Güncelleme Tarihi:
Londra Tasarım Festivali’nin prestijli platformlarından biri olan Global Design Forum İstanbul, 13-16 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da düzenleniyor. Mimarlık, sanat, teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında hazırlanan program kapsamında uluslararası tasarımcılar, sanatçılar ve yaratıcı isimler kentin farklı noktalarında buluşuyor. Global Design Forum İstanbul’un Artistik Direktörü, sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut etkinliğin merkezlerinden biri olan Aya İrini’de açıklamalarda bulundu.
Forumun ortaya çıkış sürecini anlatan Bulut, sürecin planlı bir “taşıma” fikrinden değil, zaman içinde büyüyen iş birliklerinden doğduğunu söyledi. Bulut, “Global Design Forum’u İstanbul’a taşıyalım diye başlamadık. Çok iyi projeler yaptık, bu projeler karşılık buldu, ödüller aldı ve bir topluluk oluşturdu. Sonrasında bunu daha kolektif bir seviyeye taşımak istedik” dedi. Amaçlarının daha fazla insanın tasarımı ve sanatı tartışabileceği bir alan yaratmak olduğunu belirten Bulut, uzun yıllardır birlikte çalıştıkları ekiplerle bu buluşmanın doğal bir şekilde ortaya çıktığını ifade etti.
Etkinliğin ziyaretçilerde nasıl bir his bırakmasını istediğini anlatan Bulut, forumun klasik bir etkinlikten çok bir düşünce alanı olarak tasarlandığını söyledi. İki gün boyunca yaklaşık 12 oturum düzenleneceğini belirten Bulut, bu oturumların tasarımın sorumluluğuna odaklandığını ifade etti. Ayrıca, “Dünyanın her yerinden sanatçılar, mimarlar, araştırmacılar ve yazarlar İstanbul’da. Savaşlar, krizler, göçler ve ekolojik sorunlar sürerken tasarımcılar ne yapabilir, nasıl katkı sunabilir, bunları konuşuyoruz” dedi.
İSTANBUL’UN 7 NOKTASINA YAYILAN SERGİLER
Forumun yalnızca konuşmalardan oluşmadığını belirten Bulut, dört gün boyunca İstanbul’un yedi farklı noktasında “Geçiciliğe Övgü” adlı kürasyonun ziyaretçilerle buluşacağını söyledi. Bu sergilerin Türkiye’nin ahşap mirası, zanaat kültürü ve mekân hafızasından beslendiğini belirten Bulut, üniversiteler, akademisyenler ve tasarımcılarla birlikte geliştirilen iş birliklerine dikkat çekti.
Aya İrini’de kurulan alanın ortaya çıkış hikayesini de anlatan Bulut, tarihi mekanlarla çağdaş tasarımı yan yana getirmenin baştan verilmiş bir karar olmadığını söyledi. “Önce bulunduğunuz yerin ne istediğini anlamaya çalışıyorsunuz. Bazen hiçbir şey yapmamak daha değerli oluyor, bazen çağdaş bir müdahale gerekiyor” diyen Bulut, Aya İrini avlusundaki gölgelik yapının da ihtiyaçlardan doğduğunu anlattı. Programın ana renklerinden biri olan “aşı boyası kırmızısı”ndan ilham aldıklarını söyleyen Bulut, “Burada bir living room yani oturma odası hissi yaratmak istedik. Bazen problemi çözerken en değerli fikirler ortaya çıkabiliyor” ifadelerini kullandı.
Geleceğin şehirlerini tasarımın mı şekillendireceği sorusuna ise Bulut, “Bence insan şekillendirecek” yanıtını verdi. İnsanın kendi iç dengesiyle toplum arasında güçlü bir bağ olduğunu söyleyen Bulut, “İnsan kendiyle hizada olunca toplumla da hizada oluyor. Şehirleri ve geleceği şekillendiren şey de bu” dedi.
“HERKESİN EMEĞİ VAR”
Forumdaki en heyecan verici parçanın hangisi olduğu sorusuna ise Bulut, hiçbir işi birbirinden ayıramayacağını söyledi. “Bu proje için o kadar çok koşturduk ki… Gece gündüz çalışan onlarca, belki yüzün üzerinde ekip vardı. Hepimiz her detay için çok heyecanlıyız” diyen Bulut, ziyaretçilerin de bu deneyimden güçlü farkındalıklarla ayrılmasını umduklarını belirtti.



