Nerede kadın orada problem

Devlet Bakanı Metin Gürdere, ‘‘Kadınların aklı başbakanlığa yetmez'' sözünde ısrar ediyor.

Kadınlar Başbakan olamaz

‘Kadınların aklı başbakanlığa yetmez, onları iki lafta ağlatırım' sözüm haklı çıktı. En son, en zor ağlayacak insan Çiller'di. O bile ağladıktan sonra öbürleri de ağlar. Kadınlar duygusaldır, duygularını da bu şekilde ortaya koyarlar.

Avcılık, politikada size avantaj sağlıyor mu?

- Avda şartlar bir anda değişebilir. Akşama kadar boşa dolanırsınız. Tam yorulur, ümidinizi kesersiniz, o anda karşınıza bir av çıkar. Avcılık şunu kazandırdı ki; en ümitsiz anda şartlar değişebilir, sabırlı olmak lazım.

Avcılıkla siyasetin benzerlikleri var mı?

- Avcılık bir spor, siyaset ise sorumluluk ve bir vebal. Aralarında ilgi yok. Metod benzerlikleri var; siyasette sabrı avcılıktan öğrendim.

Vakıflar size bağlandı. Vakıflardaki sorunları nasıl çözeceksiniz?

- Bir Fransız Büyükelçisi, padişaha ‘İngilizlerden, Ruslardan tehlikeli bir düşmanınız var. Bakalım, inşallah ve Allah Kerim lafları' demiş. Ben de inşallah demek istemiyorum. Kısa zamanda toparlayacağım. Anadolu'da yokolmaya yüz tutan eski eserleri kurtaracağım.

MGK'nın vakıflardaki irticai faaliyetlerle ilgili uyarıları var. Bu kararları hemen uygulayabilecek misiniz?

- İrtica faaliyetinden çok, vakıf amacı dışında kullanımlar da var. Aile vakıfları veraset intikal vergisini kaçırmanın aracı haline getirilmiş.

Osmanlı'daki vakıf anlayışının bozulduğu söylenebilir mi?

- İlgisi kalmamış. Osmanlıda genelde hayır amaçlı kullanılmış. Ama bugün çok farklı amaçlarla vakıf kurulmuş, hatta siyasi vakıflar bile kurulmuş.

Bazı vakıflar RP'nin arka bahçesi haline gelmiş mi?

- Bunu herkes biliyor, söylemeye gerek var mı? Türkiye'de bazı vakıfların siyasi amaçlı olduğu, Allah rızası için çalışmadığı biliniyor.

Din iktidar aracı oldu

Dünyada dine yöneliş var. İnsanı baskı altına almaya çalışırsanız İran türü rejim tehlikesi başgösterir, sözünüz hala geçerli mi?

- Ne kadar doğru söylemişim. Siyasi gelişmeler bu düşüncemi doğruladı.

Baskı var mıydı ki, Türkiye'de bu tehlikeler tartışılmaya başlandı?

- Din ve fikir hürriyetini sınırlayan 163. maddeyi kaldırmasaydık, Türkiye, bugün daha kötü noktada olurdu. O adım bugün emniyet subabı oldu. RP, meseleye din ve vicdan hürriyeti değil, iktidarın aracı olarak yaklaştı. O nedenle de RP, problemlerin bir kısmının kaynağını teşkil etti.

Türban konusunda nasıl bir yol izlenmeli?

- Yasaklamaya kalktığınızda insanların ilgisi artar. Biçimle, kıyafetle uğraşmak bana pek akılcı gelmiyor. Olumlu sonuç getireceğine inanmıyorum. Aczmendilerinki de şekilcilik. İslamiyeti kıyafete indirmek yanlıştır.

Beş altı yıl önce ‘Kadınların aklı başbakanlığa yetmez, onları iki lafta ağlatırım' demişsiniz. Bu sözünüze hala inanıyor musunuz?

- Onda da haklı çıktım.

Ama Tansu hanımı siz ağlatamadınız...

- Başkaları ağlattı. Kaç kere herkesin önünde ağladığını gördüm.

Bu sözü sadece Tansu hanım için değil tüm kadınlar için söylemiştiniz.

- En son, en zor ağlayacak insan Çiller'di. O bile ağladıktan sonra öbürleri de ağlar. Bunu küçültücü olsun diye söylemiyorum. Kadınlar duygusaldır, duygularını da bu şekilde ortaya koyarlar.

‘Kadınların aklı başbakanlığa yetmez' de demişsiniz.

- Bu son denemeden sonra siz, ‘Akılları yeter' diyebilir misiniz? Pakistan'da da hanım başbakan ülkesini problemlere sürükledi.

İngiltere örneğinde başka sonuç verdi ama...

- Batı kültürü farklı. Bizim tarihimizde kadın padişah yok. Ama İngiltere'de kadın kraliçe var. Tarihimizde kadınların bizim Türk siyasetinde etkisinin arttığı dönemlerde büyük problemler çıkmış.

Ancak eskiden hiç siyasetçi olarak katılamamışlar.

- Nasıl katılmamışlar? Hürrem Sultan'ın siyasetçi olmadığını iddia edebilir misiniz? Siyasetin tam içinde. Örnekleri çoğaltabiliriz.

Günümüz Türkiyesi'nde bir daha başbakan olamazlar mı?

- Hayır olabilirler. Bu gerçeği bilerek. Benim tespitim Anayasal hakların önüne nasıl çıkabilir? Başka başarılı farklı örnekler de olabilir.

Türkiye'de de farklı örnekler çıkabilir mi, bundan sonra?

- Kendine güvenen hanımlarla ilgili incitici birşey söylemek, daha ileriye gitmek istemiyorum. Türk toplumunda evin direği kadındır, benim evimde de. Kadın yaşlandıkça statüsü ağırlık kazanır.

Tabii evle sınırlı bir ağırlıktan sözediyorsunuz.

- Evet. Aile sınırını koydum. Bu giderek iş hayatına doğru yaygınlaşıyor. İş hayatında da çok başarılı kadınlar var. Gelecekte daha fazla olacak. Ama politika farklı olay.

Politika nasıl farklı?

- Politika çok zor ve acımasız bir rekabeti var.

Peki sizce politikadaki kadın sayısının artmamasında mı fayda var?

- Fayda değil, şartlar bu. Politika karşındakini zor durumda bırakarak avantaj sağlama. Kadınlar zor durumda bırakılmaya o kadar müsait ki. Zaman içinde siyasi hayatta kadınların etkinliğinin artacağını kabul ediyorum. Bunu gözlemliyorum da. Ama birdenbire Türkiye'de kadınların siyasi hayata etkinliğini kabul etmek gerçekçi değil. Bu kadınlara karşı olduğum anlamında değil. Kadınların toplumumuzdaki öneminin farkındayım.

Türkiye'de bir kadın Cumhurbaşkanı görmeye ne dersiniz?

- Cumhurbaşkanlığı saygı gösterilen bir makam. O olabilir.

İmren Aykut, size o dönem ‘Gelsin kimi ağlatacağımı göstereyim' demiş.

- Çiller'i gördükten sonra benden özür diler. Gerçi İmren hanımı ağlatmak Çiller kadar kolay değildir onu biliyorum.

Mesut Yılmaz'da hala ‘Kararsız Kasım' halleri var mı?

- Çok uzun düşündü genel başkan olmak için, çok kararsızdı. Kararlılıktan ziyade demokratik tutum içerisinde. DYP'den gelen arkadaşlar hayret ediyor. Biz grupta, karşı görüşlerimizi çatır çatır söylüyoruz.

Yasal komünist partisine karşı değilim. TBKP ve ANAP, barış ve demokrasi konularında aynı görüşleri paylaşıyor, demiştiniz.

- Ne kadar haklı çıktığım ortaya çıktı. Kayboldu gitti, yasak olsaydı bugün devam edecekti. Ben komünistlerin alkışladığı ilk milliyetçiyim.

Nerede alkışlandınız?

- TBKP'nin ilk kongresinde. ANAP Genel Başkan Yardımcısı'ydım. Davet ettiler, gittim. Haydar Kutlu ve Nabi Yağcı hemşehrim ve çocukluk arkadaşımdı. Konuşma yaptım, ‘Kongrenize başarılar diliyorum, ama bizi iktidardan düşürmeyecek kadar başarılar diliyorum' dedim. Çok alkışladılar.

Sol yeniden yükseliyor mu?

- Buna pek ihtimal vermiyorum. Gün gelir sol yükselebilir. Ama bu periyod bu kadar kısa olamaz. Sol Türkiye'de yükselme durumuna hangi sebeple gelecek ki, ortaya konulmuş yeni bir söylem yok, yeni düşünce, yeni kadro yok. Şartlar aynı olduğu müddetçe sonuç aynı olur.

Avcı hakkı yok mu

Pompalı tüfeklerin sınırlandırılmasına karşı mısınız?

- Türkiye'ye 50 bin kaçak pompalı silah sokulduğu için tüm pompalı tüfeklerin yasaklanması istendi. Avcılar hevesle borçlanmış bir pompalı tüfek almış, ‘Kullanamazsın' deniyor. Olur mu? Komisyonda, güvenlik meselesi Kara Avcılığı kanununda olmamalı diyerek RP'li arkadaşları ikna ettim. Benimle beraber oy kullandılar. Dışarda ‘RP'liler MGK kararlarına karşı çıkıyorlar' diye kıyamet koptu.

MGK'nın istediği o değildi çünkü.

- Tabii. Ama av için kullanılanla güvenlik gerekçesiyle bulundurulan silah ayırt edilmeli. ‘Silahı geri vereceksin' demek, demokratik devlette yanlış birşey. Her konuda insan hakları var da, avcıların hakkı yok mu?

Peki hayvan hakkı yok mu? Hayvanlar bu silahlardan kaçamaz ki..

- Şüphesiz hayvan hakları da var. Avcı camiasında, pompalı tüfekle domuz avına gidilir; ama kuş avına gitmeyi görgüsüzlük sayıyorlar. Yüksek ateş kabiliyetli silahlarla ava gitmek sportmenlik değil.

Haberle ilgili daha fazlası: