Hayatımın en acımasız gecesi

Hayatımın en acımasız gecesi

Sıradan bir güne uyanmıştım. Evin kapısından çıkarken 40 saati aşkın süre geri dönemeyeceğim aklımın ucundan geçmezdi. Bu meslekte çok savaşlar görmüştüm; Irak, Lübnan, Somali... Vahşetin ne olduğunu biliyordum. Ama hayatımın en acımasız gecesini kendi ülkemde yaşayacağımdan henüz habersizdim...

Haberin Devamı

Kara gecenin boşlukta savrulan sessizliğini alçaktan uçan jetlerin insanın her hücresinde hissettiği sesleri bozuyordu. Başkent semalarında gecenin habercileri o kadar alçaktan uçuyordu ki yakıtlarının kesif kokusunu apartmanların üzerine bırakıyordu. Daha ne olduğunu anlamadan sağa sola telefonlar açarken kendimi haberin sıcak refleksi ile Genelkurmay Kavşağı’nda buldum. Genelkurmay Başkanlığı binasını, polis araçlarının yanıp sönen mavi-kırmızı ışıkları aydınlatıyordu...

1- GENELKURMAY’IN ÖNÜNDE

Genelkurmay’ın önüne gittiğimde çevresindeki tankları gördüm. Kısa süre içinde çevrede tedirgin insan grupları toplanmaya başladı. Duydukları ‘darbe’ fısıltılarına yan yana yumruklarını sallayıp isyan edenlerin profilleri birbirinden çok farklı ama tepkileri ortaktı. Üzerinde “Che Guevara” tişörtü olan da ak sakallı ihtiyar da göbeği açık jean pantolonlu genç kız da başı kapalı kadın da kol kola haykırıyordu karanlığa. Genelkurmay’dan gelen silah sesleri karşısında polisler, yavaş yavaş artan kalabalığı uzak tutmaya çalışıyordu ki bu kez kurşunların vızıltıları insanların üzerinden geçmeye başladı. Kalabalığa ateş açılıyordu, herkes tam siper yere yatıyor, silahlar susunca tekrar kalkıp tepkisini gösteriyordu.

Hayatımın en acımasız gecesi

2- TANKLAR ÖNLERİNE ÇIKANI EZİP GEÇİYORDU

Haberin Devamı

Bir anda bulunduğumuz noktadan birkaç yüz metre ilerideki Atatürk Bulvarı’ndan gelen tank sesleriyle insanların tepkisi daha da arttı. Bulvarda kendilerini durdurmaya çalışan vatandaşların üzerine tank sürülüyordu. Araçları, elektrik direklerini, ağaçları ezip geçiyordu, koca demir yığınları. Gözümü vizörden ayırmadan deklanşöre basıyordum.

Hayatımın en acımasız gecesi

3- HER KARE BİR DEHŞET VESİKASI

Fotoğraf makinemin kaydettiği her bir kare, dehşet vesikasıydı. Bir grubu Çankaya Köşkü’ne doğru giden tankların bir bölümü de polis araçlarını ezip geçerek Genelkurmay Başkanlığı önüne doğru hareket etti.
Koşarak Genelkurmay’a gittiğimde kimse yoktu henüz. Aradan kısa süre geçtiğinde ise Kızılay’da tankların önüne geçen kalabalıklara daha büyük kalabalıklar eklendi. Başkent sokaklarında elimden makineyi bırakmadan koştururken sürekli etrafımda yaşananları kayıt altına almaya çabalıyordum. Sanıyorum biz sokaklardayken o anlarda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekrandan yaptığı çağrı geldi. Genelkurmay önündeki kalabalığın sayısı bir anda arttı.

Hayatımın en acımasız gecesi

4- ETRAFIMDA İNSANLAR ÖLÜYORDU

Haberin Devamı

Genelkurmay Karargâhı önünde etraflarını kuşatan kalabalığı korkutmak için tanklar gürültülü sesleriyle ileri geri hareket ediyordu. İnsanlar bedenlerini koca cüssesine siper ettikleri tankların üzerine çıkmaya çalışıyordu. Bu sırada nizamiyeden açılan ateşle onlarca insan yaralandı. Bir taraftan yaralılara müdahale eden halkın tepkisi daha da artmıştı ki bu kez nizamiyeden insanların üzerine yeniden ateş açılmaya başlandı. Hemen yanı başımdaki bir adam karnına aldığı mermiyle yere düştü, ölmüştü. Birkaç metre ötemdeki gençse ayağından yaralandı. Fotoğraflarıma yansıyan dehşet giderek artıyordu. Savaşlarda, çatışmalarda görev yapmıştım ama ilk kez hayatımda bu kadar ölüme yaklaştığımı hissediyordum. Gelen onlarca telefon çağrısının yalnızca birine cevap verebildim, onu da anlamsız veda cümleleriyle kapattım.

Hayatımın en acımasız gecesi

5- İLK BOMBA CAMLARI PATLATTI

Elimdeki fotoğrafı gazeteye ulaştırmanın bir yolunu ararken Meclis’e geçtim. Orada karşılaştığım Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Bülent Uzun’la birlikte bir süre dil döktükten sonra Meclis’e girebildik. İçeride her partiden az sayıda milletvekili ve Başkan İsmail Kahraman vardı. Genel Kurul Salonu’na doğru inmeye çalışırken uçakların attığı, Meclis bahçesine düşen ilk bombanın etkisiyle muhalefet kulisinin yakınındaki bütün camlar, sıvalar, çerçeveler birkaç metre ötemde patlamıştı. Orada duran yalnızca bir polis vardı, dışarı doğru koşarak bembeyaz toz bulutu içinden haykırıyordu, “Kimse var mı? Hayatta kimse var mı?”
Hayatımın en acımasız gecesi

6- VEKİLLERLE SIĞINAĞA İNDİK

Haberin Devamı

Genel Kurul Salonu’na ulaştığımda ise vekiller hem tepki gösteriyor hem birlik mesajlarıyla darbeye karşı çıkıyordu. Dışarıdan gelen yoğun çatışma sesleri ve bombaların dehşeti içinde vekillerle birlikte sığınağa indik. Ağır silahlı polisler, sağa sola koşarken çatışma sesleri giderek artıyordu. Sonradan helikopterin Meclis’i ateş altına aldığını öğrendim. Tekrar fotoğrafları gazete merkezine göndermek için Bülent Uzun’la birlikte Genel Kurul Salonu’na çıktığımızda basın kulisinde kimsenin olmadığını gördük. Buranın güvende olmadığını anladığımızda tekrar sığınağa inmeye karar verdik.

Hayatımın en acımasız gecesi

7- HER YANI TOZ BULUTU SARDI

Haberin Devamı

Genel Kurul Salonu’ndan çıkmak üzereydik ki, bu kez hedef Türkiye Büyük Millet Meclisi ana binasıydı. Bina jetler tarafından öyle bir bombalandı ki her yanı toz bulutu kapladı. Genel Kurul Salonu’nun kapısında aynı gazetedeki meslektaşım Rıfat Başaran’la karşılaştık.
Sığınağa inerken gördüğümüz manzara hayretlere düşürüyordu bizi. Kısa süre önce geçsek bombayla çökmüş çatıdan düşen parçaların altında kalacaktık, belki de patlayan camlar üzerimize yağacaktı. O an Meclis’te nerenin vurulduğunu bilemiyorduk.
Bomba o kadar etkili olmuştu ki ne kapılarda cam ne duvarlarda sıva ne tavanda avize ne duvarda resim kalmıştı.

Hayatımın en acımasız gecesi

8- BAŞBAKAN’IN MAKAM ODASI DA VURULMUŞTU

Haberin Devamı

Sabah gün ağarırken dışarıdan ateş sesleri geliyordu. Uyarılara rağmen saklana saklana dışarı çıktığımızda yaşanan dehşet daha da çarpıcı şekilde fotoğraflara yansıyordu. Gece vurulan yer Başbakan’ın makam odasının hemen yakınındaki sütundu. Günün ilerleyen saatlerinde Meclis’in etrafını kalabalıklar sardı. O gün toplanan Genel Kurul’da bütün partilerin genel başkanları tek ses aynı isyanı dile getirdi. Salonun izleyici locaları öylesine doluydu ki... Herkes duvarında “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” yazan Meclisine sahip çıkıyordu.

Hayatımın en acımasız gecesi

15 Temmuz gecesi ölüm benim gibi her meslektaşımın, her vatandaşın, polisin, milletvekilinin sadece birkaç metre veya birkaç saniye, birkaç dakika uzağındaydı...

Haberle ilgili daha fazlası: