Osmanlı’da çok sayıda feminist yayın yapıldı

Güncelleme Tarihi:

Osmanlı’da çok sayıda feminist yayın yapıldı
Oluşturulma Tarihi: Ekim 18, 1999 00:00

Haberin Devamı

Osmanlı kadınları, 1839'da ilán edilen Tanzimatla birlikte toplum hayatındaki konumlarını yeniden gözden geçirmeye başladılar ve ilk aşamada sadece kadınlar için yayınlanan gazete ve dergiler çıkartma furyası başladı. Osmanlı kadın edebiyatı konusundaki çalışmalarıyla tanınan Dr. ZehraToska, büyük ninelerimizin gençlik yıllarının ayrılmaz parçası olan ilk Türkçe kadın dergilerinin bir değerlendir-mesini yapıyor.

Osmanlı döneminde kadınların okuması için çıkartılan süreli yayınlar, kadın tarihimiz bakımından son derece önemli belgeleridir.

1839'da ilán edilen Tanzimatla birlikte Osmanlı kadınlarının toplum hayatındaki konumları yeniden gözden geçirildi. Osmanlı geleneksel aile yapısında ailenin geçimini sağlamak erkeğin göreviydi ama büyük şehirlerdeki ve kırsal kesimdeki atelyelerde çalışan kadınlar dışında. Dolayısıyla kadınların meslek edinme gibi bir kaygısı yoktu. Kadınların iş hayatına atılmaları toplumca benimsenip hoş karşılanan bir tutum değildi ancak değişen hayat şartları ister istemez kadınları kamusal alana itti. Süregelen savaşlarda eş ve oğulların kaybedilmesi ve dolayısıyla ailenin yoksullaşması karşısında kadının çalışması bir zorunluluk halini aldı. Bu yüzden sıbyan mektebleri dışında gidecek okulları olmayan kız çocukları için ilk kez bu dönemde meslek okulları açıldı.

Toplumun geri kalmışlığıyla kadınlar arasında bir paralellik de ilk kez bu dönemde kuruldu. Artık kadınların 'terakki ve tealileri', yani ilerleme ve yükselmeleri sağlanmalıydı. Toplumun temeli aile ve ailenin temeli çocuğun ilk terbiyeyi aldığı kadın ilerlemedikçe toplumun ilerlemesi mümkün olmayacaktı.

İşte Tanzimat'ın bu kadın politikasını desteklemek ve bu görüşünü yaymak üzere, kadınlar için süreli yayınların çıkartılmasına başlandı.

Bu yayınlardan ilki, İstanbul'da çıkan Terakki gazetesinde Ali Raşit imzasıyla 1869 yılında yayınlanan haftalık ilávesi, 'Terakki-i Muhadderat'tı. 1875 senesine gelindiğinde, Selanik'te çıkan ve aynı zamanda çocuklara da hitab eden 'Ayine' ve İstanbul'da 'Vakit' yahut 'Mürebbi-i Muhadderat' adlarıyla yayınlanan haftalık iki dergi daha ortaya çıktı. Bunları Şemsettin Sami'nin 'Aile'si (1880) ve Mahmut Celaleddin'in 'İnsaniyet'i (1882) izledi.

Feminizmin öncüleri

Dergilerde yer alan yazılar genel olarak çocuk eğitimi, evlilik, ahlák, ev idaresi, çocuk bakımı ve sağlığı, moda gibi daha çok kadınların ilgi ve görev alanlarına giren öğretici, eğitici konulardaydı.

Bu yazılarda doğrudan ya da dolaylı olarak geleneksel toplum yapısı yargılanıyor, dergiler gelenek ve adetlerle kuşatılmış kadını cahil, eğitimsiz, boş inançlar ve korkularla hayatı hem kendisi hem de eşi için yaşanmaz hale getiren, aynı zamanda savurgan ve bencil, ülke sorunlarından habersiz bir konumda gösteriyordu.

Yayınlar, değişimin ilk şartı olarak kızların eğitimini vurguluyordu. Kızlarını çeyiz işlemekten geri kalırlar ya da yoldan çıkarlar endişesiyle okula göndermeyip evde tutan ailelere bu yanlış tutumlarından vazgeçmeleri için devamlı olarak telkinler yapılıyordu.

Osmanlı kadın dergileri içinde dönemi itibarıyla kadın erkek ilişkilerini, evlilik ve eğitim sorunlarını en çok ele alan ve radikal görüşler bildiren dergi, adı 'Müslüman kadınların ilerlemesi' anlamına gelen 'Terakki-i Muhaddarat'tır. Dergi okuyucusunu Avrupa, Amerika ve Rusya'da gelişen kadın hareketinden haberdar etmiş ve Batılı kadın yazarlarla ilk kez tanıştırmıştır.

İslÁmİ OLMAYAN KAPAKLAR

İkinci Meşrutiyet dönemi ve sonrası kadın dergilerinde farklı açılımlara rağmen toplumsal değişim planlamasında aldıkları rol daha da belirgin bir biçimde ortaya çıktı. Bu dönemin dergileri batılı hayat tarzını benimsetmede de yönlendirici bir güçtü. Yönlendirmenin en çarpıcı örnekleri, dergilerin kapaklarıydı. Kapaklardaki kadın fotoğrafların ve çizimlerin Osmanlı Müslüman kadın kimliğiyle uzaktan yakından ilgisi yoktu.

1908'den sonra çıkan dergiler içinde 'Mahasin' ön sıradaydı. Diğerleri arasında çıkış sırasıyla 'Kadınlar Dünyası'ula (1913) ve 'Kadınlık ve Hanımlar Alemi' (1914) gelirdi. 'Kadınlar Dünyası', 'Osmanlı Müdafaa-i Hukuk u Nisvan Cemiyeti' üyelerinin fotoğraflarını basmaktaydı ve yayınlanan ilk Müslüman kadın resimleri bu fotoğraflardı.

Kapak açısından Osmanlı kadın kimliğini yansıtan ilk kadın dergisi ise 'İnci', 1919'da çıktı. Sıkma başının kenarlarından çıkan saçları, açık boynunda görünen incileri ve makyajıyla yeni Osmanlı kadın tipi önce çizimleri, sonra da fotoğraflarıyla bu dergiyle beraber batılı kadının yerini almaya başladı. Cumhuriyet'le beraber çıkan 'Süs' de (1923) aynı çizgideydi.

Cumhuriyet devrimlerini izleyen yıllarda, basında kılık kıyafet ve hayat tarzıyla yer alan kadın imajı ise, batılı kadın tipinin ta kendisi oldu. Bu toplumsal değişim ya da dönüşümde kadın dergileri önemli rol oynadılar.

Mektepli kadının dergisi ‘Mektepli’

İkinci Meşrutiyet'in 1908'deki ilánına adım adım yaklaşıldığında kızlar için açılan okullardan, özellikle de kız öğretmen okulu olan 'Darü'l-muallimat'tan yetişerek öğretmenlik mesleğini sürdürmekte olan yeni bir kuşak ortaya çıktı.

'Şukufezar' (1886) bu yeni kuşağın, okula giden kadının dergisiydi. İmtiyaz sahibi Arife, Maarif Nazırı Münif Paşa'nın kızıydı ve yazı kadrosu kadınlardan oluşan ilk kadın dergisidi de buydu.

Bu dergide de diğerlerindeki gibi iyi bir ev kadını ve anne, itaatkár bir eş olma gibi konularda öğüt veren tek bir yazı yoktu. Bu farklılık hemen ilk sayıda Arife Hanım'ın 'Biz saçı uzun aklı kısa diye erkeklerin alaycı gülüşlerine hedef olmuş bir taifeyiz. Erkekliği kadınlığa, kadınlığı erkekliğe tercih etmeyerek bunun aksini isbat etmeye çalışacağız' sözleriyle ortaya konuyordu. Arife Hanım, insanlığın ciddi bir çalışmayla ilerleyeceğini söylüyor ve kadınları bu toplumsal ilerlemede görev almaya çağırıyordu. Onun bu makalesi, bir Türk kadını tarafından kadın erkek eşitliği konusunda yazılmış ilk yazıdır.

Hanımlara Mahsus Gazete

1895'e gelindiğinde Osmanlı kadınının yazarlık yolundaki potansiyeli dikkat çekici boyutlara ulaştı ve kadın yazarların sayısı daha da arttı.

Kadın yayınları içerisinde hayatı en uzun olanlardan biri 1895'le 1908 arasında 600'den fazla nüshası çıkmış olan 'Hanımlara Mahsus Gazete'dir. Şair Nigár, Cevdet Paşa'nın kızı Fatma Aliye, Fatma Zehra, Leyla (Saz), Fatma Fahrünnisa, Makbule Leman ve Münire hanımlar gibi dönemlerinin saygın şair ve yazar kadınları bu derginin çatısı altında toplanmışlardı.

Haberin Devamı

Dr. Zehra Toska

(Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü)

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!