GeriGündem ‘Hücre için zamanı geriye döndürmeye çalışıyoruz’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Hücre için zamanı geriye döndürmeye çalışıyoruz’

‘Hücre için zamanı geriye döndürmeye çalışıyoruz’
Abone Olgoogle-news

Yetişkin hücrelerin özel yöntemlerle yeniden kök hücrelere dönüştürülmesiyle, gelecekte birçok kronik ve genetik hastalığın tedavisinin kapısı aralanabilir. Moleküler biyoloji ve genetik uzmanı Doç. Dr. Tamer Önder, “Yetişkin kök hücreyi kandan, kemikten, karaciğerden vs alırsak sadece o hücre tipini yapabiliyoruz. Ama döllenmeden hemen sonra ortaya çıkan embriyonik kök hücreler, süper kahramanlar. Her türlü kök hücreye dönüşebiliyorlar. Hücre için zamanı geriye yani fabrika ayarlarına döndürmeye çalışıyoruz” dedi.

DOÇ. Dr. Tamer Önder, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Translasyonel Tıp Araştırma Merkezi’ndeki (KUTTAM) laboratuvarında 10 kişilik ekibiyle birlikte, kişiye özgü uyarılmış UPK (pluripotent kök hücreleri) üretim teknolojileri üzerinde çalışıyor. UPK hücrelerinin, vücuttaki herhangi bir hücrenin genetik olarak yeniden programlanmasıyla elde edilebildiğini belirten Doç. Dr. Önder, “Bu özel hücreler, kendilerini yenileyebildikleri ve herhangi bir başka hücre tipine dönüşebildikleri için yenileyici tıp ve transplantasyona dayalı tedaviler alanında çok büyük umut vaat ediyor. Bu teknoloji sayesinde herhangi bir hastaya, o hastanın genetik kodunun aynısını taşıyan, bağışıklık sistemine tam uyumlu ve tedavisinde kullanılabilecek hücreler üretmek mümkün. Örneğin, bir UPK hücresinden kalp kası yapılabildiği gibi insülin salgılayabilen pankreas hücreleri de elde edilebilmektedir. Dolayısıyla UPK hücrelerinin yakın bir gelecekte kalp krizi ve diyabet gibi pek çok hastalığın tedavisinde kullanılabilmesi öngörülüyor” dedi.

‘Hücre için zamanı geriye döndürmeye çalışıyoruz’

Fotoğrafta görünen hücre kolonileri deri hücresinden elde edilen yeni UPK hücreleri.

FABRİKA AYARLARINA DÖNÜŞ

Erişkinlerde her organın aslında kök hücreleri bulunduğunu ve bunların bizi sürekli yenilediğini anlatan Doç. Dr. Önder, “Bunlara yetişkin kök hücresi diyoruz. Yetişkin kök hücreyi mesela kandan, kemikten, karaciğerden vs. alırsak sadece o hücre tipini yapabiliyoruz. Ama döllenmeden hemen sonra ortaya çıkan embriyonik kök hücreler, süper kahramanlar. Bu güçlü hücre kipi, sadece alındıkları organın ya da kanın değil her türlü kök hücreye dönüşebiliyorlar. Dolasıyla biz de yetişkin hücreyi embriyonik kök hücreye çok benzer hale getirmek üzerinde çalışıyoruz. Hücre için zamanı geriye yani fabrika ayarlarına döndürmeye çalışıyoruz. Yeniden programlayalım ki embriyonik kök hücre gibi davransın. Hücreyi en erken aşamasına (2-3 günlük embiroyonik kök hücre) döndürebiliyoruz” dedi.

‘Hücre için zamanı geriye döndürmeye çalışıyoruz’

MOLEKÜLER biyoloji ve genetik uzmanı Doç. Dr. Tamer Önder (39), tedavilerde kullanılabilecek kişiye özgü kök hücrelerin güvenilir, hızlı ve verimli üretilmesindeki moleküler mekanizmaları aydınlatmakla ilgili çalışmaları nedeniyle Sabri Ülker Bilim Ödülü’ne layık görüldü.

VİRÜSLE 4 GEN NAKLEDİLİYOR

Hücrelerin yeniden programlanıp vücuda verilmesiyle yenileyici tedavilerin ortaya çıkabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Önder sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlar insanın kendinden alınan hücreler olacağı için, bağışıklık sistemi de sorun çıkarmayacak. Yeniden programladığımız hücreler hiçbir zaman eski haline dönmüyor. Bu çalışmalar Japonya’da başladı ve 2012 yılında Yamanaka’ya Nobel Ödülü’nü kazandırdı. Laboratuvarda deri hücresine 4 geni (O, S, K, M genleri) HIV kullanarak ekliyoruz. Bu 4 gen normalde embriyonik kök hücrelerce çok aktifler. Deri hücresine verdiğimizde onları da aktifleştirebiliyoruz. Genleri deri hücresine naklettikten 3-4 hafta sonra çok sayıda kök hücre oluşuyor. Gelişen ve embriyonik kök hücrelere benzeyen bu yeni hücrelerden, tamamen uyumlu kalp kası, sinir, karaciğer vs. hücreleri geliştiriyoruz. Ayrıca kök hücre verimliliği ve güvenliğini arttıracak kimyasalların taramaları ve testlerini yapıyoruz. Verimi 10 kat arttıran bir kimyasalı (CBP30) bulduk. Bu sayede genlerden K ve M’yi dışarıdan vermemize de gerek kalmadı.”

LABORATUVARDA HASTALIK MODELİ

Bu çalışmalara paralel olarak genetik ve metabolik hastalıklardan UPK hücreleri elde ederek bu hastalıkları laboratuvar ortamında modelleyebildiklerini de anlatan Doç. Dr. Önder, “Örneğin, genetik bazlı bir metabolik hastalık olan sitrülinemi’den (karaciğeri etkileyen doğumsal bir metabolik hastalık) UPK hücreleri üretip bunları karaciğer hücrelerine ve ‘organoid’ adını verdiğimiz üç boyutlu hücresel yapılara dönüştürebiliyoruz. Bu modellerinde, yeni tedavi yöntemlerini ve yeni gelişmekte olan ilaçları test etmeyi amaçlıyoruz. İleride daha geniş bir yelpazede genetik veya kronik metabolik hastalıkları olan bireylerden UPK hücreleri üretmeyi ve bu tip hastalıklara karşı yeni tedavi yöntemlerinin daha hızlı bir şekilde geliştirilmesini sağlamayı hedefliyoruz” diye konuştu.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle