Güncelleme Tarihi:

Ressam Hasan Pekmezci, 12 Eylül darbesi sonrası Ankara Yarıaçık Cezaevi’nde bulunan, 1926 tarihli ve ressam İbrahim Çallı imzalı 140x140 santimetre boyutundaki Atatürk portresinin, resmi kayıtlarda yer almasına rağmen günümüzde kayıp olduğunu iddia etmişti. 2 Ocak 1948 tarihinde 384 demirbaş numarasıyla ıslahevi envanterine kaydedildiğini de aktaran Pekmezci ancak portreyi yerinde görmek için başvuru yaptığında başvurusunun kabul edilmediğini vurgulamıştı.
MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI
Yeni Parti İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, kayıp Atatürk portresinin akıbetini, bir soru önergesi ile Meclis gündemine taşıdı. Ösen, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması üzere TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergede şunları kaydetti:
“Ankara Yarıaçık Cezaevi’nde çalışan personellerin ise mevcut portreyi hiç görmedikleri iddiaları bulunmaktadır. Cumhuriyet tarihimizde sanatsal ve tarihsel açıdan yüksek bir değere sahip olan bu eserin akıbetinin belirsizliği; kamuya ait kültür varlıklarının korunması, kayıt altına alınması ve denetlenmesi konularında gerekli özenin gösterilmediği hususunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Bu portrenin kayıp olduğu iddiaları gerçeği yansıtmakta mıdır? İbrahim Çallı imzalı Atatürk portresinin bugün itibarıyla bulunduğu yer tespit edilmiş midir? Edilemedi ise eserin kaybolması ile ilgili bir soruşturma başlatılmış mıdır? Soruşturma başlatılmadı ise gerekçesi nedir?”
Ösen’in önergesini yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ressam İbrahim Çallı imzalı Atatürk portresine ilişkin olarak, Bakanlık Güzel Sanatlar Müdürlüğü ile bağlı müze, koleksiyon ve depo envanter kayıtlarında gerekli inceleme yapıldığını aktararak, “Yapılan inceleme sonucunda bahsi geçen eserin geçmiş yıllarda genel müdürlük bünyesinde yer alan müze, koleksiyon veya depoların envanterinde kayıtlı olduğuna dair bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Söz konusu eserin, genel müdürlük envanter kayıtlarında hiçbir zaman yer almamış olması nedeniyle soruşturma açılmasını gerektirecek bir durum meydana gelmemiştir” karşılığını verdi.
KAYIP TABLOYU ŞÖYLE ANLATMIŞTI
RESSAM Hasan Pekmezci, geçen yıl bir etkinlikte tablo ile ilgili özetle şunları aktarmıştı: “1983-84 yılında Gazi Eğitim’de görevli iken Ankara Yarıaçık Cezaevi Savcılığı’nca oradaki bazı fotoğrafların kontrolü için yardım istenmişti. Gittiğimde bir depoda çok sayıda fotoğraf bulunduğu, bunların zaman içinde bozulduğu, kullanılamaz hale geldiği, anlatıldı; benim gözden geçirerek hazırlayaca ğım tutanakla bunların imha edileceği bildirildi. Gerçekten de zaman içinde solmuş, bozulmuş, eskimiş, pek çok poster, resmi dairelere asılanlardan çok bilinen Atatürk fotoğrafları vardı. Hepsi de kayıtlara geçtiği için ancak bir tutanakla kayıttan düşülebilecekti. Özellikle Atatürk fotoğrafı sözkonusu olduğundan o günün askeri müdahale ortamında savcı beyin duyarlılığı yerin deydi. Bunların içinde telis dokulu bir tuval dikkatimi çekti, çünkü klasik ressam larımızdan bazılarının kullandığı cinsten bir telis tuvaldi. Tablo farklı bir Atatürk portresiydi. Kopyasını çıkardığım imzayı Gazi’deki arkadaşlarımız okudular ki 1926 tarihli İbrahim Çallı tablosu. Kayıtlar incelendiğinde bu tablonun 2 Ocak 1948 tarihinde 384 numara ile ve 50 lira fiyatla ıslahevi demirbaşına kaydedildiği görüldü.”

