iPod'un ardından... 'Değişen şey sadece cihazlar değil'

iPodun ardından... Değişen şey sadece cihazlar değil

Artık ne Sezen’in son kaseti var ne de Ferdi Özbeğen’in ilk 45’liği… Teknoloji sadece odalarımızdaki eşyaları değil alışkanlıklarımızı da değiştirdi. Dünya üzerindeki son müzik cihazı iPod’larda geçtiğimiz hafta itibariyle tarih oldu. Herkesin gramofonu da kasetçaları da cebimizdeki telefonlar. İşte ekonomi sayfalarında “iPod artık üretilmeyecek” başlığıyla okuyup geçtiğimiz tarihi gelişmenin arkasında kalanlar… Değişen ya da değiştirilen müzik kültürümüz.

Haberin Devamı

Taş plaklar için gramofonlar, 45'likler için pikaplar, kaset çalarlar için teypler, CD'ler için CD çalarlar... Teknoloji geliştikçe içeriği büyüyen 'müziğin' kütlesi de küçüldükçe küçüldü. İçinde 12 şarkı taşıyan kasetlerin yerini yüzlerce parçanın sığdığı elektronik müzik aygıtları aldı. Derken internet sayesinde bunlara bile gerek kalmadı. Artık müzik dinlemek için akıllı bir cep telefonu yeterli. Teknoloji devi Apple'da 2001'de piyasa sürdüğü iPod’ların üretimini geçtiğimiz hafta durdurdu. Yani artık 'sadece müzik dinlemek için' bir cihaz kalmadı.

Peki bu müzik kültürümüzdeki değişim ne anlama geliyor?

Apple, 2000'lerin ortalarında iTunes'u Windows bilgisayarlar için kullanılabilir hale getirerek iPod Mini'nin gücünü artırdı. Kısa süre sonra iPodlar her yerdeydi.

iPodun ardından... Değişen şey sadece cihazlar değil

Apple, 2000'lerin ortalarında iTunes'u Windows bilgisayarlar için kullanılabilir hale getirerek iPod Mini'nin gücünü artırdı. Kısa süre sonra iPodlar her yerdeydi.

Müzik yazarı Tolga Akyıldız Apple’ın, iPod üretimini durdurmakta geç kaldığını düşünenlerden.

“YENİ KUŞAKLARDA DİJİTAL SAHİPLİK YOK”

Apple yöneticileri için “iPhone’u hayal ettikleri gün iPod’a ömrü bizzat biçmişlerdi. Bir bildikleri vardır elbet ancak kimsenin işlevi kısıtlı bir müzik ya da film oynatıcıya ihtiyacı kalmadı artık” diyen Akyıldız “Ne yazık ki ana işlevi açısından iTunes için de bu böyle. Çünkü dijital sahiplik duygusu yok yeni kuşaklarda. Aslında dijital sahiplik dediğimiz hard diskler dolusu dosya anlamına geliyor bugün. Yani geleneksel dönemde arşivlenen plak, kaset ya da CD’lerle; bireysel ya da sosyal anlamıyla benzer işlevlere sahip değil. Şarkılar, albümler, türler eskiden olduğu gibi kişinin kimliği, tarzı, sosyal ilişkileri üzerinde belirleyici değil artık”

Haberin Devamı

“ALBÜMÜN NEDEN YAPILDIĞINI BİLEN KALMADI”

İnsanların artık aidiyet ilişkisi kurmak yerine daha hızlı tükettiğine değinen Akyıldız “Albümün niye yapıldığını bilen, hatırlayan kimse kalmadı. Öte yandan vitrine ürün çıkartmak ev yapımı ve kolay olabildiğinden dev dijital bulutların içinde kayboluyorsunuz. Bu da bağımsız ya da ana akımın parçası olmak istemeyen her türden müzisyende bir statü ve yetersizlik endişesi yaratıyor” dedi.
Internet bağlantı hızlarının gelişmesinin gerçek zamanlı veri akışını ve dijital yayıncılığı öne çıkardığını, Spotify, Apple Music gibi platformların global müzik endüstrisinin merkezinde konumladığını hatırlatan Akyıldız şunları söyledi:

Haberin Devamı

Geleneksel dönemde, müzik yapımcılarının harcadığı reklam ve pazarlama bütçeleri; müzik radyo ve televizyonlarının belirleyici etkisi esastı. Bugün bu etkenler yerine algoritma beklentilerinden söz ediyoruz. Çoğunluk ‘algoritma dostu’ sound’lar peşinde koşuyor. Ancak şu unutuluyor; algoritmanın kendine ait bir beğenisi yok ve algoritma dostu dediğimiz sound’lar rağbet görerek algoritmayı bizzat oluşturuyorlar. Yani şarkının ticari başarısı açısından otantik işler yapmak bugün daha da önemli. Sabır ve inatla inandığınız müziği yapmak belki eskisinden bile kıymetli. Algoritma bir zaman diliminde neyin popüler olduğuna dair tüketici davranışıyla oluşan ve benzer içerik önererek tüketici tavrını yönlendiren bir yapay zekâ mekanizması. Ancak kimin kalıcı işler yapacağı, kimin uzun yıllar boyunca saygın kalacağı, hangi şarkının kaç yıl sonra ilgi göreceği konusunda bir fikir ya da etki sahibi değil.

Müzik yazarı Tolga Akyıldız

--Dünyanın en büyük dinleme ve izleme platformu olan YouTube da YouTube Music uygulamasıyla oyuna girdi. Geleneksel dönemin patronları yani eskinin müzik şirketleri; algoritmaların yönettiği bu tür platformlara katalog hizmeti veren irili ufaklı oyunculara dönüştüler. Bugün 40 yaş üstü müzik meraklılarının, Hi-Fi’cıların, ‘Odyofil’lerin geleneklere sahip çıkması, eskiyi özlemesi sayesinde plak koleksiyonerliği tekrar trend haline geldi ancak pazar üzerindeki etkisi marjinal kalmaya, git gide azalmaya mahkûm.

ESKİDEN ALBÜM ALINIRDI ŞİMDİ FAVORİYE EKLENİYOR

--Yeni müzik tüketicisi ilişkisini ‘yeni’ şarkıyla kuruyor, bir sonraki aşamada benzer sound’ları içeren çalma listelerini keşfetmeye yöneliyor. Aynı müzisyenin üç ya da dördüncü şarkısını sevdiğinde sanatçının kendisiyle bir bağ kurup sayfasını favorilerine ancak alıyor. Aynı sanatçının biletli konser yapabilmesi içinse (Eğer farklı bir tanınmışlığı, fenomenliği vb yoksa) potansiyel dinleyicisinin davranışını etkileyecek yani algoritmanın dikkatini çekecek güçte, belirli aralıklarla ve belirsiz sayıda şarkı yapması gerekiyor.

Haberin Devamı

Bugünün dijital dinleme platformlarının önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde Metaverse’e entegre olacağına kesin gözüyle bakıyorum. Metaverse’ün bugün konuşulan boyutun çok ötesinde bir noktaya evrileceğine inanıyorum. Bu özellikle müzisyenlerin ve yapımcıların iş biçimini, şarkı üzerindeki hakların paylaşımını ve tüketim alışkanlığını devrimsel boyutta değiştirecek bir durum olacak. Otantik içerikler ve koleksiyon öğeleri; çok boyutlu sanatsal ortak çalışmalar öne çıkacak. Konser dendiğinde ise bambaşka bir şey anlaşılacak.

Müzik yazarı Tolga Akyıldız

--Ancak bu aşamadan sonra bir hayran kitlesinden söz edebiliyoruz. Tabii sosyal medyanın etkili kullanımının da müzisyen için çok önemli olduğunun altını çizmek lazım. Sözün kısası bugün müziğini pazarlamak, tanıtmak, müzikten para kazanmak isteyenlerin dijital mecralarda çok katmanlı bir bütünlük planlaması gerekiyor. Oyunun kuralı çok değişti.

Youtube gibi platformlara müzik yüklemek maliyetlerini yarı yarıya fazla düşürmek demek olduğundan ve aracıları ortadan kaldırdıklarını düşünerek yeni medya platformlarını yeni aracı olarak aldıklarından dinleyicisi ile daha duvarsız daha yakın bir ilişki kurmalarını sağlayabilir. Bu sebeple de hem üreticiler hem de tüketiciler tarafından hem kolay hem anında tepkisi ölçülebilen hem de aracısız olduğu düşünülen dijital platformlar geleneksele göre çok kullanılmaktadır. Dijitalde veriler sonsuz ve sınırsız olduğundan da iPod gibi maliyetli aracılar da kişi bazlı aracılar gibi artık ortadan kalkar ve tekel yeni medya platformları olur.

Akademisyen Dr. Nur Emine Koç

 Yeni Medya ve İletişim Uzmanı Dr. Nur Emine Koç da dijital platformların; veri saklamak, yapay zeka ile sevdiği müziklerin çaba göstermeden önüne çıkması gibi faktörleriyle, dinleyiciyi cezbettiğini hatırlattı.

"Artık dinleyici sınırsız müziğe ya bedava ya da çok cüzi bir rakama ulaşabilmekte" diyen Dr. Koç şu tespitlerde bulundu:

Haberin Devamı

"DİNLEMEKTEN ÇOK DİNLEDİĞİNİ GÖSTERMEK..."

--Yeni medya platformlarında dinleyiciler hem üretici hem tüketici olarak kabul edilen katılımcılar olduklarından, aslına Toffler'in terimi ile üretüketici ya da katılımcılar diyebiliriz. Sevdikleri müzikleri, listeleri diğer katılımcılarla paylaşmak, diğer katılımcılardan anlık reaksiyon almak dinleyiciler için klasik müzik mecralarına göre çok daha cezbedici.

--Popüler müziğin yeniden üretilmesi de yeni medya üretüketicileri ile gerçekleşmektedir. Fakat dijitalde uçsuz bucaksız müzik olduğundan sürdürülebilir olmak neredeyse imkansızdır. Bu sebeple de o 90'larda 2000'lerde keyifle dinlenen parçalar şimdi yok denmektedir. Olsa bile bu bilgi fazlalığından bulabilmenin imkanı da olmayabilir.

Haberin Devamı

--Aynı sebepten dinleyiciler kendilerinin önüne çıkan kendileri için oluşturulan listelere bir şekilde razı gelirler. Bu da diğer alanlarda da olduğu gibi müzikte de 'rızanın imalatı'dır aslında. Kendi seçtiğimiz, beğendiğimiz müzikler, bize sunulan popüler olduğu popüler sosyal medya platformları tarafından tescillenen müziklerle karışır. Bir zaman sonra hangisinin bize sunulup beğendiğimiz, hangisinin kendi tercihimiz ve özgür irademizle dinlediğimiz müzik olduğunu karıştırırız. Daha da ilginci bu farkı önemsemeyiz bile...

Birinci nesil iPod’un 399 dolarlık fiyatı talebin azalmasına neden oldu ve şirket bu sebeple ilk yıl 400 binden daha az satış yapabildi. Üç yıl sonra Apple, gümüş, altın, pembe, mavi ve yeşil renklerde 102 gramlık alüminyum kasalı iPod Mini'yi piyasaya sürdü. 249 dolara mal olan yeni tasarım iPodlar, 1000 şarkı tutma kapasitesine sahipti. Yeni tasarım sonrası satışlar patladı, Eylül 2005’te 22,5 milyon iPod satıldı.

 

Haberle ilgili daha fazlası: