GeriGündem Ramazan Bayramı ne zaman başlıyor? Diyanet'ten açıklama
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ramazan Bayramı ne zaman başlıyor? Diyanet'ten açıklama

Ramazan Bayramı ne zaman başlıyor? Diyanet'ten açıklama
Abone Olgoogle-news

Maneviyat iklimi olan Ramazan ayının sonuna denk gelen Ramazan Bayramı için araştırmalar başladı. Genellikle her yıl planların erken tarihlerde yapılabilmesi için araştırılan Ramazan Bayramı tarihi, bu yıl da Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklandı. Peki, Ramazan Bayramı ne zaman başlıyor? İşte, Ramazan ayı ve bayramı hakkında Diyanet bilgileri

Ramazan Bayramı tarihi için pek çok kişinin araştırmaları sürüyor. Müslümanların oruç ibadetini idrak ettiği mübarek ramazan ayının başlayacağı tarih, 2021 dini günler takvimi ile Diyanet tarafından açıklandı. Takvime göre, ramazanın son günü 12 Mayıs'ta idrak edilecek. Ramazan ayı içerisinde namaz, dua ve ibadetlerle idrak edilecek Kadir Gecesi ise bu sene 8 Mayıs 2021'de gerçekleşecek. Peki, Ramazan ne zaman başlıyor 2021? İşte, dini günler takvimine göre ramazan ayı ve ramazan bayramı tarihi.

RAMAZAN AYI VE BAYRAMI NE ZAMAN?

Ramazan ayı, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2021 dini günler takviminde yer alıyor. Buna göre 2021 yılında ramazan ayının başlangıcı 13 Nisan Salı gününe denk gelecek. Oruç ibadetinin son günü ise 12 Mayıs Çarşamba gününe denk gelecek. Akabinde 3 günlük ramazan bayramı başlayacak.

Ramazan ayı içinde olan ve 'Bin Aydan Daha Hayırlı' olarak ifade edilen Kadir Gecesi ise 8 Mayıs 2021'de idrak edilecek.

1

RAMAZAN

1442

13

NİSAN-2021

SALI

RAMAZAN BAŞLANGICI

26

RAMAZAN

1442

08

MAYIS-2021

CUMARTESİ

KADİR GECESİ

30

RAMAZAN

1442

12

MAYIS-2021

ÇARŞAMBA

AREFE

1

ŞEVVAL

1442

13

MAYIS-2021

PERŞEMBE

RAMAZAN BAYRAMI (1.Gün)

2

ŞEVVAL

1442

14

MAYIS-2021

CUMA

RAMAZAN BAYRAMI (2.Gün)

3

ŞEVVAL

1442

15

MAYIS-2021

CUMARTESİ

RAMAZAN BAYRAMI (3.Gün)

ORUÇ TUTMANIN FAYDALARI

Oruç ibadetinin temel hedefi insanları takvaya eriştirmektir. Bu bizzat Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız ve takvaya erişmeniz için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı (…)” (Bakara: 2/183–184) şeklinde ifade edilmektedir.

İnsanı manevi bir eğitim sürecine taşıyan oruç, kulun, kısa sürede kalbi ve ruhu üzerinde birikmiş günah tortusundan sıyrılmasını sağlar. Böylece oruç, insanı “kad eflaha men zekkâhâ” ayetinin sırrına erdirir. Bu, nefsini kötülüklerden arındıranın, kurtuluşa erdiğinin bir ifadesidir. Nasıl ki sadaka ve zekât, inananları günahlardan temizler, onları arındırıp, yüceltirse (Tevbe: 9/103) bedenin zekâtı olan oruç da (İbn Mâce, Sıyâm, 44) insanı nefsinin hâkimiyeti altında ezilmekten kurtarır.

Oruç tutan kişi, nefsinin zincirlerini kırarak Allah’ın ipine sarılmış olur. Nefis insanı bencilleştirip yalnızlığa iterken, insan Allah’ın ipine sarılmakla sosyal bir varlık olduğunu iyiden iyiye hisseder. Oruç ayı olan ramazan boyunca toplu hâlde yapılan ibadetler birlik duygusunu ruhlara işler. Zengin, fakirle aynı safta namaz kılar, aynı sofrada yemek yer, zekât, fitre ve fidyeler gelir dağılımındaki dengesizliğe adeta can suyu olur.

Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır eğitimine dönüşmektedir. Kişinin yaşam sürecinde başarılı bir periyoda sahip olabilmesi şüphesiz irade eğitiminden geçmektedir. İradesi zayıf insanlar hayatta başarılı olamadığı gibi, uhrevî açıdan da sonları iyi değildir. Çünkü ibadetler hemen hemen bütünüyle iradesi güçlü insanların ifa edebileceği bir konum ve nitelik arz etmektedirler. Bu noktada oruç, nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun arındırılıp yüceltilmesinde etkili olmaktadır. Nitekim orucun değişik biçimlerde de olsa hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahede yolu olarak benimsenmiş olması bu gerçeği ifade etmesi yönüyle dikkat çekicidir.

Oruç ibadetiyle kanaat, tekrar kapıdan evlere girer. Açlık çeken insan yoksulun, muhtacın durumunu anlar ve kanaat etmenin önemini daha iyi kavrar. Artık israf edemez olur. Allah Resulü’nün “Kanaat bitmeyen bir hazinedir (Beyhakî, Zühd, 2/88)” sözü müminin kulaklarında yankılanır. Nimetin eskisinden daha çok kadrini bilen insan, Allah’a olan şükrünü artırır. Hırsın mahrumiyete, kanaatin rahmete vesile olduğunu anlar. Allah Resulü’nün “iktisat eden geçim sıkıntısı çekmez” (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 5/331) müjdesi hayatındatezahür etmeye başlar. 

Oruç ibadeti, insana iftar ve sahur ile, kılınan teravih namazlarıyla, diğer ibadetlerle hayatı disipline etme imkanı tanır.
Oruç ayı olan ramazan ayı kulun Rabbine iltica ederek, günahlarının bağışlanması için hayat yoluna yerleştirilmiş fırsat ve hazinelerle doludur. Kişi, Kur’an üzerinde daha fazla düşünme imkânı yakalar. Ramazanın getirdiği bereketle, günahların kalp ve beyin üzerinde örttüğü perdeyi kaldırmasıyla insan, bazı ayetleri daha derinden hisseder ve anlar.

Oruç bedenin zekâtı olarak, vücutta birikmiş zararlı unsurların defi için metabolizmaya büyük bir imkân sağlar. İnsanın, vücudunu diğer canlılardan daha farklı olarak madde ve mananın sırlı ve ahenkli bir birleşimi olarak görmeye başladığı bu ayda, vücutlar yenilenir, dimağlar parlar… Allah Resulü’nün “Sûmû tesıhhû” “oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız” sözünü teyit edercesine bedenler sağlık bulur. (Taberani, Mu’cemu’l-Evsat, VIII, 174; Münzirî, et-Tergîb, 2/206)

Ramazan orucu ümitsiz insanların bağışlanma ümitlerini yeşerttikleri bir zaman dilimidir. Oruç, ansızın gelecek sıkıntılara karşı insanlara dayanıklı olmayı öğreten bir öğretmendir. Çocuklara keyifle dinlerini öğrenme ve yaşama fırsatı veren bir aydır ramazan…

Allah Resulü, inanıp karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazanı değerlendirenlerin geçmiş günahlarının bağışlanacağını söylemiştir. (Nesâî, İman, 21) Aynı şekilde Allah Resulü, Sahabisi Ka’b b. Ucre’ye hitaben: “Ey Ka’b! Namaz kişinin Müslüman oluşuna delildir. Oruç ise sağlam bir kalkandır. Sadaka vermek, suyun, ateşi söndürdüğü gibi günahları silip süpürür. Ey Ka’b! Haramla beslenerek teşekkül eden et ve kemiklere ancak ateşte olmak yaraşır. (Tirmizî, Cum'a, 79)” diye söylemiştir.

Orucun hikmetleri ile hükümlerini anlamak arasında sıkı bir bağ vardır. Orucun fıkhına taalluk eden kuralların bilinmesi orucu Allah Resulü’nün İslam alemine hikmet olarak bıraktığı sünnetine uygun oruçlar tutmaya imkân tanıyacaktır.

RAMAZAN AYININ ÖNEMİ VE FAZİLETİ

Manevi güzelliklerle dolu olan Ramazan ayı müminler için bir rahmet ve mağfiret mevsimidir. Bu kıymetli zaman dilimini ibadet ve iyiliklerle değerlendiren mümin ebedi mutluluğun kapısını açar. Cehennemden kurtuluş beratını alarak zaman ve mekân cennetine doğru yol alır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:

“Ramazan Ayı gelince, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulurlar”

3 Aylar’ı uğurladığımız Ramazan ayı faziletlerle dolu bir aydır. Ramazan ayı, hayır ayı, yoksullara ve düşkünlere yardım ayı ve bütün anlarıyla Kur’an ayıdır. Ramazanın diriltici özelliği, bütün insanlığı hidayete ve mutluluğa ulaştırmak için insanlığa gönderilen Kur’an-ı Kerim’in bu ayda inmeye başlamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca İslam’ın temel esaslarından biri olan
oruç ibadetinin bu ayda yerine getirilmesinden dolayıdır.

False