GeriGündem "Projelere destek verilmezse açarız sınırları yürüsünler Avrupa’ya"
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

"Projelere destek verilmezse açarız sınırları yürüsünler Avrupa’ya"

"Projelere destek verilmezse açarız sınırları yürüsünler Avrupa’ya"
Abone Olgoogle-news

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Ülkemizdeki 3 milyon 650 bin Suriyeli’nin ilk etapta 1 ile 2 milyon arasındaki kısmının geri dönüşü için geliştirdiğimiz projelere destek verilmezse sınırlarımızı açmaktan başka çaremiz kalmaz. Açarız sınırları, yürüsünler Avrupa’ya. Kimseye şantaj yapmıyoruz” dedi. Dün Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Olağan Toplantısı’na katılan Erdoğan şunları söyledi:

HEDEFİMİZE BÜYÜK ÖLÇÜDE ULAŞTIK

“Son günlerde sınırlarımızda tarihi önemde gelişmeler yaşanıyor. Suriye’den ülkemize yönelen PKK, PYD ve DEAŞ saldırılarını önlemek için bir güvenli bölge tesisi için çalışıyoruz. Hamdolsun bu hedefimize büyük ölçüde ulaştık. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarımızla Suriye sınırlarımızın batı tarafında 4 bin kilometrekarelik bir alanı güvenli hale getirmiştik.

TEMİZLENMEZSE BİZ YAPACAĞIZ

Barış Pınarı harekâtıyla da orta kısımda ilave 4 bin 220 kilometrekarelik bir alanı daha kontrol altına alarak güvenli bölge haline getirdik. Rusya ile yaptığımız anlaşmayla da yaklaşık 340 kilometrelik genişlikte ve 30 kilometre derinliğinde bir alanı teröristlerden arındırıyoruz. Bu 30 kilometrenin sınırlarımıza bitişik 10 kilometrelik kısmında Rusya ile ortak devriye yaparak bize verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediğini, yerinde takip ve teyit ediyoruz. Süre bir hafta. 150 saat. 150 saat sonunda eğer burası teröristlerden temizlenmezse ondan sonra bu işi biz ele alacak ve bütün temizliği biz yapacağız.

NE YAZIK Kİ TEMİZLEYEMEDİLER

Bizi üzen bazı şeyler var. Nedir? Bakıyorsunuz, koskoca devletlerin başkanları, bunların teröristbaşlarıyla oturuyorlar masada, konuşuyorlar. Ve bize de bunlardan arabulucu olmalarını istiyorlar. Biz bu teröristlerle asla masaya oturmayız. Bunların arabulucu olmasını da kabul etmeyiz. Peki ne yaparız? Sen ABD’sin, seninle gel masaya oturalım, seninle bunu konuşalım. Nitekim, işte yardımcısı Pence’i ve Dışişleri Bakanı’nı bize gönderdiler, oturduk konuştuk, anlaştık. Dedik ki, 120 saatte temizlediniz temizlediniz, temizlemediğiniz takdirde ondan sonra bu alanları bize bırakacaksınız, biz bu işi yürüteceğiz. Temizlediklerine dair bize yazılı metin gönderdiler. Ama ne yazık ki temizleyemediler. Şu anda da diğer bölgelerde Rusya ile aynı şeyi yürütüyoruz. 150 saat... Bitti bitti, bitmediği takdirde oralarda da yine bölgeyi biz kontrolümüze alıp temizliği biz yapacağız.

İLK TERCİHİMİZ SUHULETTİR

Suriye’de faaliyet gösteren diğer tüm güçlerin, rejimin ve terör örgütlerinin aksine biz her ne sebeple olursa olsun, bölgede tek bir damla masum kanı dahi dökülsün istemiyoruz. Bunun için bıçak kemiğe dayandığında güç kullanmaktan çekinmiyoruz. Ama ilk tercihimiz daima meselelerimizi suhuletle çözmekten yanadır. ABD ve Rusya ile vardığımız mutabakatların sebebi budur. Yoksa Türkiye, terör örgütünü bulunduğu her yerde ezip geçecek güce, imkâna ve kararlığa sahiptir. Ne diyorlar? ‘Size bundan sonra silah vermeyeceğiz’. Verme. Zaten kötü komşu bizi ev sahibi yaptı. Nasıl oldu? İnsansız hava aracı istiyorduk. Bize bugün git yarın gel... Ondan sonra kongre izin vermiyor. Ne oldu? Şimdi biz İHA’ları kendimiz üretiyoruz. SİHA’ları aynı şekilde vermediler. Şimdi biz üretiyoruz ve ihraç ediyoruz.

BUNLAR ÇOK DA YALANCI

Uluslararası toplumdan beklentimiz, sınırlarımızın güvenliğiyle ilgili hassasiyetlerimize saygı gösterilmesi ve Suriyelilerin geri dönüşüyle ilgili projelerimize destek verilmesi. Bunlar çok da yalancı. Dürüst değiller. AB’nin bize verdiği sözler var. ‘2015’te aynı yıl içerisinde 3 artı 3 milyar Avro biz size destek vereceğiz’ dediler. Vermediler. Bize gelen ne? Sadece 3 milyar Avro. Peki biz ne kadar harcama yaptık? 40 milyar dolar. Görüştüğümüzde soruyoruz? Verdiniz mi? İşte hazırlıyoruz, konuşuyoruz, işte projelere bir bakmamız lazım. Hangi projeye bakacaksın? Biz projede değiliz. Biz işi bitirmişiz. Gelin bununla yaptığımız yerleri görün. Şimdi mesela özellikle güvenli bölgeyle ilgili plan ve projeleri kendilerine takdim ettim Birleşmiş Milletler’de. Bakıyorlar. Çok güzel. Güzelse o zaman siz de katkıda bulunun, destek verin. Burayı beraberce yapalım. İnanın yoklar. Hep yalan, doğru konuşmuyorlar, dürüst konuşmuyorlar.

SİNSİCE SİYASET TARZIMIZ DEĞİL

Terör örgütü 30 kilometrelik hattın içinden veya dışından saldırılarını sürdürürse, nereye kadar kaçarlarsa oraya kadar kovalayıp gereğini yapacağız. Aynı şekilde ülkemizdeki 3 milyon 650 bin Suriyelinin ilk etapta 1 ile 2 milyon arasındaki kısmının geri dönüşü için geliştirdiğimiz projelere destek verilmezse, sınırlarımızı açmaktan başka çaremiz kalmaz. Açarız sınırları, yürüsünler Avrupa’ya. Her iki konuda da kimseye şantaj yapmıyoruz. Sadece içinde bulunduğumuz durumu söylüyor, çözüm yolunu ortaya koyuyor ve meşru destek talebimizi ifade ediyoruz. Teröristlerin veya masum insanların hayatlarını kullanarak sinsice siyaset yapmak bizim değil, diğerlerinin tarzıdır. Türkiye, mertçe konuşur, mertçe icraatını yapar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan akşam da eşi Emine Erdoğan ile birlikte Orta Afrika Ülkesi, Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodoro Obiang Nguema Mbasogo ve eşi Constancia Mangue’yu Çengelköy’deki Vahdettin Köşkü’nde misafir etti. Saat 18.00’de başlayan görüşme 1.5 saat sürdü.

Projelere destek verilmezse açarız sınırları yürüsünler Avrupa’ya

TAKIM TUTMAK GÖNÜL İŞİDİR

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Fenerbahçe Kulübü üyeliğinde 25 yılını tamamlayan 29 kişiden biri olarak Yüksek Divan Kurulu üyesi oldu. Bunun için düzenlenen törende konuşan Erdoğan, Fenerbahçe’nin kurulduğu günden beri ülke sporunun lokomotifi olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Ne dışarıdan gelen ne de içimizden çıkan düşmanlar bu kulübümüzü ülkesine ve milletine hizmet yolundan asla döndürememiştir. Takım tutmak bir gönül işidir. İnsan çıkarı için pek çok şey yapabilir. Görüntüsünü değiştirilebilir. Mesleğini değiştirebilir. Siyasi ve sosyal tercihlerini değiştirebilir. Ama asla yapamayacağı şeylerden biri takım değiştirmektir. Fenerbahçe sevdası bizim gönlümüze çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızda düştü. Spor bir tanıtım ve hatta propaganda işlevine sahiptir. Takımlarımızın ve sporcularımızın her başarısı ülkemizin hanesine çok büyük katkı olarak yazılıyor.”OY vE aidat ESPRİSİFenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Vefa Küçük konuşmasında, 1998 yılında Fenerbahçe Kulübü’nün kongresinde Aziz Yıldırım’a 1 oy farkla kaybettiğini hatırlatarak esprili şekilde şunları söyledi: “Sayın Cumhurbaşkanım sizi burada bulmuşken, 21 senedir çözemediği bir sorunum var. 1998’de Sayın Aziz Yıldırım 1 oy farkla beni geçerek kazandı. Bu 1 oya daha sonra 500 üye sahip çıktı, ‘Benim sayemde’ diye. Ben o 500 kişiden kim gerçek söylüyor bulamıyorum ve oyun gerçek sahibini 21 yıldır arıyorum. Siz de oy vermiştiniz. O 1 oy belki sizindir sayın başkan. O bir kişiyi bulamadım. Açıklayabilirsiniz, hiç açıklamayabilirsiniz de. Lütfen çekimser oy verdim demeyin. Birimize verdiniz oy. Kulübümüz yönünden o 1 oy çok hayırlı olmuştur.” Vefa Küçük’ün “Bizdeki bir kuralı hatırlatmak isterim Sayın Cumhurbaşkanım. Genel kurullara ve yüksek divan kuruluna katılmak için yıllık aidatı yatırmak gerekiyor. 2020 yılının yıllık aidatı 31 Mart’a kadar yatacak. Lütfen ajandanıza bunu not alın. Bundan sonra aidat yatırılmazsa, sizi kabul edemeyeceğiz” sözleri salondakilerle birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da güldürdü.

Projelere destek verilmezse açarız sınırları yürüsünler Avrupa’ya

FENERBAHÇE DİVAN KURULU ÜYESİ OLDU

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Fenerbahçe Kulübü üyeliğinde 25’inci yılını doldurarak hak kazandığı Yüksek Divan Kurulu üyeliği için plaketini Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç ve Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük’ün elinden aldı. Ali Koç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Fenerbahçe rozeti taktı. 25’inci yıl dolayısıyla 25 numaralı forma ve 1 numaralı forma da Erdoğan’a hediye edildi.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle