ama kullanan yok.

Çöpler nasıl yok edilecek?

- Her aileye bir kez kullanılacak şekilde naylon torbalar dağıtılmalı ve bu torbalar kullanıldıktan ve ağzı kapatıldıktan sonra yine ağzı kapalı çöp bidonlarına atılması sağlanmalı,

- Toplanan çöpler yakma ya da üzeri en az 30 cm toprakla kapatılan çukurlara gömme yoluyla ortadan kaldırılmalı.

En hareketli fay hatlarından birinin üzerinde oturup da deprem için ‘‘birdenbire vurdu!’’ demek kadar ne kadar anlamsızsa, Türkiye'nin bu yakından tanıdığı doğa olayı karşısında hazırlıksız yakalanması da bir o kadar saçma. Oysa tıp fakültelerinin halk sağlığı kürsülerinde yıllardır 'afet öncesinde ve sonrasında alınması gereken önlemler' ders olarak okutuluyor. Bu derslerde, afet durumuna hazırlıklı olmak için nelerin yapılması gerektiğinden kişi başına ne kadar su tüketileceğine, tuvaletlerin nasıl hazırlanacağından ölülerin nerelere gömüleceğine kadar her türlü bilgi mevcut. Devlete kalan sadece bu bilgilerin hayata geçirilmesi için gerekli organizasyonu yapmak. Yine de 17 Temmuz günü sabaha doğru yaşanan depremin ardından başlanan kurtarma çalışmalarındaki geciklemelere ek olarak şimdi de salgın hastalık tehlikesi ortaya çıktı.

Türkiye'nin dört bir yanından gönderilen ya da gönüllüler tarafından deprem bölgelerine taşınan yiyecek ve yardım malzemeleri koordinasyon eksikliği nedeniyle şu ana kadar etkin olarak kullanılamadı. Buna bir de morgların yetersiz kalması ve hijyenik şartların sağlanamaması eklenince ortaya daha da karamsar bir tablo çıkıyor. Merkezi ve yerel otoritelerin kendi programlarını yapmalarına kadar geçecek sürede gelen yardım malzemeleri ve gönüllülerle daha sağlıklı bir ortamın sağlanabilmesi için yukarıda sözünü ettiğimiz halk sağlığı ders kitaplarından birtakım pratik öneriler çıkarttık.

Öncelikli önlemler

Altyapının hasar görmesi nedeniyle temel ihtiyaçların karşılanamadığı afet durumunda öncelikle kurtarma, tıbbi yardım, barınak ve yiyecek sağlanmasının yanısıra üzerinde ısrarla durulması gereken konu bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkma riskinin ortadan kaldırılması. Hava sıcaklığının yüksek olması, hálá yardım ekiplerinin ulaşamadığı bölgelerin bulunması, bulaşıcı hastalık riskinin de yükselmesine neden oluyor. Riskin en aza indirilmesinin yolu ise gıda ve su yoluyla bulaşan hastalıkların, bulaşma yollarının kesilmesi. Şu anda deprem bölgelerinde hepatit A, basilli dizanteri (şigellozis) ve tifo gibi enfeksiyonlar her an kendini gösterebilir.

Afete uğrayanların kurtarılması, acil tıbbi bakımın sağlanması, tehlikelerin ortadan kaldırılması ve tehlike bölgesinin boşaltılması gibi merkezi ve yerel otoritenin üstleneceği görevler dışında bu durumda yapılabilecek uygulamalar genel olarak şöyle sıralanıyor:

- Afetzedelerin barınması için kampların oluşturulması,

- Hizmet verilecek kişi sayısı göz önüne alınarak malzeme yardımlarının organize edilmesi,

- Kişi başına günde en az 5 litre suyun temin edilmesi. Ancak kişisel temizlik ve barınak temizliği için bu miktar kişi başına 30-40 litreye çıkıyor. Bu nedenle tankerle dağıtma ya da merkez noktalarda su tankları ve bidon bulundurulması gibi geçici alternatif su kaynakları oluşturulması,

- Suların dezenfekte edilmesi gerekiyor. Bu nedenle hemen klorlamaya başlanmalı, ailelere klor tabletleri dağıtılarak kendi su kaynaklarını klorlamaları sağlanmalı. Halk sağlığı laboratuarları hálá ayaktaysa su numunelerinin bakteriyolojik analizleri yapılmalı,

- Su sisteminde tespit edilen arızalar en yakındaki görevlilere bildirilmeli,

- Gelen gıda yardımının hemen bir dökümü yapılmalı, uygun tipte gıda seçimi için gıda alışkanlığının yanısıra taşıma, dağıtma, pişirme, yakacak ve soğuk depolama imkanları göz önüne alınmalı,

- Yiyeceklerin pişirilmesi, pişmeden yenen yiyeceklerin bol su ile yıkanması sağlanmalı.

Devlet hazır mıydı?

Her şey kitaplarda yazıldığı gibi örgütlenebilseydi Türkiye depreme, riskli yerleşim bölgeleri saptanmış, sağlık personelinin olası bir afet durumunda görev dağılımı belirlenmiş, gerekli her türlü sağlık malzemesi hazır ve ne yapacağını, nasıl korunacağını bilen bir halkla 'birdenbire' ama hazırlıklı yakalanacaktı.

Geçici tuvaletler

Henüz çadırların tüm ihtiyaç bölgelerine yetişememiş olması düzenli bir yerleşimi olanaklı kılmasa da, özellikle insan atıklarının (dışkı) sağlığa daha fazla zarar verecek boyutlara gelmemesi için el aletleri ya da mevcut iş makinalarıyla tuvalet çukurlarının açılması gerekiyor. Ancak açık tuvalet çukurlarının, insanların barındığı bölgelerden en az 200-300 metre uzakta, yeraltı sularını kirletmeyecek şekilde kazılması gerekiyor. Bu çukurlar için önerilen ölçüler ise: en 25-30 cm, derinlik 60 cm ve uzunluk da 3-5 metre. Çukur açılırken çıkan toprağın yan taraflara ve arkaya yığılması ise son derece önemli bir nokta. Çünkü tuvalete giden kişinin yığılmış toprağın bir kısmıyla dışkısını örtmesi, çukurlara zaman zaman sönmemiş kireç ya da yüzde 4'lük lizol eriyiği dökülmesi enfeksiyon tehlikesini engelleyecek son derece basit önlemler. Üçte ikisi dolan tuvalet çukurlarının toprakla kapatılması ve yeni bir çukur açılması ise yine kaynakların üzerinde özellikle durduğu bir nokta.

Parazitlerle savaş

Yerel yönetimlerin çöp toplama, ilaçlama gibi normal faaliyetlerini sürdüremediği şu günlerde sivrisinek, tatarcık, bit, pire, karasinek gibi parazitlerin üremeleri de hızlanacak. Bu tür parazitlere ek olarak köpek ısırmaları, yılan sokmaları da artabilir. Bu tür sorunlarla mücadele için ise şu tür yolları izlemek mümkün:

- Özellikle karasineklerin sayısını azaltacak, barınakları bitlenmeden koruyacak ve sinek üreme yeri olmaktan çıkaracak uygun ilacın tespitiyle ilaçlamak,

- Köpek ısırmalarında artış gözleniyorsa, kuduz aşısını hazır bulundurmak, yılan zehirlenmeleri veya yılan ısırığı vakalarına karşı yılan serumu bulundurmak ve gerektiğinde de uygulamak.

Ölülerin gömülmesi

Şu ana kadar enkaz altından çıkarılan cesetlerin sahipleri bulunana kadar bekletilmesi en büyük sorunlardan biri olarak ortaya çıktı. Geçtiğimiz perşembe gününden itibaren ise cesetler kimlik tesbiti beklenmeden, numaralanıp, fotoğrafları çekildikten sonra gömülmeye başlandı. Halk sağlığı ders kitaplarına göre bu durumda uygulanacak yöntem, cesetlerin ‘‘mevcut mevzuat, gelenek ve görenekler dikkate alınarak gerekirse toplu halde gömülmesi.’’ Ancak gömme işlemi sırasında mezarlıkların yerleşim yerlerinin dışında, içme ve kullanma sularını kirletmeyecek bir yerde kurulmasına dikkat etmek gerekiyor.

Haberle ilgili daha fazlası: