İstanbul'da hava kirliliği çok arttı! Hangi ilçeler alarm veriyor?

İstanbulda hava kirliliği çok arttı Hangi ilçeler alarm veriyor

Günün her saati trafiğin deyim yerindeyse 'çılgınca' bir hal aldığı İstanbul'da, trafik yoğunluğuna bağlı olarak hava kirliliği seviyesi de ciddi oranda artmış durumda. Öyle ki şehirde özellikle bazı ilçeler alarm vermeye başladı. Standartların çok üzerinde seyreden hava kirliliği rakamları insan hayatını riske atıyor, erken ölüm riskini sandığınızdan çok daha fazla arttırıyor...

Haberin Devamı

İstanbul’da yaşayanların en büyük sorunlarının başında trafik geliyor. Şehir gürültüsü, trafik yoğunluğu sadece sosyal yaşamı etkisi altına almakla kalmıyor, hava kirliliğinin en temel sebebi oluyor ve insan sağlığı ile oynuyor.

Özellikle koronavirüs pandemisinde artan kişisel araç kullanımı, tedbirlerin kademeli olarak kalkmasıyla daha da yoğunlaştı. Günlük yaklaşık 4,5 milyon aracın yola çıktığı İstanbul’da özellikle bazı semtlerde hava kirliliği oranında inanılmaz bir artış yaşandı.

İstanbulda hava kirliliği çok arttı Hangi ilçeler alarm veriyor

Grafiğe göre haftanın en 'kirli' dönemi çarşamba ile cuma arasında... (Grafik: Harun Elibol)

Uluslararası Hava Kirliliği Önleme ve Çevre Koruma Birliği Başkanı Prof. Dr. Selahattin İncecik,İstanbul’da şu anda en belirgin hakim kirlilik konsantrasyonları partiküler madde (PM) olarak karşımıza çıkıyor. PM’nin iki türü mevcut. Birincisi PM 10 yani çapı 10 mikron ve daha küçük partiküller, diğeri ise PM 2,5 yani çapı 2,5 mikron ve daha küçük partikülledir” diyor ve PM konusunu daha detaylı açıklıyor:

Haberin Devamı
  • Kirlilik seviyelerinin belirlenmesi için de iki kriter bulunuyor. Bir tanesi bizim de taraf olduğumuz, Avrupa Birliği’nin belirlediği kriterler. Burada PM 10 için hem yıllık hem de 24 saatlik ortalama söz konusu. PM 10 için 24 saatlik ortalama 50 mikrogram bölü metreküp olarak belirlendi.
  • İkinci kriter ise Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) getirdiği kılavuz değerler. Bu değerler bir standart olarak kabul edilmese de tavsiyedir ve insan sağlığını hedeflediği için çok önemlidir. DSÖ’nün PM rakamları AB’nin kriterlerine göre daha düşük ancak dikkate alındığında insan sağlığı ve çevre daha fazla korunur.
  • Geçtiğimiz ay DSÖ tarafından güncellenen bu rakamlar daha da aşağı çekildi. Örneğin PM 10 için güncellemeden önceki rakam 50 mikrogram bölü metreküp idi. Güncelleme ile 45’e düşürüldü. PM 2,5 de günlük 25 mikrogram bölü metreküpten 15’e düşürüldü.

“Peki İstanbul’da bu değerler tam olarak nasıl?” diye sorduğumuz İncecik’in cevabı hiç de iç açıcı değil.

İstanbul’da PM rakamları DSÖ’nün önerdiği oranlarının çok üzerinde. İstanbul’da çok ciddi bir PM 10 kirliliği var. DSÖ’nün değerlerini geçtim, resmi olarak uymamız gereken hava kalitesi standartlarına göre PM 10 değerlerinin yılda 35 kezden fazla aşılmaması gerekiyor. Ülkemizde ve özellikle İstanbul’da PM değerleri yıllık aşılma standardının çok üzerinde seyrediyor. Yılın en az üçte birinde standartlar aşılıyor” diyen Prof. Dr. Selahattin İncecik, ilçelerin aşım oranlarını şöyle anlatıyor:

Başakşehir’de yıllık aşım oranı 136 ila 186 gün arasında değişiyor. Esenyurt’ta 214-199 gün, Mecidiyeköy’de 133-167 gün arasında değişiyor. Bunlar çok yüksek rakamlar ve şehirde standartların çok üzerinde bir PM kirliliği olduğunu gözler önüne seriyor.”

İstanbulda hava kirliliği çok arttı Hangi ilçeler alarm veriyor

Haberin Devamı

EN KİRLİ YERLER MECİDİYEKÖY, ALİBEYKÖY, SULTANGAZİ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hava kalitesi izleme merkezinde yer alan verilere göre, Alibeyköy, Mecidiyeköy, Sultangazi, Ümraniye, Esenyurt, Tuzla, Bağcılar ve Başakşehir hava kirliliğinin en yüksek olduğu ilçeler olarak karşımıza çıkıyor.

Partikül Madde 10 oranlarına göre hesaplanan haritaya göre şehrin en temiz bölgeleri ise Kumköy, Büyükada, Kağıthane 2, Çatladıkapı ve Şile. 

‘KİRLİLİĞİN TEMEL SEBEBİ TRAFİK’

Selahattin İncecik, hava kirliliğine sebep olan maddeleri konutların ısıtılması, trafik ve enerji üretimi olarak sıralıyor.

Hava kirliliğinin birinci sebebi konutların ısıtılmasıydı. Bu madde 90’lar döneminden önce geçerliydi çünkü o zamanlar kömür kullanımı çok yaygındı. İkinci sebep ise trafik. Hava kirliliğinin üçüncü sebebi olarak da enerji üretimi geliyor. Ancak İstanbul’da enerji üretimi olmadığı için iki temel sebebin şehirde hava kirliliğine neden olduğunu söyleyebiliriz” diyen İncecik, 90’lı yıllardan sonra doğalgaz ile ısınma yaygın hale gelmeye başlayınca ısınma faktörünün hava kirliliğine etkisinin azalmaya başladığını, trafik kirliliğin başlıca sebep haline geldiğini söylüyor.

Haberin Devamı

İstanbulda hava kirliliği çok arttı Hangi ilçeler alarm veriyor

DİZEL ARAÇLAR PARTİKÜL OLUŞTURUYOR

Prof. Dr. İncecik, dizel araçların daha az yakıt harcaması sebebiyle çok fazla tercih edildiğini ancak çevre ve insan sağlığı için oldukça risk içerdiğinin atını çiziyor. Bunun sebebinin de dizel araçların ciddi oranda partikül oluşumuna sebebiyet vermesi olduğunu söylüyor.

Benzinli araçların partikül sebebiyeti daha düşük olsa da karbon monoksiti, azot oksitleri artırdığından bahseden İncecik, “Bunlar da ozon gibi bir kirleticiye yol açıyor. Ozon da artık günümüzün en önemli kirleticilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Yerdeki ozan dediğimiz bu kirletici havanın kalitesini bozan, özellikle bebekler, çocuklar ve yaşlılar için solunum güçlüklerine yol açan bir kirletici. Özetle dizel de benzinli araçlar da havaya zarar veriyor diyebiliriz” bilgisini veriyor.

Haberin Devamı

ERKEN ÖLÜM RİSKİ ÇOK YÜKSEK

Hava kirliliği sadece sağlığı bozmakla kalmıyor, erken ölüme dahi neden oluyor. Üstelik erken ölüm riski hiç de azımsanmayacak oranda ciddi bir boyuta ulaşmış durumda. DSÖ’ye göre her yıl 7 milyon insan hava kirliliği nedeniyle erken ölüm riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Selahattin İncecik, 2018 Eylül’de DSÖ’nün bu konuyla ilgili ilk ciddi toplantısını yaptığını söylüyor, “Orada şu sonuca varıldı; özellikle gelişmiş ülkelerde bu ölüm sayıları çok azalıyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise ölüm sayıları çok artıyor” diyor.

DÜNYADA EN BÜYÜK HAVA KİRLİLİĞİ ASYA’DA

Hava kirliliğine dünya genelinde bakacak olursak şu anda ‘hotspot’ olarak adlandırılan bölgeler Güney Doğu Asya’da yer alıyor. Buradaki kirlilik tüm dünya için risk barındırıyor. Dünyada yaklaşık 36 mega şehir bulunuyor ve bunların yüzde 60’a yakını Asya’da yer alıyor. Bu şehirlerin büyük kısmı da gelişmekte olan ve hava kirliliğinin çok yüksek olduğu şehirler” diyen İncecik konuyu şöyle örneklendiriyor:

Haberin Devamı
  • Mesela Endonezya’da araçların yanı sıra endüstrinin, enerji tesislerinin yarattığı kirliliği gözle görmeniz bile mümkün. Tayland, Bangkok da aynı şekilde. Araçlar trafikte duruyor, resmen ilerlemiyor.
  • Öte yandan bu şehirlerle aynı hat üzerinde, aynı iklime sahip olan Singapur’a baktığımızda çok daha temiz olduğunu görüyoruz. Çünkü şehirde yerleşim çok doğru yapıldığı ve rüzgara açık halde dizayn edildiği için hava temiz kalıyor.
  • Hava kirliliğinin temiz olduğu şehirlere dünyadan San Francisco’yu da örnek gösterebiliriz. Bu şehir, özellikle doğal ventilasyon şartlarının karşılanması bakımından örnek teşkil ediyor. Şehirde neredeyse bütün yollar dik olarak, kesişmeden denize iniyor. Denizden gelen temiz hava şehri temizlemeye yardımcı oluyor.

İstanbulda hava kirliliği çok arttı Hangi ilçeler alarm veriyor

BOĞAZİÇİ’NDE DOĞAL VENTİLASYON VAR, HAVA TEMİZ

İncecik, “İstanbul’da doğal ventilasyonu yaratan iki tane temel rüzgar var. Biri Kuzeydoğulu rüzgar, diğeri Güneybatılı rüzgar. Kuzeydoğulu rüzgar özellikle poyraz rüzgarı, İstanbul’u rahatlatan en önemli rüzgardır. Bu rüzgar Boğaziçi yönünde esiyor, doğal bir ventilasyon oluşturuyor. Dolaysıyla Boğaziçi’nin her iki tarafında da kirlilik ile karşılaşamazsınız. Yüksek binalar ise bu doğal sirkülasyonun şehre yayılmasına engel oluyor, şehir temizlenemiyor” ifadelerine yer veriyor.

İŞTE ALINMASI GEREKEN HAYATİ ÖNLEMLER...

Eğer herhangi bir değişiklik olmazsa bu kirliliğin uzun yıllar süreceği ve hatta İstanbul’da trafik kaynaklı kirliliğin çok ciddi boyutta artacağını söyleyebiliriz” diyen Selahattin İncecik, alınması gereken önlemleri sıralıyor:

- Öncelikle trafik yüklerini azaltmak gerekiyor. Bunun da en temel yolu raylı sistemi çoğaltmak. İstanbul’da şu ana kadar 220 km civarında raylı sistem var. Bu raylı sistem, İstanbul’u diğer gelişmiş şehirlerle kıyasladığımızda yetersiz kalıyor. Şehirde raylı sistem ağının artması gerekiyor ki trafik yükü azalsın. Şu an İstanbul’da kişi başına 14 km kadar raylı sistem düşüyor. Bu rakamı 30 km’ye çıkarabilirsek herkes çok rahat eder. Ulaşım kolay olursa kimse evindeki aracı bu kadar sık çıkarmaz diye düşünüyorum.

- Mesela Paris’te iki şeritli yolların bir şeridi bisiklete açıldı. Bu da insanları bisiklet kullanmaya teşvik ediyor. İstanbul’da bisiklet yolu çok az, bu arttırılabilir.

- İstanbul’da yapılacak temel şeylerden biri dizel araçların sayısının azaltılmasıdır. Dizel araçlar özellikle ana artallere, şehir merkezlerine sokulmamalı. Cesaretle bu önlem alınmalı.

- Aynı şey yük araçları için de geçerli. Şehrin içinde kamyon gibi yük araçlarının gezmemesi gerekiyor. Türkiye’de AB ülkelerinin toplamından daha fazla kamyon var.

- İstanbul’da büyük bir inşaat furyası var. İnşaat kamyonları fütursuzca şehrin her yerinde dolaşıyor. Bunun da yarattığı ve PM 10’a eklenen bir toz sorunu var. Bunun kontrol altına alınması gerekiyor.

- Kişisel olarak alınacak önlemlere gelirsek; meteorolojik tahminlere bakarak, yüksek basınçlı ve sisli günlerde ana caddelerde insanların maskesiz dolaşmamasını öneriyorum.

- Pandemi bitse bile duraklarda maske takılması gerekiyor. Otobüslerin, servis minibüslerinin egzozundan çıkan duman çok riskli.

- Kamyonların arkalarından araç sürmeyin. Sürmek zorunda kalırsanız da asla camlarınızı açmayın.