Güncelleme Tarihi:
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, grup toplantısına ilişkin bir haftadır süren tartışmalara değinerek, "Bugün 13.30’da bu kürsüde kim olacak; günlerdir bu tartışıldı, bu konuşuldu. Burada, bu kürsüde ilan edilen saatte çıkıp da konuşma yapmayı kendi adıma bir başarı, bir zafer olarak görmüyorum. Ancak bu kürsüde Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş Genel Başkanının konuşma yapmasının sağlanması; Dikmen Kapı önündeki binlerin, Türkiye’deki milyonların ve bu salonda bulunan bu güzel insanların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Sizleri kutluyorum" dedi.
'BİRLİKTELİĞİNİN ZAFERİ'
Demokrasi fikrinin insanları olduklarını söyleyen Özel, "Biz sandığa inanırız, seçime, seçene ve seçilene saygılıyız. Onun için bugün buradaki bu duruş, bu başlangıç ve hep birlikte sürdürdüğümüz bu yürüyüş çok anlamlıdır. Bir gün değildir, bir mevzi değildir, bir zafer değildir. Bir bütünün diğerleri kadar kıymetli bir parçasıdır. Vazgeçmemektir, teslim olmamaktır, direnmektir ve bencil bir duyguyla değil; bütün ülkenin geleceğini düşünen bir duyguyla davrananların birlikteliğinin zaferidir. Hepinizi kutluyorum" ifadelerini kullandı.
"EN SON FERDİ’NİN SESİYLE KARAR VERDİM"
Özel, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in ölüm yıl dönümünde Manisa'da olmak istediğini belirterek, "Orada olacaktık. Geçen hafta basın mensubu bir arkadaş sordu, ‘Bir dahaki grup toplantısı’ deyince ben dedim ki; ‘Haftaya olmaz. Ferdi’nin vefatının yıl dönümü. Orada oluruz. Herkes orada olur.’ Bu soruya cevap yayınlandıktan bir süre sonra olmayacak bir şey oldu. Gözlerime inanamadım. Sonra da araya girip ‘Yapmasanız’ diyenlere, 'Özgür Bey, Manisa’ya gideceğim deyince, biz yapalım dedik' diyerek, burada grup toplantısını yapmak için bir fırsat görüldü. Burası milli iradenin tecelligahıdır. Millet bir karar verir, o karar burada tecelli eder. Bütün yıpranmışlığına, yok sayılmasına, anayasayla yetkilerinin yağmalanmasına rağmen eninde sonunda o birinci Meclis’in duvarlarındaki o ruhu gidince hissedersiniz. Burası seçilmişlerin yeridir. Eğer bir seçilmiş ona verilen görevi, yani bugün bu kürsüdür ona verilen görev. Ele verilen bayrağı bir kere bırakmaya görsün. O bayrağı bir kere bırakırsanız millet bir daha elinize vermez o bayrağı. Günlerce düşündüm. En son Ferdi’nin sesiyle karar verdim. Hep Manisa’ya gitmem gerekir, hep burada bir şey çıkar. Orada da olmam lazım. Ararım, ‘Ya birader ne yapacağız?’ Daha derken anlar; ‘Ağabey, biz burayı hallederiz, sen orada lazımsın.’ Ben bugün burada lazımdım, ondan burada kaldım. Bir inatlaşmanın değil, vazifeyi üstlenmenin gereği budur. Dört koldan saldırı altındayız. Üç yıl önce partimizde seçimleri kazandık. 10 ay sonra yüzde 38’le 47 yıl sonra partiyi birinci parti yaptık. Kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez geçtik. O günden bugüne saldırı altındayız. Yani ‘CHP’nin iç işi’ diyorlar ya bakarsan dışarıdan, anlamazsan meseleyi, çözemezsen kumpası ‘CHP’nin iç işi.’ CHP’nin iç işi falan değil. Kim karışır CHP’nin kurultayına" diye konuştu.
'İNSANLAR TÜRKİYE DEMOKRASİSİNE BEDENLERİNİ KOYUYOR'
Özel, mutlak butlan kararının parti içi olmadığını söyleyerek, "Mesele; Cumhuriyet Halk Partisi’ni olası tüm adaylarıyla, kurumsal kimliğiyle, lideriyle, bütün güçlü kaslarıyla birlikte ortadan kaldırmaya çalışan, rakipsizleştirme, Erdoğan’ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Kimse bu işi parti içi bir mesele sanmasın. Aha da bizim parti, parti içi bir mesele olacak, Ali’yle Veli kavgaya tutuşacak, burada gidecek ele güne karşı Meclis’in giriş kapısının önünde o cılız, o aslında güçsüz ama gücünü haklılığından alan bedenini, oradan buradan toplanmış serseri güruhun önüne koyacak. Parti için meseleye değil; Türkiye demokrasisine, ülkenin iktidarının sandıkla değiştirilmesine bedenlerini koyuyorlar orada insanlar. Bugün yapılan iş; milletle birlikte iktidara yürürken dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir şekilde bir çelme, bir kumpas, bir yolundan çevirme operasyonudur. Bu yüzden bizim bugün buradaki geçirdiğimiz her gün, sıkı sıkı sahip çıktığımız zincirin her bir halkası, o kopmadığımız her an memleketi Cumhuriyet’in kurucu değerlerinden koparacak. Trump istiyor diye onun Ankara’daki temsilcisi öyle tarifliyor diye; ‘Buralarda demokrasiye gerek yok, merhametli monarşiler, güçlü tek adamlar lazım. Eskisi gibi Osmanlı’nın son dönem sistemi gibi sistem lazım.’ Öbür taraftan, ‘Devletin başına bir Türk, bir Kürt, bir Alevi lazım. İttihat ve Terakki gibi batıcılar, muhafazakarlar, milliyetçilerin ittifakını derin devlet kuruyor biz de ona uyuyoruz’ deyip bu yıkıcı rezalete, bu rejime kasteden niyetlere karşı o zincirleri tutuyoruz. Bugün kopmayan halka, bu halkadır" değerlendirmesinde bulundu.
'MİLLET PARALELİN KİM OLDUĞUNU BİLİR'
Özel ayrıca, "Şimdi çıkmışlar oraya buraya; bir paralel CHP varmış, paralel CHP anlayışı varmış. Bizim Meclis’i paralel genel merkez olarak yapmamız kabul edilemezmiş. O yüzden burası da zapt edilmeliymiş. Biz genel merkezden Meclis’e yaptığımız yürüyüşte bu zihniyeti arkamızda bıraktık. Eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bu çirkin zihniyeti geride bıraktık, onlara bıraktık. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir binadan ibaret değil; bir anlayıştan, bir inançtan, gerekirse bir inattan ibaret olduğunu ve bunun bu ülkenin son umudu olduğunu, son kalenin bir bina, kapısı çatısı değil, son kalenin Cumhuriyet’e inananların yüreğinde olmayan korku duygusu, var olan mücadele duygusu olduğunu söyledik. Bu millet paralelin kim olduğunu bilir. Bu millet seçilmişler varken, atanmış paralelleri bilir. Onun için her şeyi yapın ama bu dille, bu FETÖ’den kalma dille, önüne geleni FETÖ’cü ilan eden dille, önüne geleni hain ilan eden dille, demokrasiyi tehdit gördükleri için demokrasinin tepki ve protesto rejimi olduğunu kabul etmeyenlerin her direnişe ‘ayaklanma’, her meydana ‘sokak çağrısı’, her mitinge ‘sokakları karıştırmak, Türkiye’yi karıştırmak’ diye bakan sığ anlayışın o terminolojisini, Cumhuriyet Halk Partisi’nde görev yapmış kimseye yakıştırmam. Asla ve asla Cumhuriyet Halk Partisi’ne ‘paralel yapı', 'FETÖ' ya da namuslu arkadaşlarımıza ‘hırsız’ diyemezsiniz. Atılan iftiralara uygun olarak çeşitli iddianame laflarını doğruymuş gibi, iddianameye bile giremeyen iftiraları doğruymuş gibi alıp; ‘arınacağız, atacağız, satacağız' böyle bir şeye teslim olursak biz Cumhuriyet Halk Partisi olmaktan çıkarız" diye konuştu.
‘100 YIL ÖNCEKİ GİBİ SADECE MİLLETE İNANACAĞIZ’
İktidar yürüyüşünün, yargıyı ele geçirmek için değil, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı düzeni kurmak için olduğunu söyleyen Özel, "İktidar yürüyüşümüz gelip de onların yağmaladığı, önce TMSF’ye yolladığı, sonra milletin bankasının parasından kendisine yandaş yaptığı medyayı bu sefer bizim tarafa almak, çökmek değil. Bir daha kimsenin yandaştıramayacağı bir medya, bir basın düzeni kurmak. Basındaki herkesin sadece kendini mesleki değerlerine ve millete karşı halkın haber alma hakkına karşı sorumlu hissettiği patronaj ilişkilerinin devlet üzerinden beslenmediği, her bir basın emekçisinin de güçlü sendikasıyla patronundan, o sendika ile patronun da devletten korunduğu kimsenin ele geçiremeyeceği bir sistem kurmak için iktidar olmak zorundayız. İşte o günün basınıyla, o günün yargısıyla, yarının Türkiye’sini hep beraber ayağa kaldıracağız. Tarihi bir eşikteyiz. Bu eşik artık geri dönülemez bir noktaya gelmiştir. Ümit ediyorum butlan kararından, partiye yapılan saldırıdan ve bugün burada cüret edilen meseleden sonra; bir aklıselim hakim olur ve bu kritik eşik geri dönülmez bir şekilde aşılmaz. 2 milyon üyemiz var, 2 bin kurultay istemeyen, ‘Seçilmiş yönetsin’ demeyeni bulamazsınız. O biniyle de bayramlaşma yapalım, o binini getirelim grup yapalım, o binini getirelim ki ‘Çıkar CHP kimliğini’ desen 200 tane kimlik çıkmaz. Binaya girip şey diyor; ‘Tam bir CHP’li oldum’ diye yanındakine şaka yapanlarla, o bin bindirilmiş ve gezdirilmiş kıtayla ne kurultay yapabilirsiniz ne bayramlaşma ne grup toplantısı ne başka bir şey. O yüzden herkesin artık nasıl bir eşikte olduğumuzu görmesi lazım. Bütün muhalefet partileri, ‘Derhal kurultay yapılmalıdır’ diyor" dedi.
Özel açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
Buraya gelmek isteyenleri şanlı Meclis'in kapıları önünden püskürttünüz. Siz olmasaydınız baba ocağımızda baba ocağını biz pazar sabahı 7'de partinin sokağından bile geçmemesi gereken tiple bugün de Meclis'in kapısına dayanacak ve grup toplatışını sabote edecekti. Kürsü seçilmiş bir Genel Başkana değil atanmış bir başkana teslim edilecekti. Bugün burada yüreğimiz ağzımızda izlediğimiz görüntü vardı, siz karşı karşıya geldiniz.
Partiye yakışmayanlar bir anda geldiler. Tarihin doğru tarafında doğru yerde durmak isteyenler sizler de kendinizi siper ettiniz. Sizlere helal olsun. Bundan sonra kimse toplama kalabalıklarla meşruiyet devşirmeye çalışmasın. İşte buradaki milyonlar sizin karşınıza çıkar.
‘ZİYARETÇİ YASAĞI GETİRİLDİ’
Bu yüzden size karşı hem minnet hem de büyük bir mahcubiyet duydum. Meclis Başkanlığı olumsuz görüntülere karşı ziyaretçi yasağı getirdi. Sizin buradaki varlığınızla partinin hukukuna ve sandığı aynı zamanda geleceğinize sahip çıkmaktır.
‘ASLA VE ASLA TESLİM OLMAYACAĞIM’
Grup salonu sizlerin onurlu bedeninden mahrum kalmıştır. Ancak sizler kendiliğinizden üzerine düşeni öyle bir yaptınız ki parti tarihine unutulmayacak şekilde kazınmıştır. Hepinizle gurur duyuyorum. Asla ve asla teslim olmayacağım ve sizleri mahcup etmeyeceğim.
TBMM ÖNÜNDE CHP'LİLER ARASINDA ARBEDE YAŞANDI
Kılıçdaroğlu ile Özel'i destekleyen partililer, CHP Grup Toplantısı öncesinde sabahın erken saatlerinde Meclis'e geldi. Meclis'in Dikmen ve Çankaya kapılarının önünde gruplar arasında zaman zaman gerginlik yaşandı. Dikmen Kapısı önünde slogan atan gruplar arasında yaşanan kısa süreli arbede polisin müdahalesiyle sona erdi.
Arbedenin ardından Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nu destekleyen grup, Genel Merkez'de yapılacağı duyurulan toplantıya katılmak üzere Meclis'in önünden ayrıldı.
Yaşananların ardından Meclis'in Dikmen Kapısı önünde bekleyen partililere hitap eden Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, sakin olunmasını istedi.





MHP lideri Bahçeli: CHP'nin önünde iki yol var
CHP’de eller kaosa kalktı