MSB: İncirlik bir Türk üssüdür | 'İmha edilen füzelerde neden S-400 kullanılmadı?' sorusuna yanıt

Güncelleme Tarihi:

Oluşturulma Tarihi: Mart 12, 2026 12:01

Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) yapılan açıklamada, "İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez" denildi. Öte yandan "İmha edilen füzelerde neden S-400 kullanılmadı?" sorusuna MSB'den yapılan açıklamada "Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir" denildi.

Haberin Devamı

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), ülkenin beka ve güvenliğine yönelen tehditlerle mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğüne dikkati çeken Aktürk, "Devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde 4 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir." ifadelerini kullandı.

Aktürk, son bir haftada imha edilen 3 kilometre tünel ile Münbiç'te tespit edilen tünel hatlarının yüzde 95'inin başarıyla imha edildiğini belirterek, "Böylelikle Suriye Harekat Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 764 kilometre olmuştur." dedi.

Haberin Devamı

Tuğamiral Aktürk, hudutların, zorlu iklim ve arazi şartlarında kesintisiz devam eden, tesis edilen kademeli güvenlik sistemiyle uluslararası standartlarda korunduğuna dikkati çekerek, "Hudutlarımızda hafta boyunca yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7'si terör örgütü mensubu olmak üzere 78 şahıs yakalanmış, 1733 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1278, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 13 bin 493 olmuştur." diye konuştu.

ABD-İSRAİL İLE İRAN ARASINDAKİ ÇATIŞMA

İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yöneldikten sonra imha edilen balistik mühimmata da değinen Aktürk, şunları kaydetti:

"9 Mart'ta, İran'dan ateşlenen ve hava sahamıza giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır'da boş araziye düştüğü olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma meydana gelmemiştir. ABD ve İsrail'in, İran'a saldırılarıyla başlayan, İran'ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında, hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya'dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya'da konuşlandırılmaktadır. Ayrıca yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve İHA/drone tehdidi sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin (KKTC) güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC'ye konuşlandırılmıştır."

Haberin Devamı

Tuğamiral Aktürk, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalar sonrasında Türk hava sahasının güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarla hava devriyesi icra edildiğine de dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Doğu Akdeniz'de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme yapılmakta, herhangi bir yığılma veya olağan dışı hareketliliğin bulunmadığı İran hudut hattımızda muhtemel risk ve tehditlere karşı gerekli tedbirler devletimizin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde alınmaktadır. Ülkemiz, yaşanan bölgesel gelişmeler karşısında hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin güvenliğini sağlamak amacıyla milli imkan ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde, NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya ve bölgesel barış ve istikrarın korunmasına katkı sunmaya devam edecektir. Bu vesileyle masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkesin sağlanmasının önemini bir kez daha vurguluyoruz."

Haberin Devamı

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in, programı hakkında da bilgi veren Aktürk, Güler'in bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'i kabulüne katılacağını belirtti.

Aktürk, Bakan Güler'in yarın da Atatürk'ün Kara Harp Okuluna girişinin 127'nci yıl dönümü vesilesiyle Kara Harp Okulu'ndaki törene iştirak edeceğini bildirdi.

EĞİTİM VE TATBİKAT FAALİYETLERİ

TSK'nın, operasyon ve görevlerinin yanı sıra çok boyutlu tehdit ortamına uyum sağlamak ve yüksek hazırlık seviyesini muhafaza etmek amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de kesintisiz olarak sürdürdüğünü belirten Aktürk, bu kapsamda Konya'da düzenlenen Şehit Hava Pilot Yarbay Gökhan Korkmaz Milli Anadolu Kartalı Eğitimi, Çanakkale, İzmir ve Aksaz/Muğla'da gerçekleştirilen Hava Savunma ile Kenya'daki Justified Accord tatbikatlarının yarın sona ereceğini söyledi.

Haberin Devamı

Tuğamiral Aktürk, şöyle devam etti:

"16-27 Mart tarihleri arasında Almanya'da Steadfast Foxtrot tatbikatına iştirak edilmesi planlanmaktadır. TCG I. İnönü denizaltımız tarafından 10-13 Mart tarihleri arasında Durres/Arnavutluk'a liman ziyareti icra edilmektedir. Kuzey Avrupa konuşlanması kapsamında Steadfast Dart-2026 ile Dynamic Mariner/Joint Warrior/Cold Response-2026 tatbikatlarına iştirak eden Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetimiz 11 Mart itibarıyla dönüş seyrine başlamıştır. 5 Şubat-16 Mart tarihleri arasında NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2) görevi kapsamında faaliyet gösteren TCG Anamur mayın avlama gemimiz tarafından 13-15 Mart tarihleri arasında Suda/Yunanistan'a, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Oriku gemisi tarafından 11-14 Mart tarihleri arasında İzmir'e liman ziyareti gerçekleştirilmekte, aynı görev kapsamında İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Fasan tarafından 17-25 Mart tarihleri arasında İstanbul'a, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) görevi çerçevesinde Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram tarafından 16 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Mersin'e liman ziyaretleri yapılacaktır. Somali Deniz Görev Grubu faaliyetleri kapsamında TCG Göksu, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb. Güngör Durmuş gemilerimizin, 16 Mart'ta Doğu Akdeniz'den Somali'ye intikale başlaması planlanmaktadır."

Haberin Devamı

SAVUNMA SANAYİ

Yerli ve milli savunma sanayinin, kara, deniz, hava ve siber alanda geliştirdiği kritik sistemlerle TSK'nın caydırıcılığını ve harekat kabiliyetini güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Aktürk, "Geçtiğimiz hafta içerisinde, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, 'Hassas Güdüm Kiti (HGK-84) Tedariki Projesi' kapsamında Bakanlığımıza bağlı ASFAT tarafından TÜBİTAK SAGE işbirliğiyle geliştirilen çeşitli miktarda güdüm kiti Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir." bilgisini paylaştı.

Tuğamiral Aktürk, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105'inci ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Harp Okuluna girişinin 127'nci yıl dönümlerini de kutlayarak, "18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111'inci yıl dönümünde, Cumhuriyetimizin kurucusu ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, egemenliğimiz ve bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi ve milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u rahmet, minnet ve saygıyla anıyor, hayatta olan gazilerimize esenlikler diliyor, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine şükranlarımızı sunuyoruz." ifadelerini kullandı.

Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi etkinlikleri hakkında bilgi veren Aktürk, "18 Mart'ta Deniz Kuvvetlerimiz tarafından, TCG Nusret müze gemimizin de yer aldığı 13 gemi ile Çanakkale Boğazı'nda Geçit Töreni yapılacak, törene katılacak 3 gemimiz 16-17 Mart'ta halkımızın ziyaretine açılacak, SOLOTÜRK tarafından 17-18 Mart'ta Çanakkale'de gösteri uçuşları yapılacaktır. Ayrıca Mehteran Birlik Komutanlığımız ile 5'inci Kolordu Bölge Bando Komutanlığımız tarafından 18 Mart'ta Çanakkale'de konser icra edilecektir. Söz konusu etkinliklere tüm halkımız davetlidir." dedi.

Yunanistan'ın son dönemdeki faaliyetlerine ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Doğu Ege Adaları'nın Yunanistan’a 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması ile gayri askeri statüde bulundurulma şartıyla devredildiği hatırlatıldı.

Limni ve Kerpe Adaları'nın gayri askeri statüde olması gereken adalar olduğu, gayri askeri statünün, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan'ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan'ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz."

KKTC İÇİN ALINAN TEDBİRLER

Bakanlık tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliği için alınan tedbirlere ilişkin soru üzerine yapılan açıklamada şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"KKTC'nin güvenliği ile Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın muhafazası, Türkiye açısından stratejik önemdedir ve bu konudaki tutumumuz net ve değişmezdir. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve dron tehdidi sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurlarımız, caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin değil Ada'nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye, Kıbrıs'ta Garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz'e askeri unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldu bittiye izin vermeyecek, garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz."

MALATYA'DA KONUŞLANDIRILAN PATRİOT SİSTEMİ

ABD-İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalara ilişkin soru üzerine Bakanlık, İran'dan farklı zamanlarda ateşlenen iki balistik mühimmatın NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini hatırlattı.

Yaşanan gelişmeler karşısında hava Türk sahasının ve vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla, milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, NATO müttefikleriyle yürütülen istişare mekanizmalarının da etkin şekilde devreye alındığı aktarıldı.

Konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi:

"Bu kapsamda, NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya'ya konuşlandırılmaktadır. NATO, müttefik ülkelerin hava sahalarını ve topraklarını koruma iradesine sahip bir güvenlik ittifakıdır. Türkiye ise jeostratejik konumu, güçlü ordusu ve İttifakın güneydoğu kanadındaki kritik rolüyle bu yapının en önemli unsurlarından biridir. Atılan bu adımlar, hem Türkiye'nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır."

S400'ÜN KULLANILMAMASI

Türkiye'nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin, tehdit değerlendirmeleri ve operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda çok katmanlı bir yapı içinde yürütülmekte olduğu belirtilen açıklamada, en uygun savunma unsurunun, angajman kuralları ve mevcut operasyonel tablo dikkate alınarak belirlendiği ifade edildi.

