Kesik yedi bacak Türkiye'nin ilk gerçek seri katilinin işi

Güncelleme Tarihi:

Kesik yedi bacak Türkiyenin ilk gerçek seri katilinin işi
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 11, 2002 23:20

İstanbul'un çeşitli semtlerinde 7 ayrı kişiye ait kesik bacak bulundu. İki yıl içinde bulunan bu bacaklar yedi cinayet anlamına geliyor. Şimdiye kadar kesik bacaklardan sadece birinin sahibinin kimliği tespit edilebildi. Altı bacağın ne sahipleri ne de vücutlarından geriye kalan herhangi bir parçaya ulaşılamadı.

Kesik bacakların ilki 2000 yılının ocak ayında Eminönü Mısır Çarşısı yakınlarında bulundu. Sonuncusu ise geçtiğimiz temmuz ayında Maltepe'de sahilde. Adli Tıp Kurumu'nda yapılan DNA testleri sonucunda bacakların ikisinin erkek, beşinin de kadınlara ait olduğu anlaşıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Masası dedektiflerinin yoğun çalışmalarına rağmen katilin kimliğine dair bir ipucuna ulaşılabilmiş değil. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürü Şahin Yılmaz ile Cinayet Masası'nın efsanevi şefi Mehmet Şahne, özel bir ekip kurarak tüm bulgu ve bilgileri tek merkezde topluyor. Bu bilgiler aramızda dolaşmaya devam eden katilin yakalanmasını sağlayacak. Ama şimdilik İstanbul'un orta yerinde bulunan yedi kesik bacak, sırrını henüz koruyor. Katil (ya da katiller) İstanbul'un karanlık sokaklarında kendilerine belki de yeni kurbanlar arıyor...

KADIN BACAKLARI KALÇADAN USTACA KESİLMİŞTİ

Kadın bacakları anatomik sınırlara dikkat edilerek ustaca kesilmiş.

Dört kadın bacağının aynı yerden ve düzgün şekilde neşter, kretuar ya da ustura gibi hassas bir kesici aletle kesilmiş olması, büyük bir özenle uzun zamana yayılarak kesilmesi seri bir katille karşı karşıya olduğumuzu düşündürüyor.

Kadın bacakları bakımlı, bazıları pedikürlü ve ojeli.

Bacaklardan yola çıkarak kurbanların genç yaşta olduğu tespit ediliyor.

Erkek bacakları daha rastgele ve gaddarca gövdeden ayrılmış.

Erkek bacaklarının dizden itibaren satırla ya da testereyle kesilmiş olması erkek cinayetlerinin başka bir katilin işi olabileceğini akla getiriyor.

Son iki yıl içinde İstanbul'da bulunan çeşitli vücut parçaları bu bacaklarla hiçbir uyum göstermedi. Yani katilin diğer vücut parçalarını ne yaptığı da esrarını koruyor.

KATİL ANATOMİ BİLGİSİNE SAHİP BİRİ Mİ?

Özellikle dört kadının bacaklarının kalçalarından, anatomik sınırlarına dikkat edilerek titizce kesilmiş olması katilin anatomi bilgisine sahip biri olduğunu düşündürüyor.

Anatomi bildiği varsayılan kasap, celep, veteriner, doktor, cerrah olabilir. Ya da bu mesleklerin icra edildiği yerlerde çalışmış biri.

Dedektiflerin araştırması katilin, kadın bacaklarını yavaş yavaş kestiğini gösteriyor. Eminönü'nde denizden çıkarılan ve aynı kadına ait iki bacağın milimetrik olarak aynı yerden kesilmesi bu işlemin uzun sürede yapıldığını gösteriyor. Bu da seri katillere özgü hastalıklı bir ruh durumu.

Son bulunan bacak, diğerlerine göre daha ustaca kesilmiş. Muhtemelen sıcak su dolu bir küvette kanı süzülmüş. Bu da katilin her cinayette daha da ustalaştığına işaret ediyor.

İstanbul'dan uzaklaşmıyor. Eminönü, Beyoğlu, Unkapanı, Eyüp gibi en merkezi semtlerde dolaşıyor. Bacakları buralara bırakarak bir eşkenar üçgen coğrafyası içinde kalıyor.

Bacakların kesildiği gövdelere dair hiç ipucu olmaması katilin planlı hareket ettiğini gösteriyor.

1- İLK KESİK BACAK EMİNÖNÜ’NDE ÇÖPLÜKTE

Tırnaklar pedikürlü, bacak tüysüzdü

8 Ocak 2000 sabahı, Mısır Çarşısı'nın arka sokaklarında, çöp içindeki kağıtları toplayan biri, çöplükte kan lekeleri farketti. Elini çöp yığınlarının içinde gezdirince kanlı, yumuşak bir cisimle karşılaştı. Çöplerin arasından çıkarınca bunun bir kadın bacağı olduğunu anladı. Hemen devriye gezen Yeşildirek Karakolu ekiplerine haber verdi. Adli Tıp, bacağın 26-27 yaşında genç bir kadına ait olduğunu, kalçadan itibaren düzgün bir şekilde kesildiğini ve parçalama işinin en erken 24 saat ile en geç üç gün önce gerçekleştirilmiş olduğunu saptadı. Bacak oldukça bakımlı ve tüysüz tırnaklar pedikürlüydü.

2- İKİNCİ KESİK BACAK EMİNÖNÜ SAHİLİNDE

Tuzlu suda kaldığı için ne zaman kesildiği anlaşılamadı

19 Mayıs 2000, sabah 06.00. Eminönü motor iskelesine yanaşan ilk teknenin çımacısı halatı iskeleye bağlıyordu. Kaptan, ‘‘Teknenin baş ucundan gelen sesi duymuyor musun? Gövdeye bir şey çarpıp duruyor, git bak’’ dedi. Çımacı sesin geldiği yöne eğilip denize baktığında gülümseyerek, ‘‘Bu sabah kısmetimize bir manken bacağı çıktı’’ diye seslendi. Motora çarpan cismi vitrin mankeni bacağı zannetmişti. Haklıydı. Fildişine çalan beyaz renkteki bu bacak ilk bakışta cansız manken bacağını andırıyordu. Beden parçalarına kalçadaki oynak kısımdan monte edilen bu bacaklar, tıpkı denizden çıkan parçaya benzerdi. Kaptan, çengelli sopayla bacağa dokununca gerçek bacak olduğunu anladı. Yeşildirek Karakolu'na bildirdi. Bu arada yolculardan biri kıyıdaki yanaşma lastikleri önünde ikinci bir bacak olduğunu gördü. Adli tıp uzmanlarının yaptığı araştırmayla bacakların 25-30 yaşlarında bir kadına ait olduğu tespit edildi. Tuzlu suda kaldığı için tam olarak ne zaman kesildiği anlaşılamadı ama bir hafta ila 10 gün içinde parçalanmış olabileceği tahmin edildi. Muntazam ölçülere sahip, bakımlı ve koyu kırmızı ojeli. Ama sahibinin sosyal statüsü hakkında fikir yürütmek için yeterli değil. Cinayet masası, kayıp ihbarlarını tarayarak verilere uygun bir kişinin kimlik bilgilerine ulaştı. Taksim-Aksaray hattında fahişelik yapan Sevim Işık'a ait olabilirdi. Ama aile bulunamadığı için gerekli testler yapılamadı. Tıpkı diğer altı bacak gibi sahipsiz bir şekilde kimsesizler mezarlığına gömüldü.

DÜNYADA UZMANLAR SERİ KATİL PROFİLİNİ NASIL ÇIKARIYOR?

Polis kayıtlarına geçmiş 200 seri cinayetin yüzde 75'i ABD’de işlenmiş. Bu suçla baş etmek için en çok Amerikan federal polis örgütü FBI uğraşıyor. FBI'ın merkezinde psikiyatri ve kriminoloji uzmanlarından oluşan özel bir birim var. Seri katil profili çıkarma işini ilk geliştiren de bu birimin eski şefi Robert K. Ressler. Ressler, 17 kişiyi kesip yiyen ve sonra yakalanan Jeffrey Dahmer'la hapisteyken yaptığı uzun konuşmalardan da yararlanarak bütün birikimini emekli olduktan sonra yazdığı ‘‘Canavarın İçinde Yaşadım’’ adlı kitapta topladı. Birisinin ‘‘seri katil’’ olması için, belli aralıklarla benzer en az üç cinayet işlemesi gerekiyor. Kurbanlar tesadüfen seçiliyor. Cinayetin çıkar ya da intikam gibi ‘‘olağan’’ dürtülerle değil, katilin cinsel dürtülerini tatmin için işlenmesi şart. Seri katiller çoğunlukla erkek, ortalama 30 yaşlarında, normal, hatta üstün zekalı kişiler. Seri cinayet profilcileri, cinayetlerin ayrıntılarını inceleyerek, katilin geride bıraktığı ‘‘imzayı’’, yani cinayetleri birbiriyle bağlamaya yarayan özellikleri (tek bacak gibi) çözümleyerek, onun tipini belirten bir rapor yazıyor. Bu profilde, katilin hangi ırk, cinsiyet, yaş ve meslek grubundan (doktor ve cerrahlar arasından çok seri katil çıkıyor) olduğu, medeni durumu, işsiz olup olmadığı, çocukluğunda nasıl istismar edildiği şaşırtıcı bir kesinlikle belirtiliyor. Bu profil, polis teşkilatının katili yakalamasına yardımcı oluyor.

3- ÜÇÜNCÜ KESİK BACAK EYÜP'TE

Günde sekiz saat çalışan biri

7 Aralık 2000'de okula giden bir grup lise öğrencisi tarafından bulunan bacağın sahibi de 22-24 yaşlarında genç bir kadın. Bakımlı bacak, hafif dolgun hatlara sahipti. Bir önceki gibi kalçadan muntazam kesilmişti. Cani anatomik sınırlara dikkat etmişti. Bacak birkaç gün önce kesilmişti. Ve günde 7-8 saat ayakta iş gören biri olabilirdi.

4-5 UNKAPANI’NDA

Poşetler içinde 50 metre arayla bulundular

12 Mart 2001'de Haydar semtinin Unkapanı'na bakan tarafında birbirinden 50 metre uzaklıkta iki bacak ortaya çıktı. Poşetlere konulmuş olan bu bacakların biri 20-22 yaşları arasında bir kadına, ikincisinin ise 25-30 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu saptandı. Her iki bacak da diz hizasından kesilmişti ama erkeğin bacakları biraz daha hoyratça, kadınınkiler ise daha itinayla gövdeden ayrılmıştı. Erkeğin kan örneklerinde hem alkole hem de hafif uyuşturucu emarelerine rastlandı.

6- BEYOĞLU TÜNEL’DE

Bulunan bacak, hukuk öğrencisi Yasemin'in

22 Mart 2001'de Tünel'de bulunan ve Yasemin Durgun'a ait olduğu saptanan bacak da yine kalçadan kesilmişti. Bacağın çöpe atılmadan önce muhtemelen bir küvette sıcak suyun içinde bekletildiği ve kanının temizlendiği belirlendi. Çantası bacağının bulunmasından iki gün sonra Gümüşsuyu Parkı'nda bulundu. Telefonu dışında hiçbir şey çalınmamıştı. Telefonu da daha sonra Tahtakale'de seyyar tezgahlarda satılırken bulundu. Araştırmalar sürüyor.

7- MALTEPE SAHİLİNDE

Bacaktan yoğun alkollü olduğu anlaşıldı

20 Temmuz 2001'de Maltepe sahil şeridinde bulunan bacak, 30-35 yaşlarında bir erkeğe aitti. Yoğun alkol bulgusuna ulaşıldı. Bacak üzerinde yapılan incelemelerde, sahibinin daha çok hafif işlerde çalıştığı anlaşıldı. Bu bacak da diğer erkek bacağı gibi diz hizasından, adeta parçalanarak kesilmişti.

Yasemin yaşasaydı hakim olacaktı

Yasemin Durgun, 4 Eylül 1983'te Sivas'ta doğdu. O doğduğunda babası devlet hastanesinin biraz ilerisindeki meydanda sükunet içinde akıp giden trafiği yönetiyordu. Sabri Durgun (43) polis imtihanlarına girip kazanmış ve trafik polisi olarak memuriyet hayatına başlamıştı. Askerden sonra Ayşe Hanım'la evlenmişti. Yasemin bir buçuk yaşındayken kızkardeşi doğdu. Yasemin, liseye babasının dördüncü görev yeri olan Bandırma'da başladı. Sabri Bey o zamanları hüzünle hatırlıyor: ‘‘Bazen ona 'kızım fazla çalışıyorsun, çık biraz da arkadaşlarınla dolaş' derdim. Ama dersleri bitmeden masadan kalkmazdı. Sonunda hedefini tam 12'den vurdu. Hukuku kazandı.’’ Babasıyla birlikte kayıt yaptırmak için İstanbul Üniversitesi'ne adım attıklarında Yasemin'in başı göklere değiyor gibiydi. Fatih'teki Polis Öğrenci Yurdu'na da kaydını yaptırdıktan sonra Yasemin'in üniversite ve İstanbul hayatı başladı. İstanbul'un kendisine ne kötü sürprizler hazırladığından habersiz bu zalim şehri seviyordu. Çanakkale'deki köylerinden tanıdığı tıp fakültesinde okuyan bir erkek arkadaşı vardı. Ama ne olduysa oldu, gönlünü kaptırdığı bu genç adam, ‘‘Okul hayatımızı aksatır, geleceğimizi etkiler’’ gerekçesiyle Yasemin'i terk edip gitti. Yasemin, onu unutamadı. Bu arada aynı yurtta kalan ve kendisi gibi polis çocuğu olan A.S. adlı gençle yakınlaştılar.

Aynı yurttan, S.N. adlı bir kızla da samimi arkadaş olmuştu. S.N. Beyoğlu'nda oldukça karanlık bir erkekle arkadaşlık ediyordu. Yasemin'e bu arkadaşını tanıştırdı, ama Yasemin, onu çevresini sevmemişti. Bir gün, kız kardeşine S.N. ile küstüklerini söyledi. Sonra araları düzeldi ama artık eskisi kadar yakın değillerdi. 20 Mart 2001 akşamı, S.N. Yasemin'i cep telefonundan arayarak, o gece yurda gelemeyeceğini, kendisi yerine yoklama defterine imza atmasını istedi. Yasemin olmaz deyince de S.N. 23.00 civarında yurda geldi.

EN SON FATİH PTT’SİNDE GÖRÜLDÜ

Ertesi gün Yasemin'le erkek arkadaşı A.S. okuldan çıktılar. Saat 12.00 civarıydı. Yasemin'in cep telefonunun şarjı bitmişti. A.S.'ye Başbakanlık bursunu kazandığını ve bursla ilgili evrakları Ankara'ya göndermek üzere Fatih Postanesi'ne gideceğini söyledi. Sonra yurda dönüp telefonunu şarj edecek ve sevgilisiyle 15.00'te buluşacaktı. A.S'nin postaneye birlikte gitmek teklifini de gereksiz diyerek reddetti. Yasemin o gün en son 14.00 civarında Fatih Postanesi'nde görüldü. Ondan sonra da ortalıktan kayboldu. A.S. buluşacakları yerde bir saatten fazla bekledi, sonra yurda dönerek arkadaşlarına Yasemin'i sordu. Hayır, Yasemin'den kimsenin haberi yoktu. 23.00'te yurttaki odasına dönmeyince arkadaşları idareye bildirdi. Yurt idaresi durumu, İstanbul Emniyeti'ne rapor etti.

Ortadan kaybolduğu günün gecesi (21 Mart'ı 22 Mart'a bağlayan gece) 02.00 civarında çöpçüler Tünel'deki Yemenici Sokağı köşesindeki çöpleri topluyordu. Çöplerin arasında büyükçe bir poşetin delik olan tarafından, parmağa benzeyen bir şeyler fırlamıştı. Gözlerine inanamadılar ama poşeti açınca gördüklerinin doğru olduğunu anladılar. Poşetin içinde, kalçadan itibaren muntazam bir şekilde kesilmiş bir kadın bacağı çıktı. Durumu hemen, Beyoğlu Emniyeti'ne bildirdiler. Olay yerine gelen sivil dedektifler, poşetteki kadın bacağını Adli Tıp morguna kaldırdı. Ekipler alarma geçirildi ve bacağın bulunduğu yerde geniş bir alan taraması yapıldı. Sabaha kadar süren araştırmalardan bir sonuç alınamadı.

YURDA GELEN ESRARENGİZ TELEFON

Beyoğlu Emniyet Müdürü Aykut Baltacı, tüm kayıp listelerini gözden geçirdi. Listede Yasemin'in adı da vardı. Polis Yurdu ve Yasemin'in babasıyla irtibata geçti. Yasemin'in yurttan gelen arkadaşları ve babası kesin teşhiste bulunamadı. Babası DNA testi önerisini önce reddetti. Sabri Durgun, kızının böyle vahşi bir cinayete kurban gitmiş olabileceğine ihtimal vermiyor, acı gerçeği kabullenmek istemiyordu.

Yasemin'in ortadan kaybolmasının üzerinden dört gün geçti. 25 Mart akşamı yurtta bulunan dört ankesörlü telefondan biri çalmaya başladı. Bir kız öğrenci telefonu açtı. Karşısında ya alkollü ya da 'piskopat sesli' birisi vardı ve ‘‘O kızı aramayın bulamazsınız’’ diyerek küfretmeye başladı. Kız telefonu kapatarak, idareye gitti, anlattı. Aynı telefon iki dakika sonra tekrar çaldı. Bu sefer telefonu açan diğer öğrencinin karşısında da aynı ses vardı. Aynı sözleri tekrar ederek küfürlerini sürdürdü.

Bir müddet sonra Sabri Bey, DNA testi yapılmasını kabul ederek Fatih Savcılığı'na başvurdu. Kesik bacaktan alınan DNA örnekleri, Sabri Bey'den alınan örnekle karşılaştırılınca gerçek ortaya çıktı: Bacak Yasemin'e aitti...

AİLESİ ONU ÖZLÜYOR

Yasemin'in trafik polisi babası Sabri Durgun ile yaşadığı Bandırma'da konuştuk. Derslerinde başarılı, çevresinde sevilen, öğretmenlerinin takdir ettiği Yasemin'i çok özlüyorlar.

DEDEKTİFLER İHBARLARI BEKLİYOR

Araştırmalar, yedi kesik bacaktan altısının bulunduğu Eyüp, Unkapanı-Haydar, Eminönü ve Beyoğlu-Tünel coğrafyasını merkez alarak yürütülüyor. Cinayet Masası ekipleri bu araştırmalarda, bugüne kadar geliştirilmiş tüm teknikleri kullanıyor. Operasyon için hedef seçilen binalarda tüm duvarların 'röntgeni' çekiliyor. Ultraviyole ışınlarıyla çekilen fotoğraflarda boyaların arkasındaki tüm kan lekeleri tespit edilebiliyor. Dedektifler son iki yılda İstanbul'da ortaya çıkan tüm vücut parçaları hakkındaki bulguları tek merkezde topladı. Ama, bulunan hiçbir parça yedi bacağın DNA örnekleriyle uyumlu değildi. Polis, sadece 22 Mart 2001'de Tünel'de ortaya çıkan bacağa ait kimlik bilgilerine ulaşabildi. Cinayet Masası'nın 0212 214 40 36 numaralı telefon hattı 24 saat açık ve ihbarları bekliyor.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!