Müvekkilimin kurbanıyım!

Avukatlarından çeken müvekkiller gibi müvekkilleri tarafından aldatılan avukatların da sayısı hiç az değil. İstanbul Barosu Disiplin Kurulu'nda işlem gören avukat-müvekkil dosyalarının çoğunluğunu, avukatın artniyetinden değil de mesleki hatalarından kaynaklanan konular oluşturuyor.

Avukatların en büyük düşmanı yine müvekkilleridir.''Söz anonim, ama vaktiyle müvekkilinden çok çekmiş bir avukatın vecizesi olduğu kesin. Yaş tahtaya basan avukatların sayısı sanıldığından daha fazla. İstanbul Barosu Disiplin Kurulu'na yansıyan avukat-müvekkil dosyalarının çoğunluğunu, avukatın artniyetinden değil de mesleki hatalarından kaynaklanan konular oluşturuyor. Mesela ücret anlaşmazlıkları.

Avukatın müvekkiliyle her türlü sözleşmesini yazılı olarak yapması gerekiyor. Buna ücret anlaşması da dahil. Avukat bakacağı dava karşılığında ne kadar parayı, hangi biçimde alacağını yazılı bir sözleşmeyle belirlenmezse, müvekkil parayı ödemediğinde yapılacak fazla birşey kalmıyor. Avukatın yapacağı, en fazla müvekkilinin icradaki parasına el koymak oluyor ki elinde sözleşmesi olmayan avukat bu durumda haklıyken haksız duruma düşüyor. Kısacası müvekkil hem bedavadan davasına baktırıyor, hem de gidip avukatını baroya şikayet edip hakkında soruşturma açtırıyor. Düşmanlık böyle birşey!

30 yıllık avukat C.G., müvekkillerin avukatlara bakışını şöyle anlatıyor: ‘‘Müvekkil davayı verdikten sonra sizi emrinizde çalışan biri gibi görmeye başlıyor. Sanıyor ki, sizi tek işiniz onunla. Bir süre sonra kişisel sorunlarını da anlatır hale geliyor. Sabahın altısında, gecenin onikisinde rahatsız ediyor. Yazılı sözleşme yapmamışsanız, senet almamışsanız, işi bittiği zaman para ödemeyebiliyor. Kısacası müvekkiller avukatları çok üzüyor.''

Bir avukat düşman kazanmayagörsün, başı normal vatandaştan çok daha büyük dertte demektir. Mesela siz zina suçu işlerseniz belli bir ceza yiyip kurtulursunuz, ancak bir avukat aynı zamanda barodan disiplin suçu alır. Mesleki kariyeri lekelenir. Karşılıksız çek veren birisinin cezası kanunda bellidir, ancak çeki veren bir avukatsa yine disiplin yolları göründü demektir.

İstanbul Barosu dünyada staj merkezi olan üç barodan bir tanesi. Şimdilik çalışmalarını baroda yürüten merkez, yeni binaları açıldığında mahkeme salonları, kütüphaneleri, dersaneleri olan güzel bir binaya kavuşacak. Deneyimli avukat H.K. anlatıyor: ‘‘Biz İstanbul Barosu'nun bugün yaptığı gibi staj yapma imkanına sahip değildik. Fakültede de avukatlık kanununu detaylı olarak öğrenmedik. Dolayısıyla avukatlar kendi kanunlarını bilmedikleri için çok meslek hatası yapabiliyorlar, özellikle de eski avukatlar. Ama yeni mezunlar bu konuda çok daha az hata yapıyorlar.''

AVUKATLAR DA DOLANDIRILIR

Müvekkil kurbanı avukatın, bir meslek dergisinden aldığımız bu yazısı avukatların nasıl köşeye sıkıştıklarını çok güzel anlatıyor:

Bir gün büroda oturmuş her zamanki rutin işlerimle uğraşırken, daha önce tanımadığım biri geldi ve yüklü bir alacağından söz ederek bir kambiyo senedi çıkardı. Senet kurallara uygun bir senetti. Ücretten ve masraftan söz ettim, hiç itiraz etmedi. Ancak ücreti tahsilattan sonra ödeyebileceğini beyan etti. Vekalet bilgilerini verdim. Bir süre sonra en yakın noterden vekaletname getirdi. İstediğim masraf avansını, borçluya ilişkin bilgileri ve senedi bırakıp gitti.

İcra takibine başladım. Tebligattan hemen sonra borç ödendi. Parayı çektim. Arada bir uğrayan, senedi bırakan şahıs geldi, takibin akıbetini sordu. Tahsil edildiğini söyledim. Hesabı çıkardım, vekalet ücretimi keserek kalan bakiyeyi ödedim. Tedbirli bir avukat olarak da ibraname almayı ihmal etmedim. Şahıs defalarca teşekkür edip çıkıp gitti.

‘‘Her avukat böyle çalışmak ister, oh ne güzel iş'' demeyin. Buraya kadar herşey iyi, ancak sonrası tam bir felaket.

Kısa bir süre sonra noterden bir ihtarname aldım. İhtarnamede verilen senetten ve takipten bahisle, tahsil edilen paranın ödenmesi isteniyordu. Çok şaşırmıştım. Derhal ihtarnamedeki adrese bir mektup yazarak, parayı ödediğimi beyanla, görüşme için bir randevu verdim. Randevu tarihinde, kapıdan müvekkilim olduğunu söyleyerek giren kişiyi görünce, şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Çünkü bu kişi, parayı ödediğim kişi değildi. Onu ilk kez görüyordum. Ardından bu olay yargıya intikal etti ve ben tahsil ettiğim, dolayısıyla zimmetimde gözüken parayı, ikinci kez ödemek zorunda kaldım. Bu olayı böyle bırakamazdım. Araştırmaya başladım. Araştırma sonucu olay açıklığa kavuştu.

Senedi getiren şahıs, benimle konuştuktan sonra, noterde kendisini bekleyen asile vekaletnameyi hazırlatmış ve kendisi asilmiş gibi bana vekaletnameyi teslim etmiş. Vekalet verirken şahsın kimliğini sormadığım için paranın ödenmesi aşamasında da müvekkilim sandığım şahsa kimlik sormayıp imza karşılığı parayı ödemiş bulundum. Vekalet veren asıl yasal alacaklı olan gerçek müvekkil ise bana karşı açtığı davayı yürüttü.

Siz siz olun, müvekkilinizi ilk defa tanıyor ve kim olduğundan emin olamıyorsanız kimlik sorun.

İşkenceyi özleyen avukat

Avukatlar yalnızca müvekkilerinin şikayetleri üzerine disiplin kuruluna gitmiyorlar. Avukatlık yasasına ve meslek kurallarına uymadıklarında yine disiplin cezası alıyorlar. Baro disiplin kurullarının kararları kesinleştikten sonra meslek dergilerinde yayınlanıyor. İşte birkaç örnek.

İlk örnek 1987 tarihli. Olay Muğla'da geçiyor. İlgili davadaki sanıklardan birinin kendisine işkence yapıldığını iddia etmesi üzerine, şikayet edilen avukat B.D.K. şöyle diyor: ‘‘Eğer hakikaten emniyette makadına cop sokulmak istenseydi, herhalde sokarlardı. Eğer hakikaten cop sokulması istenmiş ve sokulmamışsa üzülürüm.'' Türkiye Barolar Birliği'nin avukata verdiği ceza üç ay süre ile işten çıkarma. Kararın özeti şöyle: ‘‘Çağdışı bir işlem olan işkenceyi benimseyen ve özlem duyan bir avukatın bu davranışı sadece mesleğin saygınlığı yönünden değil, insan onurunun yüceliği yönünden de kabul edilemeyecek bir davranıştır. Bu beyanların mesleğin icrası sırasında yapılması eylemi daha da ağırlaştıran bir nedendir.''

Bir başka olay da Samsun'dan. Genelev açmak isteyen bir şahsın avukatlığını üstlenen Ş.A., bu amaçla belediyeye başvuruda bulunur. Böyle bir konunun bir kadın avukat tarafından yürütülmesi basının ilgisini çekince Ş.A., sık sık gazetelere, demeç vermeye, konu olmaya başlar. Ancak avukatların reklam yapması yasak olduğu için baro şu gerekçeyle Ş.A.'ya kınama cezası verir: ‘‘Hangi amaçla yapılırsa yapılsın avukatın basın organlarında sık sık resimlerinin ve beyanlarının çıkması suretiyle bir kampanyayı sürdürmesi halka geniş ölçüde tanıtımını ve reklamını sağlayacağından yasaya ve meslek kurallarına aykırıdır.''

Uyarı, kınama, meslekten men

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nda 1994-1996 yılları arasında avukatlarla ilgili karara bağlanan disiplin dosyalarının dökümü şöyle:

UYARMA cezası 60

KINAMA cezası 71

PARA cezası 8

MESLEKTEN ÇIKARMA cezası 9

3 AY SÜRE İLE İŞTEN ÇIKARMA cezası 4

6 AY SÜRE İLE İŞTEN ÇIKARMA cezası 1

2 YIL SÜRE İLE İŞTEN ÇIKARMA cezası 1

CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA karar verilen dosyalar 69

DÜŞME KARARI verilen dosyalar 1

ZAMAN AŞIMI nedeni ile kovuşturmanın ortadan kaldırılmasına karar verilen dosyalar 10

KOVUŞTURMANIN RED-DİNE karar verilen dosyalar 2

KOVUŞTURMANIN ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilen dosyalar 3

BİRLEŞTİRME kararı verilen dosyalar 1

ŞEHVEN KAYIT 1

Haberle ilgili daha fazlası: