GeriGündem Okur Temsilcisi'ne Mektuplar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Okur Temsilcisi'ne Mektuplar

Büyü-cin araştırması

GEÇEN hafta Hürriyet’te Murat Bardakçı’nın, kütüphanelerde kasalarda saklandığı ve sıradan okurlara gösterilmediği belirtilen elyazması bazı kitaplarla ilgili yazı dizisi yayımlandı. Dizide, bu kitaplarda yer alan ‘cin, büyü, geleceği belirleme’ gibi konular yer alıyordu.

Bazı Hürriyet okurları, bu dizinin yayımlanmasını şöyle eleştirdiler:

PROF. DR. ERCAN SARIHAN: 55 yıllık Hürriyet okuruyum. Sayın Bardakçı’nın çok gerekli imiş gibi büyük bölümü gerçekten cahil ve yarı cahil toplumu kolay yönlendirebilecek büyülerle ilgili hayvan katliamını teşvik eden yazıları, bu yakınmalarımın üzerine tüy dikti ve bu nedenle sizi kınıyorum.

KAMİL ERTEKİN: Tamamen mesnetsiz iddialardan oluşan ve insanları yanlış davranışlara yöneltebilecek olan bu dizi, dini kaynaklar ve gizli ilimler ile bağlantılı olmayıp magazin amaçlıdır. Ancak ülkemizin entelektüel bilgi birikimi ve kültür seviyesi anlamında bilinçsiz uygulamalara konu olabilecek türdendir. Yazarın konuyla ilgili uyarıları tamamen şova yönelik olup ilgiyi artırabilmek içindir.

MUAZZEZ ARIK: 16 yaşındaki oğlum etkilendi, böyle bir cin var mı diyor. Biz yok diyoruz. Böyle büyük harflerle verilince çocuklar açısından sakıncalı olabilir diye düşünüyorum. Gazetede yer alınca küçük çocuklar şaşırıp kalıyor, çok etkileniyorlar.

B.T.: Küçük oğlum, gazetede bunu okudu. ‘İnanma, cin ve büyü yok’ dedim. Bana inanmadı ve ‘Hürriyet böyle yazdıysa doğrudur, beni kandırma’ dedi. Neden bunu yayınladınız?

B.UĞUR BANOĞLU: ‘Kasalarda saklanan gizli büyü kitaplarını’ halkın gözüne sokmanın ve zaten kafası karışık olan toplumu daha da karanlığa iteklemenin ne haber değeri var?

HAYVANSEVER TEPKİLERİ

Hayvan hakları savunucusu sivil toplum örgütü temsilcileri ise büyüler içinde kedi-köpek kurban edilmesi konularını ön plana çıkararak şu eleştirilerde bulundular:

NURTEN TEZER (SİVAS DOHAYKO): ‘Elbeyaz’a ait olan tılsımı karakedi kanıyla Çin káğıdına yaza. Bu iş bitince boz renkli bir it yavrusunun ağzını sıkıca bağlaya ama öylesine sıka ki, it ses çıkaramaz hale gele. Sonra o hayvancağızı ala, bir çömlek içine koya, çömleği sirkeyle doldurup ağzını balçıkla sıvaya, götürüp bir gávur mezarına göme.’ Bu paragrafı verirken, eminim ki halkımızın bu konudaki cehaleti ve özentisini hiç düşünmediniz. İnsanların fal ve büyülerden medet umduğu toplum yapımızda bu HURAFE yazısının yazılmasının doğuracağı sakıncalar konusunda daha özenli davranılmasını beklerdik.

ÜLCAZ YAĞMURCU: Diziyi kınıyorum. Kedinin kesilmesi filan böyle şey olur mu? Köpeğin yavrusunun boğazını burun. Böyle bir zamanda böyle dizi olur mu?

TEMSİLCİNİN NOTU: Bildiğiniz gibi Murat Bardakçı, Türk basınında örneği olmayan bir özelliğe sahip. Bilinmeyen, sayısız ilginç olayı gündeme getirerek kendine özgü bir ekol yarattı.

Eleştirilen yazı dizisi de Bardakçı’nın bu çalışmalarından biri. Kütüphanelerde gerçekten kilit altında tutulan, kasalarda saklanan bazı kitaplar varsa, bunların bir gazetede yer almasından doğal bir şey olamaz. Zaman zaman üniversitelerde tez konusu bile olan bu tür kitaplarla ilgili yazı dizilerinin yayımlanması, içeriğindeki her şeyin doğru olduğu, doğru kabul edildiği ve mutlaka gerçekleştiği anlamına da gelmez.

Zaten Murat Bardakçı da, kitaplarda sözü edilen yöntemlerin, ola ki denemek isteyen çıkar diye, tekrarlanmaması için pek çok noktayı gizli tuttuğunu açıkça yazdı.


Larnaka’ya sefer

GAZETENİZDE 13 Ağustos’ta yayımlanan ‘Larnaka’ya da Uçarız’ başlıklı yazıdaki bazı hususların gerçeği yansıtmadığını belirtmeliyim. Şöyle ki; Kuzey Kıbrıs’ta bulunduğumuz süre zarfında ve daha sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi işadamları ve hükümet yetkilileri ile herhangi bir görüşme yapılmış değildir. Makalede yer alan diğer bir husus ise ‘Fileleftheros’ Gazetesi’nde yayınlanan ‘Azeriler Fikir Değiştirdi’ başlıklı yazısına atıfta bulunmanızdır. Şunu hemen belirteyim ki, Azerbaycan şirketinin başkanı olarak başka bir devletin medya organlarında konuyla ilgili olarak yayınlanan haberlerden sorumlu değilim.

Bizim asıl amacımız, Kıbrıs’ta Türk işadamları ile ortak, yeni ve çeşitli projelerin hayata geçirilmesine ortam yaratmaktır. Aynı zamanda turizm şirketi olarak biz daima müşterilerimiz için yeni arayışlar içindeyiz.

Gelecekte Larnaka’ya uçak seferlerinin açılması söz konusu olabilir; ama siyasi bir çerçeve verilmesini kesinlikle kabul etmiyorum.

Füzuli ELEKBEROV

‘İmproteks’ Şirketler Grubu’nun Başkanı


AKP ilanı

BEN 22 yaşında üniversite öğrencisiyim. Dün Hürriyet Gazetesi aldığımda eklerine bakınca adeta şoke oldum. Tarafsız gazete ilkesine uymayan bir harekette bulunmuşsunuz. Nasıl mı? Eklerinizin arasında kendilerini tanıttıkları AKP kitapçığı vardı. Bunu Hürriyet nasıl kabul etti bilmiyorum. Kendinize iyi bakın.

Ali Murat AKSU alimurat85@mynet.com

TEMSİLCİNİN NOTU: Hürriyet, Türkiye’nin en etkili gazetesi. Bu yüzden, hem şirketler, hem de seçim dönemlerinde siyasi partiler veya kişisel olarak politikacılar, ücreti karşılığı Hürriyet’e ilan veriyorlar. Veya ilan broşürlerini Hürriyet’le yine ücret karşılığı dağıtıyorlar. Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, ‘İlan kabul etmemenin istisnası, ilan içeriğinin yasalara ve Hürriyet’in yayın ilkelerine aykırı olması. Bunun dışında Hürriyet, keyfi olarak bazı ilanları alıp bazılarını almazsa, bu tekelci bir davranış olur ki, Hürriyet’in ilkelerine ters’ dedi.


Manşete eleştiri

YILLARDIR evimize giren tek gazete Hürriyet. Düzeyli bulduğumuz için ailece okuruz. 16 Ağustos’taki manşet, kanaatimce gazetenize hiç yakışmadı. Vurgulanmak istenen nedir? Manşet değeri nedir? AKP ve CHP’nin işbirliği mi? Yoksa hangi partiden ya da görüşten olursa olsun, ‘Vay efendim, ne münasebet! Bizim kadınlarımıza damızlık erkek mi gerekiyormuş, biz erkek değil miyiz!’ diye düşünen Türk erkeği psikolojisinin Çankaya Belediye Meclisi’ne zuhur etmesi mi? Bir de Abdullah Cevdet’in vücut geliştirme sporcusu torununun fotoğrafı. Alın bakın bu da damızlık erkektir mesajı mı veriliyor nedir? Yani bu tarihte o kadar olay ve gündem içinde Hürriyet’in manşeti bu mudur?

Levent ÇAĞLAR

Engin Civan’ın oğulları

BEN, Engin Civan’ın güreşçi oğullarıyla ilgili yazınızı çok yadırgadım. Rüşvet alıp yolsuzluk yapan, Türkiye’yi dolandırmaktan mahkûm olan bu adamın nasıl bu şekilde reklamını yaparsınız? Benim babam da yıllarca devlet için mühendis olarak çalıştı. Eğer müteahhitlerden rüşvet almış olsaydı ben de şimdi 12 yıl tıp okuyup işsiz kalmış olmaz ve Amerika’da fink atıyor olurdum. Orada birçok başarılı insanımız var. Başarı hikáyesi anlatmak için bula bula Engin Civan’ın oğullarından başka başarı öyküsü bulamadınız mı? Tamam, onlar genç ve babalarının yaptıklarından sorumlu değiller; ama babası öyle olanlar işte bu şekilde iyi yaşıyor diye Türkiye’nin gözüne sokmanız mı gerekiyordu?

Dr. Yeşim YÜCEL

Tecavüz mağdurunun fotoğrafı

BİRKAÇ
günden beri şu tecavüze uğrayan talihsiz hanımla ilgili haber verme şeklinizi izliyorum da, doğrusu üzülmek, utanmak ve öfke duymaktan kendimi alamıyorum. Siz bu hanımın yüzünü kamufle etmiş, bir de isminin baş harflerini vermişsiniz.

Fakat verdiğiniz teferruat o kadar gereğinden fazla ki, onu çevresindekilerin tanımamasına imkán yok. Mesela onun patronunun fotoğrafını, ismini, hangi şehirde ve ne şirketi olduğunu ve aynı işyerinde çalışan nişanlısının isminin baş harflerini ifşada sakınca görmemişsiniz. Bu hanımın Sökeli olduğunu ve oraya döndüğünü de yazarak ‘büyük bir gazetecilik örneği’ sergilemişsiniz!

Yabancı uyruklu genç kızlar fuhuştan yakalanınca, yine hiçbir perdelemeye gerek görmeden gazetenizde yayınlamakta bir sakınca görmüyorsunuz. Sizi etik kurallara uymaya davet ediyorum. Yoksa aksıran imamın cemaati olmaz.

Cem SÖNMEZ-FRANKFURT

OKURLARDAN KISA KISA...

MUZAFFER ERSOY Bir okur olarak soruyorum: Hürriyet Gazetesi hangi kesime hitap ediyor? Yıllarca basını izliyoruz. Yine bu yıl Hacı Bektaş törenleri bir belediye başkanının evlatlık davası kadar Hürriyet’te önemli olmadı. Tüm televizyonlar, gazeteler gibi Hürriyet’e yakışmıyor.

HALİL SERTER TUT Ben Alanya’da yaşayan duyarlı bir vatandaşım. 30 yaşındayım ve yıllardır Hürriyet okuyorum. Eskiden her şeyi yazar, içimize girerdiniz. Örneğin, enflasyon rakamlarını halkın içinden tespit ederdiniz; şimdi ise bir yerlerden bilgi geliyor, siz yazıyorsunuz.

SELİM YAŞAR Neden bazı haberlerinizde cinsel ilişki ya da sevişmek anlamında ‘aşk’ kelimesini kullanıyorsunuz. Hiç de doğru bir kullanım değil bu. Başka örnekler de var medyada, ‘Aşk yaparken kalp krizi geçirdi’ deniliyor mesela. Yahu aşk yapmak ne demek? Bu güzel kelimenin içini neden boşaltıyorsunuz?

BAHRİ OVALI 31 Temmuz 2005 tarihli gazetenizde yer alan ‘Yeni Bir Sanayi Devrimi Nanoteknoloji’ başlıklı yazıda bir nanometrenin karşılığı milimetrenin binde biri olarak verilmiştir. Doğrusu milimetrenin milyonda biri olmalıdır.

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False