Türkiye'nin, NATO'nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçası olduğu bilgisi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Bu sistem, erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir."

"İNCİRLİK BİR TÜRK ÜSSÜDÜR"

Adana'da konuşlu İncirlik Üssü'ne ilişkin ise Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir'deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik'te konuşludur. 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA'larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile mülkiyeti Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir. Üs komutanı Türk tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır."

MSB, NATO'NUN BALİSTİK FÜZE SAVUNMASINA İLİŞKİN MERAK EDİLEN SORULARA CEVAP VERDİ

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), NATO'nun balistik füze savunmasına ilişkin merak edilen sorulara cevap verdi.

MSB tarafından "NATO balistik füze savunması" hakkında basın mensuplarına bilgilendirmede bulunuldu. Yapılan bilgilendirmede merak edilen sorular yanıtlandı.

Konuya ilişkin sorular ve cevaplar şu şekilde:

1- NATO'nun balistik füze savunması nasıl çalışıyor, neden önemli?

"Balistik füzeler son yıllarda uluslararası güvenlik ortamının en önemli tehditlerinden biri haline gelmiştir. NATO'ya komşu birçok ülke balistik füze kabiliyetine sahip olup bu sistemleri geliştirmeye veya tedarik etmeye devam etmektedir. Bu silahların yıkıcı etkisi özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı’nda açık biçimde görülmüştür. Bu nedenle NATO, Avrupa'daki nüfusunu, topraklarını ve kuvvetlerini balistik füze tehditlerine karşı koruyabilmek için kapsamlı bir savunma mimarisi oluşturmuştur."

2- NATO balistik füze savunması Nedir?

"NATO Balistik Füze Savunması (Ballistic Missile Defense – BMD), NATO'nun Entegre Hava ve Füze Savunması (IAMD) sisteminin bir parçasıdır. Tamamen savunma amaçlı olan bu sistem, NATO'nun temel görevlerinden olan caydırıcılık ve savunmayı desteklemeyi hedeflemektedir.

Balistik füze savunması, NATO'nun güvenlik mimarisinde konvansiyonel kuvvetler ve nükleer caydırıcılık ile birlikte önemli bir rol oynar. Ayrıca uzay ve siber alanlardaki kabiliyetlerle desteklenerek İttifakın çok katmanlı savunma yaklaşımının bir parçasını oluşturmaktadır."

3 - NATO bu yeteneği ne zaman geliştirdi?

"NATO'nun balistik füze savunma sistemi adım adım geliştirilmiştir.

2010 Lizbon Zirvesi: NATO liderleri, balistik füze savunmasının NATO'nun temel görevlerinden biri olan caydırıcılık ve savunmayı desteklemesi için genişletilmesine karar verdi.

2016 Varşova Zirvesi: NATO BMD için İlk Harekat Kabiliyeti (IOC) ilan edildi. Böylece özellikle NATO’nun güneydoğu kanadında balistik füze tehdidine karşı savunma kapasitesi artırıldı.

2024 Washington Zirvesi: NATO, sistemin daha da geliştiğini belirterek Arttırılmış Harekat Kabiliyeti (Enhanced Operational Capability) seviyesine ulaşıldığını duyurdu.

Bu gelişmeler NATO’nun balistik füze savunmasını sürekli olarak güçlendirmeye devam ettiğini göstermektedir."

4- NATO’nun balistik füze savunması nasıl çalışır?

"NATO'nun balistik füze savunma sistemi tek bir ülkeye ait değildir. Sistem, NATO'nun ortak altyapısı ile müttefik ülkelerin sağladığı katkıların birleşiminden oluşur. Bu yapı üç temel unsurdan meydana gelir: sensörler, komuta-kontrol sistemi ve önleyici sistemler.

Sensörler, balistik füzenin fırlatıldığını erken aşamada tespit eder. Komuta ve kontrol sistemi, elde edilen verileri değerlendirir, tehdidi analiz eder ve uygun savunma unsurunu belirler. Önleyici sistemler ise tehdit oluşturan balistik füzeyi uçuş sırasında etkisiz hâle getirmek için kullanılır.

Bu üç unsur birlikte çalıştığında NATO balistik füze savunma sistemi, tehdidi tespit etme, izleme/takip, değerlendirme/angajman kararı ve önleme esasına göre işler. Süreç genel hatlarıyla şu aşamalardan oluşur:

Tehdit füzesinin fırlatıldığının tespiti: Uydular, erken uyarı radarları ve diğer sensörler sayesinde füzenin fırlatıldığı mümkün olan en erken anda belirlenir. Füzenin motor ateşi, ısı izi ve ilk uçuş hareketleri izlenerek bir tehdit olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır. Bu erken tespit, karar verme ve müdahale için kritik zaman kazandırır.

Takip sensörlerinin hedefe yönlendirilmesi: İlk tespitin ardından daha hassas radar ve sensörler hedef bölgeye yönlendirilir. Böylece füzenin konumu, hızı ve istikameti daha ayrıntılı biçimde izlenmeye başlanır.

Füzenin motorlu uçuşunun bittiğini belirleme ve takibe başlanması: Bu aşamada füzenin itici motorunun çalışmayı bıraktığı an belirlenir. Motorlu uçuş sona erdiğinde füze artık balistik yörüngede ilerlemeye başlar. Savunma sistemi bu noktadan sonra füzenin gideceği yönü ve muhtemel hedef bölgesini daha net hesaplayabilir.

Gerçek savaş başlığının ayırt edilmesi: Füze, savaş başlığına ek olarak bazı parçalar veya aldatıcı unsurlar da taşıyabilir. Bu nedenle sistem, çeşitli radar ve iz verilerini kullanarak gerçek savaş başlığını diğer cisimlerden ayırmaya çalışır.

Önleyici füzenin fırlatılması: Tehdit yeterince netleştiğinde önleyici füze ateşlenir. Uçuş sırasında ilk hızlanmayı sağlayan kademeler ayrılır ve sistem hedefe daha hassas şekilde yönelmeye devam eder.

Uçuş sırasında veri güncellemesi yapılması: Önleyici füze uçuş halindeyken komuta-kontrol unsurları tarafından sürekli güncellenir. Böylece hedefin hareketine göre rotada gerekli düzeltmeler yapılır.

Vurucu unsurun ayrılması ve son manevralar: Önleyici füzenin içindeki vurucu unsur, uygun aşamada ana gövdeden ayrılır ve hedefe son yaklaşmayı gerçekleştirmek üzere hassas manevralar yapar.

Vurucu unsurun hedefe çarpması: Vurucu unsur, tehdit başlığına yüksek hızla çarparak onu havada imha etmeye veya görev yapamayacak duruma getirmeye çalışır.

Önlemenin başarılı olup olmadığının belirlenmesi: Son aşamada radarlar ve komuta-kontrol sistemi, tehdidin tamamen etkisiz hale getirilip getirilmediğini değerlendirir. Gerekirse ek önleme tedbirleri devreye alınabilir.

NATO’nun balistik füze savunma mimarisi, bu sürecin müttefik ülkelerde bulunan radarlar, komuta merkezleri ve önleyici sistemler arasında eşgüdüm içinde yürütülmesine dayanır."

5- NATO BMD'ye müttefik ülkelerin katkıları nelerdir?

"NATO balistik füze savunması çok uluslu bir sistemdir ve farklı ülkeler farklı alanlarda katkı sağlar. Başlıca katkılar şunlardır:

Almanya: Ramstein Hava Üssü'nde NATO’nun balistik füze savunma komuta merkezine ev sahipliği yapmaktadır.

ABD: Avrupa Aşamalı Uyarlanabilir Yaklaşımı (European Phased Adaptive Approach- EPAA) kapsamında önemli sistemler sağlamaktadır.

Türkiye: Malatya/Kürecik’te konuşlu erken uyarı radarı ile sisteme katkı sunmaktadır.

Romanya: Deveselu üssünde ABD’ye ait Aegis Ashore füze savunma sistemine ev sahipliği yapmaktadır.

Polonya: Redzikowo üssünde bir diğer Aegis Ashore tesisine ev sahipliği yapmaktadır.

İspanya: Rota deniz üssünde ABD'ye ait Aegis BMD kabiliyetine sahip savaş gemilerine ev sahipliği yapmaktadır.

Bunlara ek olarak bazı müttefik ülkeler Patriot veya SAMP/T gibi hava ve füze savunma sistemleri, radarlar veya savaş gemileri ile NATO balistik füze savunmasına katkı sağlamaktadır.

Sonuç olarak günümüzde balistik füzelerin yaygınlaşması NATO için önemli bir güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu nedenle NATO, müttefik ülkelerin katkılarıyla çok katmanlı ve entegre bir balistik füze savunma sistemi geliştirmiştir. Radarlar, önleyici sistemler ve gelişmiş komuta-kontrol altyapısı sayesinde NATO, Avrupa'daki nüfusunu, topraklarını ve kuvvetlerini balistik füze tehdidine karşı korumayı amaçlamaktadır. İttifak, değişen tehdit ortamına uyum sağlamak için bu sistemi geliştirmeye ve güçlendirmeye devam etmektedir."

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!