Kızım olsaydı mutlaka okuturdum

Güncelleme Tarihi:

Kızım olsaydı mutlaka okuturdum
Oluşturulma Tarihi: Mart 29, 2021 07:00

Aile Meclisi bu hafta AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir ve eşi Necla Özdemir’in evlerine konuk oluyor. Toplumun genelindeki geniş kitleye rağmen Meclis’te az sayıda temsil imkânı bulan engelli vekillerden Hacı Ahmet Özdemir, akademisyen kökenli. Üç çocuk ve altı torunla genişleyen ailelerine konuk olduk. Necla Özdemir “Okutsalardı doktor olmak isterdim. Kızım olsaydı herkese direnir yine de okuturdum” diyor.

Haberin Devamı

EVE GİRME İZNİ

Sizi tanıyalım. Kimdir Necla Özdemir?

1962 Ankara doğumluyum. Ortaokulu ve liseyi dışarıdan bitirdim. Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi’nde okudum. Hafızlık eğitimi aldım. Kuran kursunda iki yıl hocalık yaptım. Okutsalardı doktor olmayı çok isterdim ama hayalimi büyük oğlum gerçekleştirdi. Kızım olsaydı okuturdum, herkese direnir yine de okuturdum, hep arkasında dururdum.

Nasıl tanıştınız?

Necla Özdemir: Görücü usulü evlilik bizimki. İlk geldiklerinde gördüm Ahmet Bey’i, babam tutucu, sıkıcı değildi. Biliyordum tabii görücü geleceğini. Heyecanlıydı, girdim bir çay verdim ikinci olmadı. İçerisi çok kalabalık bakamıyorsun ki (Gülüyor). 35 yıl olmuş, o zaman öyleydi. Babam bana sordu, fikrimi aldı. Olur veya olmaz bilemiyordum, o an akışına bırakmıştım. Bir hafta sonra söz için geldiler; 85 yılının temmuz ayıydı. İkinci gelişlerinde söz kesildi. Babam ablamın eşini hiç sokmamıştı eve. Bir kere görmeye geldiklerinde girebilmişti eniştemiz eve. Babamı 40 günlüğüne görevli olarak Hacca göndermişlerdi. Babam giderken annem sormuş, ‘Hacı, yeni damat ne yapacak’ diye. Babam da ‘İstediği gibi gelsin gitsin, yemeğe de gelsin oturmaya da gelsin’ dedi. Ahmet’in eve giriş çıkışına izin çıktı. O günler her ikimiz için de çok kıymetliydi.

Haberin Devamı

Hacı Ahmet Özdemir: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okuyordum. Aileden baskılar olmaya başladı ama benim o sırada Suriye’ye gitme durumum vardı, biraz ertelemek istedim. Ankara’da Demetevler’de Öz Elif Sitesi var. Öyle tahmin ediyorum ki, şu anda iktidarda Öz Elif Sitesi’nde oturmuş olanlardan çok fazla insan vardır. Biz de Öz Elif Sitesi’nde oturuyoruz öğrenci olarak. Geniş bir çevremiz var. Dergi çıkardığımız arkadaşlarımız bahsetti, ‘Şöyle şöyle bir aile var’ diye. Aileler tanıştı, biz tanıştık. Arkadaşların, ailelerin, bizden büyüklerin çok yanlışlık yapmayacağına inanıyordum. Onlara güvenerek çıktık yola. Kader hayatlarımızda belirgin rol oynuyor. İnsanoğlu plan yaparmış, kader de geriden kıs kıs gülermiş.

SURİYE’DE BALAYI

Necla Özdemir: Temmuzun 22’sinde nişan, söz oldu; ekim ayında da evlendik. Elimizin kınasıyla, 13 günlük evliyken Suriye’ye gittik.

Haberin Devamı

Hacı Ahmet Özdemir: Balayına Suriye’ye gittik. Suriye bize balayı oldu.

Yeni evli çift neler yaşadı Suriye’de?

Necla Özdemir: Suriye’ye gidişimiz için gün saydım ben. 24 saat süren bir yolculuğun sonunda ulaştık Şam’a. Okumayı çok seven birisiyim, kitap okumayı çok severim. Ahmet ile birlikte Şam’da Arap Dili Enstitüsü’ne ben de gittim. Her sabah kalkar okula giderdik. Farklı sınıflarda olduğumuz için teneffüslerde kantinin önünde buluşurduk. Okul nedeniyle bana Şam’da yaşam şenlik gibi gelmişti. 8 ay kaldık. Ailemden ilk defa ayrıydım. Çok zordu haberleşmek, mektup yazıyorduk. Halen mektupları saklarız. Yazı yazmayı çok severim. Kendimi bildim bileli günlük tutarım ve 30 yıl önceyi de hatırlarım; böyle de kötü bir özelliğim var. 

Haberin Devamı

YEMEK İŞLERİ BANA KALDI

Hacı Ahmet Özdemir: İki kişi gittik üç kişi döndük. Necla Hanım Şam’da okula giderken hamileydi. Kokulara hassasiyeti oluşmaya başlayınca yemek işleri bana düştü. Evliliğimizin ilk zamanlarında yemekleri ben yaptım.

Necla Özdemir: Patates yemeğini, fasulyeyi çok güzel yapıyordu. Öğrenci evlerinde kaldığı için el yatkınlığı vardı. Sanırım biraz da genetik. Kızım yok ama oğullarımın üçü de mutfakta başarılıdır, bana da yardımcı oldular her zaman.

BİR ODADA ÇOCUKLAR BİR ODADA O DERS ÇALIŞIRDI

Necla Özdemir: Oğullarım ile birlikte Ahmet Bey’i de okuttum. Hep söylerim, ben dört çocuk okuttum. Yüksek lisans, doktora, tezler, sınavlar... O bir odada, çocuklar bir odada ders çalışırlardı. Disiplinlidir, dikkatini dağıtamazsınız. Onca yoğunluğun ardından da siyasete başladı. Her zaman olduğu gibi destek verdim. Siyasete benim de merakım var ama ben geriden takip etsem daha iyi. Bir evden bir kurban yeter (Gülüyor). Birkaç seçim çalışmasına katıldım, mitinglerde yanında oldum ama benden bu kadar.

Haberin Devamı

Kızım olsaydı mutlaka okuturdum

OKUMA ODASI

NECLA Özdemir her fırsatta dile getirdiği okuma, yazma ve araştırma aşkı için kendisine küçük bir oda dizayn etmiş. Hemen her eşya pembe ve tonlarından oluşuyor. Necla Özdemir bu odada saatlerce gazete okuyor, çocuk yaşlarında başladığı günlük tutma alışkanlığını sürdürüyor, roman sayfalarının arasında bambaşka hayatlara tanıklık ediyor. Kimi zaman odasında eşi Ahmet Bey’i de ağırlıyor. Teknolojiyle arasında ise sağlam bir bağ varmış. Sosyal medyayı takip eden hatta zaman zaman gündemdeki konular hakkında eşini uyaran Necla Özdemir, Ahmet Bey’in basın danışmanı gibi çalışmaya başlamış.

Haberin Devamı

RİZE’YE ÖZLEM
Dergicilik, akademi, siyaset...

Hacı Ahmet Özdemir: İstanbul’da dergicilik yaptım. Bir süre sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’na geçtim. 88’de Kocaeli’nin Körfez ilçesinde göreve başladım. 10 yıl Diyanet’te görev yaptım. Radikal bir kararla üç çocuk, hanım Rize’ye gittik. Karadeniz Teknik, Rize, Selçuk, Konya ve Necmettin Erbakan üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalıştım, yönetim kademelerinde yer aldım. Türkiye Yazarlar Birliği’nce inceleme dalında 2015 Yılın Yazarı ödülüne layık görüldüm. Sonra siyasete başladım. Gençliğimde Millî Selamet Partisi’nde başladığım siyasete yıllar sonra AK Parti’de devam etme imkânı buldum. 7 Haziran 2015’te parlamentoya girdim. Üç dönemdir Meclis’teyim.

Necla Özdemir: Rize’yi çok sevdim. Ne İstanbul ne Ankara ne de Konya... Rize hayatımın en güzel günlerine ev sahipliği yaptı. Halen Rize’nin hava durumunu takip ederim. İnsanları çok mertti, iyi komşularım vardı. 11.5 yıl kaldığım Rize’den ayrılmak çok zor oldu. Şimdilerde artık sadece gezmeye gidiyorum, dost ziyaretlerine.

HER ANI KAYDEDERİM

Birlikte neler yaparsınız?

Necla Özdemir: En büyük keyfimiz gezmek. Pandemi gezintilerimizi sekteye uğrattı ama telafi edeceğiz. Haziran ayı geldiği anda plan yapmaya başlarız. Haziran aylarında tatil aşkı gelir hanemize. Haber izler, dizi seyrederiz. Benim seyretiğim dizilerden pek memnun kalmaz kendisi; ‘Bunlar yine aynı yerde duruyor. Bir hafta sonra baksam yine aynı yerdeler’ der. Günlük tutarım, yazarım, kafamı böyle boşaltırım. İlk defa geçtiğimiz ay 15 gün yazamadığım bir zaman dilimi oldu. 15 gün sonra, geçen her günü dakikası dakikasına günlüğüme aktardım. Geriye dönük hatırlamalarım, tarihler... Her anı kaydederim. Unutmayı öğrenmem lazım. 

Birbirinizi anlatır mısınız?

Hacı Ahmet Özdemir: Sabırlı yönleri, öfkeli yanları vardır. Öfkelenmeyen insan var mıdır? Aileye düşkünlüğü, çocuklara ve torunlara sevgisi paha biçilemez. Onlara karşı en ufak bir tehlike hissettiğinde yırtıcı bir kartal olur. Farklı özellikleri var hepsini saymak çok zor ama mutluyuz çok şükür. Çatışma noktamız yok. Zorlandığım tek şey Necla Hanımın telefonu hep meşguldür. Üst düzey haftalık olağan görüşmeler gibi, Necla Hanım da sürekli anlık olağan görüşmeler yapar.

Necla Özdemir: Titizdir, çalışmayı sever. Her şey doğru olacak, eğri büğrü değil dümdüz olacak. Yalanı sevmez. Sadece titizliği yormuştur, seçiciliği. Zorlandığım zamanlar oldu ama çocuklarla birlik olup üstesinden geldik.    

ENGELİ ENGEL GÖRMEDİK

İKİ buçuk yaşında çocuk felci geçiren Ahmet Özdemir, bedensel engelini hiçbir zaman engel olarak görmemiş. Evde başlayan eğitim hayatına annesinin sırtında taşıdığı okulda devam etmiş. Bedensel engelinin yol açtığı zorlukları yenerek profesörlüğe kadar yükselen ve Meclis’in akademisyen kökenli vekilleri arasında yerini alan Ahmet Özdemir, şunları anlatıyor: “Çocuk felcine yakalanmamak için üç damla aşıyı kristal şekere damlatıp ağzımıza koysalardı şu anda biz de sağlıklı olacaktık. Zor zamanlardı, yokluk dönemleri, aşının bulunup bulunmadığı yıllar. Böyle bir şey yaşamışız. Ama o kadar huzurlu ve rahat düşünebiliyorum ki, mesela sağlıklı bir birey olsaydım muhtemelen köyümden çıkmaz çiftçilik yapardım. Potansiyelim var severim toprağı. Allah böyle açıyor belki de yolları, bilemiyoruz. Engelliğini inkar etmek değil ama hiç benim gündemimde olmadı.”

Kızım olsaydı mutlaka okuturdum

MUTFAKTA USTA

AHMET Özdemir, evliliklerinin ilk aylarında eşinin hamileliği nedeniyle başladığı mutfak macerasına şimdilerde de devam ediyormuş. Öğrenci evlerindeki yaşamı nedeniyle el yatkınlığı olan Ahmet Özdemir, Rize ve İstanbul’da uzun süre yaşadıkları için özellikle balık ve salata konusunda ustalaşmış.

BAKMADAN GEÇME!