Medyadan : Muhtelif alıntılar

Güncelleme Tarihi:

Medyadan : Muhtelif alıntılar
Oluşturulma Tarihi: Haziran 26, 2005 21:22

Haberin Devamı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ekonomi sayfasındaki haber başlığında ‘AÇILIŞLARA YETİŞEMİYORUZ’ diyor. Hemen yanında bir reklam: Dincilerin, 21.yüzyılda Türk kadınına reva gördükleri bir ‘mayo’ yani bir HAŞEMA! Bir yandan açıp, bir yandan kapıyorlar demek ki! (Türkiye gazetesi, 16 haziran)

 

*

 

AMGOT’UN AÇILIMI

 

Engin Ardıç’ın Arrogance başlıklı yazısından...

 

“Roosevelt, Mareşal Petain'in Alman işbirlikçisi Vichy yönetimiyle 'muhatap olmak' yanlısıydı ve Normandiya çıkartmasından sonra Fransa'da bir AMGOT yönetimi kurmak istiyordu... (Yeni ceza kanununa göre hemen savcılığa dilekçe vermeyiniz, AMGOT, 'Allied Military Government in Occupied Territories' isminin kısaltmasıdır, 'İşgal Altındaki Topraklarda Müttefik Askeri İdaresi' demek...)”

Haberin Devamı

 

Akşam, 20 haziran

 

*

 

BAK SEN!

 

İran’da Şah’ı devirip yerine İslam Devleti kuran, kadınları eve hapsedip, eşcinselleri, solcuları, muhalifleri vinçle astıran Ayetullah Humeyni’nin (kız) torunu Zehra Eşgari ‘Kocalarımızın izni olmadan nefes bile alamıyoruz. Dedem yaşasaydı, buna izin vermezdi. Bugün türbanı atardık. O özgürlük yanlısıydı.’ demiş.

 

Biz de rahmetliyi yobaz bir katil bilirdik, demek ki günahını almışız!

 

Vatan, 20 haziran

*

 

İNŞALLAH BİRİ DE ÇIKIP BANA ‘YA SEN NE YAPIYORSUN’ DİYE SORMAZ!

Türkiye’de kimse kendi etki ve yetki alanıyla yetinmez, herkes, her konuda bilgi ve söz sahibidir.

Haberin Devamı

 

Demiş ki “Sayın Başbakan istiyorsa Cumhurbaşkanı olabilir, hukukî açıdan hiçbir engel yok!”

 

Kim demiş?

 

(a) Baro Başkanı
(b) Anayasa Mahkemesi Başkanı
(c) Tanınmış hukukçu X

Değil! Türkiye Odalar ve Borsalar Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu.


Hürriyet, 22 haziran

*

 

BANA SORSALAR, BİLEBİLİR MİYDİM ACABA?

 

Hürriyet’in haberiydi (ve yine eksikti) :


Soruları bilemedi

TV8’de yayımlanan ‘Sağduyu’ programı, ilginç bir olaya sahne oldu. TV8 Ankara Temsilcisi Sedat Yazıcıoğlu’nun hazırlayıp sunduğu programın konuğu Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ti. Eğitimle ilgili soruları yanıtlayan Çelik, Yazıcıoğlu’nun sözlü sınav daveti üzerine önce şaşırdı sonra kabul etti. Ancak, kendisine sorulan soruların hiçbirine doğru yanıt veremedi:

Haberin Devamı

 

Nil Nehri’nin uzunluğunu biliyor musunuz? Hatırlamıyorum.

Everest Tepesi’nin yüksekliğini biliyor musunuz? 8888 metre.

Mercidabık Savaşı’nın tarihini biliyor musunuz? Biliyorum, 1517.

Türkiye’nin sınırı olan kaç ülke var? 8, Kıbrıs’ı da sayıyorum.

 

‘Hiçbir soruya doğru yanıt veremedi’ tamam da, doğrusu neydi arkadaşlar?

 

Nil : Toplam 6.700 km, Victoria Gölü’nden sayılırsa 5.600 km

Everest : 8880 m

Mercidabık Savaşı : 1516 (24 ağustos)
Türkiye’ye sınırı olan: 8 ama Kıbrıs yok... (Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Nahçıvan yani Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan)

*

 

ŞİMDİ ANLAŞILDI ...

 

Efes Pilsen’in yaptırdığı Türkiye Kadın Profili Araştırması yayımlandı. Ne kadar geri bir kalmış toplum olduğumuz bir kere daha tescil edildi.

Haberin Devamı

 

Benim aklım şu iki rakama takıldı:

 

- Türk kadınlarının % 68.7’sinin otomobili yok.
- Ve % 91.4’ünün ehliyeti yok.

Eğer araştırmanın bu iki sonucunu doğru okuyorsam (
J
), Türk kadınlarının % 22,7’si ehliyetsiz araba kullanıyor demektir...

Kelebek, 22 haziran

*

 

HİÇ ŞANSIMIZ YOK!

Reader’s Digest Avrupa’da bir anket yapmış, buna göre Avrupalılar’ın en illet olduğu üç şey:

 

1.Sokağa atılan çöpler
2.Sokaktaki köpek pislikleri
3.Kuyrukta öne geçmek için insanları itip kakanlar... imiş.

Bu anketin bizi de ilgilendiren acı sonucu:

 

Bizi AB’ye istememek için 3 gerekçe daha buldular demektir!

 

Hürriyet, 23 haziran

 

*

 

BABASININ BİRİCİK KIZI SABAHATTİN (ismi ben uydurdum!)

Haberin Devamı

 

Güzel bir haberdi. Ankaralı S.A. kırkından sonra cinsiyet değiştirip kadın olmuş, (-tu, çünkü bu haber gazetelerde çıktı.) Şimdi Emekli Sandığı’na açtığı davayı Danıştay’da kazanarak rahmetli babasından kalan yetim maaşına da hak kazanmış.

 

Biliyorsunuz ancak ‘evlenmemiş kızları’ babalarından kalan maaşı alabiliyor ya...

 

Eee, 40’ından sonra olsa da S.A. babasının biricik ‘kızı’, eline erkek eli de değmemiş üstelik!

 

Star, 23 haziran

 

*

 

BU ÖĞRENCİLER BİR GÜN BÜYÜR ELBET!

 

Turkcell ve Telsim’le pazar yarışına giren Alvea, Milli Eğitim Bakanlığı ile bir anlaşma yapmış. Öğrencilerin aldıkları notları ve devam durumlarını, cep telefonu mesajıyla anne-babalarına bildireceklermiş.

 

Bunun marketing açısından çok iyi bir fikir olduğundan emin değilim.

 

Ben öğrenci olsam, aldığım kırık notu, okulu kırıp Adalar’a gittiğimi anama babama ‘gammazlayan’ şirkete, cep telefonu kullanma yaşım geldiğinde pek sempatiyle bakmazdım!

 

Vatan, 23 haziran

 

*

 

BU KORKUNÇ BİR HABERDİ, DOĞRUYSA TABİİ...

 

Dünya Bankası’nın finanse ettiği Sosyal Riski Azaltma Projesi (SRAP) kapsamında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan ailelere hamilelik, bebek ve çocuk eğitimi için yardım yapılıyormuş. Sadece Muş merkezde 10.800 aileye, 32 bin çocuk için (süresi?) 4 trilyon lira para yardımı yapılmış.

 

Sonuç? DOĞUMLARDA PATLAMA tabii ki.

 

Fakir fukara ve dahi uyanık millet, daha çok yardım için daha çok çocuk yapmaya başlamış. Haberde, Muş merkeze bağlı Mercimekkale Köyü muhtarı Atik Güler, SRAP başlayalı beli köydeki çocuk nüfusunun % 40 arttığı söylüyor.

 

Bu projenin iyi yanı, insanlara biraz refah getirmesinin ötesinde, çocukların nüfusa kaydettirilmesidir tabii ki. Ama tehlikeli yanı NÜFUS PATLAMASI!

 

Eğer Birleşmiş Milletler, Türkiye’nin etnik dengesini bozmak için böyle bir projeye destek veriyorsa, bilmem, aksi halde beklenenin tam tersi sonuç vereceği muhakkak. Bu proje sebebiyle zaten yüksek olan doğum oranı daha da artacak, tabii ne okul, ne hastane, ne yarın büyüdüklerinde iş imkanı var... ‘Sosyal Riski Azaltma Projesi’ yarın PKK’ye terörist yetiştirme fabrikasına dönecek!

 

Şok, 23 haziran

 

*

 

NE KADAR YAZIK ETTİ ORHAN PAMUK!..

 

Orhan Pamuk Alman Yayıncılar ve Kitapçılar Birliği’nin verdiği 25 bir Avra’luk ‘Barış Ödülü’ne layık görüldü.

 

Ne kadar yazık etti Orhan Pamuk, romancı olarak fazlasıyla hat ettiği bu ödüle gölge düşürdü. Yarın Nobel alsa bile, birileri çıkıp ‘bahşiş’ diyecektir artık. Yazık!

 

Gazeteler, 23 haziran

 

(Ardından yine Almanya’da 12.500 Avroluk Ricarda-Huch Ödülü verildi Pamuk’a. Milliyet, 25 haziran... Nedense Almanlar’ın aşkı kabardı!)

 

*

 

...DERKEN

 

Millici gazetelerimizden Gözcü’nün manşeti: Türkiye’ye vurdu, ödül kazandı

 

Spot: ‘Entel romancı olarak geçinebilmenin yolunu bulan Orhan Pamuk, ‘Türkler 1 milyon Ermeniyi, 30 bin Kürdü katletti’ dedi ve Almanya’da Barış Ödülü kazaldı...

 

Ve bir cümle ki gazeteciliğin en çirkin şeklidir çünkü masabaşı bir yalandır: “Edebiyat çevreleri ‘Orhan Pamuk Türkiye’yi yerden yere vurduğu, elinde hiçbir belge ve kanıt olmadan Türkiye’nin katliam yaptığını savunduğu için 25 bin Euro’luk Barış Ödülü ile ödüllendirildi. Ekmeğini yediği ülkeyi kötülediği için alacağı bu parayı güle güle yesin’ diye konuştular.”

 

Gözcü, 24 haziran

 

*

 

BU NE SEVGİ AH!

 

Türk basınının köşe yazarları birbirlerini pek bir seviyorlar maşallah. Mehmet Barlas diyor ki:

 

Reha Muhtar'ı çok fazla ihmal ettim... Dün Reha Muhtar'ın Antalya yolculuğunu anlatan yazısını okuyunca, son günlerde onu çok fazla sahipsiz bırakıp, ortalara saldığım endişesine kapıldım.

 

Sabah, 24 haziran

 

*

 

DEMOKRASİ BİR HALK OTOBÜSÜDÜR !

 

Laik kesimin hoşgörücüleri ‘Endişe edecek bir şey yok, Türkiye İran olmaz’ derler her zaman. Muhtemelen doğrudur, ama oradaki mollalarla buradakilerin fikir birliği içinde olduğundan şüphe yok.

 

İran halkı cumhurbaşkanlığına ‘Biz demokrasi gelsin diye devrim yapmadık’ diyen bir radikal dinciyi getirdi.

 

Buyrun size ‘bizimkilerin’ sözcülerinden birinin demokrasi hakkındaki görüşleri:

 

"... İçki içmeyi yasaklar İslam dini.. Demokraside içki içmek neredeyse 'zorunluluk'tur.. Şerefe kaldırılan kadehler İslam ile bağdaşmaz...

İslam'da yalan söylemek haramdır.. Demokrasilerde yalan söylenmezse ayakta kalmak imkânsız.. Hangi ülkenin ileri gelenleri diğer ülkelere karşı yalan söylemiyor?

İslam faizi haram kılmıştır.. Demokrasinin ekonomik düzeninden faizi çıkartırsanız o sistemi çökertirsiniz...

İslam, zinayı yasaklamıştır.. Demokrasilerde zina olmazsa olmaz şartlardan biridir.. Türk Medeni Kanunu'na 'zina yasak' maddesi konacak diye demokrat Türkiye'de neredeyse kıyamet kopacaktı...

Demokrasilerde eşcinsellere serbestlik vardır.. İslam eşcinselliği yasaklamıştır...

Demokrasiyle idare edilen ülkelerde erkeğin erkekle, kadının kadınla evlenesi mübahtır.. Var mı İslam'da böyle fiillere cevaz?

İslam, israfı haram saymıştır.. Demokrasiyle idare edilen ülkelerde kadınlar her yerde meta haline getirilmektedir. İslam'da mahrem addedilen vücutlarının her kesimini açmaktadırlar...

İslam, evliliği ve nikâhı şart koşar.. Demokratik ülkelerde isteyen herkesin hayvanlar kadar hür olmaları ve nikâhsız yaşamaları bayağı teşvik görür...

İslam kumarı yasaklamıştır.. Demokrasilerde ferdi kumarlar bir yana, devletler resmen kumar oynatmaktadırlar...

İslam, güzellik yarışmasına müsaade etmez.. Demokrasinin bu teşhirci tutumuyla İslam bağdaşır mı?

İslam, kimsenin kılık-kıyafetine zorla kısıtlama getirmemiştir.. Amma demokrasilerde vardır bu kısıtlama.. Açtıkça medenileşmek, ne garip.

Yani, hiç kimse kalkıp da, 'İslam ve demokrasi iç içedir.. Birbirini tamamlar' demesinler.. İslam, yukarıdaki şartlara göre demokrasiyle bağdaşmaz.. Birinin kaynağı ilahi, diğerininki beşeri..."

(Abdürrahim Karakoç, Vakit gazetesi, 6 mayıs – Ben Türker Alkan’ın köşesinden aldım, Radikal, 24 haziran)

 

*

 

TÜRBAN REFERANDUMU OLMAZMIŞ, ÇÜNKÜ...

 

Basın görmezden, duymazdan geldi ama, SP Genel Başkanı Recai Kutan Beyamca, AKP’lilere ağır bir darbe indirdi. Başbakan’ın ‘gerekirse başörtüsünü referanduma götürürüz’ tehdidine cevaben dedi ki:

 

İslami inanca göre başörtüsü de, namaz da ibadet. Nasıl, namaz kılınsın mı kılınmasın mı, referandum konusu olamazsa, başörtüsü de olamaz!”

 

Takvim, 24 haziran

                                      

*

 

İYİ KORSAN – KÖTÜ KORSAN

 

Hani Filiz Akın kanserle mücadele için bir Sarı Bilezik kampanyası başlattı. 1 lira gibi sembolik bir ücretle satılan bu bilezikler hem kamuoyunu uyarma görevi yapıyor, hem de Türkiye Meme Vakfı’na gelir sağlıyor.

 

Korsancılar bu bileziklerin sahtesini 50 kuruşa piyasaya çıkarmışlar.

 

Birgün, ‘Korsanın hiçbir insafı yok’ diyor haklı olarak...

 

Ama bu iş böyledir. Dün ‘fakir fukara bu sayede kitap okuyor’ diye korsan kitabı hoşgörür, hatta savunursan, yarın korsan rakı içer zehirlenir, korsan ilaç yutar ölürsür!

 

Birgün, 24 haziran

 

*

 

SİZİN SEÇTİKLERİNİZ-1

 

Kendinize vekil olarak seçip Mustafa Kemal’in kurduğu TBMM’ye gönderdiğiniz zevâtı daha yakından tanımak ister misiniz?

 

Hani Fatih Ürek, Kırkpınar Ağası olur, olmaz diye bir geyik vardı ya, AKP Edirne Milletvekili (eski ağalardanmış) Ali Ayağ konuya kendince katılıyor:

 

Ürek ağa olmak istiyorsa... sünnetçi Kemal Özkan’dan ‘olur’ alması lazım!”

 

Siz seçtiniz vallahi!

 

Şok, 24 haziran

 

*

 

MADE IN CHINA AMERİKAN BAYRAĞI

 

Güzel haberdi, diyor ki:

 

ABD Ankara Büyükelçiliği; bayraklarla donatılmış rezidans, siyaset, bürokrasi, diplomasi ve medyanın ağır toplarını ağırlıyor. Sohbet koyulaşırken gözler faltaşı gibi açılıyor. DAVETLİLER şaşkın şaşkın ABD bayraklarını inceliyor. Çünkü üzerlerinde ‘Made in China’ yazıyor.

 

HO Tercüman, 24 haziran

 

*

 

SİZİN SEÇTİKLERİNİZ-2

 

Alın size kelalâka bir tartışma daha, üstelik Meclis’te...

 

CHP milletvekili Mehmet Yıldırım sözünü kesen AKP’li Musa Sıvacıoğlu’na laf atıyor:

 

Senin adını koyan CHP’dir. CHP olduğu için sen buradasın. CHP felsefesi olmasaydı senin adın Yorgi olurdu!”

 

Yani CHP’yı kuranlar olmasaydı, Anadolu Yunanlı’nın eline geçecekti, senin adın da Musa değil Yorgi olurdu.

 

Beeeele seviyeli bir tartışma!

 

Hürriyet, 25 haziran

 

*

 

SİZİN SEÇTİKLERİNİZ-3

 

‘Abuk sabuk tartışmalar ve abesle vakit kaybetme’ örneklerine devam edelim mi?

 

Bankacılık Yasa Tasarısı tartışılırken, komisyon üyelerinden AKP milletvekili Musa Uzunkaya bir fikir (!) ortaya atıyor:

 

Banka batıranlar Amerika’daki gibi idam edilmeli!”

 

Biri ciddiye alıp “Ama Amerika’da banka batıranlara idam yok ki” deyince, düzeltiyor (!):

 

O zaman Kızılay’a uygun bir elektrikli sandalye konulur!”

 

Hürriyet, 25 haziran

 

*

 

SİZİN SEÇTİKLERİNİZ-4 AMA BU GERÇEKTEN ÖNEMLİ!

 

DYP Hatay Milletvekili Mehmet Eraslan, CHP’lilere hakaret etti, sözünü geri almadığı için içtüzük gereği Genel Kurul Salonu’ndan çıkarıldı.

 

Eraslan’ın ifadesi çok çirkindi, ama sözlerinin ruhu tam yerinde: “Üç RTÜK üyeliği için AKP’nin altına yatıyorsunuz!” (Hürriyet, 25 haziran)

 

CHP, 3 koltuk kapabilmek uğruna, RTÜK kadar hassas, stratejik ve tartışmalı bir kurumun siyasallaştırılmasına, özerkliğinin iğfal edilmesine ve AKP Hükümeti’nin kontrolüne girmesine eyvallah dedi. ÜÇ KOLTUK UĞRUNA!

 

Bir iki köşe yazarı dışında çıt çıkmadı!

 

Cumhuriyet ve laiklik işte böyle ‘işbirliği ve ihanetle’ elden gider!

 

*

 

TAKİYE AŞ

 

Ben size bunların her işi takiye diyorum da bana inanmıyorsunuz.

 

Faiz haramdır” diye “faizsiz bankacılık” (!) yapmak üzere kurulmuş ve “bunun adı faiz değildir, kâr payıdır” diye takiyeyle para toplayan özel finans kurumlarının Merkez Bankası’ndan afiyetle faiz aldığı ortaya çıktı.

 

Gazeteler, 25 haziran

 

*

 

EHLİYET SORAN MI VAR

 

MAN şirketi (herhalde Erdoğan istemiştir) Başbakanlık’a bir otobüs hediye etmiş. Üstünde Türkiye Cumhuriyeti yazılı, kırmızı beyaz. Başbakan, Trabzon’da bu otobüsün direksiyonuna geçti ve bir tur atıp halkı selamladı.

 

Milliyet, çok haklı, soruyor: BAŞBAKANIN EHLİYETİ OTOBÜS KULLANMAYA YETERLİ Mİ?


Muhtemelen değildir ama Erdoğan ‘küçük ehliyetle’ otobüs kullansa da bir şey olmaz...

 

Türkiye'de insana 'Memleketi yönetecek ehliyetin var mı?' diye soran çıkmaz ki, otobüsü kim soracak?

 

Milliyet, 25 haziran

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!