Son dakika... CHP'nin kurultay davasında karar verildi
Güncelleme Tarihi:
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultay iptal davasında karar çıktı.
Mahkeme, CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan asıl davanın 'konusuz' kaldığını belirterek, karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.
Mahkeme, birleşen dosyalar yönünden yaptığı değerlendirmede, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın açtığı davayı, davayı açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddetti.

Bir diğer dosyada yer alan başvuruların ise artık yargılama konusunun ortadan kalkması nedeniyle karara bağlanmasına gerek olmadığına hükmetti.
Yılmaz Özkanat tarafından açılan dava da aynı şekilde davayı açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle reddedildi.
Hatip Karaaslan’ın açtığı dava ise, 'konusuz' kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair hükümle sonuçlandı.
Mahkeme, diğer ayrıntıların gerekçeli kararda açıklanacağını belirterek, tarafların karara karşı 2 hafta içinde istinaf yoluna başvurabileceğini bildirdi.

CHP avukatı Çağlar Çağlayan "Hem olağan kurultayımızın hem olağanüstü kurultayımızın hem İstanbul İl Kongremizin iptaliyle ilgili açılan davalarda davacıların niyetleri bir dava görmek, 'kongre iptal edilsin, gerekirse yenisi hemen yapılsın' değildi. Partiyi kimin yöneteceğine mahkemenin karar vermesiydi. Üstelik mahkemenin istediği kişilerin süresiz biçimde partiyi yönetmesi isteniyordu. Gelinen aşamada en başından beri dile getirdiğimiz hususlar sonuçlanmış oldu ve dava bugün itibarıyla sonuçlandı. Hem olağan kurultayımızın hem olağanüstü kurultayımızın iptaliyle ilgili açılan davalarda bazı davacılar bakımından husumet yönünden dava reddedildi" diye konuştu.
Çağlayan, kararın hukuka uygun olduğunu belirterek, "Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçte her fırsatta üyesine, delegesine sığındı. Delegesinin önüne sandık koyarak süreci devam ettirdi. Meseleyi siyaset çözüyor. Bugün de böyle oldu. Sandıktan çıkan sonuca göre bir dava sonucu şekillenmiş oldu.
En eski üyemizden bu sabah form vermiş üyelerimize kadar her bir Cumhuriyet Halk Partilinin yükünü omuzlarımızda hissederek götürdük bu süreci. Mümkün olduğunca doğru götürmeye çalıştık. Elimizden geleni yaptık. İstinaftan da farklı bir sonuç beklemiyoruz. Çünkü fiili bir gerçek var. Doğal olarak hukuki süreçler yürüyecektir. İstinaf süreci de devam eder. Ancak daha önceden söylediğimiz bir şey vardı. Bu davaların ülkemizin gündeminden artık çıkması gerektiğini hep ifade ediyorduk. Bugün itibarıyla umuyorum bu gerçekleşecek. Siyaset de normal seyrine dönecektir" diye konuştu.

Avukat Onur Yusuf Üregen kararın açıklanmasının ardından davanın istinafa taşınacağını belirterek şu ifadeleri kullandı;
“Süreci istinafa taşıyacağız. Davanın reddi kararı beklemiyorduk bizim için şaşırtıcı oldu. Yasal, hukuki yollara başvurmaya devam edeceğiz. İstinafa gideceğiz.”

CHP avukatı Çağlar Çağlayan davacı avukatının beyanında "laf oyunu" yaptığını, farklı kurultayların birbirinin meyvesi olmadığını, İstanbul delegelerinin sakat biçimde seçildiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını savundu.
İstanbul delegelerinin oy kullanmadığı kurultayın da yapıldığını belirten Çağlayan, "Yine sonuç aynı çıktı. Bir kişinin bir kurultayda aday olup olmaması, 'mutlak butlan' sonucuna bağlanacak bir durum değildir. Bir disiplin işleminin varlığı da bir butlan davasına konu edilemez." şeklinde konuştu.
Avukat Çağlayan, beyanlarını şöyle sürdürdü:
"Bugüne kadar 'süper dava' diye nitelendirilebilecek bu dava, olağan kongrelerin ve daha önce dava edilmemiş olağanüstü kurultayın da batıl sayılması talebiyle 'süper üstü' bir davaya dönüşmüştür. Hem olağan kongrelerin hem de 22. Olağanüstü Kurultay'ın iptali veya batıl sayılması yönündeki talep ıslah edilmemiş dava da davanın genişletilmesi durumunu oluşturur. Buna muvafakatimiz bulunamamaktadır.
Konuya ilişkin tüm AYM, Yargıtay ve YSK kararları davanın reddinin gerektireceğini söylüyor. Dosyaya tarafımızca sunulan iki uzman görüşü de davanın reddinin gerektiğini söylüyor. Kamuoyunda hukukçular tarafından bu davayla ilgili oluşturulan hukuk metinlerinin tümü de reddini gerektirdiğini söylüyor. Haliyle Türk hukuk dünyasının tümü bu davanın zaten çoktan reddedilmesi gerektiğini tarif etmektedir."
Bir siyasi partiye üye olmayan birinin parti hukukuyla ilgili bir istemde bulunmasının imkanı olmadığını savunan Çağlayan, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin aynı hukuki nedene dayanan İstanbul İl Kongresi'nin davasında "mutlak butlan" halinin bulunmadığını, ceza davasının kongre süreciyle bağdaştırılamayacağını, bu konuların ispat kapsamı dışında kaldığını ve davayı reddettiğini belirtti.
Avukat Çağlayan, iptal davası açmak için de hak düşürücü sürenin geçtiğini, tüm bu nedenlerle davanın son aşamada reddedilmesi gerektiğini savundu.
Geçen celse delege imzasıyla toplanacak olağanüstü kurultay ve olağanüstü il kongreleri sonuçları ve burada oy kullananların listelerinin celbine karar verildiğini anımsatan Çağlayan, "Bu belgeler dosyaya girdi. İstanbul olağanüstü kongresiyle ilgili seçim kurulu, kongrenin devamına ilişkin kararlar vermiştir. Nitekim bu kongreler doğal delegeler oy kullanmadan değil, sadece iftirada bulunanlar bu süreçte adı geçenlerin hiçbiri oy kullanmadan gerçekleşmiştir. Haliyle yapılan ilk olağan kurultayın da dava edildiği gözetildiğinde CHP delegesinin talebiyle yapılan ikinci olağanüstü kurultayın varlığı inkar edilemez bir hakikattir." diye konuştu.
Siyasi partilerin iki yılda bir olağan kongrelerini yapmak zorunda olduğunu, CHP'nin bu yasal zorunluluğu yerine getirdiğini aktaran Çağlayan, bu davalarda amacın herhangi bir kongrenin yenilenmesi olmadığını, partiyi kimin yöneteceğine mahkemenin karar vermesi olduğunu, bu durumun da iyi niyet kuralıyla bağdaşmayacağını savundu.
Çağlayan, dosyanın reddedilmesini ve davanın konusuz kalmasına karar verilmesini talep etti.

Avukat Onur Yusuf Üregen dava dosyasında yer alan delillerden birden çok kişi tarafından işbirliği içerisinde ve planlı şekilde delegelere Özgür Özel lehine oy vermeleri için para dağıtıldığı, para alan delegelerden Özel'e oy verdiklerini kanıtlayacak şekilde fotoğraf çekerek kendilerine para verenlere gönderilmesinin istendiğini savundu.
Bu usulsüzlükler neticesinde kurultay iradesinin tamamen ihlal edildiğini belirten Üregen, Özel'in katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a CHP 38. Kurultayı'yla ilgili şaibe iddiaları bakımından "sana ne be sana ne" diye seslenerek kurultaydaki usulsüzlüğü ikrar ettiğini öne sürdü.
Üregen, beyanlarına şöyle devam etti:
"Sayın Özgür Özel, bu ikrar dışında çokça kurultay delegesi savcılık dosyasında öne sürmüş oldukları ifadelerini medya organlarında da dile getirmiş, kendilerine oy karşılığı para verdiği iddia edilen milletvekilleri ve parti yöneticileri kurultay delegelerinin bu beyanlarını hiçbir biçimde yalanlamamıştır. Eğer davalı taraf, dava konusu kurultayın iddia ettikleri gibi sakat olmadığına gerçekten inanıyor olsalardı, bu iddialarla ilgili şimdiye kadar defalarca açıklama ve ispat yollarını kullanırlardı.
Bugüne kadar ortaya koyduğumuz delillerle sabit olan en önemli husus, seçimli kurultayda hukuken korunabilir bir sonuç ortaya çıkmadığı, kurultay iradesinin tamamen ortadan kalktığıdır. Hukuk düzeninin kamu düzenini koruma işlevi ve kendi iç tutarlılığı bakımından kendisini ortadan kaldırabilecek düzeyde ağır ihlal içeren böyle bir girişimi yaptırıma bağlaması kaçınılmaz bir zorunluluktur."

CHP'nin Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından devlet tüzel kişiliği dışında en yüksek öneme sahip tüzel kişiliklerden biri olduğunu belirten Üregen, "CHP, iktidar partisi kadar önemli ve hayati fonksiyonlara sahiptir. Toplumsal yaşam ve kamusal düzen açısından bu denli hayati öneme sahip bir siyasi partinin karar organlarının 'meşru vasıta ve yollardan belirlenmesi', kamu düzenini korumak için olmazsa olmaz bir zorunluluktur." ifadelerini kullandı.
Avukat Üregen, hukukun gayri hukuki girişime kayıtsız kalamayacağını, hukuka aykırı fiillerle sakatlanan kurultayın "mutlak butlanla" batıl olduğunu ve hiç yapılmamış kabul edilmek ve tüm sonuçlarıyla hükümsüz addedilmek zorunda olduğunu kaydetti.
Kurultayın sonucu üzerinde hayati etkiye sahip İstanbul İl Kongresi'yle belirlenen 196 doğal kurultay delegesinin İstanbul Kongresi'nde büyük kurultaya benzer şekilde yapılan usulsüzlük nedeniyle görevden uzaklaştırıldığını dile getiren Üregen, Özgür Özel lehine oyunu değiştiren delegenin İstanbul delegesi olarak oy kullanma olanağı elde ederek büyük kurultay sonucunu sakatladığını savundu.
"Zehirli ağacın meyveleri de zehirlidir. Şaibeler ortadan kalkmadan, yapılacak her kurultay, her kongre, her seçim yok hükmündedir." ifadelerini kullanan Üregen, kurultayın "mutlak butlan" sakatlanmış olduğunu, bundan ötürü "yok hükmü"nde sayılacak olmasından önceki kurultayda seçilmiş Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki Parti Meclisi ve Yönetim Kurulu üyelerinin tedbiren görevlerine iadesini istedi.

CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleşen 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025'teki 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptaline ilişkin dava başladı.

Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki duruşmaya, CHP'nin avukatları Çağlar Çağlayan ve Mehmet Can Keysan ile kurultay delegelerinin avukatı Onur Yusuf Üregen katıldı.
Duruşma, avukatların beyanları alınıyor.
Duruşma öncesi, CHP parti temsilcileri ve davayı takip etmek isteyenler mahkeme önünde toplandı. Emniyet ekiplerinin mahkeme önünde ve adliyenin çevresinde güvenlik önlemleri aldığı görüldü.

Üç senaryo masada. Dava konusuz kaldığı gerekçesiyle reddedilebilir, erteleme de çıkabilir ya da mutlak butlan kararı verilirse Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin yeniden CHP'nin başına geçme ihtimali bulunuyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel, CHP 39. Olağan Kurultayı'nın, 28-30 Kasım tarihlerinde Ankara Arena Spor Salonu'nda yapılacağını bildirdi.

CHP'nin, 4-5 Kasım 2023'te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından usulsüzlük soruşturması başlatılmıştı.
Eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'teki kurultayının iptali için ayrı ayrı mahkemelerde dava açmıştı.
Açılan iptal davaları 14 Şubat'ta Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosyada birleştirilmişti. Davanın 30 Haziran'daki celsesinde mahkeme, ceza yargılamasına konu davadaki görevsizlik kararına yapılan itirazın sonucunun beklenmesine karar vererek, duruşmayı 8 Eylül'e bırakmıştı.
CHP avukatları, 4-9 Eylül'ün CHP'nin kuruluş haftası olduğunu ve parti tüzüğünün 86. maddesi gereği bu tarihlerde kuruluş etkinlikleri yapılacağını belirterek, 8 Eylül'deki duruşmanın ertelenmesini talep etmişti. Mahkeme, talebi makul bularak duruşmanın 15 Eylül'de görülmesine karar vermişti.
Mahkeme, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 12 sanığın yargılandığı Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dava ile CHP'nin İstanbul İl Kongresi'nde delegelere menfaat temin edilerek iradelerinin fesada uğratıldığı iddiasına ilişkin Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davanın karar ve gerekçeli kararının dava dosyasına kazandırılmasına hükmetmişti.
Ayrıca mahkeme, CHP'den 21 Eylül'de yapılacağı belirtilen olağanüstü kurultaya ilişkin delege listesinin birleştirme tutanaklarının, seçimde oy kullanan ve kullanmayan, seçime katılan katılmayan tüm delegelerin isim listesinin ve İstanbul il kongresinde seçime katılan katılmayan, oy kullanan kullanmayan delege listesinin istenmesine karar vermişti.