GeriGündem Olay intiharsa, neden tabancada parmak izi yok?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Olay intiharsa, neden tabancada parmak izi yok?

Abone Olgoogle-news

Şeref Göksen Tel, ormanlık bir arazide başından tek kurşunla vurulmuş olarak bulundu

Şeref Göksen Tel, 20 yaşında Adana'da anaokulu öğretmeniydi. Herkes onu ‘‘Sakin, aklı başında, neşeli, çocuklara tapan bir kız’’ olarak tanıyordu. Şiir yazar, karakalem resim çizerdi.

Çalıştığı Mavi Boncuk Anaokulu'nda spastik çocuklar için bir sınıf açmak istiyordu. Adana'daki depremi yaşamıştı. 17 Ağustos depreminde de Avcılar'da, üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasını beklemek için akrabalarının yanındaydı. Adana'ya dönüşünde ağabeyi Gökhan Tel'e ‘‘İki depremde de ölmedim ya, beni hiçbir şey öldüremez artık’’ demişti.

Ama o, 28 Eylül 1999'da Adana'da ormanlık bir arazide başından tek kurşunla vurulmuş olarak bulundu. Önce intihar dendi, sonra savcı şüpheli ölüm diyerek soruşturma başlattı.

BABASINI KAYBETMİŞTİ

Göksen, dört kardeşten üçüncüsüydü. İki ağabeyi, annesinin ikinci evliliğinden de 9 yaşında bir kız kardeşi vardı. Göksen'in babası Şeref Bey Adana'da ‘‘Zelzele Şeref’’ diye tanınan bir kabadayıydı. Şeref Bey, trafik kazasında bir kolunu kaybetmişti. Daha sonra kolu dikilmiş ama ameliyattan sonra kolunu duvara çarpmıştı. Dikişler atmış ve kan kaybından hayatını kaybetmişti. Öldüğü sırada karısı Güllü, Göksen'e üç aylık hamileydi. Güllü Hanım, kızı doğduğunda ona iki isim verdi. Biri ölen kocasının ismi Şeref, diğeri de 1 aylıkken kaybettiği diğer kızı Göksen. Yeni doğan çocuğunda, kaybettiği kocasını ve çocuğunu yaşatmak istemiş, bunu 20 yıl başarmış ama daha fazlası nasip olmamıştı.

İNTİHAR MI, CİNAYET Mİ

Göksen öldü mü, öldürüldü mü?

Anne Güllü Karagüllü, kızının şüpheli ölümünden sonra verdiği ilk ifadesinde olay gününü şöyle anlatıyordu:

‘‘Kızım hep pantolon giyerdi. O gün, ‘‘kızım seni hiç elbiseyle görmüyorum. Hatırım için şu elbiseni giy de seni bir elbiseyle göreyim’’ dedim. Beni kırmadı, kolsuz kısa elbisesini giydi. İşe gitmek için evden 7.30'da çıktı. Onu her zaman kapıdan yolcu ederdim, o gün ilk defa balkona çıktım ve arkasından baktım. Elbisesi üzerinde nasıl duruyor diye...

‘‘Cep telefonu alacaktı. Vakti olmadığından, ikametgah senedi çıkarmam için nüfus cüzdanını bana bıraktı. Akşam saat 6 civarında telefon açtı. Cep telefonu almak için okulun yakınlarındaki bir bayiye gideceğini söyledi ve onunla gelmemi istedi. Ben de, ‘‘Kızım telefonu bana mı alıyorsun, sen kendin için güzel olanı seç al’’ dedim. Peki o zaman, en geç 20.30 gibi gelirim dedi. Saat 20.30'da gelemeyince telefon açtı. Saat 9 olmuştu ama Göksen gelmedi. Çok meraklandık.’’

Annesi ‘‘intihar edecek kişi niçin cep telefonu alsın’’ diyordu.

Göksen öldüğü gece yalnız değildi. Yanında, Alper Ege ve Bedii Levent Yakar vardı. Alper Ege, Göksen'in ölü bulunduğu İmamoğlu'nda, eski MHP ilçe başkanı ve yine aynı ilçede ünlü bir kuyumcuydu. Alper Ege, hem kuyumcu hem de MHP ilçe başkanı olması dolayısıyla ruhsatlı tabanca alma hakkı vardı. Silahı Astra markaydı. Levent Yakar, Alper Ege'nin teyzesinin oğluydu ve bir bankada güvenlik elemanı olarak çalışıyordu. Alper, evli ve 3 çocuk, Levent ise evli ve bir çocuk babasıydı.

FLÖRT TEKLİFİMİ REDDETTİ

Olay sırasında Göksen'in yanında olan Alper Ege, verdiği ifadesinde olay gününü şöyle anlatıyordu:

‘‘Göksen'i 4-5 ay kadar önce Levent'in arkadaşı Yasemin Tuncay vasıtasıyla tanıdım. Kendisine flört teklif ettim ama kabul etmedi, sadece arkadaş olarak görüşebileceğimizi söyledi. Göksen, 28 Eylül günü akşam saat 6 gibi işyerimi aradı ve buluşmak istediğini söyledi. Buluştuğumuzda bir yerde oturup bir şeyler içmeyi teklif ettim ama vaktinin olmadığını söyleyerek reddetti. O sırada daha önceden tanıdığı Levent cep telefonumdan aradı. Göksen'le birlikte olduğumuzu söyleyince bizi Sofa restorana davet etti. Saat 19.30 sıralarında restoranda buluştuk. Kendisini çirkin bulduğunu ve çok yaşlı hissettiğini söyledi. Bunun üzerine, Levent ve ben kendisine iltifat ettik. Saat 20.30 gibi iki kez dışarı çıktı, telefon açtığını ve saat 24'e kadar müsaade aldığını söyledi. Masada hep beraber içki içiyorduk. Göksen, çantasından bir defter çıkardı, bir şeyler yazdı ve tekrar çantaya koydu. Bu arada silah atmak istediğini ve İmamoğlu'nu çok görmek istediğini söyledi. Masada otururken, silahın şarjörünü boşalttım ve masanın altından ona uzattım. O da silahla hiç oynamadan silahı çantasına koydu. Daha sonra, İmamoğlu'na doğru yola çıktık.

‘‘Yolda kusuyordu, bir tuvalete gidip elini yüzünü yıkamak istedi. Bir petrol istasyonunda durduk. Göksen tuvalete gitmiş, Levent'te 3 bira almıştı. Ben o arada Göksen'in çantasından silahı aldım, şarjörünü doldurdum ve belime koydum. Daha sonra bunu fark etti ve silahı benden geri istedi. Karayolunu geçtikten sonra tuvalet ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de ara bir yola girdim ve 20 metre kadar gittikten sonra arabayı durdurdum. Levent aşağı indi. Almış olduğu üç birayı açtı. Bir tanesini Göksen aldı ve birkaç yudum içti. Bu arada bana silah attırmayacak mısın dedi ve belimdeki tabancayı aldı. Yere çömeldi, iki el havaya ateş etti. Kendisine yapmamasını söyledim. Silahı kafasına doğrulttu ve hiçbirşey söylemeden ateşledi. Silah sağ elindeydi ve her üç atışı da sağ eliyle yaptı. Olaydan sonra silaha kesinlikle dokunmadık. Nabzına ve kalbine baktık. Ölmüştü. Arabayla geri geri anayola çıktık. Şehir merkezine geldik. Olay olduğunda saat 23 sıralarıydı. İmamoğlu şehir merkezine geldiğimizde saat 23.30'du. Kendimize gelmek için arabayı bir yere park ettik. Ağladık. Kendimize gelmeye çalıştık. Saat 3.30 sıralarında ilçe emniyet müdürlüğüne gittik. Olayın jandarma bölgesi olduğunu, orayla görüşmemiz gerektiğini söylediler. O esnada eniştem İbrahim Yılmaz ve Ali Şimşek geldi. Birlikte ilçe cumhuriyet savcısının evine gittik. O da bizi jandarmaya gönderdi. Göksen'i ne öldürdüm ne de ölümüne sebebiyet verdim’’

Alper Ege ve Levent Yakar, her ne kadar Göksen'i ne öldürdük ne de ölümüne sebebiyet verdik deseler de kafalarda takılan sorular vardı.

Alper Ege'ye ait ruhsatlı tabancada ve şarjöründe hiç parmak izi yoktu. Alper Ege, ifadesinde de söylediği gibi, restorandayken silahın şarjörünü çıkarmış sonra tekrar takmış ve silahı beline koymuştu. Silahta, Alper Ege'nin parmak izinin olmaması olanaksızdı. Eğer Göksen silahı ateşlediyse hiç olmazsa onun parmak izine rastlanmalıydı.

Alper Ege ve Levent Yakar'ın ifadelerine göre, Göksen her üç atışı da sağ eliyle yapmıştı. Göksen'in kafasındaki kurşunun çıkış deliği sağ üst kulaktı. Sağ elle, on santimlik bir mesafeden nasıl bir atış yapılmıştı ki, kurşun yine sağ üst kulaktan çıkabilmişti?

SİLAH NEREDEN ALINDI

Olaydan sonra, Göksen'in elinde barut izi olup olmadığını anlamak için el svapları alındı ancak henüz sonuçları açıklanmadı. Alper Ege ve Levent Yakar'ın el svapları alındı mı? Alınsa bile, polise başvurmaları olaydan dörtbuçuk saat sonraydı. Bu süre içinde sadece arabada oturup ağlamış ve sakinleşmeyi mi beklemişlerdi?

Alper Ege ve Levent Yakar, olaydan 1.5- 2 saat sonra polisten önce İbrahim Yılmaz ve Ali Şimşek'e haber vermişlerdi. Ali Şimşek'in ifadesine göre, gece 1.30 civarında Alper ve Levent'in yanına gitmişler ve olayı anlatmalarını istemişlerdi. Alper, ‘‘Göksen'in torpidodan silahı alarak iki el havaya, bir el de başına ateş ettiğini’’ söylemişti. Göksen silahı torpidodan mı almıştı, Levent'in belinden mi?

KİMİN EL YAZISI

Olay, polise 3.30 gibi bildirilmişti. İbrahim Yılmaz ve Ali Şimşek niçin Alper ve Levent'in yanına ulaştıktan hemen sonra değil de, 2 saat sonra polise gitmişlerdi.

3.30'da polise gidilmiş, olay jandarma bölgesi olduğu için jandarmaya başvurmaları söylenmişti. Jandarma hazırladığı raporda ‘‘İntihar olayının haber verilmesi üzerine olay yerine aynı gün saat 8 sıralarında gelindi’’ diyordu. Olay jandarmaya saat kaçta bildirildi? Polise başvurduktan 4,5 saat sonra mı?

Göksen'in çantasının içindeki okul plan defterinin içinden ‘‘Anneciğim seni çok seviyorum. Ölümümden kimse sorumlu değildir’’ yazılı bir not çıkmıştı. Oldukça kötü bir el yazısıyla yazılmış ve hatta okunmasında bile zorluk çekilmişti. Alper Ege'nin ifadesine göre, restoranda otururlarken Göksen defteri çıkarmış ve birşeyler yazmıştı. El yazısı, Göksen'e mi aitti?

HANGİ TELEFONDAN ARADI

Göksen, eve geç kalacağını haber vermek için ağabeyini aradığında ‘‘Işıl Hanım'ın cep telefonundan arıyorum’’ demişti. Işıl Hanım, okulda beraber çalıştığı öğretmenlerden biriydi. Ağabeyi daha sonra, Işıl Hanım'la görüştüğünde, Göksen'den daha önce okuldan ayrıldığını ve cep telefonu olmadığını söylemişti. Göksen'in cep telefonu olmadığına göre kimin telefonunu kullanmıştı? Alper veya Levent'in telefonunu da kullanmış olamazdı. Çünkü onlar ifadelerinde, Göksen'in restorandan 20.30 gibi iki kez çıktığını ve geri döndüğünde de, ‘‘telefon açmaya gitmiştim’’ dediğini söylemişlerdi. Alper'in ya da Levent'in telefonunu kullanmış olsa ‘‘telefon açmaya gitmiştim’’ demesine gerek var mıydı? Yanlarında dördüncü bir kişi mi vardı?

BİRA ŞİŞELERİ BOŞTU

Levent Yakar ve Göksen'i tanıştıran kişi, Göksen'in çok yakın arkadaşı Yasemin Tuncay'dı. Yasemin, aynı apartmanın ikinci, Göksen ise yedinci katında oturuyordu. Neredeyse her gece görüşüyorlardı. Buna rağmen, Yasemin, Göksen'in ölümünden sonra, ne cenazesine gelmiş, ne de ailesine başsağlığına gitmişti. Göksen ve Levent'i tanıştıran kişi olarak Yasemin'in ifadesine başvuruldu mu?

Göksen'in öldüğü yerde üç boş bira şişesi bulunmuştu. Alper Ege, İmamoğlu'na gelmeden önce bir petrol istasyonuna uğradıklarını ve üç bira aldıklarını söylemişti. Yine kendi ifadelerine göre, Levent arabayı durdurduktan sonra üç birayı da açmış, birkaç dakika sonra da Göksen kendini vurmuştu. Arabayı durdurduktan birkaç dakika sonra Göksen kendini vurduysa, Alper ve Levent hiçbir şey yapmadan biraları içmeye devam mı etmişlerdi? Bira şişeleri neden boştu?

TUVALETE YENİ GİTMİŞTİ

Uğradıkları petrol istasyonunda Göksen tuvalete gitmişti. Alper, petrol istasyonundan ayrıldıktan sonra, Göksen'in tuvalete gitmek istediğini ve o yüzden ara bir yola girdiklerini söylemişti. Göksen, tuvalete daha yeni gitmişti. Arabaya biner binmez niçin tekrar tuvalete gitmek istediğini söylemişti?

Olay yerinde inceleme yapan savcı, keşif ve ölü muayene tutanağı, suçta kullanılan silah ve silah üzerindeki ekspertiz raporu, sanık savunmaları ve tanık beyanları dikkate alındığında Alper Ege ve Levent Yakar'ın ‘‘kasten’’ adam öldürmekten cezalandırılmalarını istedi.

Alper Ege ve Levent Yakar, çıkarıldıkları mahkemede, ‘‘tedbirsizlikten’’ ölüme sebebiyet verme suçundan tutuklandılar. Olayla ilgili ilk duruşma, 1 Kasım 1999'da Adana Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

Pislikleri yok etmek istiyordu

20 yaşındaki Göksen Tel, ölümünden kısa bir önce yazdığı ‘‘Düş’’ şiirinde şu satırları yazmıştı;

Esen kuvvetli bir rüzgar olmak isterdim

Dünyadaki bütün pislikleri bir esişte yok etmek için

Hayat olmak isterdim

Zamansız ölümleri yok edebilmek için

En önemlisi ceseret olabilmek isterdim

Düşlerimi gerçekleştirebilmek için

Zamansız ölümleri yok edebilmek için, hayat olmak istemesi yazdığı gibi sadece bir düştü.



False