Güncelleme Tarihi:

İzmir’de Hasan Tahsin Özel Eğitim Meslek Okulu’nda 80’e yakın öğrenci seramikten gıdaya bir çok farklı atölyede eğitim alıyor. Bunlardan biri olan tarım atölyesine girerken sizi önce okulun bahçesinde yaşayan Kepçe adındaki köpek karşılıyor. Seraya doğru ilerlediğinizde raflar boyunca uzanan yüzlerce kaktüs, etli yapraklı sukulentler, köşedeki akvaryumda dolaşan koi balıkları, öğrencilerin boyadığı minik seramik saksılar var. Hepsi birer “iyileşme” nesnesi aslında. Atölyeyi kuran tarım öğretmeni Adem Erhan buranın 15 yıllık hikayesini şöyle anlatıyor:
EN BÜYÜK BARİYER HATA YAPMA KORKUSU
“Okula ilk geldiğimde tarım öğretmeni olmama rağmen kendimi daha çok ilkokul öğretmeni gibi hissediyordum. Atölyede ders materyali olarak bitki bulmakta zorlanıyor, alışveriş merkezlerinde çürümüş, atılacak bitkileri alıp okulda canlandırmaya çalışıyordum. İlk başta öğrencilerimle sebze yetiştirme denemeleri yaptım ama sebze yetiştiriciliği öğrencilerimin hatasını kaldırmıyordu. Bir süre deneme yanılma yöntemiyle ilerledim. Sonra öğrencilerimin yapacakları hatalara en toleranslı bitki grubunun kaktüs ve sukulentler olduğunu keşfettim. Özel gereksinimli öğrenciler için en büyük bariyer, hata yapma korkusu çünkü. Ama kaktüs ve sukulentler hata kaldırıyor. Bu bitkiler kırılınca parçalarını toprala buluşturduğumuda çoğalıyor ve yeni bitkilerimiz oluyor, susuz kalınca direniyor, kopan yaprak kendinden yeni bir bitki üretebiliyor. Çocuk bitkiyi düşürdüğünde ‘Bak, hiçbir şey olmadı, hatta dört tane dikebileceğimiz bitki çeliğimiz oldu’ diyebiliyorum.
Öğrenciler toprağa dokundukça, bitki büyüttükçe, çevreleriyle ve kendi dışındaki canlılarla iletişim kurdukça doğayla içiçe bir ortamda daha sakin, daha özgüvenli bir hâle geliyorlar. Bu terapi etkisi öğrenciler üzerinde gözle görülür şekilde hissediliyor.
DERSE GİRMEK İSTEMİYORDU, MAHALLEYİ EĞİTİYOR
En çarpıcı örneklerinden biri, yıllar önce okula girmeyi reddeden bir öğrencimizin değişimi oldu. Agresif davranışları nedeniyle eğitim almakta zorlanan genç, tarım atölyesine geldiği gün ilk bitkisini dikti. Sonra ben ona o bitkiyi hediye ettim. Bir süre sonra neredeyse yalnızca tarım dersine katılmak için okula gelir oldu. Ardından okuldan eve götürdüğü çeliklerle evinin terasını bir botanik bahçesine çevirdi. Biz de bunu görünce öğretmenleri olarak ona sosyal medyada destek kampanyası açtık ve mahallesinde küçük bir sera kurduk. Şimdi, mahallesindeki çocuklara bitki yetiştirmeyi öğreten, sorunlu gençleri serasında toplayıp onları eğiten bir rehbere dönüştü. Diğer yandan da bir firmanın peyzaj bölümünde çalışıyor.
TÜRKİYE’YE YAYILAN MODEL
Türkiye’de yaklaşık 150 özel eğitim meslek okulu bulunuyor. Bunların 30’dan fazlasında tarım atölyesi aktif olarak çalışıyor. Yıllar içinde çoğalttığımız kaktüs ve sukulentleri, yeni açılan atölyelere ders materyali olması açısından koli koli gönderdik. Biz bu bitki çeşitliliğimizi sağlamakta çok zorlandık, dolayısıyla diğer okullar zorlanmasın diye imkanlarımız dahilinde bitki desteği veriyoruz. Bir koli bitki çeliği ile bir serayı baştan sona kurabilmek mümkün. Diğer yandan kaktüs ve sukulent çeşitliliği açısından eğitim kurumları arasında Türkiye’nin en geniş koleksiyonlarından biri hâline gelmiş durumdayız.
ÖĞRENCİLERİN KENDİ DÜKKANI VAR
Yetiştirdiğimiz skulent ve kaktüslerin dışarıya satışını yapıyoruz. Düğün, davet gibi özel günler için toplu satışlar da var. Böylece atölyenin ve okulun ihtiyaçlarını karşılayabiliyoruz. Tabi öğrencilerimiz bizim için çok önemli. Bu yüzden serada ‘Öğrenci Dükkanı’ adı verdğimiz onlar için özel bir satış köşesi kurduk. Her bir bitkinin üstünde onu yetiştiren öğrencinin adı yazıyor. Ziyaretçiler bu köşeden alışveriş yaptığında gelir doğrudan ilgili öğrenciye teslim ediliyor. Bu uygulama meslek ahlakı, iş disiplini, emek-karşılık ilişkisi ve özgüven kazanımı açısından ciddi bir eğitim değeri taşıyor.
İŞ HAYATINI ÖĞRENİYORLAR
Öğrenciler okulda haftada 15 saat atölye, 15 saat teori olmak üzere 30 saat ders görüyor. Tarım atölyesinde bitki yetiştirmenin yanı sıra işe zamanında gelme, görev tamamlama, doğru ve ekonomik ekipman kullanımı, iş arkadaşlarıyla iletişim gibi tüm iş becerilerini öğreniyorlar. Buradaki bir öğrenci gidip bir markette, kafede ya da otelde de çalışabilir. Tarım sadece aracı. Asıl dersimiz iş yaşamına hazırlık.”
ERASMUS İLE BUDAPEŞTE YOLCULUĞU
İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü akreditasyonu kapsamında yürütülen bir Erasmus projesiyle üç öğrenci, Macaristan’ın Budapeşte kentinde engelli ve normal bireylere tarım eğitimi veren bir komplekste 15 gün staj yaptı. Adem Erhan bu yolculukla ilgili olarak “Ailelerinde daha önce yurtdışına giden kimse olmayan öğrenciler için bu, bir stajdan çok daha fazlasıydı. Bizim öğrencilerimiz için uçağa binmek, otelde kalmak, farklı bir ülkede kendi başına bir şeyleri başarmak gibi adımların hepsi büyük birer kazanım. Mesela öğrencimiz Kevser havaalanında yürüyen merdiveni görünce korktu, binmek istemedi. Ona destek olduk, cesaret verdik. Dönüş yolculuğunda tek başına yürüyen merdivene binebiliyordu. O küçük adım, onun için koca bir dünya açtı. Bu öğrenciler için yurt dışı deneyimi belkide hayatlarında bir daha yakalayamaycakları bir fırst. Bu yüzden okulumuzda sürekli Erasmus porjeleri hazırlanıyor.”
