Güncelleme Tarihi:

6 Şubat 2023’te, merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olan 7,7 büyüklüğündeki deprem, ülkemizi derin bir yasa boğmuştu. Bu yıkıcı sarsıntının şoku henüz atlatılamamışken, kısa bir süre sonra yine Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde 7,6 büyüklüğünde ikinci bir deprem meydana gelmişti. Ardışık yaşanan bu iki büyük felaket 11 ilimizi etkilerken, en ağır yıkımı Kahramanmaraş ve Hatay yaşamıştı.
Büyük depremlerin ardından artçı sarsıntılar yaklaşık bir yıl boyunca devam etmiş, zaman zaman 4 büyüklüğüne kadar ulaşmıştı. Zamanla bu sarsıntılar azalmış, bölge halkının endişeleri bir nebze olsun hafiflemişti. Ancak pazartesi günü ve bu gece meydana gelen depremler, korkuları yeniden gün yüzüne çıkardı.
4,2 VE 4 BÜYÜKLÜĞÜNDE İKİ DEPREM KORKUTTU
Önce pazartesi günü Hatay’ın Antakya ilçesinde 4,2 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Sarsıntının derinliği 7 km olarak paylaşıldı. Bu gece yarısı ise bu sefer Hatay’ın Hassa ilçesinde, saat 04.15’te 4 büyüklüğünde bir başka deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) X hesabından yapılan açıklamaya göre, depremin yerin 7,41 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirildi.
Prof. Dr. Süleyman Pampal, Doğu Anadolu Fayı ile Ölü Deniz Fayı’nın kesiştiği bölgeye ilişkin ise çok önemli açıklamalarda bulundu.
6 Şubat’ta meydana gelen ilk depremin Amik Ovası’nın altından Antakya’ya kadar uzandığını belirten Pampal, “Bu depremde Doğu Anadolu Fayı’nın ilgili bölümü kırıldı. Hep birlikte çok acı günler yaşadık. Ancak Ölü Deniz Fayı bu süreçte kırılmadı. Özellikle Ölü Deniz Fayı, kuzeyden yüklenen stresin etkisiyle kırılmaya başladığı takdirde, bu kırılma Kızıldeniz’e kadar uzanabilir. Bu nedenle bu fayın çok dikkatli bir şekilde izlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Geçen yıl, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Hatay’da bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgede deprem sonrası önemli çalışmalar yapıldığını ancak tedirginliğin hâlâ sürdüğünü söyledi.
Pampal, “Depremden sonra güzel adımlar atıldı, çalışmalar devam ediyor. Ancak depremi bir kenara bırakıp hareket etmemeliyiz. Bu bölge için deprem bir gerçek” dedi.
Bölgede kırılabilecek küçük fayların da risk oluşturduğuna dikkat çeken Pampal, Antakya Fayı’nın buna örnek olduğunu belirterek, “Hatırlanacağı üzere, bölgede kırılabilecek faylardan biri olan Antakya Fayı kırıldı ve 6,5 büyüklüğüne varan bir deprem üretti. Bu sarsıntıyı, 6 Şubat depremlerinden sonra adeta üçüncü bir şok olarak yaşamıştık” ifadelerini kullandı.
Ölü Deniz Fayı’na ilişkin endişelerini de dile getiren Pampal, bu fayın mutlaka bir gün kırılacağını vurguladı. Pampal, “Açıkçası ben korkuyorum. Ölü Deniz Fayı illa ki bir gün kırılacak. Bunun zamanını saptayamıyoruz ancak ‘depremi bilerek bir şey olmaz’ anlayışıyla hareket etmemeliyiz” diyerek uyarıda bulundu.
Prof. Dr. Süleyman Pampal, Hatay ve çevresinin tarihsel depremlerine bakıldığında bölgedeki yüksek sismik riskin açıkça görüldüğünü söyledi.
Tarihsel kayıtların son derece çarpıcı olduğuna dikkat çeken Pampal, MS 115 yılında Antakya’da meydana gelen ve şiddeti 9 olarak kayıtlara geçen depremin, günümüz ölçeğiyle 7-8 büyüklüğünde olduğunu belirtti.
MS 245’te yaşanan ve şiddeti 10 olarak ifade edilen depremin ise 8 büyüklüğünün de üzerine çıktığını vurgulayan uzman isim, dönemin tarihçilerinin aktardıklarına göre bu depremin 200-300 bin can kaybına yol açtığını, kentte taş üstünde taş kalmadığını ve olayın “küçük kıyamet” ile “kozmik felaket” olarak tanımlandığını aktardı.
Not: Depremin büyüklüğü, kaynağında açığa çıkan enerjinin ölçüsüdür. Aletlerle (sismograf) objektif olarak ölçülür. Depremin şiddeti ise sarsıntının yeryüzünde ve yapılarda yarattığı etkiyi ifade eder. İnsanların hissetmesi, binalardaki hasar ve çevresel etkiler esas alınır.



