İstanbul'un festivali var

Güncelleme Tarihi:

İstanbulun festivali var
Oluşturulma Tarihi: Nisan 16, 1999 00:00

Haberin Devamı

Bu yıl kendine ‘‘Hayatımız Film’’ sloganını seçen ve 2 Mayıs'a kadar sürecek 18. Uluslararası İstanbul Film Festivali bu akşam yapılacak açılış töreninden sonra yarın sinema meraklılarına kucak açacak. Şehre bir şenlik havası getiren ve şehrin güzellikleriyle beslenen festival, hem İstanbul'da eksikliği çekilen sinematek işlevi görüyor, hem de dünya sinemasının en son örneklerini izleyiciye sunuyor. Beş kıtadan 145 yerli ve yabancı filmin gösterileceği bu yılki festivalde her türden sinema izleyicisinin meşrebine uygun film var.

Festivalden notlar

Bu yılki festivalin programı ana hatlarıyla şöyle: Uluslararası Yarışma, Sanatlar ve Sinema, Belgeseller, Canlandırma Sineması: Hollanda, Edebiyattan Beyazperdeye, Özel Gösteri - Sesler ve Sessizler: Şantaj/Alfred Hitchcock, Anısına (Alfred Hitchcock), Elveda (Akira Kurosawa, Alan J. Pakula), Ustalara Saygı (Yılmaz Güney, Abbas Kiarostami, Mario Monicelli, Jerry Schatzberg ve Agnes Varda), Bir Kült Efsanesi Ed Wood, Genç Bir Yönetmen Mercek Altında (Tom Tykwer), Dünya Sinemasının Genç Yıldızları, Dünya Festivallerinden, Millennium Projesi: Yönetmenlerin Gözüyle 2000, Bir Ülke-Bir Sinema: İspanya, Türk Sineması '98-99, İki Usta-Bir Başyapıt (Ertem Göreç&Vedat Türkali).

Fesitvalin ilk yıllarında salonun içinde hoparlörle çeviri yapılıyordu. Son beş yıldır tüm dünyada kullanılan elektronik altyazılı sistem kullanılıyor.

Festivalin film gösterileri Beyoğlu'nda Emek, Atlas, Alkazar ve Beyoğlu sinemaları ile Kadıköy'de Moda sinemasında 12.00, 15.00, 18.30 ve 21.30 seanslarında gerçekleşecek. Ayrıca saat 10.00'da Alkazar ve Beyoğlu sinemalarında ‘‘Sabah Sineması’’, saat 24.00'te Atlas sinemasında ‘‘Geceyarısı Sineması’’ var.

Festival Onur Ödülü Avrupa Sinema Fonu Eurimages'ın eski başkanı Gaetano Adinolfi'ye verilecek. Sinema Ödülü Onuru'na değer bulunan sanatçılarsa oyuncu Neriman Köksal, yönetmen Ertem Göreç, yönetmen ve yazar Vedat Türkali ile yönetmen ve yapımcı Türker İnanoğlu.

Festivalin yönetmen konukları Abbas Kiorastami (İran), Marcel Gisler (İsviçre), Rakhsan Bani-Etemad (İran), Pirjo Honkasalo (Finlandiya) ve Mario Martone (İtalya).

Bilet fiyatları tam 1.750.000 TL; öğrenci ile 65 yaş ve üstü izleyiciler için 1.250.000 TL olarak belirlendi. Rezervasyon sırasında satın alınacak biletler içinse indirimli olarak 1.500.000 ve 1.000.000 TL ödenecek. İngiliz oda orkestrası Matrix Ensemble eşliğinde gösterilecek Hitchcock'un sessiz filmi ‘‘Şantaj’’ın bilet ücreti ise tam 3.500.000 TL, indrimli 2.500.000 TL. ‘‘Sabah Sineması’’ biletleri tam 1.500.000 TL, indirimli 1.000.000 TL, ‘‘Geceyarısı Sineması’’ ise tam 3.000.000 TL, indirimli 2.000.000 TL.

Bu yılki ekonomik kriz, festivalin sponsorluk bölümünü olumsuz yönde etkilemedi. Bu yılın festival sponsoru Turkcell'in kendi aboneleri arasında yaptırdığı ankette aboneler Turkcell'i en çok İstanbul Festivali'nin sponsoru olarak görmek istediklerini belirtmişler. Festivale her yıl önemli ölçüde destek veren İMKB bu yıl da katkısını esirgememiş. Festivalin diğer sponsorlarıysa Koçbank, Baytur, The Marmara İstanbul, Renault ve DHL.

Festivalin danışma kurulu; Atilla Dorsay, Sevin Okyay, Sungu Çapan, Ömer Kavur, Barış Pirhasan, Venedik Festivali direktörü Guglielmo Biraghi ve Berlin Festivali Market Bölümü Direktörü Beki Prosbst'tan oluşuyor.

Fesitval etkinlikleri kapsamında 24 Nisan'da 10.30'da Alkazar Sineması'nda bir workshop düzenleniyor. Herkesin katılımına ücretsiz olarak açık olan bu etkinlikte Hollanda'nın önemli animasyon ustalarından Maarten Koopman filmlerinde kullandığı kuklaları gösterecek ve filmlerini nasıl hazırladığını anlatacak.

Festivalin bu yılki özelliklerinden biri, Hürriyet'in desteğiyle düzenlenen ‘‘Halk Jürisi Ödülü’’. Anket daha çok festivalin müdavimi sinefillere yönelik düzenlenmiş. Önceki yıllarda ücretsiz dağıtılan festival broşürlerinin bu yıl 250.000 TL'dan satışa sunulması da bir başka yenilik.

Festivalden geçen yıl elde edilen hasılat, festival yönetimi tarafından ilkesel nedenlerle açıklanmıyor, sadece hasılatın %35'ini sinemalara verdiklerini söylemekle yetiniyorlar.

Festivalin jüri üyeleri

Altın Lale Jürisi: Jüri başkanı yönetmen Chantal Ackerman (Fransa), Chicago Film Festivali Yönetmeni Michael Kutza (ABD), eleştirmen Mehmet Açar, yönetmen Janos Rozsa (Macaristan), gazeteci Henri Behar (Fransa), yönetmen Robert Stone (ABD) ve yapımcı Şeref Gür.

Ulusal Yarışma Jürisi: Jüri başkanı yönetmen Orhan Aksoy, M.Ü. İletişim Fakültesi öğretim üyesi Zafer Doğan, eleştirmen Tuna Erdem, eleştirmen Dan Fainaru (İsrail) ve oyuncu Gülsen Tuncer.

FIPRESCI Jürisi: Başkan Peter Cargin (İngiltere), Artsvi Bakhchinyan (Ermenistan), Daniela Sannwald (Almanya), Bo Ludvigsson (İsveç) ve Alin Taşçıyan.

Rakamlarla İstanbul Film Festivali

Festival seyirci rekorunu 1989'da 131 bini biletli 140 bin seyirciyle kırdı. Aynı yıl festivale 39 ülkeden 163 film katıldı. 1990 yılındaysa ülke sayısı 43'e, film sayısı 183'e yükseldi, izleyici sayısı 121.000'i biletli 140.000 kişiydi. 1991 yılında festivale 30 ülkeden 107 film katıldı. Bu filmleri 98.000'i biletli toplam 110.000 kişi izledi. 1992'de festivalde 33 ülkeden 134 film yer aldı ve izleyici sayısı 118.000'i biletli toplam 130.000 kişiye ulaştı. Festivale 1993 yılında 43 ülkeden 146 film katıldı ve 125.000 kişi izledi. 1994'te 39 ülkeden 126 yabancı ve 22 yerli filmin gösterildiği festivalde izleyici sayısı 80.000'i buldu. 1995 yılında festivale 22'si Türk filmi olmak üzere 40 ülkeden 154 film katıldı, 90.000'i biletli olmak üzere toplam 100 sinemasever izledi. 1996 yılında 35 ülkeden 167 film gösterildi, bu filmleri 95.000 kişi gördü. 1997'de festivale 39 ülkeden 161 film katıldı ve seyirci sayısı 100.000 kişiyi buldu. Geçen yılki 17. Film Festivaline 37 ülkeden katılan 154 film 110.000 izleyiciye ulaştı. Geride kalan 17 yıl boyunca festivale 68 değişik ülkeden toplam 1996 film katıldı. Bu filmleri 1 milyon 830 bin kişi izledi.

(Yukarıdaki rakamlar satılan bilet ve davetiyeli izleyici sayısını gösteriyor. Bir-iki filme giden seyirciler olduğu gibi, on beş-yirmi filme gidenler de var. Ortalama bir izleyicinin festival süresince beş bilet satın aldığı varsayılıyor.)

Festivalin izleyici profili

1997 yılının mayıs ayında DAP Pazarlama Araştırmaları A.Ş'nin festival süresince 250 izleyiciyle yüzyüze yaptığı anketin sonuçları şöyle:

l Festivale gelenlerin % 97'si İstanbul'dan, diğerleri İstanbul dışından.

Kadın ve erkek izleyici sayısı eşit.

İzleyicilerin yarıdan çoğu 19-25 yaş grubu, bunlardan sonra 26-35 yaş grubu geliyor.

İzleyicilerin yarıdan çoğu lise, diğerleri üniversite eğitimli.

İzleyicilerin hemen hemen yarısı öğrenci ve beşte biri özel sektörde çalışıyor.

Üçte ikisinden biraz azı ‘‘orta sınıf’’tan, geri kalanlar ortanın üstü ve üst sınıftan.

Festivale gelenlerin yarısı her ay biri-iki kez sinemaya gidiyor, değerlerinin üçte biri hemen her hafta ve % 15'i daha fazla sinemaya gidiyor.

Festival sinemaları arasında en çekici bulunanlar 1. Emek, 2. Reks ve 3. Alkazar, Beyoğlu ve Fitaş 1.

İzleyicilerin çoğu film sayısını yeterli buluyor.

Festival izleyicilerinin sorunlarının başında % 25 ile ‘‘bilet fiyat artışı’’ ve ‘‘ara verme’’ uygulaması geliyor. Bu sorunları festival süresinin kısalığı, film tekrar sayısının azlığı, daha çok sinema salonu talebi, daha iyi bir program ve tanıtım istekleri izliyor. (1998 yılından itibaren filmler tüm seanslarda ara verilmeden kesintisiz gösterildiğini hatırlatalım.)

‘‘Bilet almada sorun olmuyor’’ diyenlerin oranı % 20, bu işin daha iyi yapılabileceğini söyleyenlerse % 40. Geri kalanlar bu konuda görüş belirtmiyor. Bilet bulma zorluğu, karışıklık ve görevlilerin davranışları bu konuda en çok dile getirilen şikayetler.

Fiyatlar çok yüksek diyenler % 54, normal diyenler % 21.

Toplam izleyicilerin beşte ikisi İnternet yoluyla bilet satın almak istiyor. (Festivalde İnternet üzerinden bilet satışı yapılmıyor. İlgilerden aldığımız bilgilere göre de yakın gelecekte bu uygulamaya geçmeyi düşünmüyorlar.)

İzleyicilerin % 35'i filmleri konularına, % 43'üyse yönetmenine göre seçiyor. Seçimler etkileyen diğer faktörler sırasıyla şöyle; filmlerin türleri, konuları ve ülkeleri. Eleştirmenlerin görüşleri ve ödüller seyircilerin seçimlerini etkilemiyor.

Festivalde yabancı filmlerle ilgili tercihler daha güçlü. Yeni filmler ve klasikler en çok istenen türler. Bu türleri toplu gösteriler, geceyarısı ve sabah filmleri izliyor.

İzleyiciler ‘‘Film seçiminde neye ağırlık verilmeli?’’ sorusunu % 77 oranında sanat fillmeri diyerek cevaplamış. Bu cevabı % 48 ile ticari gösterime girme şansı olamayan filmler, % 26 ile marjinal yönetmenlerin filmleri izlemiştir. ‘Auteur’ filmleri diyenlerin oranı % 10, retrospektifler diyenlerinse % 7.

Hülya Uçansu festivali anlatıyor

Festivali başlangıcından itibaren taşıyan isimlerden biri olan, Uluslararası İstanbul Film Festivali Yönetmeni Hülya Uçansu festivalin gelişim sürecini şöyle anlatıyor:

‘‘1970'li yılların başlarında aralarında Onat Kutlar ve Şakir Eczacıbaşı gibi isimler ‘bu şehre bir festival yakışır’ diyerek yola çıktılar ve 1972 yılında İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nı (İKSV) kurdular. Vakfın düzenlediği İstanbul Festivali'nde on yıl boyunca müzik, sahne sanatları ve tiyatro yer aldı. Festivalin içinde sinemanın olmaması basının ve izleyicilerin tepkisiyle karşılaşınca 1981'de IBM sponsorluğunda iki film (Barişnikov Broadway'de ve Le Mister Picasso) gösterildi. 1982 yılında Konak sinemasında altı filmlik bir hafta yapıldı ve bu hafta çok başarılı bulundu. 1983’te 36 yabancı ve 4 Türk filmiyle ‘Sinema Günleri’nin tohumu atıldı. Bir yandan sinema çok sevildiği için, bir yandan da o yıllarda ticari sinemalarda seks ve karate filmleri furyası yaşandığı için ‘Sinema Günleri’ hızla benimsendi. Bunun üzerine, iki etkinlik birbirinden izleyici çalmasın diye, 1984’te Sinema Günleri haziran ayından nisan ayına çekildi ve o yıl 16 ülkeden 44 film gösterildi. 1988'de merkezi Paris'te olan Uluslararası Film Yapımcıları Dernekleri Federasyonu (FIAPF) tarafından resmen tanındı. 1989'da filmler sansürden muaf tutulmaya başlandı ve ‘Sinema Günleri’ adı ‘Uluslararası İstanbul Film Festivali’ne dönüştü. Saygın ve özgün bir hale gelen festival, Avrupa film festivalleri arasında da en önemli ve etkin ilk beş arasında sayılabilir.’’

Festivalin başlangıç yıllarının çok sancılı olduğunu söyleyen Uçansu, bunun nedenini şöyle açıklıyor: ‘‘Çünkü İKSV o yıllarda henüz kurumsallaşamamış bir yapıdaydı, bu günleri çok hatırlamak istemiyoruz. Kadromuz yoktu, bütçe sıkıntılarımız vardı. Son beş yılda İKSV çok hızlı bir kurumsallaşma içine girdi, bunun için festivalin profesyonel yöneticilerine şükran borçluyuz. Vakfın kurumsallaşması işimizi çok hafifletti. Yıl içinde sinema festivali için toplam dört kişiyle çalışıyoruz ama vakfın basın ve halkla ilişkiler, sponsorluk ve finans bölümleri bize yoğun destek veriyor. Ayrıca organizasyonda çalışan ve rehberlik yapan yarı gönüllü (küçük bir ücret karşılığı) üniversite öğrencisi gençler de festivale renk katıyor.’’

Uçansu basının ve televizyonların festivali sahiplenlediğini söylüyor ve ekliyor: ‘‘Basın ayrıca sponsorluk desteği de veriyor, ilanlarımızı ücret almadan yayınlıyor, tanıtım kliplerimizi gösteriyor. Bu hizmetlerin para karşılığı bizim bütçemizi kat kat aşıyor, ödememiz mümkün değil,’’ diyor.

Peki festival hazırlıkları nasıl yapılıyor? Hülya Uçansu bu soruyu da şöyle yanıtlıyor: ‘‘Film festivali bittikten sonra yaptığımız ilk iş geçen festivalin değerlendirilmesi. Her departmandan arkadaşlarla büyük bir toplantı yapıp, ‘Nerelerde ne hatalar yaptık? Gelecek sene bunları yapmazsak nasıl kazançlı çıkarız?’ diye tartışıyoruz. Temmuz ayından itibaren danışma kurulu üyeleri tarafından belirlenen bir sonraki yılın ustaları ve filmleri kesinleştiriliyor. Festivalin başlamasına yaklaşık dört ay kala konuk ağırlama departmanı görevlisi üç arkadaşımız çalışmaya başlıyor, iki ay kala da çevirmenler altyazıları hazırlıyor.’’

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!