GeriGündem OKULLARDA CİNSEL EĞİTİM VE İŞLEVİNİ YİTİREN LEYLEKLER Milli Eğitim Bakanlığımız Tevhid-i Tedrisat Kanunu'ndan sonraki en radikal kararını alarak orta
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

OKULLARDA CİNSEL EĞİTİM VE İŞLEVİNİ YİTİREN LEYLEKLER Milli Eğitim Bakanlığımız Tevhid-i Tedrisat Kanunu'ndan sonraki en radikal kararını alarak orta

OKULLARDA CİNSEL EĞİTİM VE İŞLEVİNİ YİTİREN LEYLEKLERMilli Eğitim Bakanlığımız Tevhid-i Tedrisat Kanunu'ndan sonraki en radikal kararını alarak orta dereceli okullarda cinsel eğitim derslerine başladı. Yıllardır ampirik yöntemlerle durumu idare eden Türk gençleri için cinselliği keşfedebilme şansı yeni bir çağın başlangıcı oluyor böylece. Biz de bu hafta cinsel eğitim konusunu kısaca değerlendirmek istedik. Türk toplumu için ''devrim'' niteliği taşıyan ''okulda cinsel eğitim'', Eminönü Atatürk İlköğretim Okulu'nda başladı. Ergenlik dönemindeki öğrenciler, cinsellikle ilgili bilimsel bilgilerle donatılacak. Dersleri 'formatör' diye adlandırılan yüksek hemşirelik okulu ve sağlık eğitim fakültesi mezunları veriyor. 'Ergenlik Dönemi Değişim Projesi' adıyla başlayan ve ergenlik döneminde gençlerin karşılaştıkları sorunların çözümüne yardımcı olmak amacıyla gerçekleştirilen projeden, İstanbul'da 222 bin 530'u kız, 267 bin 533'ü erkek olmak üzere toplam 490 bin 283 öğrenci yararlanacak. Milli Eğitim Bakanlığı, 4 yıl boyunca, projeyi tüm illere yaymayı hedefliyor. Sistem ilköğretim okullarının 6-7-8'nci sınıflarında uygulanacak. Projenin bütçesi için 2 milyon dolar (1.1 trilyon lira) ayrılmış.Girişim olumlu olsa da yine çok geç kaldık diyebiliriz. Zaten gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin farklılığı böylesi alanlarda ortaya çıkıyor. Gelişmiş ülkelerde İrlanda dışında tüm Batı ve Kuzey Afrika ülkelerinde, zorunlu olmasa da cinsellik eğitimi okulda veriliyor. ABD'de cinsel eğitim ve programları, eyalet yönetimlerinin kararlarına bırakılmış durumda. Danimarka, 1971'de okullarda cinsel eğitimi zorunlu kılan yasayı kabul etti. Bu ülkede cinsellik eğitimi üç bölümde uygulanıyor. Birinci bölümde (1-4. sınıflar) kadın erkek arasındaki farklar, üreme, gebelik, doğum, aile planlaması, ailenin büyüklüğü ve buluğ çağı konularında bilgi veriliyor. İkinci Bölümde ise, (5-7. sınıflar) cinsel organlar, hormonlar, genetik, cinsel içgüdü, döllenme, doğum kontrolü, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve pornografi hakkında bilgi veriliyor ve tartışılıyor. Üçüncü Bölümde ise, (8-10. sınıflar) bütün konularda tartışılarak, etik, ahlak, sosyal ve aile ile ilgili sorunlar ele alınıyor. Fransa'da okulun 'Cinsellik ve Eğitim Üzerinde Araştırma ve İnceleme Grubu' adı altında kurduğu hizmet birimi bütün okul dönemleri boyunca istekler doğrultusunda toplanıyor. Her kesime açık tutulan ve 2 yıl süren 'Cinsellik ve Eğitim Semineri' düzenleniyor. Son olarak Birleşmiş Milletler, 2000 yılında 6 milyar olacak dünya nüfusunu denetim altına almak için cinsel eğitim, cinsel sağlık ve sağlıklı kürtajın desteklenmesi kararı aldı. Bu karar, nüfus patlamasına karşı atılan en önemli adım olarak yorumlandı.1994 yılında Kahire'deki toplantıda bir küçük devrim yaşanmış ve 'çoğalma hakkı, temel insan haklarındandır' prensibi benimsenmiş ancak sözde kalınmıştı. Son toplantıda, bu prensibe dayanarak, kadınların ve gençlerin sağlık durumunu iyileştirme kararı alındı. Ancak, Kahire toplantısından bir adım öteye gidilerek 'gençlerin cinsel eğitim ve cinsel yaşam hakkı' da kabul edildi. Vatikan'ın 'cinsel eğitim aile içinde kalmalıdır' şeklindeki görüş ve itirazlarına rağmen, BM delegeleri, 'ailede ve aile dışında cinsel eğitim almak, bulaşıcı hastalıklardan ve istem dışı hamilelikten korunarak sağlıklı bir cinsel hayata sahip olmak gençlerin en tabii hakkıdır' şeklinde bir karar aldılar.BM üyesi ülkelerin nüfus politikaları için 2000 yılında 17 milyar dolar, 2015'e kadar da 21.7 milyar dolar ayırdı.Gelişmiş ülkeler cinsel eğitim programlarına çok önceden başlamış ve toplum olarak da bu konuda çok mesafe katetmiş oldukları için bugün tartışılan konular bizimkilerden çok farklı. Amerikan okullarında halen 10. Sınıf düzeyindeki (15-16 yaş) öğrencilerin %20'si ilk cinsel ilişkisini bir şekilde yaşamış durumda. Fransa'da ise 17 yaşına kadar öğrencilerin %72'si cinsellikle tanışmış oluyor. Hatta kızların %31'i 24 yaşından önce en az bir kez hamile kalıyor. İngiltere bugünlerde cinsel eğitim derslerinin yetersizliğini tartışıyor. Önde gelen eleştiriler ise eğitime çok geç başlandığı (11 yaş), gereğinden fazla didaktik olduğu ve sadece biyolojik bilgi vermeyi amaçladığı yönünde.Avustralya'da ise 1992'den beri orta dereceli okullarda 'cinsel yaşamda güvenlik' dersi veriliyor. Herkes zaten konuya hakim olduğundan hastalıklar ve gebelikten nasıl korunabileceği öğretiliyor. Hatta Çin bile bu programı çok beğenerek uygulamaya başlamış. Ülkemize gelince...Bizim araştırmalar gösteriyor ki, cinsel sorunları ailesiyle bile ''çok rahatlıkla'' konuşan gençlerin oranı sadece yüzde 18.7... Buna karşılık yüzde 18'i, ''Tabudur, konuşulmaz'' diyor. Tabu, erkek-kadın farketmiyor. Oran, her iki cins için aynı. Cinsel eğitim ülkemiz için birkaç günlük konu olduğundan derslerin metodolojisini tartışmak için erken. Formatör öğretmenler, her okulda 100'er kişilik öğrenci gruplarına, 1 saat boyunca ders verip, onların sorularını yanıtlayacaklar. Erkek öğrencilerle kız öğrenciler ayrı gruplar oluşturacaklar. Çünkü kız veya erkek öğrencilerin anne ve babaları ile bile konuşamadıkları sorunlar yaşadıklarına ve bunları hemcinsleri arasında daha rahat sorabileceklerine inanılıyor. Ancak dünyanın hiç bir yerinde böyle bir uygulama yok.Sonuçta, değerlendirme kriteri olarak gençlerin yüzde 60'ının, cinsel konuları aileleriyle ''dolaylı veya dolaysız'' konuşmaya başlamaları hedef olarak kabul ediliyor. Amaçlanan cinsellik eğitiminin, aileler ve eğitim sistemi için tabu olmaktan çıkması.Ama bu maya tutarsa yaratacağı sosyal patlamaları kimse öngöremiyor. Ne de olsa Türk milleti özellik olarak kraldan çok kralcı da davranabilir. Skolastik düşünce yapısı paralelinde olay anne babaların 'hadi yavrum kız arkadaşınla otur da bugünkü cinsellik ödevini yap' demesi şeklinde tezahür ederek toplumun bağrında derin yaralar açabilir. Yine Güzin Abla'ya sorulacak sorular format değiştirebilir. Ablamız kan östrojen seviyesi ve orgazm arasındaki biyokimyasal ilişkiyi okuyucularına anlatırken zor durumlara düşebilir…Dr. Dümen'in ise artık kamasutra ve hormonların patofizyolojik etkileşimleri konusunda açıklayıcı bilgiler vermesi farz olacaktır. Çünkü aydınlanmanın önüne geçilemez ve elbette ki bilenle bilmeyen bir olmaz...Sağlıklı haftalar… Dr. Serdar GÜNAYDIN - 1 Mart 2000, Çarşamba

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False