GeriGündem İletişim Başkanı Altun: Biz bunu masum görmüyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İletişim Başkanı Altun: Biz bunu masum görmüyoruz

İletişim Başkanı Altun: Biz bunu masum görmüyoruz

104 emekli amiralin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle ilgili bildirisi sonrası, hükümet yetkilileri ve siyasilerden sert tepkiler geldi. İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 'Böyle bir bildirinin ne anlama geldiğini bilmeden yayınlandığını varsaymak hiçbir şekilde kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Biz bunu asla masum göremeyiz ve görmeyiz.'dedi. Adalet Bakanı Gül ise, 'Demokrasimizi daha da ileriye taşıyacağız. Bu karanlık zihniyetle mücadeleyi sürdüreceğiz.' ifadelerini kullandı.

İletişim Başkanı Altun'un A Haber'deki açıklamalarından satır başları şu şekilde:

Amaç çok açık, biz 15 Temmuz'u yeni yaşadık sayılır, üzerinden 5 yıl bile geçmedi. 15 Temmuz'da milletimizin ortaya koyduğu destansı direniş toplumsal hafızamızda çok diri. 104 emekli amiral bir araya geliyor. İsimlerinin önüne özellikle amiral yazıyorlar ve bildiri yayınlıyorlar. Bu kirli organizasyonda 5. kol faaliyeti sürdüren gayri milli medya unsurları tarafından 103 amiralden Montrö ve Atatürk bildirisi başlığı ile haberleştiriliyor.

104 EMEKLİ AMİRALİN BU BİLDİRİYİ YAYINLAMAKTAKİ AMACI NEYDİ?

Şimdi baktığınızda bu anti-demokratik bir bildiri ve ima ettiği anlamı hepimiz biliyoruz. Bu bildiri açık ve net söyleyelim milli iradeye ve onun seçilmiş temsilcilerine parmak sallamaktan başka hiçbir anlam taşımıyor.

Böyle bir bildirinin ne anlama geldiğini bilmeden yayınlandığını varsaymak hiçbir şekilde kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Biz bunu asla masum göremeyiz ve görmeyiz.

Milletimiz de buna çok açık ve net şekilde tepki gösterdi. Biz de derhal açıklama yaptık. Milli iradeyi savunma, demokrasimizi muhafaza etme vazifemizi yerine getirdik. Hemen sabahında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı. Yine MSB demokratik ülkede olması gereken bir olgunlukla bu girişimi sert bir şekilde kınadı.

Hepimiz biliyoruz biz ülke vesayetten çok çektik. Cumhurbaşkanımızın 2002'den beri verdiği demokratikleşme mücadelesiyle milli irade namına çok ciddi bir mesafe kat ettik. Vesayetçiler kaybetti, millet kazandı. Bu süreçte gerçek anlamda baktığımızda vesayet üzerinden sandık üzerinden bir takım siyaset dışı unsurlar üzerinden iktidar elde etme imkanını biz neredeyse ortadan kaldırdık.

Cumhurbaşkanımızın bu anlamda verdiği mücadele çok değerli bir mücadeledir. Bu nedenle de Cumhurbaşkanımızın bu mücadelesinin önünü kesmek için ulusal - uluslararası birçok odak harekete geçti. Defalarca Cumhurbaşkanımızı yolundan çevirmeye çalıştı. Fakat Cumhurbaşkanımız milletinden aldığı güçle ulusal ve uluslararası vesayet sistemlerine karşı çok ciddi bir mücadele ortaya koydu.

'BU MİLLET DEMOKRASİSİNİ KORUYACAĞINI GÖSTERMİŞTİR'

Bu mücadeleyle beraber Türkiye bağımlılık zincirini kırdı. Bu anlamda baktığımızda büyüdü, bölgesel bir güç oldu ve şu anda küresel aktör olma yolunda çok net bir performans ortaya koyuyor. Biz vesayet sisteminden kurtulduğumuzu düşündüğümüz bir noktada yeniden eski imaların gündeme getirilmesini kesinlikle hala vesayet özlemi çekenlerin olduğunun göstergesi olarak okuyoruz. Milli iradeye nasıl sahip çıktığımızı dost- düşman 15 Temmuz'da gördü. Bütün dünyaya bunu gösterdik.

Bu millet demokrasisini koruyacağını, her şartta sahip çıkacağını göstermiştir. Vesayetçilerin bir daha asla demokrasimize zarar veremeyeceğini açık ve net bir şekilde söylemek istiyorum. Kimse büyüyen, güçlenen Türkiye'nin önünü Allah'ın izniyle kesemeyecek. Bu ülke bir hukuk devleti. Bu skandal bildirinin arkasında, önünde kim varsa, bunları kim cesaretlendirdiyse, bunlara kim destek çıktıysa bunların hepsi hukuk önünde hesap verecek. Bakın bugün bu antidemokratik bildiriye, bu vesayetçi metne tek kelime edemeyip hatta ve hatta buna destek verip sonra da utanmadan arlanmadan çıkıp da bizleri yargılayacağını ifade edenler, sözüm ona siyasetçiler bu millete hesap verecekler.

Bu karşımızda TCK'da açık olarak tanımlanmış bir suç var. Belirlenen isimler gözaltına alındı. Tüm şüphelilere ilişkin arama, el koyma işlemleri usulünce icra ediliyor. Devletimiz ve milletimiz antidemokratik her girişimin karşısında duracak. Millet iradesinin önüne geçilmesine de asla izin vermeyeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki kararlılığı defalarca sınandı. Ve burada hiçbir şekilde bu imtihanı sayın Cumhurbaşkanımız kaybetmedi. Liderliği ile bu süreçleri tersine çevirdi. Bakın biz bu anlamda bu bildiriyi de bir test olarak okuyoruz. Burada bunu yapanlar yine başaramadılar.

15 Temmuz'da hatırlayalım. O gün o skandal eylem ortaya çıktığında, darbe heveslileri hemen alkışlamaya başladılar, evlerden izleyip başarılı olması için dua ettiler. Fakat ne oldu? Başaramadılar. Bu millet destansı direniş sergiledi. Bu kez darbeciler onları destekleyenler ne yaptılar? Bu darbe değildi, tiyatroydu dediler. Biz 5. kol faaliyeti sergileyen milli olmayan medya mensuplarının ne başlıklar attıklarını gördük, duruyor orada. O manşetleri atanlar heyecanla bu skandal bildiriye, darbe çabasına el sallayanlar birdenbire şimdi mağduriyet edebiyatı yapıyorlar. Kamuoyumuz çok bilinçlidir. Bu tür manipülasyonları kesinlikle kabul etmez.

Burada görüyoruz ufak darbe söylentisinde bile heyecanla el sallayanlara, hadsiz bildiriden menfaat sağlamaya çalışanlara diyoruz ki kaybettiniz, günden güne daha da kaybediyorsunuz, sizi ibretle izliyoruz ama işlediğiniz suçtur. Bakın bu zihniyetin milletimize ödettiği bedelleri çok iyi biliyoruz. O yüzden biz çok set duruyoruz, net duruyoruz. Hiçbir şekilde bu mesele ile ilgili olarak geri adım atmıyoruz. Bir sıradan nemelazımcılık yapmıyoruz. Herkesin yapması gereken bu hadsiz bildiri karşısında amasız ve fakatsız tavır almaktır. Peki ne oldu, birçok sözüm ona siyasetçi bu bildiriye imzamı atıyoruz dediler. Bunlarla ilgili olarak biz haklı olarak tepki koyduğumuzda 20'ye yakın kişinin demokrasiyi savunması gereken kişilerin yine bu siyasete gayrimeşru müdahaleyi savunan kişilerin sosyal medyadaki kendi yayınladıkları mesajları koyup tepki gösterdim. Gayri milli medya onları listelediğini söyledi. Bunlar açık ve net. Utanç vesikalarını dünya görüyor.

'ARTIK ESKİ TÜRKİYE YOK'

Gayrimeşru siyasete müdahale aracını siz alkışlayacaksınız. sizin çıkıp buna karşı net tavır almanız gerekir. Alamazlar. Görülüyor ki ortada iş birliği var. Yürüyen soruşturma sonucunda umuyorum bu iş birlikleri de açık ve net şekilde ortaya çıkar.

