GeriGündem Masanın iki tarafındayım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Masanın iki tarafındayım

Abone Olgoogle-news

Öğrencilik yıllarında aktif bir siyasi hayatı olan Devlet Bakanı Cavit Kavak

İlk kez bakan oluyorsunuz. Nasılmış bakan olmak?

- Bir şey farketmiyor. Aynı. Hiçbir değişiklik yok.

Niye? Şu anda daha çok sorumluluğunuz, daha çok işiniz yok mu?

- Eskiden de çok erken kalkan bir aileydik. Şimdi de öyle. Eşim Marmara Tıp'ta doçent, öğretim üyesi. Yedide kalkar, yedibuçukta hastaneye gider, sekizde ameliyatlara girer. Ben oğlum Mehmet'le 6,5'tan itibaren başbaşa kalırdım. Mecliste de, bakanlıkta da saat dokuzda en geç, yerimdeyimdir. Şimdi tabii daha başlangıç olduğu için 30 saat toplantı yaptığımız da oldu.

Siz Mardin'de yaşarken ve Hukuk Fakültesi için hazırlanırken aklınızda hep siyasetçi olmak mı vardı?

- İtiraf edeyim, arzu ediyordum. Sonra üniversite yıllarında da aktiftim. Öğrenci birliği başkanıydım, öğrenci temsilcisiydim. Bizim dönemde şimdi siyasetin içinde olan haleflerimiz, seleflerimiz var. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan, CHP eski Genel Sekreteri Ertuğrul Günay, hepsiyle öğrenci temsilciliğimiz sırasında halef selef olduk. 68'liler...

Bir insan neden siyasetçi olmak ister? Nedir bu dürtü?

- Birkaç dürtü var tabii. Babam CHP'den belediye başkanıydı uzun yıllar. Dedem, amcam hep il başkanıydı. Bütün sülale siyasetin içindeydi. Rahmetli Özal teklif edince ANAP'ı kurduk. Rahmetli olmasaydı belki de bugün siyasette olmazdım ya da dönmezdim Türkiye'ye, Amerika'da kalırdım.

Yani rahmetli'ye olan inancınız mı sizi siyasete soktu?

- Bir yerde hem ona inancım, hem Türkiye'yi özlemem.

Mesut Bey'in de yakın arkadaşı ve sırdaşı olduğunuz söyleniyor...

- Mesut Yılmaz çok şeffaf bir insan, sırrı yoktur.

CHP'li bir aileden gelip ANAP'ı kurduğunuz zaman sülale sizi hain ilan etmedi mi?

- Hayır hepsi ANAP'a geçti. Çünkü partinin kurucusu ben olduğum için güvendiler ve inandılar.

Protokol haberleri kalkacak

Bakanlığınızın sorumluluğu altında neler var?

- Tanıtma, basın, Anadolu Ajansı, Basın Yayın Genel Müdürlüğü, ilgili kuruluş olarak da Türkiye Radyo Televizyon Kurumu var. Tabii 1,5 yıldır başsız bulunuyordu bu kurum. Çok büyük bir kurum, sekiz bin personeli var. Meclis kanalını sayarsanız yedi tane kanalı var.

Siz TRT izliyor musunuz?

- Evet izliyorum. Yani haber saatlerinde bütün haberleri izlemeye çalışırım, onun dışında genelde haberlerden sonra çalışmadan dolayı pek iyi bir televizyon izleyicisi değilim. Ana haberleri filan, özellikle TRT'yi seyrederim.

İçiniz kararmıyor mu TRT izlerken?

- Hayır TRT'yi çok ciddi buluyorum ve inanıyorum ki çok daha iyi olacak.

Peki bu resmiyetini biraz olsun kaybedecek mi?

- Mutlaka ilk hedefimiz iki ay içerisinde bu protokol olayını kaldırmak. Yani protokol haberleri diye bir haberler var. O gün cumhurbaşkanı nereye gitmiş, başbakan nereye gitmiş, içişleri bakanı nereye gitmiş, falan bakan nereye gitmiş... Haberler özgür olmalı.

Siz tavsiye mi veriyorsunuz?

- Tavsiye niteliğinde. Anayasaya göre özerk bir kuruluş. Onlar bu değişimi sağladığında karşılarında siyasi bir baskı yapmayacağımızı, ilk başlarken kendisinden istedim. Haber değeri varsa versinler, yoksa vermesinler. Her akşam siyasi parti haberlerini vermeleri gereksiz.

(Bu arada ortalığı tuhaf bir koku sarıyor)

Örneğin SSK'da iki doktor kavga eder, hasta ölür, bu gibi haberleri hiç göremeyiz TRT'de. Böyle haberleri görebilecek miyiz?

- Hiç bir habere karşı bizim hükümet olarak bir müdahalemiz olmaz. Diledikleri kurumu objektif olmak kaydıyla verebilirler.

(Kokunun nedeni anlaşıldı. Sevimli köpecikleri Oğul, salondaki halıya küçük bir yaramazlık yapmıştı)

Siz Hukuk Fakültesi'nde okurken aktif sol görüşlü bir öğrenciydiniz. Siyasete atılınca neden görüşleriniz değişti?

- Benim görüşlerim hiçbir zaman değişmedi. Yani o gün de Türkiye için iyi şeyler düşünüyordum, bugün de düşünüyorum.

(Temizlik sürüyordu)

Zaten herkes aynı amaçta ama kimi sağdan bakıyor kimi soldan...

- Anavatan Partisi'nde amaç tamamen hizmetti. Türkiye'ye hizmet. Ve Türkiye Anavatan iktidarı döneminde bir misli daha büyüdü...

(Camlar açılmış, herkes rahat bir nefes almıştı)

Anavatan propogandasına hiç girmeyelim şimdi.

- Ama ben ANAP milletvekiliyim.

Halk Partili bir ailedenim

Hem solcu, hem muhafazakar nasıl olunabilir?

- Ben Cumhuriyet Halk Partili bir aileden gelmiştim, sonunda da Cumhuriyet Halk Partiliydim. Yani hiçir zaman CHP'nin çizgisinden daha solda bir olayım olmadı. Hiçbir zaman radikal bir solcu olmadım.

Peki nasıl bir solcuydunuz?

- Bu günkü anlamda koyarsanız parti olarak zaten halk partili bir aileden gelmeyim. O çizgide tabii bir devletçilik vardı. Sonra serbest ekonomiyi tanıdım. Özgürlüğü daha çok serbest ekonomide gördüm. Bizde aslında mevcut modelin halen KİT olduğunu oraları gezince gördüm. Amerika, Çin, Japonya yüzün üstünde ülke gördüm. Çağ atlayanların serbest ekonomide olduğunu gördüm

12 Mart'ta neden tutuklanmıştınız?

- Gözaltına alındım. Öğrenci birliği başkanıydım. Bütün o güne kadar olan öğrenci temsilcilerini aldılar. Çünkü bildiriler yayınlanıyordu onların altında da öğrenci birliğinin imzası vardı. Benim okulda iki faliyetim vardı. Birisi üniversiteler kapatıldı, Danıştay'a başvurup ertesi gün yürütmeyi durdurma kararı aldırdım. Hukuk öğrencisi Cavit Kavak hocalarına hukuk öğretti, diye gazetelere çıkmıştı. İkincisi yine Cumhuriyet gazetesinde bir beyanattan dolayı üniversite ceza verdi bana. Ertesi gün yine yürütmeyi durdurma kararı aldırdım.

Beyanatınız neydi?

- Bir olaylar olmuştu rektörle ve dekanla. Ben de bunu Atatürk'ten ve laiklikten habersiz hocaların yaptığını söylemiştim. Yani bütün mücadelemi üniversite duvarları arasında yaptım. Hala da hukuki mücadelemi yaparım. Geçen gün sorumlu yazı işleri müdürlerinin suçlarının ertelenmesiyle ilgili bir toplantı yaptık. Oktay Ekşi, Nail Güreli Türkiye Barolar Birliği Başkanı geldi. Göktepe davasını başbaşkana getirdim. Bana hep takılırlar her iki tarafta da olduğum için. Masanın öbür tarafında olmam gerektiğini söylerler.

Önemli olan uzlaşmadır

Memnun musunuz bulunduğunuz masadan?

- Evet tabii. Önemli olan uzlaşmadır.

Neden avukat yerine politikacı oldunuz?

- Babamın üç vasiyeti vardı. Sigara ve rakı içme, bir de avukatlık yapma. İnsanların hakkını yememek için öyle demişti herhalde.

Solculuk zamanınızdan kalan bir prensibiniz var mı bari?

- Erken kalmak.

Şimdiki üniversite olaylarına baktığınızda ne düşünüyorsunuz?

- Sanki bizim zamanımızda öğrenciler ülke sorunlarıyla daha ilgiliydiler. Bu kadar serbest değildik, üniversite duvarları dışına çıkmıyorduk, sokaklara falan. Üniversite içindeki faliyetlerimizi duyuracak televizyon yoktu o zaman. Gazeteler o kadar satılmıyordu. Şimdi daha çok ses duyuruluyor. Şimdi daha çok özgürlük var.

Gösteriler konusunda?

- Cebir kullanılmadıktan sonra gösteri her yerde var.

Cebir polis tarafından kullanılıyor...

- Şiddeti her iki tarafın da kullanmaması lazım. Kullanırsa sonuçlarına katlanmak zorunda. Göktepe davasında olduğu gibi.

Sorumlu yazıişleri müdürlerinin hali ne olacak?

- Üç yıl içinde aynı suçu bir daha işlemezlerse suçun affedilmesi konusunda uğraşıyoruz. Meclis'e sevk edildi. Önemli olan hükümetin bakış açısıdır. Meclis'te buna karşı çıkacak insan olduğunu sanmıyorum.

Hep aflarla mı yürüyecek bu işler?

- Sistemin değişmesi gerçek çözüm. Adalet Bakanlığı siz gerçek çözümü bulun, dedi. Hukukçular, gazeteciler, barolar geliyor geliyor Anayasa'nın 14. ve 87. maddesine takılıyor. Anayasa'nın değişmesi için üçte iki çoğunluğun olması gerekiyor. Bu da büyük rakam. Böyle infazın ertelemesi gibi maddelerle içeride yatan 50-60 kişi çıkabilecek. Ama madde şöyle başlıyor: ‘‘Türklüğe, cumhuriyete hakaret eden...''. Şimdi biz maddeyi değiştirsek bu parti Türklüğe hakareti meşru sayıyor denilecek. Ama bu da büyük bir aşama.

Usta manevracı

İlk defa bir bakan ile görüşüyorduk. Öncelikle ne giyeceğimizi bilemedik. Ankara muhabirlerimizin hep kravat ve tayyörle dolaştığını hatırlayarak etek ceket giymeye karar verdik. Kısa bir süre sonra böyle kıyafetlerimizin olmadığının farkına vardık. Bir sürü şey denedikten sonra üzerimize nispeten ciddi sayılacak giysiler geçirip çıktık, Basından ve Tanıtmadan sorumlu Devlet Bakanımız Cavit Kavak'ın karşısına. Moda'daki muhteşem manzaralı evlerine gittiğimizde Cavit bey ve eşi Neşe hanım (ve muhteşem pastalar) bizi samimi bir şekilde karşıladı. Evlerindeki henüz bir aylık köpekleri ‘‘Oğul'' (onun da ayrı bir macerası var) ve kuşları ‘‘Minik'' nedeniyle önce bir süre ev hayvanları hakkında sohbet ettik. Sonra, sık sık bir politikacı ile karşılaşmadığımız için bir insan neden siyasetçi olur sorusuna cevap aradık. Cavit Bey'in İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki aktif siyasi öğrencilik yıllarına dair sorular sormak istediysek de kendisi usta manevralarla durumu geçiştirdi. Şimdi 48 yaşında olan Kavak, 33 yaşındayken ANAP'ın kurucuları arasında yer aldı ve beş yıl sonra da İstanbul'dan milletvekili seçildi. Şimdi de yeni koalisyonun kabinesinde yer alıyor.

NEŞE KAVAK: "Klasik evlilik olayımız yok"

Milletvekili ve şimdi de bakan eşi olunca insanın hayatı değişiyor mu?

- Özel hayatınız hep aynı. Yine Migros'a gidiyorsunuz, yine alışverişinizi yapıyorsunuz, haftasonu Capitol'de veya Piramit'te ailenizle sinemaya gidiyorsunuz. Ben zaten kendi mesleğim olan Kadın Doğum Cerrahlığını ve Marmara Üniversitesi'ndeki öğretim üyeliğimi sürdürüyorum.

Kaç yıldır berabersiniz?

- Sekize giriyoruz.

Kaç gün beraber olabiliyorsunuz?

- Cavit'in işi yoksa cumartesi pazar İstanbul'a geliyor.

Siz haftasonları görüşeceğinizi bile bile mi evlendiniz?

- Yok o kadar karamsar bir tablo değil. Ben gidiyorum geliyorum, onların çok toplantıları oluyor İstanbul'da. Yani başkent Ankara ama politikanın yarısı İstanbul'da aslında.

Ama insan istemez mi eşim belli saatte gelsin, yemeği hazırlayayım falan...

- Hiçbir zaman öyle bir şey olmuyor. Eşim gelsin, televizyon seyretsin, çocuğu yatıralım, filan yok. Yani evde klasik bir evlilik olayımız yok.

Aranızda siyaset konuşur musunuz?

- Hayır hiç konuşmayız.

Eşinize hastanelerin durumunu anlatıyor musunuz?

- O biliyor, benden daha iyi biliyor. Gece nöbetlerini beraber tutardık.

Bir kadın doğumcuyla bir politikacının hayatı nasıl oluyor?

- İkimizin hayatı da çok yoğun. Zorlukları baştan kabul etmek zorunda kalıyorsunuz. O bilince varınca hiçbir problem olmuyor.

Siz kavga da edemiyorsunuzdur.

- Hayır hiç öyle şeyler olmuyor bizde. Mantıklı düşününce ayrılıklar ilişkiyi güçlendiriyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle