Güncelleme Tarihi:
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki 1 No’lu duruşma salonunda görülen davanın duruşmasına aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın bulunduğu tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı.
İMAMOĞLU TALEPLERİNİ İLETTİ
Duruşma başlamasıyla birlikte Ekrem İmamoğlu mahkeme başkanının yanına giderek, “Sayın Başkan duruşma başlayınca 3 kelimelik bir şey söylemek istiyorum, müsait olursanız.” dedi ve yerine geçti. Mahkeme başkanı diyeceklerini söylemesi için Ekrem İmamoğlu’nu kürsüye davet etti. Ekrem İmamoğlu, “Sayın Hakim, çok teşekkür ediyorum. Kadir Gecenizi tebrik ederim. Ramazan Bayramına gireceğiz. Burada istenmeyen şeyler oldu, sıkıntılar oldu. İzleyici olarak ailelerden 1’er kişi alınıyor. Zaten bu insanların aileleriyle görüşmeleri çok sıkıntılı. Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. 107 tutuklu yargılanıyor burada, 3 avukat kısıtlılığının doğru olmadığını düşünüyorum. Bu değil Türkiye’nin, dünyanın takip ettiği bir dava. Yüzde 15’lere düşen yargıya güven bu davayla artmasını diliyoruz. Çok önemli bir konu medya, arka taraftan buranın izlenmesi çok zor, basın mensuplarının takip etmesi çok zor. Bunun de ele alınmasını istiyoruz. Dün İBB Başkanvekili bu duruşmaya giremedi. Jandarmayla karşı karşıya gelmek istemiyoruz, herkes buraya medeni bir şekilde girsin. Lütfen bunları bayramda ailelerinizle otururken bir bayram havasındayken değerlendirin. Tüm bunları revize ederseniz, müzakere kapınızı açarsanız kimse sizin makamınıza saygısızlık yapmaz. Burada medeni bir hat çizerseniz kazanan Türk yargısı olur. Bu söylediklerimi dikkate almanızı rica ediyorum. Bayrama giriyoruz. Bayrama gidecek herkes. En güzel güzel günler, herkesin ailesinin, bu milletin her evladının olsun. Ama bazen öyle bir çıkış yaparsınız ki şuradan insanları serbest bırakır, evine yollarsınız, tutuksuz yargılama hakkını tanırsınız; tarih değişir. Bunu sadece size emanet ediyorum. Bu duygularımı sizinle paylaşmak istedim. Söz verdiğiniz için de teşekkür ederim.” dedi.
“PARA VERDİĞİNİ GÖZÜMLE GÖRMEDİM”
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından duruşmaya sanık savunmalarının alınmasıyla devam edildi. İBB İştirak Şirketi Ağaç AŞ Özel Kalem Müdürü tutuklu sanık Murat Or savunmasında, “2 çocuk babası olduğunu, çocuklarının cezaevinde olduğunu bilmesini istemediği için 9 aydır çocuklarını görmediğini söyledi. Murat Or, “Sınırlarımı bilirim, üstüme nasıl davranmam gerektiğini bilirim. Görevim dahlinde olmayan konulara burnumu sokmam. Rüşvet ile ilgili bir konuda adımın geçmesine çok üzülüyorum. Hayatımda boğazımdan haram bir lokma geçmedi, çocuklarımın da geçirmedim. Kimseden para talep etmedim, almadım. Kime sorarsanız söyler bunu. Devlet kaynaklarının israf edilmemesi noktasında elimden gelen her şeyi yaptım. Malvarlığımda artış gözlenmemektedir MASAK raporunda. Ben dini hassasiyetlerimden dolayı faiz dahi almam. Haksız bir kazancım olsa borca girmezdim. Odamın kapısı hep açıktır benim. Para alışverişi gerçekleşecek olsa ben bu odada mı yaparım bu alışverişi? Herkesin gözünün önünde olan bir oda. Gizli tanıklar Gürgen ve Mimoza kendilerinin sanık olma ihtimalinden kaçınmak için, olabildiğince isim vermiş olmak için benim de adımı verdiklerini düşünüyorum. Etkin pişmanlıktan yararlanma ihtiyacı hissetmedim. Ali Sukas’ın herhangi birine para verdiğini gözümle görmüş değilim. Herhangi bir örgüt yapılanması içerisinde görev almadım, Ali Sukas’tan bu yönde talimat almadım.” diye konuştu.
“TEK BİR KİŞİ OLAMAZ”
Ağaç A.Ş Genel Müdürü tutuklu sanık Ali Sukas, aylık gelirinin şu anda 30 bin TL olduğunu söyledi. Sukas savunmasında, “Aylardır ilk defa kendimi ifade edebilme fırsatı bulmuşken masum olduğumu söylemek istiyorum. İnanıyorum ki yaptığımız hizmetlerle hatırlanacağız. Savcılık rüşvet talep ettiğim şirketlere ihale verdiğimi, ihale verdikçe de daha çok rüşvet talep ettiğimi iddia etmektedir. Bu kadar yolsuzluk yapan, rüşvet alan birisinin bir açık vermesi gerekirdi, bin 200 incelenen dosyada bir açık çıkardı. Firmalar benim özellikle seçtiğim değil, daha önce de çalışılan sektörde bilinen firmalardır. Ben hukukçu değilim, mühendisim, gizli tanık Gürgen’in ifadelerine baktığımda Ağaç A.Ş’deki herhangi bir yöneticinin tek başına bu kadar bilgiye sahip olması mümkün değil. Ağaç A.Ş’deki herhangi bir yönetici, orta ve üst düzey yönetici tek başına bu kadar bilgiye sahip olması mümkün değil. Çünkü bilgilerin bir kısmı doğru, yani firma isimleri, kişi isimleri doğru, içerikler yanlış.” dedi.
“EVLİYA OLABİLİR Mİ DEDİM”
Gizli tanık Gürgen’i bir şeytana benzeten Sukas, “Gizli tanık Gürgen, bu mahlukat nasıl bir canlıysa yazıcı melekler gibi beni 24 saat izlemiş, Ağaç A.Ş.’de çalışan 50 kişiyi izlemiş, firmaları izlemiş. Düşündüm böyle bir canlı var mı diye? Evliya olabilir mi dedim, olmadı o. Şeytanda karar kıldım. Fitne ve dedikodu yayan şeytandır. Gürgen’in tek bir kişi olması mümkün değil. Bu kadar bilgiye tek bir kişinin sahip olması mümkün değil. İçeriklerin hepsi de yalan bunu da ayrıca belirtmek istiyorum. Tarafıma yöneltilen suç isnatlarının hepsi yalandır. Gizli tanıkla savcılığın iddiaları da birbiriyle çelişmektedir.” dedi. Gizli Tanık Gürgen’in beyanları incelendiğinde, ileri sürülen iddiaların somutlaştırılmadığı, olaylara ilişkin yer, zaman ve fiil bağlantısının kurulamadığı ve anlatımların herhangi bir maddi delille desteklenmediğini söyleyen sanık Sukas, gizli tanığın beyanlarının tartışmalı olduğunu ifade etti.
“HERHANGİ BİR TALİMATIM OLMADI”
İddianamede, sanıklar Tamer Gümüş ile Ümit Polat arasında ne geçtiğini bilmediğini ve para alışverişi olup olmadığını da bilmediğini söyleyen sanık Sukas, “Benim Ümit Polat’a herhangi bir talimatım olmadı. ‘Git Tamer Gümüş şu kadar para verecek, şurada teslim edecek’ gibi bir talebim, bir talimatım olmadı. Ben kimseden para istemedim. Tamer Gümüş ile ortak olduğum iddiaları da var yani ortak olduğum bir insana müdürümü gönderiyorum, rüşvet alıyorum ayrıca. Bu kadar akılsız bir insanım. Yani onların ikisinin arasında bir para alışverişi olduysa da ben bunu bilmiyorum, şahit olmadım, duymadım, görmedim.” dedi.
“BU İŞİ ÜSTLENECEK BAŞKA ŞİRKET YOK”
Sanık Sukas savunmasının devamında şunları anlattı: “Bizim satışlarımızın büyük bir bölümü, bizden önce de olduğu gibi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin çıkmış olduğu açık ihalelerle gerçekleşir. Bitkisel materyal dosyalarında açık ihaleye çıkar, biz gireriz, alırız. Çoğunlukla biz alırız. Niye? O güçte, o kapasitede, hem finansman olarak hem organizasyon kabiliyeti olarak bu işi üstlenecek ve zamanında yerine getirecek başka bir şirket yok. Bu benim suçum değil. Yani burada, büyükşehirlerde kurulan iştirak şirketleriyle alakalı. Ben AK Parti iktidarının en doğru yaptığı şeylerden bir tanesinin iştirak şirketlerinin kuruluşu olduğunu düşünürüm. Bunu söylerim çok rahatlıkla.”
“BÜTÜN ODAĞIM DEPREM BÖLGESİYDİ”
İş insanı Ahmet Sari’nin iddianamede “Ali Sukas eşinin milletvekili adaylığı döneminde benden seçim çalışmaları için otobüs göndermemi talep etti. Devam eden işlerimiz ve ciddi bir miktarda alacaklarımız olması dolasıyla bu teklifi kabul etmek zorunda kaldım” ifadesine karşı savunma yapan Sukas “İş yaptığımız firmalardan seçime destek talebinde bulunduğumuz, destek olmazlarsa çalışmayacağımızı söylediğimiz iddia ediliyor. Ben, 2023 yılında eşim milletvekili adayı olduğu dönemde kimseden maddi talepte bulunmadım. Seçim öncesi 6 Şubat depremleri vardı, ben eşimin kampanya dönemine bile katılamadım. Benim bütün odağım deprem bölgesi ve kendi işimdi.” dedi.
İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın yedinci duruşması sona erdi.
Duruşma, sanık Sukas'ın savunmasına devam edilmek üzere 23 Mart Pazartesi gününe ertelendi.