GeriGündem Masala dönüşen taziye
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Masala dönüşen taziye

Murathan Mungan'ın yazdığı ‘‘Mezopotamya Üçlemesi’’nin son oyunu ‘‘Geyikler Lanetler’’ bugün Festival seyircisiyle buluşuyor. Oyunda, göçebe yaşamdan yerleşik düzene geçen bir kavmin dört kuşağını kapsayan öyküsü Doğu tiyatrosunun anlatımıyla sahneleniyor. Oyun, Festival sonrası, Dünya Tiyatroları Festivali'ne katılmak üzere Berlin'e gidiyor.

Geyikler Lanetler, Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncusu 22 kişilik bir kadro tarafından oynanıyor. Giysi ve dekor tasarımını Naz Erayda, müziklerini İhsan Kılavuz ve koreografisini Övül Avkıran üstlenmiş. Sahneleme ve dramaturji açısından Türk tiyatrosunun en zor oyunlarından biri olarak nitelendirilen oyunun yönetmeni Mustafa Avkıran ile konuştuk...

‘‘Geyikler Lanetler’i ilk sahneleyişiniz değil...

İlk kez birkaç yıl önce Antalya Devlet Tiyatrosu'nda sahneledik. Antalya Devlet Tiyatrosu'nu altı kişiyle kurduk ve ben müdürlüğünü üstlendim. Kadrom hala orada ama oyunu misafir rejisör olarak bu sezon Ankara'daki devlet tiyatrosunda İrfan Şahinbaş sahnesinde sergiledik. Oyunun, tiyatronun şehrin epeyce dışında kalması ve 3.5 saat olması gibi handikaplarına rağmen seyirci çok ilgi gösterdi, 18 temsil dolu dolu oynandı.

Daha önce de ‘‘Mezopotamya Üçlemesi’’ni sahnelediniz. Bu kez neden sadece son bölümünü seçtiniz?

Bence ‘‘Geyikler Lanetler’’ bu üçlemenin en sağlam bölümü. Bu biraz da benim kişisel ve özel tercihim tabii. Oyundaki kurgu ve entrika çok ilgimi çekti, metin kendi tiyatro dilimi bulmak açısında çok daha doğru gibi geldi.

Oyunun ‘‘Mezpotamya Üçlemesi’’ndeki sahnelenişiyle son hali arasında ne tür farklar var?

Çok fark var. Orada bir mekan birliği tasarlayarak oyuna kokuyla başlamıştık. Toprağın üzerinde gerçek aksesuvarlarla ve bembeyaz bir kostüm anlayışıyla gerçekleşmişti. 1994 yılındaki Tiyatro Festivali'nde 11.5 saat boyunca durmadan oynamıştık. Tek başına ‘‘Geyikler Lanetler’’ oyunculuk sanatının ne olduğuyla ilgili daha temel sorular soran bir oyun. Bu kez metinde de varolan oyun arabaları formu çok ilgimizi çekti. Yedi arabadaki yedi cin arasında geçen entrikaları anlatmaya çalıştık. Hiçbir oyuncunun sahneye girip çıkmadığı, izleyen oyuncularla seyredenlerin aynı platformda olduğu bir yapı kurmaya çalıştık. En önemli farklılık oyunda kullanılan bütün aksesuvarların üç boyuttan tek boyuta indirgenmesi. Gerçeküstü bir oyunda gerçekçi hiç birşey kullanmadık. Bugün çok daha fazla arkasında duracağım bir tiyatro dili bu.

Nasıl bir tiyatro dili sizinkisi?

Benim de dahil olduğum bir yaratıcı ekibimiz var. Naz Erayda, Övül Avkıran, Bülent Erkmen. Bu isimler aynı zamanda 5. Sokak tiyatrosunun da kurucuları. Bu yapıda koreograf ya da dekor tasarımcısı da rejisör kadar söz sahibi. Her projede mekan, oyunculuk, metin, hareket, ışık gibi unsurları yeniden yapılandırarak, anlamları üzerine kendimize sorular sorarak ve uzlaşarak bir yol bulmayı seçtik. Kendi terminolojisini oluşturmak gibi ütopik laflar etmek istemiyorum. Çok basit bir şekilde kendi kendimizle hesaplaşmamızın peşine düştük. Bunu seyirciye samimi bir biçimde aktardığınızda seyirci bu hesaplaşmayla ilgileniyor ve cevabını veriyor.

Tiyatro anlayışınızın deneysel hatta biraz avangard olduğu söylenebilir mi?

Deneysel diyemem ama avangard ama alternatif olduğu söyleniyor. Ben aslında bir şey denemiyorum. Bu ülkenin hatta diğer İslam ülkelerinin köklerinde olan tarihi bir formu, taziye formunu kullanıyorum. Taziye, hala yılın belli dönemlerinde kendini zincirlerle döven insanlar tarafından yaşatılıyıyor. Aynı şekilde geleneksel Türk tiyatrosuna ait seyirlik oyun biçimi, bizce çağdaş Türk tiyatrosunun kaynakları. Bu köklerin bilgisiyle tiyatro yapmaya çalışıyoruz.

Oyunu yazarı Murathan Mungan da bir süre dramaturgluk yaptı. Size bu konuda herhangi bir önerisi oldu mu?

Onunla geçmişe dayanan bir dostluğumuz olduğu için oyunu güvenerek teslim etti. Bu teslimiyetten dolayı mutsuz olduğunu sanmıyorum, hatta mutlu olduğunu düşünüyorum. Zaten birlikte çalışmayı sürdürüyoruz.

Metnin size sunduğu açıklıklar, olanaklar var mı?

Var tabii. Asla metne müdahale etmeden ve kendi göstergesine dokunmadan, kendi tiyatro dilimizin bu metinle hangi noktalarda örtüşeceğin araştırdık ve bunu büyük ölçüde başardık. Metin bu anlamda bize çok ciddi boş alanlar bıraktı. Metin bizim boşluklarımızı, biz metnin boşluklarını değerlendirdik...

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

False