Hayvanların muhabbeti

Güncelleme Tarihi:

Hayvanların muhabbeti
Oluşturulma Tarihi: Ekim 04, 1997 00:00

Haberin Devamı

Sizler onları işitemeyebilirsiniz, hareketlerinden de farkedemeyebilirsiniz. Ama sihirli bir iletişim sürer gider filler, arılar, yarasalar, balıklar arasında. İngiliz ve Amerikalı bilim adamlarının son araştırmalarına göre, canlılar alemindeki diyalog tamamen farklı sistemlere işaret ediyor ve işitme sınırımızı aşan frekanslarda seyrediyor. Bununla birlikte hayvanların sohbeti vazgeçilmez iki konuda yoğunlaşıyor: Besin ve seks.

Fillere uzak mesafeler vız geliyor. O koskocaman kulakları öylesine hassas, öylesine hassas ki. Üç kilometreden daha uzaktaki dişisine sesini duyurabiliyor. Bizler 20 hertz'in altındaki sesleri duyamazken, filler 15-35 hertz'de konuşabiliyor. Dağların arkasına aşk mesajları gönderebiliyor. Seslerin armonisi özellikle dişiler açısından büyük önem taşıyor. Dişi fil her dört yılda bir sadece dört gün seks istiyor ve özel bir tonlamayla bunu erkeğine farkettiriyor. Tiz, romantik çağrılar 4-5 saniye sürüyor ve 45 dakika yankılanıyor. Böylece erkek fil, dişisinin nerede olduğunu, ne denli arzulandığını tonlamalardan çözüyor.

Arıların dansı meşhurdur. Kovandaki dansları, besinin yönünü ve uzaklığını tanımlar. Yanıbaşındaki arılar ise kıvrak hareketlerin yarattığı hava akımlarıyla mesajı alır, yani işitirler. Onlara göre bu hava akımları, kalkmakta olan uçağın müthiş gürültüsü gibidir. Yaklaşık 50 yıldır bu gerçekler biliniyordu. Genelde karanlık olan kovanda birbirlerini nasıl görebildikleri, işaretleri nasıl algılayabildikleri çözülememişti. Alman uzmanlar bu sırrı da deşifre ettiler. Şüpheleri doğru çıktı. Kanat hareketleri ve hava basıncı, arıların dansını karanlıkta bile anlamlı kılıyordu. Pirinçten, robot arıyla denemeleri, tüm gerçekleri gün ışığına çıkardı. Kanatlardaki hava akımı, muazzam bir hava basıncı yaratıyor, uzaklıkla birlikte basınç hızla düşüyor ve rotanın çizilmesini kolaylaştırıyordu. Bir metre ötedeki bir başka arı, nerede ne olduğunu farketmiyordu.

Yarasalara gelince... İki taktiği var bu kurnaz hayvanların. Avlarının hareketli olup olmaması belirliyor çıkardıkları sesleri. Böceklerin, küçük hayvanların peşinde iseler yanık bir frekansta, tren sesi gibi ıslık çalıyorlar. Kan arayan vampir türleri ya da o günkü menüsünde meyvayı tercih eden yarasalar, farklı tonlamalarla ve yankılanmalarla uzaklıkları kestiriyor,

Mezgit balığının heyecanı, telaşı, sesleri de bir alem. Erkek mezgit balığı, yüzgeçlerinin sık, sık kasılmasıyla suları dövüyor ve çevresini varlığından haberdar ediyor. Her saniye tekrarlanan bu hareket saldırganlığa işaret ediyor ve yakınlarına bir dişi yaklaştığında çırpınışlar artıyor, hızlanıyor. Dişinin bu çağrıya karşı koyması mümkün olmuyor ve yüzgeçlerle kucaklaşmanın ardından sesler artıyor, muhabbet koyulaşıyor, her türlü alışveriş, her türlü iletişim sürüp gidiyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!