GeriGündem Ormandaki korkusuzlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ormandaki korkusuzlar

Muğla’da birbirine komşu yaklaşık 60 bin hektarlık orman bölgesi üç mühendise emanet. İşletme şefi olarak bölgeyi yöneten orman mühendisleri Kadriye Çiftçi, Gökçe Şahin ve Ceyda Altun yangınlarla en önde mücadele ediyor. Daha sonra yapılan bakım ve yeniden ağaçlandırma faaliyetleri yine onların sorumluluğunda. Mesleklerine tutkuyla bağlı bu üç mühendis, mücadelelerini ve orman teşkilatının çalışmalarını Hürriyet’e anlattı.

Geçtiğimiz ağustos ayında İzmir ve Muğla’da meydana gelen orman yangınlarının ardından, Orman Genel Müdürlüğü yeniden ağaçlandırma çalışmalarına başladı. Yanan bölgeler yeni fidanlar için hazırlanıyor. Biz de Hürriyet olarak Muğla’daki çalışmaları yerinde görmek için bölgeye gittik. Bu sahada görev yapan üç işletme şefinin hikâyelerini dinledik. Kadriye Çiftçi 33 yaşında, 7 yıldır görevde. Dalaman orman işletme şefi. Gökçe Şahin 36 yaşında, 10 yıldır görevde, Bahtiyar bölgesi işletme şefi. Ceyda Altun ise Ortaca’nın işletme şefi, 35 yaşında ve 14 yıldır görevde. Üçünün de ofisleri yan yana. Aynı lojmanda kalıyorlar. Kuaföre de, yangına da birlikte gidiyorlar. Yangınlarda omuz omuza diğer personelle birlikte en ön safdalar. Günlerce süren alevlerin üstesinden gelebilmek için bazı zamanlar dağda kalıyorlar. Mesleğine tutkuyla bağlı üç mühendis “Korkusuzlar diye bir Amerikan filmi var. Arizona’daki orman yangınlarıyla mücadeleyi anlatır. O film aslında tam da bizi anlatıyor” diyor.

Ormandaki korkusuzlar

Ceyda Altun - Gökçe Şahin - Kadriye Çiftçi

‘BİRBİRİMİZE ÇOK BAĞLIYIZ’

Ceyda Altun, “Mesleğimizde kadın-erkek diye bir ayrım yok. İşini aşk ile yapmak var. Zaten bu işe aşkla, şevkle bağlanmayacak kimseye bu mesleği tavsiye etmeyiz. Biz severek yapıyoruz işimizi” diyor. Ekibin birbirine çok bağlı olduğunu söyleyen Altun, şöyle devam ediyor:

“Korkusuzlar diye bir Amerikan filmi var. Arizona’daki orman yangınlarıyla mücadeleyi anlatır. O film aslında tam da bizim teşkilatımızı ve mensuplarını anlatıyor. Filmin ‘Önemli olan önündeki engel değil; yanında kim olduğudur’ diye bir mesajı var. Biz alevleri gördüğümüzde korkmayız. Çünkü birbirimize bağlılığımızı biliriz. Orman yangınlarında ilk 5-10 dakika çok önemli. 15 dakikadan sonra geçen her dakika aleyhte işliyor. O yüzden ilk müdahalede soğukkanlılık en temel kural. Önceliğimiz her zaman can güvenliği. İşçimizin ve diğer personelimizin güvenliği için ‘olmazsa olmaz’ kurallarımız var.”

‘5-6 GÜN DAĞDA KALIYORUZ’

Dalaman’ın bir orman köyünde doğup büyüyen Kadriye Çiftçi, “Her yerde çocukluğumdan izler var. Şimdi aynı yerlerde görev yapmaktan ayrı bir gurur duyuyorum” diyor. Yangın haberini alır almaz alarma geçtiklerini belirten Çiftçi, şunları anlatıyor: “Botlarımızı giyip, ekipmanlarımızı yüklenip sahaya çıkıyoruz. Telsizden yangının durumu ve seyri hakkında bir fikir edinmeye çalışıyoruz. Yangın mahalline varınca da hemen sevk ve idareye geçiyoruz. Mücadele böyle başlıyor. Kendi ekiplerimizi, dışarıdan gelen destek ekiplerini, helikopterleri yönlendiriyoruz. Yangının olduğu sahayı bilmek, tanımak çok önemli. Büyük yangınlarda 5-6 gün dağlarda kaldığımız oldu. Ormanda şoförümüzden, işçimize, şeflerden müdürlere kadar hepimiz aynı enerji ve gayrette birleşiyoruz. 5-6 kişi aynı mataradan su içtiğimiz de oluyor. Bizi güçlü kılan bu dayanışma.”

Kadriye Çiftçi, yanan ağaçların çıtırtısını ormanın çığlığına benzetiyor: “Yangın bittikten sonra dönüp geriye bakınca ‘Ben buralar nasıl çıkmışım? Bu sarp yamaçları nasıl tırmanmışım’ diyorsunuz. Bazen yangın bittikten sonra bile kulaklarımızda çınlıyor sanki. Ağladığımı biliyorum. Birkaç gün önce gezdiğin, gölgesinde dinlendiğin ağaçları cayır cayır yanarken görünce yüreğin dayanmıyor. Üç yaşında oğlum var, benden ‘arazöz’ (yangın söndürme aracı) istiyor oyuncak olarak.”

ORTAK DÜŞMAN: ALEVLER

Orman mühendisi olan dayısını görev yaptığı ormanda kalp krizinden kaybedince, ailesinin de yüreklendirmesiyle bu mesleği seçen Gökçe Şahin, “13 yıldır çalışıyorum. Sahada olmak bambaşka” diyor:

“Yangında adeta bir aile dayanışması oluyor. Karşımızda ortak düşmanımız alevler var. 2-3 üç gün durup dinlenmeden, uyumadan mücadele ettiğimizi bilirim. Yemek zaten akla gelmiyor, su yeterli. Bazen öyle oluyor ki inanın eve geldiğimizde evi yadırgıyoruz. Bütün teşkilat böyle bir özveri ve adanmışlıkla çıkıyor alevlerin karşısına. Bazen metrelerce hortum çekiyoruz, bazen tırmıkla şerit açıyoruz. Yangın söndükten sonra da aynı şuur ve hassasiyetle bakımlar yapılıyor. Bir tek fidan bile çok kıymetli bizim için.”

Ailesinin de mesleğine uyum sağladığını, 3.5 yaşındaki oğlunun arkasından ‘telsizi unuttun anne’ diye seslendiğini anlatan Şahin, “Oğlum mavi tişört giyince ‘Ormancı oldum’ diyor. Yangında telsiz bizim elimiz ayağımız, gözümüz kulağımız. Çok eğitimler aldık. Ama en önemli eğitimler ve tecrübeler maalesef yangınların kendisi oluyor” diye konuşuyor.

 

False