GeriGündem Katalogdan yurda
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Katalogdan yurda

Katalogdan yurda
Abone Olgoogle-news

Türkiye’den kaçırılan tarihi eserlerin peşinde dedektif gibi iz süren Kültür ve Turizm Bakanlığı, çalınan iki tarihi eseri Türkiye’ye getiriyor. Isparta kökenli Sidamara tipi lahit ile MÖ 3000’e tarihlendirilen bir araba modeli kültür varlığı İngiltere’den iade ediliyor. İşte 15 Şubat’ta Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenecek eserlerin kurtarılış hikâyeleri:

PARÇALARININ 3'Ü ISPARTA'DA 2'Sİ LONDRA'DA

Isparta Göksöğüt Belediyesi’nin 1987’deki bir yol çalışması sırasında Sidemara tipi bir lahit iş makinelerine takıldı. Lahit Isparta Müzesi uzmanlarının gözetiminde 5 parçaya bölünmüş şekilde toprak altından çıkarıldı. Eser Isparta Müzesi kayıtlarına 1988’de girdi. İşte ne olduysa o bir yıl içinde oldu. 1987’de 5 parça halinde bulunan eser müze kayıtlarına 3 ana parça bir de ufak parça olarak girdi. Lahte ait iki parça buhar olmuştu.

32 YIL SONRA ANLAŞILDI

İlk bulunduğu anda 5 parça olan lahti Prof. Dr. Mehmet Özsait tesadüfen fotoğraflamış ve yayınlamıştı. Ancak müze kaydına girmediği için bu lahtin diğer parçalarına ne olduğu kimsenin dikkatini çekmedi. Yaklaşık 32 yıl sonra eserlerin çalındığı ortaya çıktı. 2015’te Prof. Dr. Michael Strocka’nın araştırması ile eserin kayıp parçaları İngiltere’de tespit edildi. Lahte ait iki parça, Londra’daki Sotheby’s Müzayede Evi’nin 1988’de bastığı müzayede kataloğunda yer alıyordu. Eserler 1987’de bulunduktan bir yıl sonra İngiltere’de satışa sunulmuştu. Prof. Dr. Musa Kadıoğlu durumu Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bildirdi. İçişleri Bakanlığı İnterpol-Europol Dairesi Başkanlığı’nca, Sotheby’s Müzayede Evi ile irtibata geçildi ve katalogda yer alan parçaların 1988’de kimlere satıldığı soruldu. Müzayede Evi, eserlerin bir şahıs tarafından satışa sunulduğunu, 1989’da iki ayrı alıcıya satıldığını, gizlilik kanunları sebebiyle alıcıların isimlerini açıklayamayacaklarını bildirdi. Yeri tespit edilemeyen ancak Türkiye’deyken çekilmiş fotoğrafları bulunan eserler, İnterpol Çalıntı Sanat Eserleri Veri Tabanı’na kaydettirildi ve uluslararası alanda arattırılmaya başlandı.

SATIŞA ÇIKARILIYORDU

İşte bu noktada devreye Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılık Dairesi uzmanları girdi. Christie’s Müzayede Evi’ne ait bir katalog taranırken bu parçalardan birinin 4 Aralık 2019’da satışa çıkarılacağı görülüyordu. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Dairesi ile irtibata geçildi, anılan birim ivedilikle İngiltere polisi ile temas kurdu ve eserin satışı ileri seviyede tetkikler yapılması için geçici olarak durduruldu. Türkiye tarafından sağlanan veriler sayesinde yasadışı olarak Türkiye’den çıkarılmış olduğu hususunda ikna olan İngiliz polisi, eseri elinde bulunduran kişi ile görüşerek eserin iadesine aracılık etti. Çalıntı eser bulundurmanın İngiltere’de de suç olması eserin iadesini hızlandırdı. Sevgililer gününden bir gün sonra eserin anavatanına kavuşması sağlandı.

KÖKENİ ŞANLIURFA

Bakanlığın Kaçakçılık Şubesi’nin titiz ve dikkatli çalışması İngiltere’de bir başka Anadolu kökenli eserin daha iadesini sağladı. Şube uzmanları rutin olarak yaptıkları günlük işlerden olan Avrupa’daki müzayede kataloglarının taraması sırasında bir eser dikkatlerini çekti. İngiltere Bonham’s Müzayede Evi’nin satış kataloğunda yer alan MÖ 2 ya da 3000’e tarihlendirilen, iki boğa tarafından çekilen bir araba modeli Şanlıurfa Müzesi koleksiyonundaki eserlere çok benziyordu. Hemen bu alanda uzman olan ve yayınları bulunan Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu arandı. Kendisine katalogdaki eser gönderilerek bir rapor hazırlanması istendi. Kulakoğlu eserin Anadolu kökenli olduğunu bilimsel olarak ortaya koyan ve benzerlerini örnek olarak gösteren bir raporu bakanlığa gönderdi. Bu sırada da Kültür ve Turizm Bakanlığı Londra Kültür ve Tanıtma Müşavirliği’nden eserin satışının durdurulması istendi. Ancak Bonham’s Müzayede Evi bu girişimi reddetti. Prof. Kulakoğlu tarafından hazırlanan bilimsel rapor ile birlikte İngiliz polis teşkilatı ile irtibata geçildi. Raporu gören müzayede evi eserin satışını durdurmak zorunda kaldı. Eserin gizli tutulan sahibi ile temas kuruldu. Kendisine çalıntı eser bulundurmanın uluslararası bir suç olduğu hatırlatılarak eseri iade etmesi, aksi halde hukuki yollara başvurulacağı hatırlatıldı. Eserin mülkiyet sahibi pes ederek eseri ülkemize göndermeyi kabul etti.

MÜCADELE 15 YILDIR SÜRÜYOR

Kültür ve Turizm Bakanlığı Anadolu kökenli eserlerin peşini bırakmaya niyetli değil. Son 15 yılda tam 4 bin 399 eser, bakanlık bünyesinde oluşturulan Kaçakçılık Şubesi’nin titiz çalışmaları neticesinde ülkemize kazandırıldı. Yabancı dil bilen, arkeoloji ve sanat tarihi uzmanlarından oluşan ekip, Avrupa ve Amerika’daki tüm müzayedeleri takip ediyor. Orada gördüğü Anadolu menşeili bir eserin tüm özelliklerini çıkarıp, ülkemizde hangi bölgeden kaçırılabileceğini araştırmaya başlıyor. Bu bazen aylarca sürüyor. Ülkemizde benzer bir eserin varlığı tespit edildiğinde de uzmanlardan görüşler alarak bilimsel raporları hazırlanıyor. Daha sonra bahse konu müzayede evine hem diplomatik hem de hukuki yollardan baskı kurmaya başlanıyor. Dışişleri Bakanlığı, UNESCO ve İnterpol’de devreye sokularak eseri elinde bulunduran kişi ya da kurum tabiri caiz ise canından bezdiriliyor. Bu şekilde takibi yapılan yüzlerce eserin olduğunu bakanlık yetkilileri söylüyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle