GeriGündem ‘Prenses’i istemedi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Prenses’i istemedi

‘Prenses’i istemedi

AK Parti’nin Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, eski Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, siyasetin en renkli simalarından biri.

Mesleği veteriner hekim olan Eker, aynı zamanda şiir okumaktan hoşlanan edebiyat meraklısı bir politikacı. Tarih, arkeoloji, kültürel konular konusunda derin sohbetleriyle bilinir. Bakanlık koltuğuna oturduktan sonra Eker’in bir meziyeti daha ortaya çıkmıştı: Binicilik...

KUPAYI KALDIRMIŞTI

Kendisini, ‘amatör bir binici’ olarak tanımlasa da 3 Mayıs 2015 günü Ankara’da yapılan ‘bayrak dayanıklılık yarışı’ndaki performansıyla göz doldurmuştu Eker. Takımı birinci olunca da kupayı gururla havaya kaldırmıştı. Eker ile yarışta bindiği ‘Prenses’ adlı atın uyumu dikkat çekerken, Eker de “At ile duygusal yakınlık kurulmazsa ata binilemez” sözleriyle kendisine ödül getiren Prenses’i yakından tanıdığını, sık sık antrenman yaptığını gösteriyordu.
Basına yansıyan haberlere göre Prenses’in bakımı Tarım Bakanlığı’nın yerleşkesinde, şu anda inşaatı süren Türkiye’nin ilk Botanik Bahçesi’nin olduğu bölümde kurulan küçük bir harada yapılıyordu. Prenses ile birlikte Van Gales isimli tayın bakımı da burada yapılıyordu. Eker, zaman zaman haraya gelerek atlarla bizzat ilgileniyordu.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınan haberlere göre 1 Kasım seçimlerinden sonra yeni hükümetin kurulması ve bakanlık koltuğuna Faruk Çelik’in oturmasını izleyen günlerde Prenses ve Van Gales’in durumuyla ilgili bazı gelişmeler yaşanmış.

KİMİNSE ALSIN

Yeni bakan Faruk Çelik iki atın ve haranın maliyeti ve bakımı gibi sorunlar kendisinin önüne getirilince ‘Gönderin, kiminse gelip alsınlar’ talimatını vermiş. Bakanlıktaki önemli bir kaynak, Prenses ve Van Gales’in bakanlığa veda edip eskiden bulundukları haralara gönderildiğini, Eker döneminde düzenlenen haranın da bakanlık yerleşke alanına dahil edildiğini anlattılar.

Tasarruf gerekçesiyle atları gönderen Çelik ile selefi Eker arasına Prenses’in gölgesi girer mi bilinmez ama bakanlıkta bu konunun uzun süre konuşulacağı kesin.

ATTIĞINI VURAN OKÇU MÜDÜR

10 Ekim 2015, 17 Şubat 2016 ve 13 Mart 2016 Türkiye için üç kara gün olarak tarihe geçti. IŞİD ve PKK terör örgütlerinden gelen üç ayrı terör saldırısında toplam 168 kişi yaşamını yitirdi. Emniyet, katliamlar sonrasında olayların arkasındaki organizasyonları süratle deşifre etse de katliamları engelleyemediği için eleştiri oklarının hedefi oldu.
Nitekim 10 Ekim saldırısından sonra ilk büyük fatura dönemin Ankara Emniyet Müdürü Kadri Kartal’a çıkarıldı ve kendisi açığa alındı. Diğer iki terör saldırısı ise Ankara Emniyeti vekâletle yönetilirken gerçekleşti ve bu durum muhalefetin sert tepkisine neden oldu.

İŞKOLİK POLİS

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, geçen hafta Kızılay patlamasından sonra Ankara Emniyeti’nin beş aydır vekâleten yönetilmesini eleştirerek “Atayamıyorsanız biz de elimizden geleni yapalım beraber atayalım” sözleriyle Başbakan Ahmet Davutoğlu’na seslendi. Aynı gün, Ankara Emniyet Müdürlüğü görevine Van Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan’ın getirildiği açıklandı.
Şimdi Ankara’da bütün projektörler yeni müdürün üzerine çevrilmiş durumda. 1961 doğumlu olan Karaaslan Kayserili. 1979 Polis Koleji, 1983 Polis Akademisi mezunu. İzmir ve Ağrı dışında genelde Ankara’da görev yapmış. 2006 yılında 1. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettikten sonra 2007 yılında Polis Başmüfettişi olarak Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda görevlendirilmiş, uzun bir süre müfettiş olarak görev yapmış. 15 Mart 2014 gününden itibaren iki yıl boyunca Van Emniyet Müdürü olarak görev yapmış.
Görevde ikinci yılını doldurduğu gün Van’a veda eden Karaaslan, geçen perşembe günü Ankara’da görevine bir hayli hızlı bir başlangıç yaptı. 18 Mart Cuma sabahı ise Ankaralılar yeni bir güvenlik manzarasına uyandılar. Hassas bölgelerdeki yollarda kontrollü geçişler başladı. Ankara’daki 36 AVM’nin kapılarında resmi, içlerinde de sivil polisler görev yapmaya başladı. Bazı yollarda ve AVM girişlerinde aramalar ve kontroller nedeniyle Ankara trafiğinde iş çıkışı saatlerinde hissedilir bir yoğunluk gözlendi.
Karaaslan “işkolik” bir polis olarak tanınıyor. Van’daki polis teşkilatında ‘Ne zaman nerede olacağı belli olmaz’ şeklinde bir şöhret yapmış. İçişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Karaaslan’ın Van dönemini anlatırken “Van, Diyarbakır olmadıysa bunda Müdür Bey’in rolü büyüktür...” diye konuşuyor.

