GeriGündem Herşeyi yeriz uçak dışında
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Herşeyi yeriz uçak dışında

Abone Olgoogle-news

Yaşar SÖKMENSÜER

Çin'in hemen göze çarpan bir özelliği var. Şişman Çinli yok. Bunda balık, tavuk ve sebze ağırlıklı mönü kadar, çatal-bıçak yerine çubuk kullanılması, sabah sporunun yaygın olması, bisikletli ulaşım da etkili.

Çin'de sadece tanrılar göbekli. O da eski bir Çin atasözüne dayanıyor: ‘‘Gülerken göbeğini hoplatmayan insandan korkun’’. Ki heykeller arasında gülen Buda çok yaygın. Kahkahayla gülen bir tanrı yani..

Hızla gelişen Sanghai ve Shenzhen'e ise Çin'in hiç tanımadığı ‘‘şişmanlık virüsü’’ yavaş yavaş giriyor. Görüştüğümüz Dışişleri yetkilileri fast-food restoranların, Cola ve suni meyve sularının özellikle çocuklarda şişmanlamaya yol açmasından yakınıyor. Hamburger çıkarmasına karşın Çin'de yine de geleneksel beslenme önemini yitirmemiş. Geleneksel Çin yemekleri hemen her köşede alternatif fast-food imkanı sağlıyor. Güneyliler prinç, kuzeyliler ise unlu gıdaları tercih ediyor. Uygurlar, Kazaklar ve Özbekler şiş kebap, pilav ve pide, Moğollar kızartılmış prinç, Koreliler soğuk erişte ve turşu, Tibetliler kızartılmış arpa ekmeğine öncelik tanıyor sofralarında.

Istakoz Avustralya'dan

Dünyanın en zengin mutfağı Çin'de. Bunu simgeleyen bir sözleri de var:

‘Çinliler havada uçak, yerde tank, denizde denizaltı hariç herşeyi yer.’

Gerçekten Çinliler hemen herşeyi yenilir hale, hatta leziz bir yemeğe çeviriyor. Ördek ayağının paleti, dananın kuyruğu (Niu Wei), deniz anası Çinlilerin özel pişirme yöntemleri ve soslarla mönüde ilginç sayfalar açıyor.

Daha önce İngiltere Kraliçesi'nin de ağırlandığı Lu Bo Lang restoranda geleneksel ve değişen Çin'in inanılmaz bir senteziyle karşılaşıyoruz. Çin artık mutfağını da yabancı lezzetlere açıyor. Önce değişik soslar ve buzla çiğ olarak sunulan, ardından çorba, ızgara ve haşlama olarak servis yapılan dev istakoz Avustralya'dan ithal. Izgara balık Kanada'dan, otlar Tibet'ten, ördek Pekin'den... Masayı Shandong'un hızlı alevde pişen soslu istiridyeleri, Jiangzhe'nin mandarin balığı buğulaması süslüyor. Buharda pişirilmiş deniz kaplumbağası, Sichuan'ın baharatlı doufusu, kurbağa, köpekbalığı da spesiyallerden. Guagdong'un ünlü yılan yemeği ise belki de beslenme alışkanlıklarımızı iyice zorlamamak için servise sunulmuyor.

İstanbul Konsolosu Xu Kun, ‘‘Japonlar gözleriyle, Amerikalılar mideleriyle, Çinliler ise dilleriyle yer. Ağır, ağır, emek vererek’’ diyen ünlü Çin atasözünü aktarıyor.

Çin'de sofrayı alkol derecesi düşük, nefis yerel biralar renklendiriyor. Hemen her kentin kendi ürettiği ayrı birası var. Beijing Beer, Şanghai Beer, Yan Jing beer, Cing Dao en ünlüleri. Çin-Fransız ortak yapımı şaraplar da iddialı. En ünlüsü de Dynasty. Çin'in prinç rakısı ise avangard ve enternasyonal bir damak gerektiriyor.

Ancak, özellikle yoğun anti-sigara kampanyasına bağlı olarak en lüks restoranlarda bile sigara tablası değiştirilmiyor. Yemekten kalkan müşteri tükettiği sigara toplamını kül tablasında görüyor. Ünlü Çin atasözü ‘‘Görünce anlarsın’’daki gibi...

Görünce inanırsın

‘‘Görünce inanırsın...’’ Efsanevi coğrafyası, özgün nüfusuyla ölçütleri zorlayan ülkenin gizi belki de bu Çin atasözünde yatıyor.

‘‘Peki görmezsen ne yaparsın’’ diye soruyorum.

‘‘Görünceye kadar beklerim’’ karşılığını veriyor sakin sakin...

Baş-işaret ve orta parmağının arasına iliştirdiği bambu çubukla önündeki pilavı tane tane ‘avlayıp’, ağır ağır yiyor.

Çin'in hedeflenen gelişim-değişim modelini, ‘‘Önce durulalım, sonra yavaş, yavaş’’ felsefesiyle özetlemek olanaklı. Ancak Çin özellikle Şanghai, Shenzhen gibi bölgelerinde başdöndürücü bir hızla değişiyor. Şanghai'da yüzde 14'e ulaşan ve kontrol altına alınmasına çalışılan büyüme hızı, ‘ağır ağır’ın ne denli hızlı olduğunu belgeliyor. Yabancılarla İlişkiler Dairesi'nden bir Çinli yetkilinin benzetmesiyle ‘‘Çin'in bir ayı, Sanghai'da bir gün gibi geçiyor’’...

Çin'deki Manhattan

Çin'de 1980'li yıllarda başlayan değişimle devletin rolü, merkezi planlamanın ağırlığı azaltılmış. Ancak Başkent Pekin'de (Beijing) yine de sosyalist planlama ve yönetim net olarak hissediliyor.

Pekin yönetimi, değişimin Çin stili, ‘ağır ağır’ olmasını hedefliyor. ...Ding, Çin'in hedeflediği değişim stratejisini ‘‘Ağırlaştırılan bir evrim’’ sözleriyle özetliyor. ‘‘Devrim değil evrim’’ diyor altını çizerek.

Shenzhen ise değişen Çin'in ‘delikanlısı’... Hong Kong'un çok yakınında bir rüya kent. 1980 yılında bir köy azmanı, küçük bir balıkçı kasabası olan Shenzhen tam 17 yılda inanılmaz bir mucizeyi gerçekleştirmiş. Nüfusu 2.3 milyona, üretimi 3 milyar dolara, dış ticareti 6.1 milyar dolara ulaşmış. Zarif gökdelenleri, inanılmaz güzellikteki parklarıyla bir mini Manhattan.

Çin'in ilk McDonalds'ı da Shenzhen'de açılmış. Ulaşım sorunu hızlı tren, metro, otoban, çok şeritli yollarla çözülmüş. Çin'de demiryollarının ulaşım mesafesi 54 bin kilometreyi aşmış. trenlerin yolcu taşıma kapasitesi ise 1 milyar 89 milyon. Sadece 1994 yılında tam 16 bin 500 kilometre karayolu trafiğe açılmış. Enerji gereksinimini, kentin tümüyle dışında, çıplak dağlar arasına kurulan iki nükleer enerji santrali karşılıyor.

Shenzhen başta bilgisayar, compact disk, otomobil, bisiklet, motosiklet, dev telefon santrali olmak üzere geniş yelpazedeki üretimiyle ihracatta ön sıralarda geliyor. Toplam ihracatın yüzde 14'ü 17 yıl önce balıkçı köyü olan Shenzen'den yapılıyor. Bu bir ülkede kısa sürede neler yapılabileceğini belgeliyor bize. Yoktan var etmeyi kanıtlıyor. Ve Türk heyetini takdir, hüzün ve öfkeyle karışık bir duygu kuşatıyor. Çünkü denetimsiz kentleşme, çevre yağması ve yerinde sayan gelişimiyle Türk kentleri geliyor aklımıza: ‘‘Bizde neden olmasın? Niye olmuyor.’’

Shenzen'de, Pekin'e oranla hem kent, hem insan yapısı değişiyor. Çin'in simgesi bisiklet konvoyları Shenzen'de yerini çağdaş ulaşım olanaklarına bırakıyor. Giyim de farklı, gençler de... Hatta mimikler, jestler bile.

Digital opera ve karaoke bar

Çinliler bin yılı aşkın geçmişi olan operada bile geleneksellikle çağdaş teknolojiyi bütünleştirmişler. Çince söylenen şarkılar digital ekranla anında İngilizceye çevriliyor. Ekranda beliren ‘‘İpekten kanatlarımla konup elimi yeryüzüne bastığımda, gökyüzü ve cennet sallanacak....’’ sözü, çok kutuplu bir dünya isteyen Çin'in beklentisini de eleveriyor.

Çin'de gençlerin gözde eğlence mekanı karaoke barlar. Yabancı pop parçalara karoeke ile İngilizce katılan Çinli solistler, genç kızlara Elvis tadlarını ve çılgınlığını yaşatıyor. Ancak gelenekler hala etkili. Diskolarda, hemen her büyük kentteki Hard Rock Cafe'lerde hala ‘‘kız kıza’’ dansedenler var. Batı kültürüne ‘‘yumuşak ve kontrollü’’ geçişi savunan gençler küçümsenmeyecek sayıda. Gençlerin uğrak yerlerinden birisi de Batılı örneklerini kıskandıracak bowling ve bilardo salonları.

False