GeriGündem Liberaller paramparça
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Liberaller paramparça

Liberaller paramparça
refid:9585366 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

AKP’nin türban sorununu Anayasa değişikliği yaparak çözme adımı ile birlikte liberaller arasında başlayan tartışma ve bölünme, giderek derinleşiyor.

Radikal İki’de yazan E. Fuat Keyman ile Taraf’ta yazan Etyen Mahçupyan’ın girdiği sert polemik, Yeni Şafak’tan Ali Bayramoğlu’nun müdahil olmasıyla yeni bir aşamaya ulaştı. Ayşe Kadıoğlu ise tartışmanın taraflarını sağduyuya davet etti.

AKP’nin türban sorununu Anayasa değişikliği ile çözmeye çalışması, Anayasa Mahkemesi’nin açtığı kapatma davası, Ergenekon soruşturması ve Sevan Nişanyan’ın vukuatı, liberaller arasındaki görüş farklılıklarını derinleştirdi. E. Fuat Keyman’la Etyen Mahçupyan’ın liberallik-demokratlık-hükümet yanlısı olma tartışması, Ali Bayramoğlu’nun da dahil olmasıyla iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Koç Üniversitesi öğretim üyesi Prof. E. Fuat Keyman, Radikal İki’de, "Siyasi krizden çıkabilmek" başlıklı bir yazı yazdı ve isim vermeden Etyen Mahçupyan’ı ve onun temsil ettiği liberalleri eleştirdi. Keyman şöyle diyordu:

En iyi demokrat kim

"Demokrat olma ile hükümet yanlısı olmayı birbirine karıştıran, en iyi demokrat benim derken kendinden farklı düşünen demokratları eksiklikle ve Kemalistlikle suçlayan ve demokrat zihniyetlerinin mutlaklığını korumak adına kadına karşı şiddeti meşrulaştıran aydınlar da toplumsal uzlaşmanın zayıflamasına katkıda bulundular. Tüm bu zayıflamaya, Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanan sorunlar, belirsizlikler ve çifte standartlar da eklenince, Türkiye uzlaşmadan hızla siyasal krize itildi."

Keyman’a alaycı yanıt
/images/100/0x0/55ea83c3f018fbb8f884faee


Etyen Mahçupyan ise Taraf’ta, yukarıda alıntıladığımız satırların kendisini anlattığını belirterek, "Özeleştirimi yapıyorum" başlığı altında özetle şunları söyleyecekti: "Düşündüm de Keyman ne kadar haklı! Eğer kendisine demokrat diyen herkesi demokrat saysaydım, belki de toplumsal uzlaşma böylesine krize girmeyecekti... Hele demokrat olmayan kadınların bu niteliğini vurgulamanın kadına yönelik şiddetin meşrulaştırılması olacağını niye anlayamamıştım ki... Büyük toplumsal uzlaşma meğerse avuçlarımın içindeymiş. Biraz faydacı bakabilsem, şu demokratlığa iki katre saldırganlık, bir tutam oportünizm atabilsem meğerse memlekete nasıl da yararlı olabilirmişim! Keyman’ın AKP yapınca eleştirdiği, ancak kendi cemaati için gayet uygun gördüğü bu tür araçsal bakışa pek yatkın değilim herhalde. Keyman yazısını ’İlk iş olarak, farklı düşünceleri ötekileştirmek yerine kendimizi eleştirmekle başlayabiliriz’ diye bitirmişti. Ben de onu yapmaya çalıştım... Gene de galiba fazla ilerleyemedim. Belki de arkadaşların beni artık bu tür bir cemaatten saymamalarında yarar var. Kendimi düzeltemiyorum, bari onlara ve Türkiye’nin müstakbel toplumsal uzlaşmasına zarar vermeyeyim."

Bayramoğlu müdahalesi

Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu da tartışmaya müdahil olarak Mahçupyan’ın yanında yer alacaktı. Bayramoğlu’nun seçtiği sıfatlar, tartışmanın düzeyi konusunda soru işaretleri yaratacak kadar vahimdi aslında: "Hırsı aklının önüne geçen, kendi kavramsal oyuncaklarını gerçek sananlar da var... Türkiye’de yaşanan krizin sorumlularını 1. Ergenekoncular, 2. AK Parti politikaları, 3. ’Demokrat olma ile hükümet yanlısı olmayı birbirine karıştıran, en iyi demokrat benim derken kendinden farklı düşünen demokratları eksiklikle ve Kemalistlikle suçlayanlar...’ diye sıralayan Fuat Keyman gibiler var... Sadece düşüncede sakillik değil, aynı zamanda kötü bir pusu... Değil mi ki Keyman demokratları suçladığı cümlenin sonuna, feministlerle sert bir tartışma yürüten Etyen Mahçupyan’ı kastederek, ’demokrat zihniyetlerinin mutlaklığını korumak adına kadına karşı şiddeti meşrulaştıran aydınlar da toplumsal uzlaşmanın zayıflamasına katkıda bulundular’ cümlesini ekleyebilmiş... Anlamak zor değil... Bu, o kokmaz bulaşmaz kesimin ruhunu resmetmektedir..."

Maço bir tartışma

KAVGANIN şiddetlendiğini gören Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu, Taraf’ta, tarafları sağduyuya çağıran bir yazı yazdı. "Neden Gri’de kimse yok" başlıklı yazı, hem atvır alıyor, hem de alınan tavırların üslubunu eleştiriyordu: "Tartışmada tarafların dostlarım olması işin birinci yanı. İkincisi önemli nokta ise, tartışmanın, olaylara ip göğüslemeci bir açıdan bak(a)mayan kadınların sağduyusuna gereksinimi var diye düşünüyorum. Süregiden tartışma fazlasıyla erkekçe... Bu saldırganlığın arkasında ’futbol kültürü,’ ’maçoluk,’ hatta sevgili dostlar kusura bakmayın ama- fazlasıyla erkekçe bir kazanma, ipi en önde göğüsleme ile kafayı bozma durumu var. Biz kadınlar trafikte ve hayatta sollanmaya alışık olduğumuz için, bu ip göğüsleme işinde egemen olan yarışmacı havaya o kadar kolay giremiyoruz. Belki de bu yüzden, sürecin kendisine de, en az sonuç kadar önem vermeyi becerebiliyoruz. Süreçler önemli. Olağanüstü dönemlerde bile bunu hatırlamakta fayda var."
False