İŞKENCEYİ ARAŞTIRDI

Karaaslan Teftiş Kurulu’ndaki görevi sırasında işkence iddialarını araştıran müfettiş ekibinin başında görev yapmış. Devre arkadaşları da Karaaslan’ın ‘güvercin kanattan’ olduğunu belirterek, Çevik Kuvvet’te görev yaptığı dönemde “müdahale yerine müzakereyi tercih ettiğine” dikkat çektiler. Ancak yeni görevinde müdahalenin mi yoksa müzakerenin mi ağır basacağını görmek için Ankara’da önümüzdeki günlerdeki uygulamayı beklemek gerekecek.
Bu arada, bir polis olarak sadece ateşli silahlarla değil, ata sporu okçulukla da yakından ilgili. Karaaslan, iyi bir okçu ve Okçuluk Federasyonu’nun başkanvekili. Ankara Emniyeti’nin başına gelmesi federasyonda büyük memnuniyet yarattı ve web sitesinden bütün okçuluk camiasına duyuruldu.

ÇOÇUĞU ODTÜ’LÜ

Eşi öğretmen olan Karaaslan’ın iki çocuğu var. İlginç bir ayrıntı: Okçu müdürün çocuklarından biri, öğrencileri sık sık polis ile karşı
karşıya gelen ODTÜ’de okumuş...

KOALİSYON DÖNEMİ GİBİ

ANKARA Emniyet Müdürlüğü’nün 5 ay boş kalması akıllara bürokrasideki diğer boş koltukları getirdi. Hürriyet muhabirleri Hacer Boyacıoğlu ile Aysel Alp boş bulunan önemli koltukları araştırdıklarında ilginç bir tabloyla karşılaştılar. Önce Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na bakalım. Müsteşarlık görevi kasım ayından bu yana vekâleten yürütülüyor. Bu görevi halen Müsteşar Yardımcısı Özkan Poyraz yürütüyor. Kulislerde Bakan Binali Yıldırım’ın bu göreve yakın çalışma arkadaşlarından, eski TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’ı getirmek istediği konuşulsa da bu atama bir türlü gerçekleşmiyor. Bir söylentiye göre Karaman’ın müsteşarlığı Başbakanlığa takıldı. 

20 AY VEKÂLET

Hazine Müsteşarlığı’ndaki tablo daha da dikkat çekici. 11 yıl süreyle Hazine Müsteşarlığı koltuğunda oturan İbrahim Çanakçı, 2014 yılı kasım ayında IMF’ye direktör olarak atanmıştı. O günden bu yana, yani yaklaşık 20 aydır Hazine Müsteşarlığı koltuğu vekâleten yönetiliyor. Bilinen Ali Babacan’ın Başbakan Yardımcılığı döneminde Çanakçı’dan sonra bu göreve getirmek istediği Müsteşar Yardımcısı Cavit Dağdaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan vize alamamış olması. Bunun sonucu uzun bir süre bu görev Hazine’deki iki müsteşar yardımcısı arasında dönüşümlü bir şekilde vekâletle yürütülmekteydi. Vekâlet görevi son dönemde sürekli olarak Cavit Dağdaş’ta kaldı. İlginç olan Müsteşarlığa kimin atanacağına konusunda kulislerde konuşulan bir ismin de geçmemesi. Ayrıca, Hazine Müsteşar Yardımcılığı pozisyonlarından biri de vekâleten yönetiliyor. Taşkın Temiz Müsteşar Yardımcılığı’nda vekâleten görev yapıyor.

PARALEL YÜZÜNDEN

Bu arada çok sayıda pozisyon boş bulunuyor. Örneğin İş ve İşçi Bulma Kurumu (İŞKUR) Genel Müdürü Nusret Yazıcı’nın Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarlığı’na getirilmesinden sonra bu pozisyona da hâlâ atama yapılmış değil. Ekonomi Bakanlığı’nda da iki müsteşar yardımcılığı vekâletle yönetiliyor. Bu listeyi uzatmak mümkün.Asaleten atamalar neden gecikiyor? Hükümet çevreleri, en önemli nedenlerden birinin ‘paralel devlet yapılanması’ ile mücadele olduğunu ve titiz bir çalışma yapıldığını anlattılar. 

ÜÇGENDE KARIŞIKLIK

Koltuklara atama yapılamamasının bir diğer nedeni ise bazı durumlarda Bakanlar, Başbakan ve Cumhurbaşkanı üçgeni içinde görüş ayrılıkları yaşanması. Özellikle üçlü kararname gerektiren müsteşar ve müsteşar yardımcılığı gibi görevlere yapılacak atamaların gecikmesi buna bağlanıyor. Biri de bürokraside sürpriz görevden alma kararları var. Bu kararların bir bölümüne paralel yapı ile mücadelede beklenen kararlılığın gösterilmemesi yolundaki değerlendirmelerin yol açtığı anlaşılıyor. Örneğin, kısa bir süre önce Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanı İbrahim Polat’ın görevden alınması bu faktöre bağlanıyor. Hükümet çevrelerindeki kulislere göre Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Birol Aydemir’in geçen ay emekliliğini istemesinin gerisinde de yine bu faktör yatıyor.

BAŞÇI DA GİDİYOR

Bürokraside durum özetle böyle. 19 Nisan’da boş koltuklar listesine çok kritik bir görev daha eklenecek. Çünkü Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın görev süresi 19 Nisan’da dolacak. Merkez Bankası’nda boşalacak kadrolar Başkan’la sınırlı kalmayacak. 3 Haziran’a kadar 4 başkan yardımcısının da görev süresi dolacak. Önümüzdeki günlerin en hararetli atama sürecinin Merkez Bankası’nda yaşanacağını söylemek yanlış olmaz.

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False