GeriGündem "Primadonna", perdeyi kapattı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

"Primadonna", perdeyi kapattı

Abone Olgoogle-news

Türkiye'de operanın ne olduğu bile bilinmezken, o, Atatürk'ün huzurunda "Madame Butterfly"dan aryalar söylüyordu. Muhsin Ertuğrul'un yönettiği ilk Türk filminde başrol onundu. Rey kardeşlerin ilk Türk operası Özsoy'da da. İlerleyen yaşına rağmen 'sahneden hiç inmedi', tualinde rengarenk dünyalar yarattı, şarkı söyledi, kamera önünde rol yaptı. Ve "primadonna" Semiha Berksoy, izleyicisini son kez selamlayıp bu dünyaya veda etti. Dudaklarına sürdüğü kıpkırmızı ruju, rengarenk giysileri, şalları ve elbette 90'lı yaşlarında bile gençlere taş çıkartan enerjisiyle, Türk kültür hayatının en parlak yıldızlarından biriydi Semiha Berksoy.Türkiye'nin ilk kadın opera sanatçısı olarak tarihe geçen Berksoy, Nazım Hikmet'le yaşadığı dillere destan aşkla da uzun süre gündemde kalmıştı. Ressam Fatma Saime Hanım ile Ziya Cenap Berksoy'un kızı olarak, 1910 yılında İstanbul'da dünyaya geldi Semiha Berksoy. Sanata olan ilgisi ve yeteneğinin kaynağı anne ve babası. Daha küçücük bir kız çocuğuyken annesi Saime Hanım ona şiir okumayı, şarkı söylemeyi ve resim yapmayı öğretti. İlkokul öğrencisiyken hikayeler yazardı Semiha Berksoy ve onları kendi yaptığı resimlerle süslerdi. AVRUPA SAHNESİNDEKİ İLK TÜRK OPERACI * Semiha Berksoy, Avrupa operalarında şarkı söyleyen ilk Türk kadın sanatçı olma unvanını da taşıyor. Devlet bursuyla okuduğu Berlin Müzik Akademisi Opera Bölümü'nü 1934'te bitirdi. Daha sonra da "Apollon" operasında başrol oynadı. Berksoy bugün bile hala 'dünyanın en iyi Wagner yorumcularından biri' olarak tanınıyor.* Berksoy annesini henüz 7 yaşındayken trajik bir biçimde kaybetti. "Aşktan öldü" Berksoy'un annesi. Birinci Dünya Savaşı'na katılan babası eve döndüğünde çok hastadır. İspanyol gribine yakalanmıştır. Yanına yaklaşılmasını yasaklar doktorlar. Çünkü hastalık bulaşıcı ve çok tehlikelidir. Annesi Fatma Saime Hanım buna aldırmaz. Çok sevdiği kocasıın yanından hiç ayrılmaz. Kısa bir süre sonra artık o da hastalanmıştır. Henüz 27 yaşındayken karnındaki bebeğiyle birlikte yaşama veda eder. Kocası bir süre sora iyileşir ve yeniden evlenir.* Semiha Berksoy parlak bir sanatçı olmasının yanısıra döneminin en güzel ve gözde kadınlarından biridir. Bir çok kez aşık olur. Ama kendisinin de asla unutamadığı bir aşkı vardır: Nazım Hikmet... Çankırı Cezaevi'nde yattığı sırada sık sık Nazım'ı ziyarete gider... Bu yüzden MİT tarafından da sorgulanır. Darülbedayi (bugünkü Şehir Tiyatrosu) Tiyatro Okulu'na giden Berksoy, İstanbul Belediye Konservatuarı'nda Nimet Vahit'in sınıfında şan, Güzel Sanatlar Akademisi'nin Namık İsmail sınıfında da resim eğitimi gördü. 1932'de yani daha 22 yaşıdayken Darülbedayi'de çalışmaya başladı.Çeşitli oyunlarda başrol oynhadı. Muhsin Ertuğrul'un çektiği ve ilk sesli Türk filmi olarak tarihe geçen İstanbul Sokakları'nda başrol oynadı. Bu dönemde Darülbedayi'nin sahnelediği operetlerin primadonnası oldu. Berksoy, Atatürk'ün de büyük bir hayranlıkla izlediği Özsoy operasındaki rolüyle tüm dikkatleri üzerine çekti. İstanbul sahnelerinin en parlak yıldızı olarak kariyerini sürdürürken, Ankara Devlet Konservatuarı'nın açtığı sınavı kazanarak, Berlin Yüksek Devlet Müzik Akademisi'nin opera bölümüne gitti. Bersoy'un başarıları orada da devam etti. Richard Strauss'un 85'inci doğum yılı nedeniyle düzenlenen etkinliklerde "Ariadne auf Naxos" operasında gösterdiği performans uzun süre sanatseverlerin belleğinden çıkmadı.Daha sonra Ankara'ya döndü Bersoy. Ankara Devlet Operası'nın kurulmasında Carl Ebert ile birlikte görev yaptı. Pek çok oyunda boş rol aynayan Berksoy, 1972 yılında Devlet Operası'ndan Yüksek Dramatik soprano olarak emekli oldu. Ama, asla bir köşeye çekilip oturmadı.. Resim çalışmalarını sürdürdü, 1969'da Berlin'de 72'de Ankara'da sergi açtı. Semiha Berksoy yaşamının son yıllarında da bir çok sanat çalışmasına imza attı. Kendisinin torunu yaşındai gençlerden ouşan Baba Zula grubuyla birlikte Babylon'da sahneye çıktı... Ünlü tiyatro yönetmeni Robert Wilson'ın, "Önceki Günler, Ölüm Yıkım Detroit II" adlı projesini "Liebestod" aryası ile renklendirdi. Bu oyun, 1997 Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'nin en çok ilgi çeken gösterilerinden biriydi. Berksoy, sahnhedeki perfomansıyla, hem eserin yönetmeni Wilson'u hem  başrol oyuncularından Isabella Rossellini'yi hem de kendisini izleyenleri hayrete düşürdü. Yönetmen Kutluğ Ataman'ın kendi yaşamını konu alan belgeseli Semiha B. Unplugged için de kamera önüne geçti Berksoy.
False