Bu antidemokratik bildirilerin hepsini biz görmezden gelemeyiz. Küçümsersek biz milletimize ihanet etmiş oluruz. Artık eski Türkiye yok. Kimse beyhude heveslerin peşine düşmesin. Türkiye baktığımız zaman ciddi anlamda güçleniyor. Kendilerine amiral olarak ifade edip ondan sonra böyle bir bildiri yayınlayan kişiler bunu nasıl görmezler biz Doğu Akdeniz'deki egemenlik mücadelesinde en büyük kazanımı sağlayan ülkeyiz. Türkiye denizlerde başardığını daha önce Cumhuriyet tarihinde başarmış mı? Bunu açık ve net soralım. Bu yönüyle baktığımızda bundan rahatsız olan dış güçler olduğunu biliyoruz. Bu unsurlarla ilişki içinde Türkiye'nin yürüyüşünü durdurmak isteyen aktörler yok mu? Var görüyoruz. Bunun uzantısı olarak görüyoruz. Her türlü tehdide uyanık şekilde yaklaşıyoruz.

27 Nisan e-muhtırasında ne yapıldığı ortadadır. 15 Temmuz'da vesayet odakları ile nasıl kararlı şekilde mücadele ettiysek bugün de edeceğiz. Kimsenin şüphesi olmasın. Bu tür belaları bu süreçte savmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.

AYKUT ERDOĞDU'NUN AÇIKLAMASI

Milletimiz bunu görsün. Ortada vesayet bildirisi var. Buna destek verip, seçilmiş hükümete, temsilcilerine tehditler savurmak neyin nesidir, milletimiz görmeli. Darbeleri destekleme tarihidir CHP'nin tarihi. Böyle bir çaba ortadayken her tür antidemokratik girişimi desteklememek söz konusuyken bu unsurlarla demokratik alanda müzakere mantığıyla ilerleyebilir miyiz? Hayır. Bunlar kaos istiyorlar. Talimatla hareket ettiklerini gördük. Bugün de görüyoruz. Türkiye terörle mücadele ederken buna bile destek vermedi bu unsurlar. Türkiye'yi Batı dünyasına şikayet etmeye kalktılar.

Suriye'de çok etkin operasyonlar yaptık. Onlar terör örgütlerine YPG'ye terör örgütü diyemeyiz, dediler. Dahasını söyleyeyim. PKK'nın siyasi uzantılarıyla iş birliğine girdiler ve sürdürüyorlar. Biz millet iradesi ve hukuk diyoruz. Bunlar tam anlamıyla darbe mekaniğiyle düşünüyorlar. Bir şekilde biz başa geçersek diyorlar şu adımları atacağız, bunlar yargılayacağız, intikam alacağız diyorlar. Milli irade neyi emrederse o olur. Hukuk önünde bu unsurların hesap vereceğini söylüyoruz.

BAKAN GÜL: 'KARANLIK ZİHNİYETLE MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ'

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Adli Yargı ve İdari Yargı Hazırlık Eğitimlerinin Açılış Töreni”nde konuştu. Gül, ‘Ülkemizi geriye götürmek isteyen vesayetçi zihniyetin muvaffak olması mümkün değildir.’ dedi.

'YARGININ İDEOLOJİSİ YOKTUR'

Mahkemelerin bağımsız şekilde kararlarını verdiğini belirten Gül, "Yargı bir kesimin bir grubun yargısı değildir. Yargı ne iktidarın yargısıdır ne muhalefetin yargısıdır, ne şunun ne bunun yargısıdır. Yargı sadece ve sadece Türk milletinin yargısıdır. Kimse anayasadan ve kanunlardan almadığı yetkiyi kullanamaz. Kimsenin mahkemeleri, hakim ve savcılarımızı etkilemeye, tesir altına almaya da hakkı yoktur. Bu yasalarımızda da suçtur. Adaletin tecelli edeceği yer bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Hakim ve savcılarımızın temiz aklı ve vicdanıdır. Bazıları tahkir ve tahrik siyaseti içinde adeta tribün amigosu gibi beğenmediği kararlar karşısında yargı mensuplarını hedef gösterme cesaretini kendisinde bulabilmektedir. Milletimiz nezdinde, adil kararın yerine geçebilecek hiçbir değer yoktur. Yargısal işleyişte hakim ve savcı fiile bakar, faile bakmaz. Ne söylendiğine değil delile bakar. Yargının ideolojisi yoktur. Yargının tek bir ideolojisi vardır, adalettir, adaletin tecelli etmesidir" ifadelerini kullandı.

'HAKİM, SAVCININ CÜBBESİ İLİKLENMEZ'

Hakim ve savcı adaylarına hitap eden Gül, "Meslek hayatınız boyunca aklınızı hiç kimseye esir etmeyin. Aklını abilerine, ideolojik körlüğe teslim edenlerin ne halde olduğunu 15 Temmuz'da FETÖ'cü hainlerin neler yaptığını hepimiz gördük. Ne olur aklınızı hiç kimseye kiraya vermeyin. Anayasadan, kanunlardan başka hiçbir yerden emir almayın. Hakim, savcının cübbesi iliklenemez. Hakim savcı cübbesini hiç kimsenin önünde iliklemeyin arkadaşlar" dedi.

'DARBECİLERİ YARGILAYAN YARGIYA ULAŞTIK'

Bakan Gül, bu ülkede vesayetçiler ve brifingciler önünde önünü ilikleyen hakim ve savcılar gördüklerini kaydederek, "Hala hicap duymaktayız. Bu ülkede anayasayı rafa kaldıran anlayışı gördük. Kişisel ideolojik çıkarlarla kararlarını veren hakim, savcıdan, hakim savcı olmaz. Bunun örneklerini gördük. Tüm kurumlarımız bu mücadeleyi sürdürmektedir. Geçmişte, vesayetçilere, brifingcilere, darbecilere selam duran yargıdan, darbecileri yargılayan bir yargıya ulaştık. Demokrasi hukuk nöbeti 15 Temmuz sonrasında yargı mensuplarımız tarafından yerine getirilmektedir" diye konuştu.

'VESAYETÇİ ZİHNİYETİN MUAFFAK OLMASI MÜMKÜN DEĞİL'

​Gül, milletin iradesini geriye götürmek isteyenlerin, demokrasinin asla geriye gitmeyeceğini bilmesi gerektiğini ifade ederek, "Vesayet nostaljisi içinde olanların ve milletin temsilcilerine parmak sallama hadsizliğini gösterenlerin karşısında güçlü demokratik bir siyaset bulunmaktadır. Millet tarafından, millet için yeni ve sivil bir anayasa yoluna çıkan demokrasimiz hepimizin ortak kazanımıdır. Biz 'özgürlükleri daha da artıralım' dedikçe vesayet tortuları besleyenlerin yeniden, bu anlamda bir şekilde gayret içinde olmaları gerçekten demokrasimiz, ülkemiz için üzücü. Biz '2023' derken hala 90'lar, hala daha önceki vesayetçi anlayışın özlemi içinde olanlar tek tük de olsa ciddiye alınmayacak şekilde bile yer yer çıksa bunun kabul edilebilir tarafı yok. Biz 'Türkiye’yi ileri götürelim, Türkiye’yi 2023 hedeflerine, Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyetler diye hedef gösterdiği ülkemizi daha da yukarı taşıyalım' derken, ülkemizi geriye götürmek isteyen gerici zihniyetin, vesayetçi zihniyetin asla ama asla Türkiye’de muaffak olması mümkün değil. Bunlar başaramayacaklar" dedi.

'HUKUK ÇERÇEVESİNDE CEVAP VERİLECEKTİR'

Gül, demokrasimizi ve hukuk vurgusu yaparak, "Millet iradesini verdikten sonra, bu iradenin karşısında olanlara asla müsaade etmeyecektir. Bu karanlık zihniyetle mücadeleyi sürdüreceğiz. Millet iradesini tahrip etmeye yeltenen, bu değerlere kasteden bu zihniyete, güruha hukuk çerçevesinde gerekli cevaplar verilecektir. Siyaset de, demokrasiyi, hukuk, anayasayı bu anlamda korumak için en büyük hassasiyet içinde olmalıdır, olacaktır. Böyle inanmaktayız. Millet iradesini verir, sandık geldiğinde demokrasi anlamında tercihini ortaya koyar. Onun ötesindeki anlayışlarla nasıl şimdiye kadar mücadele edildiyse, milletimizin iradesinin üstünde hiçbir güç tanımadık, millet iradesine karşı ne şekilde olursa olsun o iradeyi değersizleştirmeye yönelik her türlü çabanın karşısında dimdik ayakta olacağız. Mücadelemizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

 



Kripto Para Piyasaları için Bigpara

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

False