GeriGündem ‘Nafaka’da son perde
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Nafaka’da son perde

‘Nafaka’da son perde

Nafaka düzenlemesiyle ilgili tartışmalar alevlenirken kadınlar ‘Nafaka Hikayesi' adlı platform kurarak yaşadıklarını sosyal medyaya taşıdı. Nafaka miktarı ve süresiyle ilgili görüşleri hem boşanmış taraflardan hem de hukukçulardan dinledik...

KAMUOYUNDA uzun süredir tartışılan yoksulluk nafakası yasası Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün süresiz nafaka düzenlenmesini adil bulmadığını ve yeni yasa çalışmalarında sona gelindiğini açıklamasıyla yeniden gündeme geldi. Açıklamanın üzerine sosyal medya üzerinden bir araya gelen kadınlar ‘Nafaka Hikâyesi’ adlı bir oluşum kurdu. Kadınlar sosyal paylaşım sitesi Medium üzerinden açtıkları platformda yoksulluk nafakasına ilişkin yaşadıklarını anlatıyor.

İKİ-ÜÇ ZENGİN ÖRNEK DEĞİL

Hürriyet’e konuşan platformun kurucularından Tuğçe A., “Evlendikten sonra kadınların çalışmasına izin vermeyen erkekler 45 yaşına gelmiş bir kadına ‘Çalışmaya başla’ diyor. Ancak bu kadar yıl çalışma hayatından koparılmış bir kadının kendisine en baştan kariyer yapmasına imkân yok. Açtığımız platformun ardından inanılmaz kadın hikâyeleri dinledik. ‘Yoksulluk nafakası’ adı üzerinde, ev içi emeği sömürülmüş yoksul kadınların hakkı olan bir düzenleme. İki üç zenginin eski eşlerinin aldığı nafakalardan yola çıkarak kadınların genelinin bu yolla çok büyük rakamlara ulaştığını düşünmek toplumun gerçeğini yansıtmıyor” diyor. Tuğçe A., çok sayıda kadının çok düşük nafaka miktarlarını bile alamadığını da belirtiyor.

ÖDEYEMEYEN 25 BİN ERKEĞE HAPİS CEZASI

Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu Kurucusu Mesut Arabul ise bu görüşe karşı çıkıyor. Arabul, uzun yıllardır süresiz nafaka mağdurlarının yaşadıklarını gündeme taşımaya çalıştıklarını söylüyor: “Evlilik süresine bakılmaksızın var olan bir nafaka düzenlemesi var. Bugüne kadar 25 bin erkek nafakalarını ödeyemediği için hapis cezasına çarptırıldı. Demek ki insanlar nafakaları ödeyemiyor. Asgari ücretli bir kişi en az 300 TL nafaka ödemeye mahkûm oluyor. Burada bir yanlışlık var. Biz kadınların da mağdur olmasını asla istemiyoruz. İki tarafın da boşanma sürecinin ardından sağlıklı bir şekilde kendi hayatına devam etmeleri için yasal bir düzenleme gerekli.”

YENİ DÜZENLEMEDE İKİ SEÇENEK

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve yasa hazırlığında olan vekillerle görüştüklerini belirten Arabul, yeni düzenleme ile ilgili iki seçeneğin öne çıktığını ifade ediyor. Bunlardan ilki evlilik süresine göre belirlenecek nafaka. Bir diğeri ise yasalarla belirlenmiş alt ve üst sınırı olan nafaka ödemesi. MHP milletvekili Sefer Aycan’ın konuyla ilgili hazırladığı tasarıyı desteklediklerini ifade eden Arabul, oluşturulacak Aile Destek Fonu’nun konuya çözüm oluşturabileceğini söylüyor: “Evlilik başvurusu yapan kişilerin başvuru ücretinin yüzde 20’si Aile Destek Fonu’na aktarılıyor. Eğer boşanmış kadının beş yılın sonunda hâlâ geliri yoksa, işi yoksa bu kişilere de devlet tarafından maaş bağlanıyor.”
Var olan yasada üst limitin olmamasının büyük bir sorun oluşturduğunu savunan Arabul, “İşkur’un da desteği ile kadın istihdamı hareketi başlatılması gerektiğini düşünüyoruz. Nafaka konusunda yoksulluğun tanımı yapılmalı, kimse kimsenin hayat garantisi olmamalı” diyor.

MEVCUT DÜZENLEME NASIL

- MEDENİ Kanun’un 175. maddesine göre, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” Boşanma yüzünden yoksulluğa düşen kişi, kusuru daha ağır değilse nafaka alabiliyor. 176. maddede ise nafakanın kaldırılmasının koşulları şöyle belirtiliyor: “Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.” Nafaka sadece kadınlara özgü bir şey değil, yasalara göre gerekli koşullar sağlanırsa erkekler de nafaka talep edebiliyor. Ancak kadın ve erkekler eşit eğitim, istihdam ve maaş olanaklarına erişemediği için nafaka hakkından genellikle kadınlar yararlanıyor.

‘HÂKİM BAĞLADI AMA ALAMIYORUM’

“ŞİDDET gördüğüm evden iki yıl önce hiçbir eşya almadan, sadece çocuklarımı alarak çıktım. Kendi azmim ve çocuklarımın desteğiyle ayrı bir ev kurarak boşanma sürecine girdim. 20 Şubat 2018’de açılan boşanma davasıyla birlikte 400 TL benim için, 400 TL çocuklarımız için tedbir nafakası bağlandı. Ama bir yılı aşkın süredir tedbir nafakasını alamıyorum. Çocuklarımın eğitimi ve diğer ihtiyaçları için tek bir kuruş nafaka alamadan asgari ücretle gece gündüz çalışıyorum. Eski eşim nafaka ödememek için banka hesabındaki tüm parayı çekti. Tapusu onun üzerinde olan ortak mülkümüzde kira ödemeden, rahat koşullarda yaşamını sürdürüyor. Nafakayı almak için evin satışını talep edebilirdim ancak o ev çocuklarımın geleceği olduğu için çok zor koşullarda yaşasam da evin satılmasını istemiyorum.”

‘20 YILIMI VERDİM’

“2016’da dokuz aylık hamileyken eşim tarafından darp edildim ve terk edildim. Boşanma davası açtım. Şu an 41 yaşında eğitimsiz bir ev hanımıyım. Evet, boşandım, 20 yılımı evime kocama ve akrabalarına adadım, onları memnun edemedim. Şu an şeker dâhil sağlık sorunlarımla boğuşuyorum. En küçüğü üç yaşında, üç çocuğum var ve kirada oturuyorum. Durumu iyi olduğu halde eski eşim hayatımızı kolaylaştıracak hiçbir adım atmadı. Evet, nafakayla geçiniyorum ama aldığım nafakayı doğrudan kiraya ve faturalara ödüyorum. Şimdi nafakaya göz dikenlere soruyorum, benim ve çocuklarımın günahı ne?”

‘YALVARTMADAN ÖDEMİYOR’

“Eşimden 2016’da anlaşmalı bir şekilde boşandım. Üzerinde ben de evlendim, o da evlendi. Hâkim eski eşimin çocuklarıma ayda 400 TL nafaka vermesi yönünde karar verdi. Ama bir kez olsun o nafakayı beni yalvartmadan ya da zamanında vermedi. Oysa boşanırken bana ‘Ev ve arabayı bana bırak, ben de sana nafaka vereyim’ demişti.”

‘CEO 1-2 BİN LİRA NAFAKA VERİYOR’

- Avukat Afet Gülen Büberci: “Süresiz nafaka tartışmalarının uygulamada gerçeği yansıtmadığını görüyoruz. Kadınlar çalışma hayatına başladığında ya da bir daha evlendiğinde nafaka kesiliyor. Yıllardır bu tarz davalarla ilgileniyoruz ancak 20 yıldır nafaka alan kimseyle karşılaşmadım. Varsa da çok istisnai bir durum. Nafaka konusunda çiftlerin eğitim durumu, gelir düzeyi, yaşları göz önünde bulundurulmalı. Öngörülen yasa tasarısında evliliğin yıl sayısına göre bir nafaka hesabı yapılacağı söyleniyor. Ben yine de hâkime bir takdir hakkı tanınmasının daha mantıklı olacağını savunuyorum. Çünkü boşanma süreçleri çok değişken olabiliyor. Verilen nafaka miktarları zaten inanılmaz az. 20 bin lira maaş alan bir şirket CEO’sunun verdiği nafaka 1000-2 bin lirayı geçmiyor. Nafaka ispatlanabilen gelirler üzerinden belirlendiği için genellikle erkek çok daha yüksek gelirli olsa da verdiği nafaka çok düşük oluyor. Nafaka konusunda kadınların lehine hakkaniyete uygun kararlar verildiğini görmüyoruz.”

‘SINIRI OLMALI’

-  Avukat Cüneyt Altıparmak: “Nafakanın süresiz olmasıyla ilgili bir problem yaşanıyor. Örneğin kişi 1 gün evli kaldı, eğer kadın çalışmıyorsa mahkemeler nafakaya hükmedebiliyor. Hatta davayı açar açmaz tedbiren nafaka da talep edilebiliyor. Kendini mağdur olarak tanımlayan erkekler nafakanın sınırlı olması gerektiğini savunuyor. Ben evlilik yılına göre nafaka sistemine geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. 5-10 yıl arasında evli olanlar şu kadar ödemeli, 0-5 yıl arası evli kalanlar şu kadar yıl ödemeli diye belirlenmeli. Süresiz nafaka ise tamamen kalkmamalı, hâkimin takdirine bırakılmalı. Almanya ve Fransa örneklerinde de bunu görüyoruz. Bizdeki gibi süresiz nafaka uygulaması olan ülke sayısı çok az.”

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle